Yavuz Baydar: ‘Dış siyasette Türkiye gemisi bir torpil yemiş durumda’

Katıldığı Kronos TV YouTube yayınında ‘Büyükelçiler krizi’ni değerlendiren Ahval Genel Yayın Yönetmeni Yavuz Baydar, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın tutumuyla ilgili, “Bir duygusallık var burada, aşırı duygusallık. Rasyonalite zaten yok. Rasyonalitenin olmadığını söylüyorsak öyle ince hesap kitap meselesi söz konusu değil ama ne zaman reflekse dayalı bir tepki gösterse de Erdoğan onun sonuçları daima kendi lehine işliyor.” dedi.

MEHMET ŞAHİN 26 Ekim 2021 KRONOS TV

 

Ahval Genel Yayın Yönetmeni Yavuz Baydar, on büyükelçinin Osman Kavala’yla ilgili ifadeleri üzerine çıkan krizi Kronos TV YouTube yayınında yorumladı.

“Siyasette çok ustalaşmış bir şahsiyetten söz ediyoruz, Recep Tayyip Erdoğan dediğimizde. Hesap kitap işlerini iyi bilir ama burada giderek artan bir duygusallık, duygusal tepki ve refleks dozu var.” diyen Baydar, “Farklı bir durum”a işaret etti:

“Erdoğan beş on yıl öncesine kıyasla duruma hakim değil. Çünkü bir şekilde kontrol edemediği bir ekonomik kriz söz konusu. Ekonomi Erdoğan’ın her zaman ana muhalefeti olmuştur. Siyasi muhalefetin çok fazla Erdoğan tarafından ciddiye alındığını zannetmiyorum. Çünkü istediği gibi burnundan çekip oynatıyor muhalefeti. Muhalefetin bir kesimini de zaten potansiyel olarak kendisine müttefik adayı görüyor. Dolayısıyla Millet İttifakı’nın merkez iki bileşeninden biri MHP’nin bir türevi. Dolayısıyla orada Erdoğan’ın vizyonuna ters düşen bir şey yok. Bu açıdan bakınca da reflekslerini önceden kestirebiliyor. Bunun örneğini önümüzdeki 48 saat içerisinde göreceğiz. Suriye, Irak tezkereleri oylanacak. Bu tezkerenin iki yıllık olduğunu biliyoruz. Tam da 29-30 Ekim 2023’e geliyor bitişi bu tezkerenin. İYİ Parti zaten bu konuda evet diyeceğini açıkladı. Diğer bileşen CHP de ‘Aramızda istişarelerde bulunuyoruz.’ diyerek sürekli olarak topu ileriye doğru atıyor ama oradan da herhalde bir evet tavrı beklenebilir. Burada ana muhalefet ekonomi. Ekonomiyi kontrol edemiyor, elinden kayıp giden bir durum söz konusu ve aslında Osman Kavala krizinin Erdoğan’da ürettiği tepki bir reflekstir bana sorarsanız. Bir duygusallık var burada, aşırı duygusallık. Rasyonalite zaten yok. Rasyonalitenin olmadığını söylüyorsak zaten öyle ince hesap kitap meselesi söz konusu değil ama ne zaman reflekse dayalı bir tepki gösterse de Erdoğan onun sonuçları daima kendi lehine işliyor. Bu son örnekte de, bugün de bunu yeniden görüyoruz. Ben yolun sonuna geldiği konusunda heyecanlanan pek çok meslektaşıma, arkadaşıma ihtiyat telkin ettim. Dedim ki ihtiyatlı olun, Erdoğan hangi badireleri atlatmış bir bakın geriye dönüp. Bunun da yine kendi lehine işleyecek bir kapı sürecin kapısını aralayacağını öngörmenizde yarar var, bekleyip görmenizde yarar var dedim.”

“Bu son kriz, aslında Erdoğan’ın elini en çok yükselttiği bir siyasi kumar”

Büyükelçilerle ilgili çıkışı değerlendiren Baydar, Erdoğan’ın ruh haline ilişkin ilginç bir saptamada bulundu:

“Karşımızda öyle son derece sakin, tansiyonu düşük, poker yüzlü birisi söz konusu değil. Erdoğan refleks gösterse de o refleksin arka planında şöyle bir düşünce var, ‘Ben köşeye sıkıştım, bunu inkar ediyorum, bunu kabul etmiyorum ama ben aynı zamanda benden sonra tufan da diyorum, hodri meydan da diyorum. Üstüme gelirseniz ben masanın örtüsünü üzerindekilerle birlikte olduğu gibi çekerim, Roma’yı da yakarım.’ Bu duygusal bir alan. Burada herhangi bir ince stratejik hesaplama yok ama bunu göze almış bir lider elbette bu refleksleri gösterir. Bir şekilde elinde mülteci kartını tutan, Batı’ya karşı, bunu her zaman kullanabilecek olan, tehditler yağdıran ama el altından da yapabileceğini, yaptığını gösteren bir lider söz konusu. Dolayısıyla burada da yine bu refleksi gösterdiği vakit, bunun sonuçlarını üç aşağı beş yukarı kestiren bir lider var ama bir yere kadar. Çünkü bu son kriz, Osman Kavala krizi aslında Erdoğan’ın elini en çok yükselttiği bir siyasi kumar.”

