Silahlar önce komşunu öldürür

Hem Bosna'da hem Kosova'da ve Kuzey Makedonya kural değişmemiş, istif edilen silahlardan çıkan kurşunlar önce komşuları öldürmüştü. Umalım katliamlar Türkiye için de bir uyarıdır.

SELAHATTİN SEVİ 11 Temmuz 2020 YORUM

FOTOĞRAFLAR: SELAHATTİN SEVİ

Kosova’nın Sırbistan’dan ayrılma sürecindeki kanlı savaşın üzerinden iki yıl, Kuzey Makedonya’da 8 ay süren çatışmaların üzerinden henüz bir yıl geçmişti. Üsküp’ü doğudan batıya doğru kesen John Kennedy caddesindeki ofisten çıktık, akşam yemeğine gidiyoruz. O günlerde Zaman Makedonya’nın en hızlı muhabiri olan, bugün ise Türkiye kökenli bir kamu bankasının Üsküp şubesinde çalışan arkadaşım aniden durdu, “Neyi anlamıyorum biliyor musun Selahattin abi” dedi.

– Biliyorsun geçtiğimiz yıl Üsküp’de ve ülkenin farklı bölgelerinde çatışmalar oldu. Bosna’yı yaşamış, burnunun dibindeki Kosova’da olanlara şahitlik etmiş biri olarak kaygı dolu günler yaşıyorduk. Bir gece uyku tutmadı, şöyle bir etrafa bakayım dedim, ne görsem iyi! Makedon komşularımız garajlarına silah yığıyor. Tam bir araba dolusu silahı gecenin ortasında istif ettiler ve kapısını kapattılar. Kime karşı kullanacaklar bu silahları, bize, komşularına karşı….

Üzerinden tam 25 yıl geçse de her acısı her zaman zaman taze kalan Srebrenitsa bize, bu coğrafyanın insanlarına hiçbir şey anlatmıyor mu?

Katliamın 10. yılında KHK ile kapatılan Aksiyon dergisi için Adem Yavuz Arslan’la hazırladığımız dosyada bu sorunun cevabını aramıştık.

Tanıklar, olayları bütün vahşetiyle gözler önüne sermişti, Srebrenitsa’da olan biteni… BM Barış Gücü’nde görevli askerlerin gözü önünde cereyan eden ve tartışmasız olarak “soykırım” olarak nitelendirilen olaylarda 8 bin Müslüman Boşnak katledilmişti.

KAYIPLARIN YÜZDE 90’I SİVİL

Bosna Hersek Kayıplar Komisyonu Başkanı Amur Marşoviç, savaş sırasında 27 bin 734 kişi kaybolduğunu, bunların yüzde 92’sinin Boşnak, yüzde 6’sının Bosna Sırpı ve yüzde 1,7’sinin Bosnalı Hırvatlar’dan oluştuğunu anlatıyordu. Kayıpların yüzde 13’ü kadındı ve yüzde 90’ı sivildi.

Sayıları her geçen gün artsa da tam 366 toplu mezar tespit etmişlerdi. “Bir kişiye ait kemikler, üç farklı yerdeki toplu
mezardan çıkabiliyor” diyordu. Hepsi de Sırp bölgesindeydi.

“Böyle bir caniliği Naziler bile yapmamıştı. Batı dünyası ise katliama göz yumduğu gibi gerçeği kabul etmeye de
yanaşmıyor. Bizi en çok bu yaralıyor. ” diyen Marşoviç’in dünyanın başka bir yerinde daha önce yapılanlar ise çok umurunda değildi. Yoksa, “Ermeni katliamı diye Türkiye’yi köşeye sıkıştırıyorlar” sözlerini nasıl ve ne ile telif edebilirsiniz?

SREBRENİTSA BÜTÜN SOYKIRIMLAR GİBİ PLANLI

Hollanda askerlerine tercümanlık yapan Hasan Nuhanoviç ise yaşadıklarını not tutmuş ve kitaplaştırmıştı: Sırp çetnikler
adım adım şehre yakın köyleri alıyor, kenti bombalıyorlardı. Bunlar olurken BM komutanları ‘Korkmayın, siyasi çözüm bulununcaya kadar korumamız altındasınız. Saldırırsa uçaklarımızla onları bombalarız.’ diyordu. Ama, 6 Temmuz’da dört bir taraftan şehre saldırdılar. Hollanda askerleri tek kurşun bile atmadı. Üstelik kendini avunmak isteyen Boşnaklara engel oldular, az sayıdaki silaha da el koydular.

