‘Diyanet İşleri Başkanı’na hatırlatırım…’

İnanmanın, iman etmemin şartları arasına ne zamandan beri siyaset de girdi? Eğer inanç, sayın Diyanet İşleri Başkanı’nın dediği gibi siyasete yansıyacaksa, devlet başkanlarına kutsallık atfedenler hariç bütün din ve mezheplerde var olan ‘’zalim sultan azledilir’’ ilkesini hatırlatırım.

AYHAN TEKİNEŞ 06 Eylül 2021 GÖRÜŞ

Diyanet İşleri Başkanı’nın “İnanç, insan ile Allah arasında olsun, siyasetine, ticaretine yansımasın diye ortalığı ayağa kaldırıyorlar” açıklamasını okuyunca doğrusu şaşırdım. Biz, İslam İnanç Esasları’nın anlatıldığı derslerde yıllarca imanın şartlarını okuduk ve okuttuk. İmanın şartları arasında siyasetin olduğunu da şu ana kadar ben görmedim. Bundan dolayı ister istemez Diyanet yeni bir mezhep ya da yeni bir dini inanış mı kuruyor? sorusu geldi aklıma.

Başkan’a öncelikle şu soruları sormak isterim; İnanç zaten insan ile Allah arasında değil midir? İnanmak yani iman etmemin şartları arasına ne zamandan beri siyaset de girdi? İman, tabii ki insanla Allah arasındadır. Hatta çoğunluk alimler kelime-i şehadeti dille söylemenin bile zorunlu olmadığını, imanın kalbin Allah’la kurduğu bir bağ olduğunu söyler. İman esasları akâid kitaplarında belirlenmiştir. İman esasları arasında da bir kez daha tekrarlayalım siyaset yoktur. Yalnızca Şia’da imamet yani devlet başkanlığı iman esasları arasındadır.

Şiilerde iman esasları arasında masum imamlara inanma ve tabi olma vardır. Lakin onlara göre de imamlar Hz. Hüseyin’in soyundan gelen masum (yani kutsal) önderlerdir. İmamlara kutsallık atfetmeden, siyasetin iman esasları arasına girmesinin mümkün olmadığını Şii doktrinini şekillendiren teorisyenler yaklaşık 1200 yıl önce fark etmişlerdir. Şayet imamet yani siyaset inanç meselesidir, derseniz, zorunlu olarak ona kutsallık atfetmeniz gerekir. Şii teorisyenler, imamların kutsallığı üzerinden azınlıkta bulundukları ülkelerde siyasi otoriteye muhalefet etmişler; farklı mezheplerden idarecilerin meşruiyetini tanımamışlardır. Hatta Şii İsmailî mezhebine bağlı Fatımîler, Mısır’ı ele geçirince soylarının Peygamber (s.a) ailesinden geldiğini gösterir bir nesep silsilesi bile uydurmuşlardır. İran coğrafyasında Sasani kültüründen gelen kutsal krallar (şehinşah) fikrine, Mısır’da da kutsal kral kral Firavun geleneğine aşina olan toplum kutsal imamlar fikrini benimsemekte de zorluk çekmemiştir.

Şiilik dışında kalan mezhepler ise kutsal devlet başkanı fikrini kabul etmemiştir. Devlet başkanlığının belirli bir aileden olması zorunluluğu gibi bir fikir bile ekseriyet tarafından kabul görmemiştir. Devlet başkanlarının Kureyşli olması gerektiğini bildiren hadis, Kureyş’in o dönem sahip olduğu sosyo-kültürel öncülük dikkate alınarak yorumlandığından dolayı alimlerin çoğunluğu tarafından devlet başkanlığı için zorunlu bir şart olarak kabul edilmemiştir.

