‘Sıkıştırılmış bir deha’ olarak yalnız ve suskun: Sezai Karakoç kimdir?

Şair, yazar, düşünür, parti genel başkanı ve yayıncı Sezai Karakoç, 88 yaşında hayata veda etti. Hayatı bir “dünya sürgünü” gibi yaşayan Karakoç, her tür iktidarla kurduğu “mesafeli” ilişki ile tanındı, öyle de öldü. Peki, Cemal Süreya’nın ‘Sıkıştırılmış’ bir deha dediği Sezai Karakoç kimdir?

YAVUZ GENÇ 16 Kasım 2021 GÜNDEM

Şair, yazar ve düşünce insanı Sezai Karakoç, 88 yaşında hayatını kaybetti. Ömrüne sayısız kitap, konuşma, şiir sığdıran Karakoç’un naaşı, İstanbul Şehzadebaşı Camii’nde kılınacak ikindi namazının ardından caminin haziresine defnedilecek.

SEZAİ KARAKOÇ KİMDİR? 

22 Ocak 1933 tarihinde Diyarbakır Ergani doğumlu Ahmet Sezai Karakoç’un çocukluğu Ergani, Maden ve Piran’da geçti. İlkokula Ergani’de başladı (1938) ve burada bitirdi (1944). Maraş Ortaokuluna parasız yatılı olarak (1944) kaydoldu. 1947 yılında Gaziantep’te, yine parasız yatılı olarak, lise öğrenimine başladı. 1950 yılında Gaziantep Lisesinden mezun oldu. Aynı yıl, bünyesinde parasız yatılı kısmı bulunan Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesine sınavla (1950) girdi. Bu okulun Maliye Bölümünden 1955 yılında, bir yıl gecikmeyle mezun oldu.

NECİP FAZIL’LA ÇALIŞMA…

Sezai Karakoç Siyasal Bilgiler Fakültesi sınavlarına girdi, sonuçları beklemek için İstanbul’a, Necip Fazıl Kısakürek’le tanışmaya gitti. Büyük Doğu dergisiyle de ortaokul yıllarında tanışmıştı. Ortaokul ve lise yıllarında tutkulu bir Büyük Doğu okuyucusu oldu. 1950’li yıllarda bizzat tanıştığı Necip Fazıl’dan bir daha ömrü boyunca ayrılmadı. 1950’li yıllarda bir yandan Büyük Doğu’nun sanat edebiyat sayfalarını yönetti, bir yandan da Büyük Doğu’nun her işine koşturdu. Necip Fazıl’la, senetlerine kefil olacak kadar yakınlık kurdu.

SBF’den sonra, 30 Kasım 1955 tarihinde Maliye Bakanlığında, Hazine Genel Müdürlüğü Dış Tediyeler Muvazenesi bölümünde çalışmaya başladı. Burada çalışırken girdiği maliye müfettiş yardımcılığı sınavını kazanarak 11 Ocak 1956’da maliye müfettiş yardımcısı oldu. 3 Şubat 1959’da İstanbul’a gelirler kontrolörü olarak atandı. Görevi gereği yurdun birçok yerini görme imkânı buldu. 1 Temmuz 1960-30 Aralık 1961 tarihleri arasında askerlik görevini Ankara ve Ağrı’da (Karaköse) tamamladı. Sezai Karakoç, Ankara Piyade Okulunda altı ay yedek subay öğrenciliği yaptıktan sonra Ağrı’ya tayin edildi; Ağrı’da da altı ay asteğmen, altı ay da teğmen olarak görev yaptı. Askerlik dönüşü memuriyete devam etti.

EDEBİYAT İÇİN MEMURLUĞU BIRAKTI, GERİ DÖNDÜ, YİNE İSTİFA ETTİ

Edebiyat çalışmalarına daha çok vakit ayırabilmek için 21 Haziran 1965 tarihinde resmî görevinden istifa etti; fakat altı yıl sonra, 1971 yılında tekrar bakanlıktaki görevine döndü ve gelirler kontrolörü oldu. Daha sonra Gelirler Genel Müdürlüğü İdari Davalar Müşavirliği görevini yürüttü. Yine aynı gerekçeyle –edebiyata vakit ayırmak- 1973 yılında resmî görevinden tekrar istifa etti. Bu tarihten itibaren herhangi bir resmî görev almadı.

PARTİ KURDU, KAPATILDI

26 Mart 1990’da şiir ve yazılarında, dergilerinde, kitaplarında ortaya koyduğu dünyayı gerçekleştirmek için Diriliş Partisi’ni kurdu. Yedi yıl bu partinin genel başkanlığı görevini yürüttü. Diriliş Partisi, 19 Mart 1997’de siyasi partiler kanunu gereğince, Türkiye’deki il sayısının yarısında şubelerini açmadığı ve üst üste iki seçime katılmadığı gerekçesiyle kapatıldı. Karakoç, 2007 yılında ise bu kez Yüce Diriliş Partisi’ni kurarak Genel Başkanlık yaptı.

