‘Yeni Türkiye’ icadı: Önce tahliye et, sonra başka dosyadan tutukla

HDP'nin tutuklu eski eş genel başkanı Selahattin Demirtaş'ın davası da 'yeni Türkiye icadı' hukuk normlarıyla yürüyor.

YAVUZ GENÇ 19 Mayıs 2020 YORUM

ANKARA – Dün görülen Gezi Davası’nda tüm sanıklara beraat verilmesi, tutuklu olan işadamı Osman Kavala’nın da tahliye edilmesi ülkede uzun süredir hukuk adına hayal kırıklığı yaşayan pek çok insanı mutlu etti. Ancak bu mutluluk fazla uzun sürmedi. Hükümete yakın ‘Pelikan’ grubunun sosyal medyada başlayan kampanyası Kavala tahliye edilmeden ‘bir şeyler olacağı’ endişesini doğurdu. Yargıda uzun zamandır devam eden bir ‘iç çatışma’nın izleri zaman zaman görünür oluyordu. Kavala’nın tahliyesiyle o izler gün yüzüne çıktı. Ailesi, dostları ve sevenleri Silivri kapısında tahliye olmasını beklerken İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Osman Kavala hakkında bu kez de 15 Temmuz davasıyla ilgili süren bir soruşturma kapsamında gözaltı kararı verdi, tahliyesi engellendi. Silivri’de bekleyen ailesi ve tahliyeyi duyar duymaz ‘yoksa ülkede hava değişiyor mu’ diye umutlananlar hayal kırıklığı yaşadı. Hukukçular, gazeteciler, insan hakları savunucuları tam bir hayal kırıklığı ile çaresizlik hissi içinde kaldılar. Kavala’nın yaşadığı ilk değildi elbette. Daha önce de benzer şekilde tahliye edilip, son anda tahliyesi engellenerek tutuklanan pek çok kişi oldu. Tahliye olduktan birkaç gün sonra yeniden tutuklananlar da oldu. Yargıdaki ‘iç kavga’ alametlerine bakılırsa son da olmayacak…

FERHAT ENCÜ ÖNCE SERBEST KALDI, SONRA TUTUKLANDI

Tarihler 17 Şubat 2017’yi gösterdiğinde, yaklaşık 3,5 ay süren tutukluluğunun ardından iki gün önce tahliye edilen HDP Şırnak Milletvekili Ferhat Encü yeniden tutuklanmıştı.

Şırnak Havaalanı’nda gözaltına alınan Encü, Cizre adliyesine götürülmüştü. Cizre 1’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde savcılığın tutuklama yönündeki talebine karşı savunması alınan Encü’nün tutuklanmasına karar verildi.

ZAMAN ESKİ ÇALIŞANLARI ÖNCE SERBEST SONRA GÖZALTINDA

‘Tahliyeyle yeniden gözaltı’ haberlerinin ilk örneklerinden bir başkası, aralarında gazeteci Murat Aksoy, yazar Atilla Taş ile eski Zaman gazetesi çalışanlarının olduğu davada yaşanmıştı. 31 mart 2017 tarihinde İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi, ‘medya yapılanması’ kapsamında 21 kişinin tahliyesine karar verdi. Tutuklu sanıklardan hakkında tahliye kararı verilenler şöyleydi: Murat Aksoy, Atilla Taş, Abdullah Kılıç, Ahmet Memiş, Bayram Kaya, Ali Akkuş, Bünyamin Köseli, Cihan Acar, Oğuz Usluer, Seyid Kılıç, Yakup Çetin, Yetkin Yıldız, Muhammet Said Kuloğlu, Cuma Ulus, Cemal Azmi Kalyoncu, Gökçe Fırat Çulhaoğlu, Habip Güler, Halil İbrahim Balta, Hanım Büşra Erdal, Hüseyin Aydın, Erkan Acar. Tahliye kararının ardından yine sosyal medya üzerinden bir başbakanı koltuğundan edebilecek kadar güçlü ‘Pelikan grubunun’ yönlendirmesiyle yeni bir kampanya başlatıldı. Kısa süre sonra da savcılıkça yapılan itiraz kabul edildi, tahliye işlemleri durduruldu, haklarında gözaltı kararı çıkarıldı. Gerekçe olarak da ‘devam eden bir başka soruşturma’ gösterildi. Tahliye için Silivri’ye giden aileler elleri boş döndü.