Devlet başkanının Kureyşli ya da Şiilerin iddia ettiği gibi Ehl-i Beyt’ten olması gerektiği şartına kelamcılar Kur’an-ı Kerim’de geçen ‘’zalimlerin’’ devlet başkanı olamayacağı ilkesini hatırlatarak itiraz ederler. Allah Teala Hz. İbrahim’e ‘’Seni insanlara önder (İmam) yapacağım’’ demişti; Hz. İbrahim de ‘’Ya Rabbi, neslimden de önderler çıkar’’ diye dua etti. Bunun üzerine Allah Teala ‘’Zalimler ahdime eremezler’’ diyerek, zalimleri istisna etti (Bakara suresi 124). Hz. İbrahim, soyundan gelenlerin de önder olmasını isteyince, Allah Teala kim olursa olsun ‘’zalimin’’ dini ve siyasi önder olamayacağını bildirmiştir. Binaenaleyh soy-sop, seçilmişlik ya da ideolojik kimlik devlet başkanı olmak için hiç bir anlam ifade etmez.

Devlet başkanlığı için zikredilen ‘’bilgili olmalı, akıllı olmalı’’ gibi şartlar, bütün vazifeler için aranan temel niteliklerdir. Devlet başkanı seçimine mahsus şartlar değildir. Ayrıca devlet başkanının usul ve füruu fıkıhta müçtehit olması gibi nitelikler de teorik olarak ileri sürülen şartlardır. Bu şartların Devlet başkanlarında bulunmasının imkansızlığına kelam alimleri de dikkat çekerler. Bundan dolayı İslam kelamcıları ve siyaset bilimcilerine göre devlet başkanlığının ittifakla kabul edilen tek bir şartı vardır: Adalet ilkesi. Ünlü kelam bilgini Seyyid Şerif el-Cürcânî, ‘’Devlet başkanının zulmetmemesi için zahirde adil olması zorunludur. Zira fâsık, (halkın) malını kendi menfaati için kullanır ve insanların hak ve hukuklarını gasp eder’’ der. Tabi bu noktada hatırımıza zalim yöneticiye mutlak itaati meşrulaştırmak için kullanılan ‘’Başınızdaki Habeşli bir köle bile olsa dinleyip itaat edin’’ hadisi ve benzeri hadisler gelir. Bu metinleri Seyyid Şerif, ‘’devlet başkanının uzak bölgelerde görevlendirdiği müfreze komutanları için geçerlidir’’ şeklinde yorumlar (Şerhu’l-Mevâkıf). İmam Matüridî’nin de ‘’ululemr’’ kavramını sahabe dönemindeki müfreze komutanlarıyla sınırlandırdığı hatırlanacak olursa zalim de olsa yöneticileri desteklemek gibi bir anlayışın İslam inanç geleneğinde de tasvip edilmediği anlaşılacaktır. Bugün halk arasına yerleşik batıl inançları nasıl reddediyorsak, çeşitli tarihsel sebeplerle yerleşmiş olan devlet başkanına kim olursa olsun itaat edilmesi gerektiği fikrini de reddetmemiz gerekir.

Siyaseti, dini davetin merkezine yerleştirirseniz ya devlet başkanına kutsallık atfedecekseniz ya da devlete. Sonuçta her ikisi de bir diğerinin kutsallığını gerekli kılacaktır. Böylece iktidarı ele geçiren zorbaların hatta ailelerinin kutsandığı makuliyetten tamamen uzak bir kısır döngü ortaya çıkar. Bundan dolayı siyasetin rasyonel ve objektif ilkeler etrafında şekillendirilmesi gerekmektedir. Kutsal aile ve kutsal lider üzerinden kurgulanan bir siyaset teorisinin sosyal barışı, eşitliği, özgürlükleri ve adaleti sağlaması mümkün değildir. Devlet başkanından talep edilen adaletin ‘’zahiren adil olmakla’’ sınırlandırılması da önemli bir ayrıntıdır. Seyyid Şerif, bu ifade ile Devlet başkanının batınî yani subjektif adaleti oluşturan niyet ve inanç gibi kişisel özelliklerine değil, yönetimde adalet ilkesine bağlı olup olmadığına dikkat çeker. Eğer inanç, sayın Başkan’ın dediği gibi siyasete yansıyacaksa devlet başkanlarına kutsallık atfedenler hariç bütün din ve mezheplerde var olan ‘’zalim sultan azledilir’’ ilkesini hatırlatırım.

Takip Et Google Haberler
Takip Et Instagram