Yeneroğlu: Yusuf Bilge Tunç tam 800 gündür kayıp, etkin soruşturma yapılmıyor

DEVA Partili Mustafa Yeneroğlu, KHK'lı Yusu Bilge Tunç'un 800 gün kayıp olduğuna işaret ederek, "Yalnızca kolluk güçleri ve yargı makamları değil ne yazık ki İçişleri Bakanı ve Adalet Bakanı da mağdur ailenin feryatlarına kulaklarını tıkamaktadır." dedi.

KRONOS 14 Ekim 2021 GÜNDEM

DEVA Partisi Hukuk ve Adalet Politikaları Başkanı Mustafa Yeneroğlu, Savunma Sanayi Müsteşarlığı’nda Mali Hizmetler Uzmanı olarak görev yaparken 29 Ekim 2016 tarihinde KHK ile görevinden ihraç edilen Yusuf Bilge Tunç’un 6 Ağustos 2019’dan bu yana, yani tam 800 gündür kayıp olduğunu söyledi.

Yeneroğlu yaptığı basın açıklamasında son yıllarda zorla kaybetme vakalarındaki artışa dikkat çekti. 2019 yılında zorla kaybetme kapsamına girecek şekilde kaybolan altı kişinin Ankara İl Emniyet Müdürlüğü’ne bağlı Terörle Mücadele Şubesi’nde tutulduğunu hatırlattı.

Yeneroğlu, Türkiye’de 1980’ler ve 1990’lar boyunca yüzlerce zorla kaybetme vakasının yaşandığına işaret ederek, “Son yıllarda da siyah transporter marka araçlarla hareket eden bazı kişilerin özellikle FETÖ şüphelilerini zorla kaybettiği (kaçırdığı) yönünde kuvvetli şüpheler bulunmaktadır. 2019’da en az altı kişi (Salim Zeybek, Yasin Ugan, Özgür Kaya, Erkan Irmak, Mustafa Yılmaz ve Gökhan Türkmen) zorla kaybetme kapsamına girebilecek şekilde kayboldu. Kaybolmalarından aylar sonra bu kişilerin Ankara İl Emniyet Müdürlüğü’ne bağlı Terörle Mücadele Şubesi’nde tutulduğu anlaşıldı. Bazıları daha sonra mahkemede hangi koşullarda zorla kaybedildiğini dahi anlattı.”

‘SAVCILIK KAÇIRMA EYLEMLERİNİ ETKİN SORUŞTURMUYOR’

Savcılıkların kaçırma eylemlerini etkin bir şekilde soruşturmadığını ifade eden Yeneroğlu, şöyle devam etti: ““Şubat 2020’de Gökhan Türkmen 271 gün boyunca en ağır işkencelere, tehdit ve hakaretlere maruz bırakıldığını, yapay bir ışığın devamlı yandığı kapalı bir yerde tutulduğunu, dayanılmaz derecede uzun süreler boyunca ayakta durmaya zorlandığını, kendisine çok az yemek verildiğini, elbiselerinin soyularak tacize uğradığını ifade etti ve suç duyurusunda bulundu. Bu kaçırılan kişilerin bazı emniyet müdürlüklerinde ‘bulunmaları’ ve çoğunun kendi haklarında artık gündem oluşturulmamasını talep ederek suskunluğa bürünmeleri zorla kaybetme iddialarının gerçekliğine dair fikir vermektedir. Savcılıklar ise ne yazık ki konusu suç teşkil eden bu kaçırma eylemlerini etkin bir şekilde soruşturmamaktadır.”

Zorla kaçırma ve kaybetme vakalarının hukuk devletinin sınırları dışında olduğunu vurgulayan Yeneroğlu, “Zorla kaybetmeye maruz bırakılan kişiler, sonradan bu kişileri alıp götürdüklerini inkâr eden veya bu kişilerin nerede olduklarını söylemeyi reddeden devlet görevlileri tarafından gözaltına alındıktan, tutuklandıktan, alıkonulduktan veya başka bir şekilde özgürlüklerinden mahrum bırakıldıktan sonra ortadan kaybolan kişilerdir. Zorla kaybetme vakaları hukuk devleti bir yana kanun devletinin dahi sınırları dışarısındadır. Öyle ki; zorla kaybetme, insan varlığını bir hiçliğe dönüştürür. Yozlaşma ve gücü kötüye kullanma halinin doruk noktasıdır.” dedi.

Yusuf Bilge Tunç’un kaçırılmasının ardından ailesi tarafından yapılan kayıp başvurusunun şüphelisi olduğu dosya ile birleştirilmesini de eleştiren Yeneroğlu, açıklamasında şu ifadelere yer verdi: “Yusuf Bilge Tunç’un kaçırılmasından sonra ailesi emniyet müdürlüğüne kayıp başvurusu yapmasına rağmen hiçbir şekilde etkin bir arama çalışması gerçekleştirilmemiştir. Eşi Nuray Tunç tarafından 12.08.2019 ve 08.09.2019 tarihlerinde Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na yapılan kayıp şahıs konulu başvurular ile Yusuf Bilge Tunç’un FETÖ/PDY üyeliğinden şüpheli olduğu soruşturma dosyaları anlamsız bir şekilde birleştirilmiştir. Birinde mağdur sıfatına diğerine şüpheli sıfatına sahip olunan dosyaların birleştirilmesi konunun sümen altı edilmek istendiğini göstermektedir. Yalnızca kolluk güçleri ve yargı makamları değil ne yazık ki İçişleri Bakanı ve Adalet Bakanı da mağdur ailenin feryatlarına kulaklarını tıkamaktadır. Yusuf Bilge Tunç hakkında vermiş olduğumuz soru önergelerine hiçbir cevap verilmemektedir.”

Yusuf Bilge Tunç’un durumunun acilen ortaya çıkarılmasını isteyen Yeneroğlu, ”Kenar-ı Dicle’de bir kurt aşırsa koyunu, gelir de adl-i ilahi sorar Ömer’den onu’ vecibesini iktidar sahiplerine hatırlatırız. İsnat edilen suç her ne olursa olsun bir vatandaşın hukuk devleti güvencelerinden yoksun bırakılarak yaşam hakkı, kişi güvenliği ve özgürlüğü haklarının ihlal edilmesi, işkence ve eziyete açık hale getirilmesi asla kabul edilemez. En kısa sürede Yusuf Bilge Tunç’un bulunması için konunun yakın takipçisi olacağız.” değerlendirmesinde bulundu.

Takip Et Google Haberler
Takip Et Instagram