Yunanistan uzmanı: Yeni Morialar olabilir

Midilli Adasın'daki Moria göçmen kampının orada kalan mülteciler tarafından Avrupa'ya geçmek için yakıldığı iddia ediliyor. Yunanistan uzmanı Ulrich Storck, bunun yeni sorunları da beraberinde getirdiğini söylüyor, çünkü Yunan hükümeti Moria'nın örnek olmasını istemiyor.

KRONOS 17 Eylül 2020 DÜNYA

Yunanistanın Midilli adasında bulunan ve binlerce sığınmacının kaldığı Moria kampında yangın çıktı. Yangının ardından kamp tahliye edilirken, karadan ve havadan müdahale edilen yangın söndürüldü.

Ege Denizi’ndeki Yunan adasında Moria göçmen kampının yanmasının üzerinden yaklaşık bir hafta geçti. Yersiz yurtsuz kalan göçmenler adada sokaklarda kalıyor. Başta Almanya ve Fransa göçmenlerden bir kısmını alacağını açıkladı ama Moria kampında tutulan ve şimdi kalacak bir yeri olmayan göçmen sayısı 12 bini geçiyor. Hepsinin Avrupa’ya alınmayacağı kesin. Yunanistan ise göçmenleri çadır kamplara yerleştirmeye başladı. Kış kapıda. Göçmenlerin dramının kısa sürede bitmeyeceği açık.

Yunanistan uzmanı ve Friedrich-Ebert Derneği Atina Temsilcisi Ulrich Storck, Alman kanalı tagesschau’a verdiği söyleşide Yunan hükümetinin kendini Avrupa tarafından terk edilmiş hissettiğini söyledi. Moria felaketiyle başa çıkma şeklinin, her şeyden önce uzun vadeli göç politikasına bağlı olduğunu belirten Storck’un sorulara verdiği yanıtlar şöyle:

Yunan mülteci politikasını nasıl değerlendiriyorsunuz, ayırt edici bir özelliği nedir?

Yunanistan, Avrupa’dan gelen mülteciler konusunda yalnız hissediyor. Coğrafi olarak Yunanistan, çok sayıda mültecinin – çoğu Türkiye üzerinden – geldiği ve sonrasında mültecilere bakmak zorunda kalan bir cephe devleti konumunda. Mülteciler de Yunanistan’a gelmek için değil, daha çok Kuzey ve Orta Avrupa’ya gitmek için yola çıkıyor. Almanya’ya gitmek istediklerinden genellikle açıkça söz ediyorlar. Yunanistan durumu kontrol altına almaya çalışıyor, ancak ülke – en azından son on yılda yaşanan mali krizden bu yana – ayrıca çeşitli sorunlarla mücadele etmek zorunda.  Bana göre, Yunanistan Avrupa’dan gelen devasa mali ve idari desteğe rağmen, bu ek zorlukları kendi başına çözecek durumda değil. Moria yandığında orada 12 bin mülteci barındırılıyordu. Ama bu rakam aslında 20 bindi. Yani, öncesinde durum daha kötüydü ve tüm bunlar Avrupa’nın gözü önünde yaşandı. Şimdi şaşırmayı doğru bulmuyorum.

Yunan hükümeti bu krizde doğru yanıtları buldu mu?

Yunan hükümeti, Moria’nın taklit edilebilecek bir örnek haline gelmesini istemiyor. Yani, “İçinde bulunduğumuz kampı ateşe verebilir ve böylece Avrupa’ya bir bilet alabiliriz” izleniminin oluşması istenmiyor. Bunun engellenmesi gerektiği düşünülüyor, çünkü diğer birçok adada benzer kamplar var. Yunan hükümetinin korkusu bu nedenle anlaşılır görünüyor.

Yunanistan’ın korkular neye dayanıyor?

Mülteciler artık sosyal ağlar ve cep telefonları aracılığıyla birbirine bağlı. Kundaklama, Yunanistan’da zulümden kaçınmanın bir yolu olarak algılanırsa, gelecekte daha fazla Moria olabilir. Ancak, anlaşılmaz olan, polis birimlerinin hiçbir şeyleri kalmayan, başlarının  üzerinde bir çatısı bile olmayan çaresiz mülteci ailelere karşı acımasızca hareket etmesi.

YUNANLILARIN BAŞTAKİ RUH HALİ DEĞİŞTİ

Gelen bazı haberlere bakılırsa bu insani krizi insani yollarla çözmekten ziyade meselenin daha çok, yasa ve nizam olduğuna inanılan eski düzeni geri getirmek olduğu anlaşılıyor.

