Teori dersen zehir, pratik sallanmakta: Bir Adalet Bakanı Gül portresi

Kürsüde, Twitter'de doğru söyleyen ama mahkemede şaşan bir Adalet Bakanı, Abdülhamit Gül. Siz öyle sessiz durduğuna bakmayın, bu kadar hukuksuzluğa itirazın ya da isyanın önünü almak için taktik olarak koydu Erdoğan o koltuğa. Bilinçli yapıyorlar bunu, ‘Hoca’ları derin biliyorum.

FİKRİ DOĞAN 28 Kasım 2021 PORTRE

Önce bir kaç haber paylaşayım.

Tarih 4 Ocak 2019.

Almanya Adalet Bakanı Heiko Maas, bir TV kanalına yaptığı açıklamada Türkiye’deki Kürtçe sorununa değindi. Adalet Bakanı Maas, Türkiye’deki mahkemelerde Kürtçe ile ilgili ‘bilinmeyen dil’ tanımlamasına tepki gösterdi. Maas, “Diyarbakırlı bir anne Kürtçe konuşuyor. Kürtçe konuşuyor ama ‘bilinmeyen bir dil’ ya sen bin yıldır konuşulan bir dile nasıl bilinmeyen dil dersin?” dedi.

1 Eylül 2021.

Finlandiya Adalet Bakanı Anna-Maja Kristina Henriksson, adli yıl açılışına ilişkin mesaj yayımladı. Henriksson, yargının milletin göz bebeği, adaletin mülkün temeli, adaletin temelinin ise insan, insan onuru ve hakkı olduğuna dikkat çekerek, ‘’İnsan onurunu ve hakkını korumayı, bütün adalet hizmetlerinin en temel misyonu olarak görüyoruz’ dedi.

‘STATÜ FAİLİ MEÇHULLERİ SEVER, BİZ BUNUNLA MÜCADELE EDİYORUZ’

4 eylül 2021.

Norveç Adalet Bakanı Emilei Enger, Türkiye’de faili meçhul cinayetlerin simgesi ‘Beyaz Toroslar’a dikkat çekti. Enger, “Statüko, beyaz Toros’ları sever. Statüko, faili meçhulleri sever. Ama biz statükoyu, beyaz Toros’ları, siyah Audi’leri, faili meçhulleri 2023’lere taşıyan, taşımak isteyen zihniyetle de mücadele edeceğiz” dedi.

Hadi son bir örnek daha vereyim.

1 Kasın 2021.

Son haber Hollanda’dan gelsin.

Adalet Bakanı Ferdinand Grapperhause, hukuk devleti ilkesi konusunda çarpıcı mesajlar verdi. Bakan Grapperhause, hukuk devletinin bir grubun, imtiyazlı bir sınıfın değil, ülkedeki bütün vatandaşların kendisini emin ve güvende hissettiği bir devlet olduğunu vurguladı. Hukuk devletinin bir grup siyasetçinin, ideolojinin, bir grup idarecinin, bir kurumun değil, bizatihi milletin kararı ve tercihi olduğuna dikkat çeken Grapperhause, “Elinde çekiç olan herkesi çivi gibi görür. Eskiden hukukun eline çekici verdiler ve herkesi çivi gibi gördü… Bugün ise devletin elinde sadece ve sadece bir hukuk var ve hukukun üstünlüğü var” dedi.

‘KEŞKE BÖYLE BAKANLAR BİZDE DE OLSA’ DEMEYİN

Nasıl? Haberleri okuyunca ‘Keşke bizde de hukuk böyle olsa’ diye iç geçirdiniz mi? ‘Avrupa aşmış artık’ dediniz mi kendi kendinize. Nasıl geçirmez insan. Hukukun üstünlüğü, eşitlik, kendini güvende hisseden vatandaş, yargıya olan inanç. Amaaan  yeme de yanında yat. O yüzden mi hepiniz Avrupa’ya ABD’ye gitmek istiyorsunuz söyleyin bakalım.

‘Keşke böyle bakanlar bizde de olsa’ demek için acele etmeyin.

O bakanlar bizde zaten.

Yukarıda okuduğunuz haberlerin hepsi doğru. İsimleri ben ekledim sadece. Evet evet. Yukarıda okuduğunuz beyanatların hepsini anlı şanlı ‘Adalet Bakanı’mız Abdülhamit Gül efendimiz vermiş. Tarihlerini de yazdım ki isteyen arasın bulsun. Siz şimdi diyeceksiniz ki, ‘Bunları Adalet Bakanı Gül söylediyse, yıllardır süren hukuk katliamları ne oluyor? Tam burada MFÖ’nün meşhur şarkısı ‘Ali Desidero’ geliyor hukuk sever bakanımıza;

TEORİ DERSEN ZEHİR, PRATİK DERSEN SALLANMAKTA

Teoride dersen zehir gibi

Pratik dersen sallanmakta

Bazen ben ‘Hümanistim’ diyor

Bazen rasyonalist oluyor….

‘Abdülhamiiiit Abdülhamit Gül!’

Hani Adalet Bakanı Abdülhamit Gül, böyle afilli afilli açıklamalar yaptıkça siz yazıyorsunuz ya sosyal medyada, ‘Keşke Adalet Bakanı olsa’ diye hafif alaylı. Rahat olun, telaş etmeyin, endişeye mahal yok. Bu sözleri (Ve bunlar gibi onlarcasını) söyleyen muhterem, gerçekten adalet bakanı.

Dıdısının dıdısı Bank Asya’ya para yatırdı, aileleri hapiste olanlar için kermes yaptı, Zaman Gazetesi’nin önünden geçti, klima tamiri için çağırdığı usta gazeteye aboneydi, Digitürk’ü iptal ettirdi ve daha onlarca aptalca sebepten dolayı insanlar tutuklanmamış gibi.

‘KARAKOLDA DOĞRU SÖYLEYİP MAHKEMEDE ŞAŞAN’ ADALET BAKANI

Siyah transporterlarla insan kaçırılmamış, 15 Temmuz’da daha 13 yaşında olan el kadar askeri lise öğrencileri yaşları 18’e gelince tutuklanmamış, Ahmet Burhan yurt dışına gidemediği için, Haluk Savaş pasaportu verilmediği için tedaviye gidemeyip ölmemiş, yüzde 99 engelli gazi hala hapiste tutulmuyormuş, Ayşe Özdoğan kanserli haliyle aylarca hapis yatırılmamış, hapislerde tedavisi geciktirilmiş onlarca insan hayatını kaybetmemiş, sadece Kürt oldukları için helikopterden insanlar atılmamış, işkenceciler salıverilmemiş, Osman Kavala 1000 günü aşkın süredir ‘tutsak’ edilmemiş, Can Dündar attığı ‘doğru manşet’ yüzünden ülkesini terk etmek zorunda kalmamış gibi konuşan bu şahıs, gerçekten Türkiye Cumhuriyeti’nin Adalet Bakanı Abdülhamit Gül.

 

Gelin, o zaman bu ‘Karakolda doğru söyleyip mahkemede şaşan’ Adalet Bakanı kimdir, kimin dizinin dibinde yetişmiştir. Büyümesinde, serpilmesinde, bu makamlara gelmesinde kimlerim emeği olmuştur bakalım.

BABA ASLEN ARTVİNLİ ANNE SAİD NURSİ’NİN ÖĞRECİSİNİN KIZI

Abdülhamit Gül, 1977 Gaziantep doğumlu. Cemil ve Saliha çiftinin 8 çocuklarından bir olan Abdülhamit, ilkokulu doğduğu Nizip’te okudu. Orta ve liseyi İmam-Hatip’te bitiren Abdülhamit’i arkadaşları ‘çalışkan ve sessiz’ diye anlatıyordu. Baba Cemil  Gül, İmam-Hatip olarak görevliydi ve aslen Artvin’liydi. Anne Saliha Gül ise, Bediüzzaman Said Nursi’nin öğrencilerinden Diyarbakır Çermik doğumlu İslam alimi Mehmet Emin Er’in kızıydı.

Daha ortaokul ve lise yıllarında Milli Gençlik Vakfı ile tanışan Abdülhamit Gül, üniversite sınavında Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni kazandı. Ankara’ya gidişiyle birlikte babası ve dedesinin de etkisiyle Milli Görüş içinde hızla yükselmeye başladı. 1999-200 yıllarında Milli Gençlik Vakfı Üniversitelerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcılığı’na kadar yükseldi.

Aynı zamanda Refah Partisi ve Fazilet Partisi’nin gençlik kollarında aktif olarak çalışan Gül, siyasete de yabancı kalmıyordu. Okulun ardından bir yandan avukatlık yapmaya başlayan Abdülhamit Gül, hukuk ve siyaset alanında yazılar yazdı. Yazıları Gençlik Dergisi, Edebiyat Ortamı Dergisi, Milli Gazete ve Star Gazetesi’nde yayımlandı.

NUMAN KURTULMUŞ ERDOĞAN’A ‘KARUN’ DERKEN YANINDA OTURAN İSİMDİ 

2001-03 arasında Saadet Partisi Gençlik Kolları Genel Başkan Yardımcısı olarak görev yapan Abdülhamit Gül, 2003’ten 2010’a kadar da aynı partinin yürütme kurulu üyesi olarak çalıştı.

2010 yılında Numan Kurtulmuş, Saadet Partisi’ne bayrak açıp Has Parti’yi kurunca, onunla birlikte hareket etti. HAS Parti’de Ankara İl Başkanlığı ve Merkez Yürütme Kurulu Üyeliği yaptı. Numan Kurtulmuş, ‘Harun gibi geldiler, Karun gibi gidiyorlar’ diye AKP ve Erdoğan’ı eleştirirken, hemen yanı başında oturan isim Abdülhamit Gül’dü.

Aradan 2 yıl geçti. Numan Kurtulmuş ve ekibi baktı ki muhalefette para yok, AKP ile pazarlığa oturdu. HAS Parti Eylül 2012’de feshedilip yöneticileri AKP’ye geçerken, Abdülhamit Gül’e de MKYK üyeliği düştü. Partiye daha dün gelen ‘yeni yetme’ bir isim için yüksek bir makamdı bu. Ancak Abdülhamit Gül’ün arkası sağlamdı. Gül, eski Refah Partili Şeref Malkoç’un kızı İlknur Malkoç’la evlenmişti. Kayınpeder ağırlığını koymuş Abdülhamit Gül, AKP’ye ‘tepeden’ giriş yapmıştı. Gül, AKP’ye geçtikten 3 ay sonra da ‘Seçim İşleri Başkan Yardımcısı’ olarak yerini sağlamlaştırdı. 2014’te Yerel Yönetimlerden Sorumlu Genel Bakan Yardımcısı olan Gül, 2015 seçimlerinde de Gaziantep milletvekili seçildi. Hemen  ardından da AKP Genel Sekreterliğine getirildi. HAS Parti’den AKP’ye dikey transfer edilen Abdülhamit Gül, takvimler 2017’yi gösterirken Adalet Bakanı olarak çıktı karşımıza. O tarih bu tarih da adalet bakanı olarak devam ediyor.

ERDOĞAN, TAKTİK OLARAK O KOLTUĞA KOYDU, HOCALARI DERİN BİLİYORUM

Biraz araştırma yaptım sağda solda, mesela üniversite arkadaşları onun için ‘Sessiz, kendi halinde ama çalışkan bir isimdi’ diyor. Aynen şimdiki gibi ‘sessiz’ olmayı seviyormuş Abdülhamit Gül eskiden de.

Siz öyle sessiz durduğuna bakmayın, bu kadar hukuksuzluğa itirazın ya da isyanın önünü almak için taktik olarak koydu onu Erdoğan o koltuğa. Memleket hukuk endeksinde dünya sıralamasının sonuna da inse Gül’ü tavrı hiç değişmiyor. O evrensel hukuk normlarından, insan haklarından, tarafsızlıktan, adaletten falan dem vurmaya devam ediyor. Dikkat edin Erdoğan da diğer AKP yöneticileri de aynı taktiği kullanıyor. Ekonomi batmış, millet açlık sınırının dibini görmüş olsa da Erdoğan kalkıyor, ‘Dünyanın en büyük ekonomileri arasına girdik elhamdülillah’ diye nutuk atıyor. Bilinçli yapıyorlar bunu bilinçli, ‘Hoca’ları derin biliyorum.

Milli Görüş’çü Gül’ün eşi İlknur Gül’ün Gökçek döneminde ABB’de çalıştığı ama işe hiç gitmediği ortaya çıktı. Erdoğan hızla gelin hanımı Saray’a Cumhurbaşkanlığı İdari İşler Başkanlığı’na ‘mimar’ olarak işe aldı. ‘Halbuki ‘Gelin’ hanım, ABB’de de daha sonra geçiş yaptığı Başbakanlık’ta da ‘Yıllık’ izinler alıp keyfine bakmıştı.

