‘Son hümanist’ Weiss’a veda

Sokak fotoğrafının öncü isimlerinden İsviçreli-Fransız fotoğrafçı, 97 yaşında Paris’teki evinde dünyaya veda etti. "Fotoğraftan geçimimi sağlamak zorundaydım, yaptığım sanatsal bir şey değildi" dese de fotoğrafları dokunaklı, iyi kompoze edilmiş güçlü karelerdi. Saygın yaşadı, saygı ile uğurlandı.

SELAHATTİN SEVİ 01 Ocak 2022 FOTOĞRAF

Bütün dünya yeni bir yıla adım atarken ‘geçtiğimiz yıl kaybettiklerimiz’ arasına son anda Sabine Weiss da katıldı. Sokak fotoğrafının öncü isimlerinden kabul edilen İsviçreli-Fransız fotoğrafçı, 97 yaşında Paris’teki evinde dünya ışığından mahrum kaldı.

Vefat haberini gördüğüm Die Zeit gazetesinde ölümüne düşülen not, akranları Robert Doisneau, Édouard Boubat, Willy Ronis ve Izis gibi ustalar tarafından temsil edilen Fransız hümanist fotoğrafçılık okulunun hayatta kalan son üyesine yakışır nitelikteydi: “Ölümü halinde merhumun aziz hatırasına saygının gereği olarak yorumlar yayınlanmadan önce kontrol edilecektir.”

Fransız fotoğrafçı Sabine Weiss hayata veda etti. (FOTOĞRAF: JOEL SAGET / AFP)

Öyle sanıyorum ki, bir kişi bile Weiss’ın ardından olumsuz bir cümle sarf etmeyecek ama uyarı ile bunun teminat altına alınması ne güzel…

Her gün iş cinayetleri, kadın katliamları, hasta mahpusların can vermesi, intiharlar, kazalar ve onlarca başka nedenle sıradanlaşan ölümleri düşününce bu zarif uğurlama daha çok dikkati çekiyor elbette.

Siyasi rehin olarak tutulan HDP’li siyasetçi Aysel Tuğluk’un vefat eden annesinin cenazesinin “gömseniz de çıkartır parçalarız” tehditleriyle güç bela ‘kurtarılması’ ve sonrasında Tuğluk’un o travmanın etkisiyle sağlığını yitirdiği halde dört duvar arasına kapatılmasını geliyor aklıma.

Vefat etmiş gencecik öğretmenlere bir karış toprağı çok gören, hainler mezarlığı öneren ‘siyaset bilgesi’ kişiler utanma yetilerini kazanmadan bu dünyadan resmi törenlerle uğurlansalar da…

Ölümleri pahasına tedavisini engellenen çocuklar da bir şey anlatamadıysa ne yapılabilir ki?

Belki tam da bu yüzden kamerasını insancıl nazarlarla sokaklara çeviren ve fotoğrafta insancıl yaklaşımın öncülerinden Weiss ve başka kayıplar için bir gazete köşesinde yapılan  küçük bir saygı ifadesi bizi bu kadar mutlu ediyor.

HAYAT SOKAKTA, ÖLÜM…

1924’te İsviçre’de doğan Weiss, ilk kamerasını henüz on iki yaşındayken satın aldı. 16 yaşına geldiğinde ünlü bir Cenevre fotoğraf stüdyosunda çıraklığa başladı. 1946’da Paris’e taşınan Weiss, burada Alman moda fotoğrafçısı Willy Maywald ile ilk çalışmalarını yaptı. Artık kendi ayakları üzerinde duracağına inandıktan sonra Vogue, Life, Time ve Newsweek gibi dergilerin kapısı sonuna kadar kendisine açıldı. Birçok sanatçının, müzisyenin, yazarın, yıldızın fotoğraflarını çekti.

Hayattayken de kıymeti bilinen Weiss’ın eserleri dünya çapında 160 mekânda sergilendi; Museum of Modern Art, New York Metropolitan Museum of Art ve Paris’teki Centre Pompidou gibi önemli müzelerin daimi koleksiyonlarına alındı.

Fotoğrafçı, birkaç yıl önce Fransız haber ajansı AFP’ye verdiği demeçte, “Başından beri fotoğraftan geçimimi sağlamak zorundaydım, yaptığım sanatsal bir şey değildi” dese de, “Bu bir zanaat idi, ben bir fotoğraf ustasıydım,” ifadelerini kullansa da, kendisinin de söylediği gibi fotoğrafları dokunaklı, iyi kompoze edilmiş güçlü karelerdi. Basit bir mimarisi vardı.

Ünlü insanlar kadar, belki daha fazla sıradan insanı kadrajına sığdırmayı başaran fotoğrafçı Fransa, Mısır, Hindistan, Reunion Adası, Bulgaristan ve Burma’ya seyahatlerinde farklı kültürleri tanıma imkânı yakaladı.

Saygın yaşadı, saygı ile uğurlandı.

Sabine Weiss’ın çalışmalarını görmek için tıklayınız.