Vatandaşına ustaca tuzak kuran bir devlet…

Nazım Alpman, Artı Gerçek: İzmir Emniyeti kendi inisiyatifiyle olayın nasıl meydana geldiğini bulup çıkarabilir. Çıkarmalıdır da… Diyanet İşleri Başkanlığı da

KRONOS 25 Mayıs 2020 GÜNDEM

Nazım Alpman, Artı Gerçek: İzmir Emniyeti kendi inisiyatifiyle olayın nasıl meydana geldiğini bulup çıkarabilir. Çıkarmalıdır da… Diyanet İşleri Başkanlığı da kendi içinde bir soruşturma başlatabilir. Başlatmalıdır da… CHP de hesap veren değil hesap soran olmalıdır. Camiler CHP’ye değil, Diyanet İşlerine bağlıdır. Diyanet de hükümete… “Çav Bella Olayı” bu haliyle bırakılırsa ülke yeniden Maraş 1978’e doğru yola çıkartılabilir! Bu yönde çok fazla emare ortalığa saçılmış vaziyette…

Gülçin Avşar, Serbestiyet: Hükümetin müdahalesi ve doğrudan teşviki olmadan kimse “özgürlüklerin peşinde koşacak kadar saf” değildi. Biz bu ülkede devlete güvenilemeyeceğini, bireylerin özgürlüğünün iktidarlar tarafından öncelenmeyeceğini seksen senelik Türkiye tarihinden öğrenmiştik. AK Parti ilk 13 yılında lügatimizden dış güçler, iç mihraklar, düşman/lar, lobiler, komplolar, beka kaygıları kavramlarını çıkartarak, birey özgürlüklerini evrensel standartlara taşıyarak “Sessiz Devrim” adını verdiği bir tuzak kurdu. Bugün ise “Sessiz Devrim”in çocuklarını yemekle meşgul. Oysa devlet halkına tuzak kurmamalıydı.

Ahmet Battal, Yeni Asya: Günümüzde cemaatler ve devlet yukarıdaki çizgiyi net biçimde çekemediği için kafalar karışıyor. Bilhassa, devlet yetkisi kullanan ama aynı zamanda cemaat mensubu olan kişilerin yaptığı yanlış işler göze batıyor. “Cemaatleri devletten uzak tutalım” hükmünün, yanlış olarak “cemaat mensuplarını da devletten uzak tutalım”a dönmesine sebep oluyor. Oysa çare belli: -Resmi ve sivil alan arasındaki çizgiyi netleştirmek. -Kişinin zihninde ve fiilinde devlet memuriyeti ile cemaat mensubiyetini ayırmasını sağlamak. -Ve kuralların sağlıklı işlemesini denetlemek.

Fatma Çelik, Yeniçağ: Ekonomik veriler, her ne kadar normalmiş gibi gösterilmeye çalışılsa da zor günlerden geçiyoruz.Dolar, Euro tavan yaptı, alım gücümüz tam tersi oranda düştü…Fakir iyice fakirleşiyor. Fiyatlar aldı başını gitti. Et yiyebilen zengin. Baklava, börek fiyatları el yakıyor. Evimde yapayım desen unuydu, yağıydı, şekeriydi, hepsinin fiyatı arttı. Meyve, sebze ateş pahası.Kirası, elektriği, suyu, yakacağı, çocukların masrafları, borç harç…Çalışan kesim bile sıkıntıdayken, bir de 4.5 milyon işsiz var. Halleri perişan.Milli varlıklarımız talan edildi, üretmenin önemi şimdilerde anlaşılıyor.Doğruyu söyleyen susturuluyor; tek ses, tek düşünce ile ülke yönetiliyor.Hal bu iken, neye bayram edelim?

Günün öne çıkan yorumları Kronos Podcast yayınında: