‘Toksik erkeklik’ nasıl oluşuyor: Babadan oğula mı geçiyor, çevreden mi etkileniyor?

Avustralya Federasyon Üniversitesi yeni bir çalışmayla 'hegemonik erkeklik' olarak adlandırılan ‘toksik erkekliğin’ nasıl oluştuğu sorusuna cevap arıyor. Araştırmada elde edilen bulgular aileyi değil, çevreyi işaret ediyor.

GÜLNUR HASESOĞLU 16 Mayıs 2021 YAŞAM

Anne ve babanın çocuğun büyüme çağında onun üzerindeki rolünün önemi bilinir. Babaların erkek çocuklarının davranışlarını şekillendirmelerinde etkisinin ne olduğu birçok araştırmaya konu oldu. Peki, erkekler toksik erkekliğe sahip olmayı rol modelleri babalarından mı öğrenir? Toksik erkeklik nasıl ortaya çıkar?

Avustralya Federasyon Üniversitesi’nden sosyologlar George Van Doorn, Jacob Dye ve Ma Regina de Gracia, “hegemonik erkekliğin” köklerini keşfetmek için bir çalışma başlattı. Araştırma “Personality and Individual Differences” dergisinin mart sayısında yayımlandı.

Araştırmada, erkeklerin “arkadaş eksikliğinin” toksik erkekliğe sahip olup olmamasında etkisinin bulunabileceği ancak erkeklerin çocukluk dönemleri veya sonrasında bir erkek rol modelinin varlığı veya yokluğunun ise rol oynamadığı ortaya çıktı. Çalışma içeriğini, Live Science yazarlarından Cameron Duke bir yazısında anlattı.

HEGEMONİK ERKEKLİK

Duke’un yazısında, toksik-hegemonik erkekliği, “idealleştirilmiş” erkeksi normlarla uyumlu bir dizi inanç ve olumsuz davranış olarak tanımlanıyor. Önceleri bu terim sosyologlar tarafından, diğer erkeklik biçimlerine doğrudan karşı çıkan bir erkeklik biçimi olarak tanımladı. Terim, diğer biçimlerin daha aşağı olduğunu öne sürüyor. Bu anlayışa göre, “gerçek erkekler” genellikle, iddialı, cesur, rekabetçi gibi maço terimlerle tanımlanırken kadın düşmanı ve cinsel açıdan saldırgan olarak anlatılıyor. Hegemonik erkekler kendilerini toplumda baskın olarak görüyor.

ERKEKLERİN ERKEKSİ NORMLARA BAĞLILIĞI BABASIYLA MI İLİŞKİLİ?

Araştırmacılar, 18-62 yaş aralığındaki 188 erkekle 3 bölümden oluşan bir anket yaptı. Anket katılımcıların yaşam deneyimleri ve inançlarının farklı yönlerini ölçtü. Anketin bir bölümü özellikle aile ve arkadaşlarla olan sosyal ilişkilerin kalitesini sorarken, bir diğer kısım ise katılımcıların istismar gibi olumsuz çocukluk deneyimlerini ölçtü. Anketin kalan kısmı ise 29 ifadeden oluşuyor. Bu kısımda katılımcıların hegemonik erkeksi normlara bağlılıkları ölçülmeye çalışılıyor. Katılımcılar, “Playboy” ideolojisi, özgüven, duygusal kontrol, kazanma, şiddet gibi ifadelerle anlaşma veya anlaşmazlık düzeylerini sıralıyor.

Araştırmacılar, anket sonuçlarını analiz ederken, bir erkeğin babasıyla ilişkisi ile erkeksi normlara bağlılığı arasında bir bağlantı bulamadılar.

ARKADAŞLIK İLİŞKİSİ TOKSİK ERKEKLİĞİN HABERCİSİ

Yapılan çalışmada arkadaşlık ilişkisinin hegemonik erkekliğin habercisi olduğu keşfedildi. Hegemonik erkeklik arttıkça arkadaşlık sayısının ve kalitesinin düştüğü gözlemlendi. Fakat bununla birlikte araştırma, yakın arkadaşlık eksikliğinin mi bu inançlara sebep olduğu yoksa bu inançların mı yakın arkadaşlıkların oluşumunu engelleyip engellemediğini bulamadı. Çalışma içeriğinde olmayan Northern Colorado Üniversitesi’nden sosyolog Cliff Leek’e göre hegemonik erkekliğe olan inanç büyük olasılıkla çocuklar büyürken sosyal çevrelerinden geliyor. Leek, hegemonik erkekliğin özellikle spor takımları gibi cinsiyet ayrımı olanlardan geldiğini söylüyor.

TOKSİK ERKEKLİĞE SAHİP OLMADA ETKEN AİLE DEĞİL

Araştırmacılardan George Van Doorn çalışmayla ilgili, “Sebep ne olursa olsun, aile makyajı önemli görünmüyor” dedi. Bir baba-oğul ilişkisinin kötü olması veya hiç ilişkinin olmaması, çocuğu belirli bir yola sokmuyor. Bu sonuç araştırmacılar tarafından toksik erkekliğe giden yolun aileden çok çevreden kaynaklandığı sonucuna götürdü.

Takip Et Google Haberler
Takip Et Instagram