Burada iki boyut vardır. Kesinlikle insani bir acil durum hali var. 12 bin kişi, üstelik koronavirüsü salgını koşullarında bir gecede evsiz kaldı. Temel su ve yiyecek teminiyle ilgili sorunlar var. Avrupa ve Almanya hızlı bir şekilde dayanışma göstermeli ve yardım etmeli. Diğer boyutuysa, Avrupa’da hangi göç politikasının daha uzun vadede uygulanabileceği. Yunan hükümeti bu felaketin ötesinde, bundan sonra onu etkileyecek orta vadeli sonuçlara bakıyor. Yunanistan uzun zamandır bir transit ülke olmaktan çıktı, uzun zamandır kalınacak bir yer oldu. Uzun zamandan beri prosedürleri olumlu sonuçlanan birçok mültecinin kalmaya devam ettiği bir ülke haline geldi. Burada da entegrasyon, politikacıların henüz stratejik bir yanıt bulamadığı bir sorun. Halkın da mültecileri kabul etme konusundaki ilk istekliliği giderek azalıyor.

Mülteci krizinin başlangıcında, Yunanlıların yardım etme konusundaki isteği her zaman övüldü.

Burada ruh hali değişti. Başlangıçta yardıma muhtaç insanların Yunanistan sınırlarına ulaştıkları, onlara yardım edilmesi gerektiği, zaten bu mültecilerin Yunanistan’dan gidecekleri düşüncesi hakimdi. Yunanistan bir geçiş ülkesiydi ve kendisini böyle görüyordu. Bu durum son yıllarda değişti. Kuzeydeki sınırların kapalı olması ve göçmenlerin ilerleyememesi nedeniyle insanlar Yunanistan’da kaldı ve günlük yaşamda pek çok sorunla karşılamaya başlanıldı. Yunanistan’ın yüksek işsizliğe sahip olduğu biliniyor. Krizin hüküm sürdüğü ekonomi, ek işçileri zorlukla içine alabilir. Birçok Yunanlı da muhtaç durumda ve mültecileri rakip olarak görüyor. Bunlar ruh halinin değişmesinin sebepleri.

NÜFUSUN BAZI KESİMLERİ RADİKALLEŞİYOR

Midilli’deki yardım kuruluşlarının çalışanlarından, aşırı sağcı çetelerin de artık orada hareket halinde olduklarını duyuyoruz. Bu tür olaylar hakkında ne biliyorsunuz?

Yunanistan’da her zaman küçük olsa da radikal bir sağ vardı. Şimdi nüfusun bir kısmının radikalleştiğini duyuyoruz. Görünüşe göre, örneğin kış aylarında Meriç Nehri sınırındaki mültecileri geri püskürtmeye çalışan ve şiddete başvuran milisler var.

Devlet buna uygun şekilde tepki veriyor mu?

Bu, elbette hükümet tarafından da resmî olarak reddedildi. Ancak, insanların tutuklandığını henüz duymadım.

Şimdi nasıl hızlı bir şekilde mültecilere yardımcı olunabilir?

Bir yandan, hızlı insani yardım ulaşmalı ki bu çoktan başladı. Öte yandan, Avrupa göç politikası temelde yeniden düzenlenmeli. Komisyon’un yeni stratejisinin, kısa süre içinde sunulmasını ve şimdiye kadar uygulanabilen ve açıkça yetersiz kalan stratejilerden daha ileri gideceğini umuyoruz. Bu krize sürdürülebilir bir çözüm ancak Avrupa düzeyinde bulunabilir.

Bir diğer adım, mültecileri diğer Avrupa ülkelerine hızla dağıtmak olabilir mi?

Bu soru, hangi mültecilerin buna dahil edileceği sorusu izliyor? Yunanlılar bu mültecilerin toplanma noktalarından çıkmasını istemiyor. Çünkü mültecilerin işlemleri devam ediyor, bu nedenle henüz iltica hakları yok. Halihazırda iltica hakkı verilmiş olanlar serbestçe dolaşabiliyor ve onlar genellikle ana karaya gidiyorlar. İltica prosedürü henüz onaylanmamış kişileri şimdi içeri alırsanız, ilerki bir tarihte bunların geri gönderilmesi sorunu ortaya çıkabilir.

Ve sona asıl soru kalıyor: Türkiye gelecekte nasıl davranacak? Türk lideri, mülteci akışını kontrol edebileceğini defalarca açıkça ifade etti. Bu aktörü (Recep Tayyip Erdoğan) de çözüme dahil etmek gerekiyor. (KRONOS DÜNYA)

Takip Et Google Haberler
Bizi Instagram'dan takip edin Instagram