AKP’li olmayan başörtülüye ‘vitrin süsü’ demek siyasal İslam’ın özüdür

Siyasi kariyerini 'benim başörtülü bacım'ın hakkı söylemi üzerine inşa eden Erdoğan'ın başka bir partili, CHP'li bir kadının başörtüsünü 'vitrin süsü' olarak nitelemesi siyasal İslamın özüdür. Ve evet, sırf bu nedenle özür dilemelidir.

SÜLEYMAN ÖZKAYA 03 Ocak 2021 YORUM

Siyasal İslamcıların iki yüzlülüğünü en iyi şekilde ortaya koyan şey başörtüsü tartışmasıdır. Başörtüsü için gözyaşı dökenler, çıplak aramaktan çekinmez çünkü. ‘Başörtülü bacısına’ laf söylendiğinde açıklama yapmak için sıraya girenler, çıplak arama emrini vermeyi görev bilir, daha ileri giderek pede bile bakmayı kendisine hak görür. 10 yaşındaki çocukları aramaktan utanmaz. Yeni doğum yapmış bir kadına hastane odasına gözaltı için erkek polis göndermekten çekinmezler.

Siyasal İslamcılara en iyi pasları ülkede yeni ortakları ulusalcılar verir. Günlük siyasi tartışmaların bir yerinde konu başörtüsüne getirlir ve…  Siyasal İslamcı ekip bu tartışmaları hak savunuculuğu yapmak için değil siyasal gücünü pekiştirmek ve destekçilerini CHP öcüsü ile korkutmak için kullanır.

AKP sözcülerinin Fikri Sağlar’ı eleştiren açıklamalarının tamamının bu yöndedir. Açıklamaların kısa bir söylem analizi yapıldığında başörtüsünü nasıl kullandıkları görülür. Erdoğan’ın CHP’de görev alan başörtülü kadınları ”vitrin mankeni” olarak nitelemesi bu bakış açısının bir kez daha doğrulamıştır.

ÇIPLAK ARAMAYLA KÖŞEYE SIKIŞAN AKP’NİN İMDADINA FİKRİ SAĞLAR YETİŞTİ

Baştan sunu ifade edelim; çıplak arama insanları sindirmek için yapılan bir işkencedir. Kime yapılırsa yapılsın… Ömer Faruk Gergerlioğlu, çıplak aramayı delilleriyle anlattı. Toplumun her kesiminden tepkiler yükselince iktidar 28 Şubat sürecinde ‘başörtüsü mağduru’ olmuş bir Özlem Zengin’i ortaya sürdü. Zengin tepki çeken açıklamasının ardından kayıplara karıştı. Ardından kolluk gücünün patronu olan İçişleri Bakanı Soylu, devreye girdi ve Gergerlioğlu’nu ‘terörist’ olmakla suçladı. Gergerlioğlu’nun işin peşini bırakmadığını gören AKP iktidarı yargıyı devreye soktu ve sosyal medyada paylaşım yapanlar hakkında işlem başlattı. Ancak ne yaparsa yapsın çıplak arama konusunu kapatamadı.

İşte tam bu aşamada Fikri Sağlar’ın sözleri gündem oldu. Ömer Çelik, Sağlar ifadelerinin ‘barbarca nefret söylemi’ olarak niteledi. Sonrasında AKP’liler Sağlar’a had bildirme yarışına girdi. Son açıklamayı her zamanki gibi Cumhurbaşkanı Erdoğan yaptı. Erdoğan, her zaman olduğu gibi metinden okumadan yaptığı açıklamada kritik bir hata yaptı. CHP’de siyaset yapan kadınları ‘Vitrin mankeni’ olarak niteledi. Aslında burada Erdoğan’ın bilinçaltı yüzeye çıktı. Kendisinden olmayan kadınlara bakışını ortaya döktü.

BAŞÖRTÜSÜNÜ DEĞİL, MENSUPLARININ BAŞÖRTÜSÜNÜ SAVUNUYORLAR

Kendisinin atadığı başörtülü hakimin hakkını savunan iktidar sözcüleri, Selahattin Demirtaş’ın başörtülü annesinin hakkını savunmada aynı hızlılığı göstermiyor. Gözaltında bir kadının başörtüsünün  çıkarılmasına, çıplak aranmasına ses çıkarmıyor. Yeni doğum yapmış kadının hastanedeki odasına polis gönderirken mahremiyet akla gelmiyor.

Çünkü sahip çıktıkları mahremiyet ve başörtüsü değil, sadece kendi mensuplarının örtüsüdür.

Ülkede yaşanan bunca şeye rağmen şu cümleyi ancak bir siyasal İslamcı kurabilir: “Dayatarak, ötekileştirerek ve reddederek, toplum üzerinde baskı kurmaya çalışmak, barbarlıktır. Barbarlar, tarih boyunca sadece şehirlere, insanlara ve kültürel miraslara saldırmadı. Düşünceye, inanca ve özgürlüklere de saldırdı, yok etmeye çalıştılar.”

Bu ülkede 15 Temmuz 2016 tarihinden bu yana bir gruba yapılanlar Ömer Çelik’in ifadesinin tam karşılığı değil mi?

Siyasal İslamcının kutsalı sadece kendi çıkarıdır. Başka bir kutsalı yoktur.

Takip Et Google Haberler
Takip Et Instagram