DİRİLİŞ’LE BİLİNDİ, DİRİLİŞ’LE ANILDI

İlk yazıları 1950’li yıllarda Büyük Doğu’da yayımlanan Sezai Karakoç, 16 Aralık 1963’ten itibaren değişik aralıklarla Yeni İstanbul gazetesinde, “Karakoç” imzasıyla, “Farklar” başlığı altında günlük yazı yazmaya başladı. Bu tarihten önce düzensiz aralıklarla haftalık Yeni İstiklâl gazetesinde de çeşitli yazıları çıkmıştı. Sezai Karakoç’un günlük yazıları düzenli bir şekilde 1963’ten itibaren Yeni İstanbul gazetesinde başladı. 4 Aralık 1967’de Babıâlide Sabah gazetesinde yazmaya başlayan Sezai Karakoç’un buradaki yazarlığı on ay sürdü. 1 Temmuz 1974’te Millî Gazete’de “Sûr” başlığı altında devam eden gazete yazarlığı 31 Ağustos 1974’te tamamlandı. Diriliş’i tekrar çıkarabilmek için buradaki yazarlığına son verdi, bu tarihten itibaren Diriliş dergisi dışında hiçbir yerde yazmadı. Diriliş dergisi ve düşüncesi Sezai Karakoç adıyla özdeşleşti. Dünya savaşlarından yenik çıkan İslâm dünyasının yeniden dirilişini amaç edindi.

DİRİLİŞ’TE DOĞU VE BATI SENTEZİ

Karakoç’un Diriliş dergisi, bir edebiyat ve sanat dergisi olmasının yanı sıra, İslâm düşüncesi ve siyasetinin şekillendiği bir yayın organı da oldu. Dergide telif kadar tercümeye de önem verildi; ana kaynak olarak Doğu ve Batı klâsiklerinin yanı sıra, çağdaş şair ve yazarların eserlerine de sıkça yer verildi. Bir taraftan Seyyid Kutup, Mâlik b. Nebi, Muhammed Hâmidullah, Mevdudi, Hasan en-Nedvi, Malcolm X, Muhammed İkbal, S. Hüseyin Nasr Türk okuyucusuyla tanıştırılıp, çağdaş Afrika edebiyatı tercüme edilirken, bir taraftan da başta Mesnevi olmak üzere Kuşeyri, İbni Hazm, Bahaeddin Nakşibend, Mehmet Fenaî, Niyazi Mısrî, Lâtifi Çelebi, Muhyiddin Arabî, Firdevsî, Aziz Mahmut Hüdai, Mütenebbi… gibi klâsikler tercüme edildi. Doğu kadar Batı düşüncesi ve edebiyatına da açık olan Diriliş’te pek çok şair ve yazar tercüme edildi. Bunlardan bazıları şöyledir: Kierkegaard, Heidegger, Karl Jaspers, René Guénon, Erich Fromm, Goethe, Rimbaud, Alain, A. J. Toynbee, Rilke, Valéry, Ezra Pound, O. Paz, A. Gide, S. Zweig, T.S. Elliot, Ionesco, J. Prévert, Guillevic, Edgar Morin, A. Malraux, P. Claudel, Virginia Wolf, W. Faulkner, Tenesee Williams, Dylan Thomas, W. Blake, W.H. Auden, Gérard de Nerval, S. Quasimodo, Max Jacob… Yayın hayatı boyunca birçok şair ve yazarın ilk şiirleri, ilk yazıları Diriliş’te yayımlandı. Bugün edebiyat ortamında yer alan pek çok şair ve yazar Diriliş’ten geçti.

‘MONA ROSA ŞAİRİ’ OLARAK BİLİNDİ

Şiir kitapları arasında, ”Hızırla Kırk Saat, Taha’nın Kitabı/Gül Muştusu, Körfez/Şahdamar/Sesler, Zamana Adanmış Sözler, Ayinler, Leyla ile Mecnun, Ateş Dansı ve Alın Yazısı Saati” bulunan Karakoç, 1950 yılında kaleme aldığı, ancak kitaplaştırılmasına 45 yıl boyunca izin vermediği ve bu süre boyunca fotokopi halinde elden ele dolaşan ”Mona Rosa” adlı akrostiş şiiriyle geniş bir hayran kitlesine ulaştı.

KÖŞK’ÜN ÖDÜLÜNÜ ALMAYA GİTMEMİŞTİ

2011 yılında Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödüllerinin edebiyat dalında Şair Sezai Karakoç layık görülmüştü. Usta şair, herkesin çıkmak için can attığı Çankaya Köşkü’ne gitmeyi reddetmiş, iktidarla mesafesini koruyarak ödülü almaya gitmemişti. “Takdiri okuyucudan bekleyen” Karakoç, bu tavrıyla da okurunu şaşırtmamıştı.

KÜLTÜR BAKANLIĞI ÖDÜLÜ İÇİN ‘POSTA’YI İŞARET ETMİŞTİ

Sezai Karakoç 2007 yılında da Kültür Bakanlığı tarafından ödüle değer görülmüştü. Karakoç yine düzenlenen ödül törenine katılmamış, şu nazik mesajı yollamıştı: “Belgeleri postayla gönderin, parasal ödülü de kültür sanata harcayın.”

