Afganistan’dan Van’a: Savaşın olmadığı bir yerde yaşamak istiyoruz

Taliban’ın Afganistan’da birçok şehri ele geçirmesiyle savaştan kaçanların Van’dan Türkiye’ye girişleri devam ediyor. Shobrab da onlardan biri.

RUŞEN TAKVA 15 Ağustos 2021 KRONOS ÖZEL

Erciş – Bitlis karayolunun 68’inci kilometresinde yaz yağmuru altında yürüyen Afgan bir aile. Kadın hamile.

ABD güçlerinin ülkeden çekilmesinin ardından Taliban’ın Afganistan’daki ilerleyişi sürüyor. Kısa sürede 8 vilayetin başşehrini ele geçiren Taliban askerleri rotayı Kabil’e çevirdi. Taliban’ın ilerleyişi sebebiyle iç savaş tehdidini her gün daha fazla hisseden Afgan göçmenler ise gruplar halinde ülkelerini terk ediyor.

Afganların Avrupa’ya gitmek için kullandıkları önemli rotalardan biri Türkiye’den geçiyor. İran üzerinden Van’a giriş yapan Afganlar, burada kaçakçılarla anlaşıp ülkenin iç kesimlerine geçmeye çalışıyor. Ülkesinde terzilik yapan ve mesleğini İstanbul’da sürdürmek istediğini söyleyen Shobrab ve arkadaşlarının kurduğu yer sofrasını Kronos görüntüledi, neden bu zorlu yolculuğa katlandıklarını sordu…

Küçük kız çocuğu yüzünü kapatmış. – Tatvan Otogarı

22 gün önce Afganistan’ın Kunduz vilayetinden yola çıkan ve Van Tatvan karayolunda gördüğümüz Shobrab, yanında bulunan 4 arkadaşı ile İstanbul’a gitmek için yürüyüşüne devam ediyor. Shobrab ve arkadaşları sıralı olarak yürüyorlar. Van Gölü’nün tarihi Akdamar adasının bulunduğu sahil şeridinde dinlenmek için mola veriyorlar. Tam 5 saattir yürüyorlar.

TAŞLIĞA SERİLEN SOFRADA HELVA, EKMEK VE DOMATES…

Hava sıcaklığı 30 derece, saat öğleden önce 11. Sahilin kumsalına oturuyorlar. Çantalarında bulunan battaniye benzeri bir şeyi sofra bezi olarak taşlığa seriyorlar. Yanlarında bulunan bir kabın içinden helva ve üç ekmek çıkarıyorlar. Aralarından biri, ceketinin cebinden teki çürük olan 4 domates daha ekliyor sofraya. Ayakkabıları yürümekten yırtılmak üzere, yüzleri güneşin alnında yürümekten yanmış ve kapkara. Bu mütevazı öğünü Van Gölü sahilinde ve Akdamar adası manzarasına bakarak yiyorlar.

Bitlis – Diyarbakır yolunun 41’inci kilometresinde, ahırdan bozma metruk bir binada güneşten korunan Afgan bir mülteci grubu.

‘SAVAŞIN OLMADIĞI BİR YERDE YAŞAMAK İSTİYORUZ’

Shobrab soy ismini söylemek istemedi ancak söyleşi talebimizi kabul ediyor: “Afganistandan geldim. Orada savaş var, savaştan kaçtık. Gencim ve orada yaşamak zor. Orada kalamadık ve geldik. Savaşın olmadığı bir yerde yaşamak istiyoruz. Orada mesleğim terziydi, şimdi İstanbul’a gidip mesleğimi yapmak istiyorum.”
Taliban, Shohrab ve arkadaşlarını genç oldukları ve savaşabileceklerini düşündüğü için silah altına almak istemiş. O da savaşmak istemediği için ailesinin izniyle bir gece yarısı köyünü terk ederek bu zahmetli yola koyulmuş. İran sınırından Türkiye’ye girdikten sonra Van’da kaçakçılar tarafından mültecileri beklettikleri ahırdan bozma evler olan Xabgah (şok evleri) denilen evde 3 gün beklemiş ve dinlenmiş. Şimdi, kaçakçılar ile yaptığı anlaşmaya göre Tatvan otogarına gitmeye çalışıyorlar. Tatvan otogarında kaçakçı onları alıp Diyarbakır’a götürecek. Oradan da şehirlerarası otobüsle İstanbul’a…

BABA ÖLÜNCE, ANNE 4 ÇOCUĞUNU ALIP 28 GÜN YÜRÜMÜŞ

Shobrab’ın yürüyüşü Tatvan otogarında son buluyor. Orada özellikle sosyal medyada sık sık dile getirilen “Gelenlerin hepsi genç ve erkek” argümanını yıkacak bir Afgan aile dikkatimizi çekiyor. 28 gün önce Afganistan’dan yola çıkan ve Tatvan otogarına kadar gelen bu aile de savaştan kaçanlardan. Otogar duvarının dibinde bir anne, üç kız ve bir erkek çocuğu ile bekleyen 5 kişilik bir aile. Yanlarına bulunan en büyük çocuk 14 yaşında ve erkek. Kız çocuklarının ise en küçüğü 10, ortancası 12, büyüğü 13 yaşında.

Afganistan’daki çatışmalı ortamda kocasını kaybeden kadın anlatıyor: “28 gün önce Afganistan’dan yola çıktık. Kocam Taliban savaşında şehit edildi. Orada şiddetli bir savaş var. Çocuklarımla beraber dağ yolundan geldik ve çocuk oldukları için çok zorlandık. Bu çocuklar benim (çocuklarını işaret ediyor), şu an hastayız. İlaç yok, hastaneye de gidemiyoruz. Çok zor durumdayız. Gelirken sınırda polis bizi bir süre tuttu ama sonra bıraktı. Günlerce yürüdük. Yemek yok ve çocuklarımla beraber açız. İstanbul’a gitmek istiyoruz.”