‘NASİP OLURSA BİR GÜN ANTEP’TE BİR ZEYTİNLİK ALIRIM’  

Sıkı bir Twitter kullanıcısı olan Abdülhamit Gül, beğenilerini ya da eleştirilerini de buradan yapıyor sürekli olarak. Reza Zarrap ve Halk Bankası davasında ABD tarafından ‘yaptırım’ listesine alınınca şöyle duydusal bir tweet paylaşmış insandır kendisi: ‘’Benim bu topraklarda yaşamak ve bu topraklarda ölmek dışında bir düşüm olmadı. ABD’de veya Türkiye dışında herhangi bir ülkede ne bir dikili ağacım, ne bir tek kuruş param da yoktur. Nasip olursa belki bir gün memleketim Gaziantep’te küçük bir zeytinlik alırım.’’

Bir başka unutulmaz Twiti’de ‘Laiklik elden gidiyaaah, irticaa geliyaaah’ diyerek sosyal medya fenomeni olmuş amca için yazdığı, ‘’Sen Bu Ülke’nin asil ama horlanmış gerçek sahibi, her seferinde iradenle nasıl da güzelleştiriyorsun her şeyi. Bu iradeye layık olabilmek üzerimizdeki en ağır mesuliyet. Rabbim mahcup etmesin.’’ yazısıdır.

HİLAL KAPLANLARA ‘MAKLUBEYE KAŞIK SALLAYANLAR’ DİYE ÇIKIŞMIŞLIĞI VAR

Neyse, bu sessiz Erdoğan için vazgeçilmezlerden olmayı başardı kısa zamanda. Bunda ketum kişiliği kadar ‘kayınpeder’ etkisinin de payı var. 2019’da Pelikan Çetesi’yle savaşta herkes istifa ya da görevden alma beklerken, Abdülhamit Gül yalınkılıç daldı Pelikancılar’ın yalısına. Sabah Gazetesi’nden Cem Küçük’e, kankası Fuat Uğur’dan Hilal Kaplan’a kadar onlarca trol yüklendi Abdülhamit Gül’e ancak güçleri yetmedi. Hatta Gül, kendisine ‘FETÖ’cüleri hakim olarak atıyorsun’ diye eleştirenlere, ‘Dün maklubeye kaşık sallayanlar’ diye ‘artistlik’ bile yaptı. Pelikan baktı ki güçleri yetmiyor, kuyruğunu bacaklarının arasına kıstırıp çekildi yuvasına.

Abdülhamit Gül, bir büyük savaş da Sedat Peker’in Sülo’su İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ile yaşadı. Soylu’nun muhtarlara yönelik, ‘Ya arkadaş sen yık, mahkeme kararı arkamızdan gelir’ sözlerine, “Biz yapalım hukuk arkadan gelsin değil hukuk önden yürüsün biz ona göre kendimizi ayarlayalım anlayışıdır hukuk devleti’ diye cevap verdi. Gül ile Soylu arasında daha önce de benzer ifadelerle sert atışmalar yaşandı. Soylu, annesine sosyal medya üzerinden küfür eden kişinin serbest bırakılmasına, Twitter’dan sert tepki göstermiş, Gül’den “Klavye başına geçip sosyal medyada bana her gün tutuklama siparişi verenlere sesleniyorum. Bu işleyişi beğenmeyen gider itiraz hakkını kullanır ama yargıya parmak sallayamaz’ cevabı geldi.

 

MİLLİ GÖRÜŞ’ÜN ERDOĞAN SONRASI HESAPLARINDA KRİTİK BİR YERİ OLACAK 

Sözün özü, hani demiş ya bir Milli Eğitim Bakanı, ‘Şu okullar olmasa ne güzel yönetirdim maarifi’ diye, Abdülhamit Gül’ün ki de o hesap, Aslında ‘Şu adaletsizlikler olmasa ne güzel yönetecek arkadaş adalet bakanlığını…’

Benim şahsi fikrime gelince. Siz ne derseniz deyin. ‘Kayınpeder’ destekli Abdülhamit Gül, Milli Görüi tarafından Erdoğan sonrası için ‘PİŞİRİLİYOR’ mutfakta. Neden? Derseniz, Erdoğan’la hamur aynı, fabrika aynı, zihniyet aynı…

 

Takip Et Google Haberler
Takip Et Instagram