Sınırda hayal kırıklığı ve acı

Türkiye günlerdir sınıra akın eden mültecileri ve onların sınırda yaşadığı dramı konuşuyor. Türkiye’nin kapılarını açtığını söylemesi üzerine ülkenin dört bir

TUBA DEMİR 05 Mart 2020 GÜNDEM

Türkiye günlerdir sınıra akın eden mültecileri ve onların sınırda yaşadığı dramı konuşuyor.

Türkiye’nin kapılarını açtığını söylemesi üzerine ülkenin dört bir yanından Yunanistan sınırına yoğun bir hareketlilik yaşandı ve yaşanmaya da devam ediyor. Daha iyi bir yaşam standardı elde etmek için Avrupa’ya geçmek isteyen mülteciler günlerdir sınırı geçmek için bekliyor. Sınırda manzara içler acısı.

UMUT, HAYAL KIRIKLIĞI, ACI…

Geride yaşanamayacak kadar kötü şartlarda bir ülke bırakan mülteciler için Avrupa yolculuğu bir tercihten çok zorunluluk. Avrupa onlar için iş, ekmek, eğitim, sağlık, kısaca daha iyi yaşam şartları demek. Herkesin hayali hem kendilerine hem de çocuklarına daha iyi bir gelecek hazırlamak.

Ülkelerinde yaşanan iç karışıklık, çatışmalar ve savaş nedeniyle gelen göçmenler Türkiye’de de istediğini bulamadı. Bazı mülteciler işsiz olduğunu dile getirirken bazıları da çok düşük maaşla çalıştırıldıklarından şikayet ediyor. Aldıkları para geçimlerini temin etmeye yetmiyor. Bu nedenle Türkiye’nin kapılarını açtığını duyurmasının ardından bir umutla yola koyuldular koyulmasına ama birçoğunun umudu kabusa dönüştü. İstanbul’un Zeytinburnu ilçesinden ve Fatih Aksaray’dan çıkılan yolculuğun sonunda yeni bir duvarla karşılaştılar.

İNSAN İNSANA BUNU YAPMAZ DEDİRTEN MANZARALAR

Sınırda tam anlamıyla insanlık dışı muamele görüyorlar. Gizli bir şekilde telleri aşarak, ya da Meriç nehrinden geçerek Yunanistan’a giden mülteciler Yunan polisleri tarafından dövülerek geri gönderildiğini öne sürüyor. Üstelik paraları, telefonları ve eşyaları ellerinden alınıyor. Türkiye’ye yeniden geliyorlar. Bazı göçmenler yine bir umutla sınırda beklemeye devam ederken, bazıları ise evlerine geri dönüyorlar. Türkiye’de yaşam şartları kötü olan mültecilerin çilesi bitmek bilmiyor. Bu sefer de fırsatçıların insafsızlığıyla karşı karşıya kalıyorlar. Mesela ekmek 5 TL onlar için. 15 TL olan sigara 25, 25 TL yazan yol ücreti 100, 2 TL ödenen su 10, küçük bir sandviç 10-15 TL.

BUZ GİBİ HAVADA TOPRAKTA YATIYORLAR

Para yok, yemek yok, su yok, temizlik yok, yatak yok… Tüm bunların yanısıra dondurucu soğukta yaşam mücadelesi veriyorlar. Buz gibi havada toprakta yatıyorlar. Bir çoğunun kalacak çadırı bile yok. Bebekler, çocuklar, yaşlılar, hastalar…

Dondurucu soğuğa rağmen bir umutla sınırı geçmeyi bekliyorlar. Bu kötü şartlar altında hasta olmamak da mümkün değil. Özellikle çocukların hasta olduğunu ve tedavi için gerekli sağlık hizmetlerinden faydalanamadıklarını dile getiriyorlar. Hatta hastalanarak ölen çocukların olduğunu söylüyorlar.

PEKİ NE OLACAK BU YOLCULUĞUN SONU?