TAHLİYE EDİLİP SALIVERİLMEDİ, İNTİHARI DÜŞÜNDÜ

Sosyal medya tepkileriyle yürüyen hukuk sistemi bir başka gazetecinin, eski Zaman gazetesi yargı muhabiri Ayşenur Parıldak’ın davasında da kendini gösterdi. Sincan Cezaevi’nde tutuklu bulunan Parıldak, Ankara 14. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki davasında 2 Mayıs 2017 tarihinde tahliye kararı çıktı. Uzun tutukluluk süresi göz önüne alınarak verilen bu karar sonrası Parıldak ve ailesi sevinç gözyaşları dökmüştü. Ailesi ve arkadaşları Sincan Cezaevi önünde tahliyesini beklerken, sosyal medyada Ayşenur Parıldak aleyhine bir kampanya başladı. İlginç bir şekilde kerli ferli koca koca ‘devlet büyükleri’ tahliye kararını eleştiriyor, genç bir gazetecinin hapislerde çürümesi gerektiğini savunuyordu. Ve ‘beklenen’ oldu: Tahliye kararının üzerinde 5-6 saat geçmişken Parıldak’ın davasında savcının itirazı kabul edildi, ‘yeni bir delil bulunduğu’ belirtilerek cezaevi çıkışında yeniden gözaltına alındığı bilgisi geldi. Ayşenur Parıldak, cezaevinden çıkamadan hücresine geri döndü. Daha sonra çıktığı mahkemede tahliye edilip salıverilmemesi sonrasında o gece birkaç kez intiharı düşündüğünü anlatacaktı Parıldak. Sabaha kadar gardiyanlar başında bekledi, kendine bir şey yapmasın diye…

AHMET ALTAN DA SERBEST KALDI, BİR HAFTA SONRA YENİDEN TUTUKLANDI

Gazeteci-yazar Ahmet Altan da yargının ‘ikircikli’ kararlarının kurbanlarından biri. Tutuklu bulunduğu Silivri Cezaevi’nden salıverilen Altan, özgürlüğü ancak bir hafta yaşayabildi. Tarihe ‘siblüminal darbe mesajı vermek’le geçen Altan, yargı içindeki savaşların kurbanlarından biri oldu. Susmaması, her savunmasında ve tahliye olduktan sonra da iktidara, yargıya ve medya düzenine yönelik sert eleştirilerini sürdüren Altan, kimilerine göre henüz ‘akıllanmamıştı’ bu yüzden yeniden tutuklanması için kampanya başlattılar. Şaşırtıcı olmayan bir şekilde Altan, özgür olduktan bir hafta sonra yeniden cezaevi yollarına düştü.

KORGENERAL METİN İYİDİL DAVASI

ESKİ korgeneral, dönemin Kara Kuvvetleri Komutanlığı ve Doktrin Komutanlığı (EDOK) Muharebe ve Muharebe Eğitim Destek Komutanı Metin İyidil yargılandığı 15 Temmuz darbe girişimi EDOK davasında, “anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs” suçundan ağırlaştırılmış ömür boyu hapis cezasına çarptırılmıştı. İyidil’in dosyasını inceleyen istinaf mahkemesi, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını bozdu, beraat kararı vererek tahliyesine hükmetti. İyidil 14 Ocak’ta serbest kaldı. Bu kararın ardından Ankara Bölge Adliye Mahkeme 21. Ceza Dairesi, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na müzekkere yazarak İyidil’in yakalanmasını istedi. İyidil yakalandı, yeniden tutuklanarak cezaevine gönderildi. İyidil’in davasında yaşananlar ‘Ergenekon-AKP’ çekişmesinin bir tezahürü olarak okundu. Yargı içindeki grupların ‘iç savaşı’ olarak yorumlayanlar da oldu.

KAVALA SON OLMAYABİLİR

İşadamı Osman Kavala’nın tahliye kararı verildikten sonra serbest bırakılmadan bir başka dosyadan gözaltına alınması tepkilere neden oldu. Ancak bu son olmayabilir. Zira ne Kavala ne de diğerleri AİHM, Anayasa Mahkemesi ya da uluslararası hukuk normları çerçevesinde yargılanmıyor. Yargı içerisinde uzun zamandır tartışmaları devam eden ve bir tarafında Adalet Bakanı Abdülmahit Gül’ün olduğu, diğer tarafında ise ‘Pelikan’ adıyla anılan ‘İstanbul grubunun’ olduğu konuşuluyor. İki grup arasındaki yargı savaşlarının Kavala davası sonrası iyice kızışması bekleniyor. Osman Kavala’nın tahliyesi sonrası sosyal medyada Adalet Bakanı Gül’ü hedef alan eleştirilerin ‘genellikle’ aynı merkezden çıkması dikkat çekti. Gül’e seslenen pek çok sosyal medya trolü, Kavala’nın serbest bırakılmasının kabul edilemez olduğunu savundu.

SELAHATTİN DEMİRTAŞ’A ‘ÖZEL HUKUK’

HDP’nin tutuklu eski eş genel başkanı Selahattin Demirtaş’ın davası da ‘yeni Türkiye icadı’ hukuk normlarıyla yürüyor.

Demirtaş’ın “Kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret” iddiasıyla yargılandığı davanın 12’nci duruşmasında beraat kararı verildi. Ancak Demirtaş, başka bir davadan ve dosyadan yargılandığı için tutukluluğu devam etti. Demirtaş için Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) ‘derhal’ tahliye istedi ancak Türkiye’deki mahkemeler bu kararı ‘takmadı’. Mahkeme, Demirtaş’ın serbest bırakılması ve tutuksuz yargılanması gerektiği yönünde karar verdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan kararla ilgili olarak, “Bizi bağlamaz. Karşı hamlemizi yapar, işi bitiririz” demiş, Demirtaş ise açıklamasında, “Yargılandığım davalar ve isnatlar tümden çökmüştür” ifadelerini kullanmıştı.

(Yazı ilk kez 19 Şubat 2020 tarihinde yayımlanmıştır)