“Genel düşünce, fazla üstüne gitmeyelim, söyleyeceğimizi söyledik”

Büyükelçiliklerin internet sitesinde yayınlanan ve nispeten tansiyonu düşüren açıklamaya dikkat çeken Yavuz Baydar, metinde yer alan bir ifadeye vurgu yaptı:

“Burada bir kelime oyunu var, onu da vurgulamak lazım. Benim tahminime göre üzerinde uzlaşılarak hazırlanmış, İnce tıraşlanmış bir metin. Esas amacı bu metnin, dünyaya ilan etmek değil, bunu Cumhurbaşkanı Erdoğan’a nasıl satarız… Nitekim, o da memnuniyet bildiriyor, istediği bu. O noktadan sonra kontrol Erdoğan’ın elinde demektir. Kriz bir şekilde sümen altı edilmiş oluyor, Osman Kavala krizi ortadan kalkmıyor tabii, beşinci yılına girdiği hapiste. Demirtaş altıncı yılında girdi. On binlerce siyasi mahpusun olduğu, yargının imha edildiği, hukuk düzeninin alt üst olduğu bir süreçten, bir ülke manzarasından söz ediyoruz. Burada bir şekilde ip atıldı, kuyudan çıkıldı. Kuyudan çıkılmasının iki sonucu olacak. Biri iç, diğeri dış politikayla ilgili. Türkiye’nin pek çok kurum aracılığıyla bağlı olduğu geleneksel Batı sisteminin şu anda artık Türkiye’ye ‘Batı sisteminin hasta adamı’ diye baktığını görebiliriz. Herkes her şeyin farkında, herkes Türkiye’yi yönetenlerin nasıl bir çürütme içinde olduğunun farkında, tepedeki kişinin nasıl bir halet-i ruhiye içinde olduğunun farkında. Niye böyle bir hamleye gerek duyuldu diye sorulursa, arka planda çok ciddi bir endişe var. Afganistan’da yaşananlar ortada, oradan beklenen çok büyük bir mülteci krizi var. Türkiye ekonomisi bu yanlış, irrasyonel yönetimlerle devam ederse fena halde bir çöküş yaşayabilir. Bu mali krizin sonuçları hem mali hem de sosyal sisteme çok ciddi zararlar verebilir. Yani, çok büyük bir mülteci akını Türkiye’den akabilir, bankacılık sistemi, Avrupa’da Türkiye’nin ticari partnerleri çok zarar görebilir. Dolayısıyla genel düşünce, fazla üstüne gitmeyelim, söyleyeceğimizi söyledik. İngilizce metinde zaten ‘Biz Kavala meselesinin arkasında değiliz.’ demiyorlar. Üstüne gidersek en çok Erdoğan’ın hanesine artı olarak yazılacak, dolayısıyla burada duralım diyorlar.”

“Şu anda dengeler Erdoğan aleyhine korkunç bir şekilde değişmiş de değil”

Türk lirasındaki hızlı değer kaybının durması ve görece değer kazanmasının krizin bittiğine dair bir işaret sayılamayacağını ifade eden Ahval Genel Yayın Yönetmeni Baydar, daha da derinleşeceği öngörüsünde bulundu:

“Krizin sona erdiğine dair bir işaret yok. Bir gel gitler silsilesi söz konusu. Yani, krizin kökleri, ana sebepleri ortadan kalkmış değil. Tam tersine yayılarak, derinleşerek süren bir krizin tanığı olacağız. Bundan aklı başında, bilgiye ve verilere hakim olan hiç kimsenin şüphesi yok. İç politikada bunu bir açık kart olarak alacak Erdoğan. Ekonomi hariç… Eğer faiz enflasyon ikilisi üzerindeki o dünya düzdür teorisine sadık kalırsa, orada serbest düşüş devam edecek ama bu geri püskürttüm algısı, söylemi güçlü olarak topluma anlatılamaya başlandığından itibaren Erdoğan hem zaman hem de alan kazanmış demektir. Yabana atılır bir siyaset kurduyla karşı karşıy a değiliz. Ne kadar yorgunluk emaresi gösterirse göstersin. Burada önemli olan Erdoğan’ın 2023’e doğru yürüyüşünde eğer muhalefeti tezkere konusunda burnundan tutup sürüklerse kontrolü yeniden ele aldığı şeklinde okumamız gerekebilir. Böyle okursak eğer, geçici olarak bile olsa, güçlenmiş olan bir Erdoğan Türkiye’yi yeniden o kendi arzu ettiği istikamete doğru, seçim tarihini kendisi belirleyecek şekilde Bahçeli’yle olan ittifakını tahkim ederek, ne kadar zayıflarsa zayıflasın çarpa çarpa da olsa iktidarını, en azından cumhurbaşkanlığı koltuğunu korumak için ilerleyecektir. Kavala krizi ve on büyükelçinin mesajı bu anlamda Erdoğan’ın işine yarayacak bir hamle oldu. Yine de ihtiyatlı olalım, çünkü öyle bir kriz ki bu, kimse yarın, 48 saat sonra, bir hafta sonra ne olacağını tam olarak kestiremez. Kim ki iddia ediyorsa böyle böyle olacak diye, aslında çok ileri gidiyordur. Dolayısıyla bu krizi gün gün izlememiz gerekecek. Şu an Erdoğan bu kriz nedeniyle iç siyasette puan kazanmış durumda. Dış siyasette Türkiye gemisi çok ciddi bir hasar almış durumda, bir torpil yemiş durumda, su alamaya devam ediyor. Bu sürdürülebilir bir durum değil ama şu anda dengeler Erdoğan aleyhine korkunç bir şekilde değişmiş de değil.”