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu sınırı geçenlerin 130 binin üzerinde olduğunu söylüyor. Bu rakamı neye dayanarak veriyor, bilinmiyor. Mülteciler bilinen geçiş noktalarından mesela Pazarkule gümrük kapısından geçen pek fazla kişi olmadığını, hatta hiç kimsenin burdan geçemediğini söylüyorlar. İnsan kaçakçıları yüksek ücretlerle, bot ya da kayıklarla göçmenleri bilinmeyen bazı noktalardan karşıya geçiriyor. Bazı mülteciler ise bataklık alanlardan yürüyerek arazilerin içinden sınırı geçmeye çalışıyor. Tabi sınırı geçmekle iş bitmiyor. Yukarıda da bahsettiğimiz gibi Yunan polisi mültecileri yakalıyor ve geri gönderiyor. Peki Soylu neye dayanarak bu sayıyı veriyor? Türkiye gönderdik diyor ama Yunanistan kabul etmiyor.

GİTMEK İSTEYENLERİN ÇOĞU AFGANİSTANLI

Ülkerinde yaşanan savaş nedeniyle yurtlarını terkedip Türkiye’ye gelen milyonlarca Suriyeli uzun süredir Türkiye’nin gündeminden düşmüyor. Kimi ülkemde Suriyeli istemiyorum derken kimi Ensar olmalıyız yorumu yapıyordu. Ama şimdilerde halkın büyük çoğunluğu Suriyeliler gidiyor diye seviniyor. Geçtiğimiz günlerde Idlib’ten gelen şehit haberleri halkın birçoğunu daha da çileden çıkardı ve bunun sorumlusu olarak Suriyeli mültecileri görüyorlar. Ancak gidenlerin çoğunluğunun Afgan olduğunu da belirtmek gerekiyor. Pakistanlı, İranlı, Iraklı, Kongo’lu bir çok mülteci var sınırda. Yani halkın çoğunluğunun bildiğinin aksine gidenlerin çoğu Suriyeli değil Afganistanlı.

MÜLTECİLER KENDİ ARALARINDA DA ANLAŞAMIYORLAR

Sınırda iki ülke arasındaki sıkışmışlık mülteciler arasında zaman zaman gerilim de yükseliyor. Yunanistan polisinin sert tavrına Afgan vatandaşların sebep olduğunu söylüyor Suriyeliler. Polise taş attıklarını, taşkınlık yaptıklarını dile getiren diğer mülteciler Afganistanlı mültecileri sakin kalmaları konusunda uyarıyorlar. Yoğun gaz ve tazyikli suya maruz kalan mülteciler, çocuklarını boyunlarına alarak Yunan polisine gösteriyor ve aramızda çocuklar var, lütfen gaz sıkmayın diye adeta yalvarıyor.
Yunan polisine taşkınlık yapmak için gelmediklerini belli etmek için oturuyorlar, sakin kalmaya çalışıyorlar. Taşkınlık yapanları ise uyararak alandan uzaklaştırmaya çalışıyorlar.

KİMSE BİZİ MUHATAP ALMIYOR

Sınırda gergin bekleyiş devam ederken, mültecilerin, kimsenin kendileriyle görüşmemesinden şikayetçi. Günlerdir buradayız ama yetkililerden kimse bizi muhatap almıyor. Konuşmak istiyoruz ama ne Yunan tarafından bir yetkili ne de Türk bir yetkili bizimle görüşüyor. Bu şekilde ne olacak, ne kadar bekleyeceğiz bilmiyoruz.
Şahit olunan diğer bir manzara ise sınırın öte tarafına yığılan basın ordusuna, göçmenlerin lütfen bize yardım edin diyerek seslerini duyurmak istemeleriydi. Bize yardım edin sesleri kulaklarımda yankılanırken mültecilerin sabrının artık yükleme noktasına gelmiş olduğunu da anlamak zor değil.

DERNEKLER NEREDE?

Sınırda mültecilere yardım eden bir dernek haricinde başka derneğin olmaması ise dikkat çeken diğer hususlardan biri. Mülteciler, insan hakları aktivistlerinin, mülteci haklarını savunan derneklerin nerede olduğunu soruyor. “Biz burada açlıkla, susuzlukla, soğukla, hastalıkla mücadele ederken yardım etmeyeceksiniz ne zaman yardım edeceksiniz?” serzenişinde bulunuyor.

Takip Et Google Haberler
Takip Et Instagram