FOTOĞRAFLAR: SELAHATTİN SEVİ

FAHRİ DOKTORASINI İBRAHİM KALIN’IN ELİNDEN ALMIŞTI

Sezai Karakoç AKP de dahil tüm iktidarlarla hep “mesafeli” oldu. AKP’yle yan yana göründüğü son fotoğraf ise geçtiğimiz Eylül ayında, İstanbul Üniversitesi’nin verdiği “fahri doktora” unvanı için düzenlenen törende ortaya çıktı. İstanbul Üniversitesi Rektörlük Doktora Salonu’nda düzenlenen törene katılmayan Karakoç’a doktora takdimi Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın tarafından Diriliş Yayınları ve Yüce Diriliş Partisi Genel Merkezi’nde gerçekleşmişti.

CEMAL SÜREYA ‘SIKIŞMIŞ, SIKIŞTIRILMIŞ DEHA’ DEMİŞTİ

İkinci Yeni şiirinin büyük ismi Cemal Süreya, Sezai Karakoç’a ilişkin birçok önemli değerlendirmede bulunmuştu. Bunlardan en bilineni ise Karakoç’u “sıkıştırılmış deha” olarak tanımladığı idi. Süreya, “’Öyle bir Müslüman ki Marx da bilir, Nietzsche de bilir, Salvador Dali de sever. Sıkışmış, sıkıştırılmış deha. Alçak gönüllükle katı yüksek uçuyor. Şemsiyesi yok” demişti. Karakoç için Necip Fazıl Kısakürek, ”Ruh gibi, Hazreti İsa gibi” demiş, Ece Ayhan ise ”Sivil şiirin en iyi şairlerinden” diye övmüştü.


 

SEZAİ KARAKOÇ’UN ESERLERİ:

ŞİİR: Körfez (1959), Şahdamar (1962), Hızırla Kırk Saat (1967), Sesler (1968), Taha’nın Kitabı (1968), Gül Muştusu (1969), Şiirler I (Hızırla Kırk Saat) (1974), Şiirler II (Taha’nın Kitabı, Gül Muştusu) (1974), Şiirler III (Körfez, Şahdamar, Sesler) (1974), Şiirler IV (Zamana Adanmış Sözler) (1975), Şiirler V (Ayinler) (1977), Şiirler VI (Leylâ ile Mecnun) (1980), Şiirler VII (Ateş Dansı) (1987), Şiirler VIII (Alınyazısı Saati) (1989), Şiirler IX (Monna Rosa) (1998), Gün Doğmadan (Bütün Şiirleri) (2000).

HİKÂYE: Hikâyeler I (Meydan Ortaya Çıktığında) (1978), Hikâyeler II (Portreler) (1982)

ELEŞTİRİ: Edebiyat Yazıları I (1982), Edebiyat Yazıları II (1986), Edebiyat Yazıları III (1996).

İNCELEME-ARAŞTIRMA: Yunus Emre (1965), Mehmet Âkif (1968), Mevlâna (1996).

TİYATRO: Piyesyer I (1982), Armağan (1997).

DÜŞÜNCE: İslâm’ın Dirilişi (1967), İslâm Toplumunun Ekonomik Strüktürü (1967), Dirilişin Çevresinde (1967), Yazılar (1967), İslâm (1967), Kıyamet Aşısı (1968), Mağara ve Işık (1969), Allah’a İnanma ve İnsanlık (1970), Ölümden Sonra Kalkış (1970), Ruhun Dirilişi (1974), Çağ ve İlham I (1974), Yitik Cennet (1976), İnsanlığın Dirilişi (1976), Diriliş Neslinin Âmentüsü (1976), Çağ ve İlham II (1977), Gündönümü (1977), Çağ ve İlham III (1980), Makamda (1980), Diriliş Muştusu (1980), Çağ ve İlham IV (1986), Düşünceler I (1986), Fizik Ötesi Açısından Ufuklar ve Daha Ötesi I (1995), Fizik Ötesi Açısından Ufuklar ve Daha Ötesi II (1995), Fizik Ötesi Açısından Ufuklar ve Daha Ötesi III (1995), Yapı Taşları ve Kaderimizin Çağrısı I (1996), Yapı Taşları ve Kaderimizin Çağrısı II (1996), Unutuş ve Hatırlayış (1996), Varolma Savaşı (1997), Düşünceler II (Kurumlar) (1997), Samanyolunda Ziyafet (2004).

GÜNLÜK YAZILAR: Sütun I (1967), Farklar (1967), Sütun II (1969), Sûr (1975), Gün Saati (1986).
ÇEVİRİ: Batı Şiirinden (Şiir) (1976), Şiir Anıtlarından (Şiir) (1976), Çağdaş Batı Düşüncesinden (1997), Armağan (Fuzûlî’nin Hadîkat’üs-Suadâ’sından uyarlama) (1997).

RÖPORTAJ: Tarihin Yol Ağzında (1996).

KONFERANS: Çıkış Yolu I (2002), Çıkış Yolu II (2002), Çıkış Yolu III (2003).

Takip Et Google Haberler
Takip Et Instagram