En büyük katliam 11-12 Temmuz 1995’te yaşanmıştı. Şehri ele geçiren çetnikler, bir merkezde topladıkları kadın ve erkekleri önce ayırmış, daha sonra erkekleri dışarı çıkarmıştı:

Bir kısmını hemen orada öldürdüler bir kısmını da ormana doğru götürdüler. Hollanda askerleri ise olanları izliyor; hatta bazıları yardım bile ediyordu. 13 Temmuz’da içinde kardeşimin de olduğu 5 bine yakın Boşnak’ı toplama merkezinden çıkardılar. Merkezin önünde erkekleri öldürdüler. Aynı yerde hem annemi hem kardeşimi kaybettim. Hollanda askerlerinin Boşnaklara yaptığı en büyük kötülük, olup bitenleri gizlemeleriydi. Dünya, burada ne olduğunu uzun süre öğrenemedi.

KATLİAMDAN 10 YIL SONRA OĞLUNU KURŞUNA DİZİLİRKEN GÖRDÜ

Katliamda oğlunu kaybeden Nura Alispahiç de, anma törenlerinin onuncu yılında bir akşam televizyonu izlerken yıllardır ardından gözyaşı döktüğü oğlunu görmüştü. Lahey’de kurulan mahkeme Srebrenitsa katliamına ilişkin görüntüleri yayınlarken zayıflamış ve bitkin düşmüş oğlunu görmüştü. Sırp Çetnikleri onu arabadan indiriyordu.

Acılı anne, “Önce dördünü kurşuna dizdiler. Sonra oğlumu gördüm. Yanındakini de öldürdükleri zaman geriye döndü. Sanki yardım istiyordu. Oturduğum yerden televizyona doğru koştum; ama ikinci adımda bayılmışım. Oğlumu da kurşuna dizmişlerdi. Onu son kez Sırp Çetnikler kente girdiğinde görmüştüm.” diyordu gözyaşlarıyla…

Nura Alispahiç’ın kızı Makbule ise Sırpların başkan itibaren her şeyi planladığını dile getiriyordu.

KAYIPLAR HALA BULUNAMADI

Eşini, çocuklarını ve çok sayıda akrabasını kaybeden Srebrenitsalı Anneler Derneği Başkan Yardımcısı Kada Hotiç, “1042 çocuk hâlâ kayıp. 570 kızımız tecavüz edilip öldürüldü. Gözlerimizin önünde erkeklerimizi kurşuna dizdiler.” derken her şeye rağmen yaşananların takipçisi olacakları mesajını veriyordu.

Katliamın bir başka tanığı Elvisa Lokman, “En çok ihtiyacım olduğunda babam yanımda yoktu” derken, “Babamı son gördüğümde sarılıp onu öpmediğim için kendimi asla affetmeyeceğim” sözleriyle kendini suçluyordu.

“KOMŞUM BENİM İÇİN ‘ÖLDÜRÜN’ DİYE BAĞIRIYORDU”

Konuştuğumuz Sevliya Feyziç, Srebrenitsa günlüğüne şu notu düşmüştü:

Sırp Çetnikleri arasında Zlatan ve Cvetin isimli iki komşumu gördüm. Bize küfür ederek tekmeler savuruyordu. Çetniklerin kullandığı otobüs Bratunats’a doğru yola çıktı. Yol boyunca otobüsleri durduran Çetnikler bazı erkekleri indirip kurşuna diziyordu. Arabayı kullanan komşumuz Milan Miçiç, kapıyı açıp, ‘Benim için de öldürün.” diye bağırdı.

SİLAHLAR ÖNCE KOMŞUNU ÖLDÜRÜR!

Hem Bosna’da hem Kosova’da ve Kuzey Makedonya kural değişmemiş, istif edilen silahlardan çıkan kurşunlar önce komşularını öldürmüştü. Umalım katliamlar Türkiye için de bir uyarıdır. İçişleri Bakanlığı’nın, Aralık 2019’da CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in soru önergesine verdiği yanıtaki, “polis sorumluluk bölgesinde 2014’te ateşli silahlarla meydana gelen olay sayısı 22 bin 819 iken, 2017’de 33 bin 407’ye kadar yükseldi. Bu sayı 2018’de 30 bin 881 gerilerken, 2019’un ilk 10 ayında 22 bin 720 olarak kayda geçti” cümlesi bir tehlikenin habercisi olarak öylece duruyor.