Şehirlerin ırkçı belleğini temizleyen aktivist Irmela Mensah-Schramm: Yapmazsam kim yapacak?

1986 yılından beri Almanya'da sokaklarda, duvarlarda, otobüs duraklarında ırkçı ya da nefret içerikli materyalleri ‘kazıyan’ aktivist Irmela Mensah-Schramm, “Ben yapmazsam kim yapacak?” diye soruyor. Rotasını “toplumsal barış için” çizen Schramm’ın hikâyesi…

BUKET GÜNEY 21 Şubat 2021 SÖYLEŞİ

Yıl 1986… Berlin’de rutin bir iş günü. Otobüsün buharlı penceresini eliyle silip sabahın sessiz koşturmacasını seyrediyor. Otobüs yavaşlıyor, durağa yanaşıyor. “Rudolf Hesse’ye özgürlük”: Durağın camına yapıştırılan bu slogan zihninde zonkluyor. Hesse, Hitler’in Nasyonal Sosyalist Alman İşçi Partisi’ndeki yardımcısı. Birkaç kilometre ötedeki Spandau savaş suçluları hapishanesinde kalıyor. Otobüs yeniden hareket ediyor. Irmela Mensah-Schramm pişman. Akşam iş dönüşü afişi gördüğü durakta iniyor. Cebinden çıkardığı anahtarın sivri, çatallı ucuyla camdaki kâğıdı kazıyor. Irkçılığa karşı ilk zaferini kazanmış bir kadın olarak evine dönüyor.

O günden sonra neredeyse 30 yıldır bu tarz duvar yazılarını, afiş, çıkartma ve grafitileri siliyor Schramm. Şehir ve toplumun hafızasını kirleten bu sloganların yerine bazen kalpler çiziyor bazen de yaptığı birkaç akıllıca hamle ile cümlelerin anlamını değiştiriyor.

IRKÇI BİR TOPLUMDA IRKÇI OLMAMAK ‘GÜNAH ÇIKARMAYA’ YETERLİ DEĞİL

Irmela Mensah-Schramm 75 yaşında bir Alman aktivist. Asıl mesleği zihinsel engelliler okulunda iyileştici eğitim öğretmenliği. 1975-1978 yılları arasında Uluslararası Af Örgütü’nde mülteci danışmanı olarak gönüllü çalıştı. Irkçılıkla mücadele için okullarda atölyeler düzenleyerek öğrencilere farkındalık kazandırıyor. Ayrımcılık karşıtı, barışçıl birçok eylemde yer alıyor. Irkçı duvar yazıları, afiş, çıkartma ve grafitilerin fotoğraflarından oluşan sergiler düzenliyor. Ötekileştirici, cinsiyetçi, adaletsiz toplumlarda halkın içine girdiği “çaresizlik psikolojisi”ne kafa tutan bir varoluş biçimi onunki. Irkçı bir toplumda ırkçı olmamak “günah çıkarmaya” yeterli değil onun için.

GÖRMEK VE HAREKETE GEÇMEK!

Onun eylemlerine Alman televizyon kanalı ZDF’de rastlıyoruz. Berlin’de yaşayan Schramm ile hikâyesinin nasıl başladığını ve devam ettiğini konuştuk. Hitler dönemiyle ilgili asla unutamadığı, ailesini ya da kendini derinden etkileyen bir hikâye dinleyeceği yanılgısına düşüyor insan. Oysa onu ilk harekete geçiren, motivasyonunu borçlu olduğu tek bir mottosu var: “Ben yapmazsam kim yapacak?”

Yabancı düşmanlığının, ötekileştirici ve ayrımcı her türlü söylemin düşmanı. Türklerin yoğun olduğu Almanya’da bazı aşırı sağcı grupların onlara duyduğu nefretle de savaşıyor. Berlin, Brandenburg, Baden-Württemberg gibi şehirlerde ve Kuzel Ren- Vestfalya Eyaleti’nde bu tarz ifadelere rastladığını ve kendi tabiriyle “hepsini püskürttüğü” söylüyor. Korkup pes etmeyi asla düşünmemiş. “Bir şeyi başarmak istiyorsan, uzun soluklu düşünüp hareket etmek gerek” diyor.

14 YILDA 89 BİN 960 NAZİ ÇIKARTMASI SÖKTÜ

2007 yılından itibaren 89 bin 960 Nazi çıkartması sökmüş. Şehirlerin belleğini kirleten yaklaşık 130 bin ırkçı, Yahudi karşıtı, nefret dolu sözü temizlemiş.

Elinde haritası, sırtında çantası haftanın en az dört günü yollarda… Bir şeyler bulabileceğini düşündüğü yerleri seçiyor. Olayların yoğun olduğu yerlere göre belirliyor konumunu. Trenle seyahat ediyor. Sırt çantasında olmazsa olmazları var: Yedek bıçaklı bir cam kazıyıcı, ulaşamayacağı yerlere yapıştırılmış afis ya da çıkartmalar için kendi tasarımı uzun bir çubuk ve boya spreyleri… Özellikle kırmızı. Bir kalp ile nefreti örtebilmek için.

Yasak işaretleri, mesela gamalı haç ya da Anayasanın 130a ve 131a maddesini (kin ve kışkırtmaya teşvik) ihlal eden her türlü söylemi çantasındaki ekipmanlarıyla yok ediyor.

Alman Aktivist bu afiş ve çıkartmaları toplumdaki ötekilere, farklı görünen ve yaşayan insanlara karşı bilinçli bir tiksinti gösterme motivasyonu olarak tanımlıyor. Özellikle halka açık yerlerde yapılıyor, zira kamuoyu oluşumunda bu mesajlar etkin bir role sahip.

DUVAR IRKÇILARIN SIĞINAĞI GİBİ

Duvar, ırkçıların sığınağı gibi. Cesareti kanıtlama, otorite ya da grubu aşağılama için bir yöntem. Seslerini duyurdukları, öfkelerini kustukları, şiddete dönüşmemiş ama onu körükleyen masum görünümlü var olma şekli. Kimi şehir ya da mahallelerin sessiz bir gürültüsü vardır. Kimse konuşmaz ama her şey işitilir. Ürpertici, rahatsız edici halleri bu sebeptendir. Şehrin belleği kirlendikçe bu ağır hava daha fazla hissedilir.

Schramm’ın mücadelesi de bununla ilgili aslında, “şehrin belleğini temiz tutma” çabası. Mümkün mü? Ona göre bu bir ihtiyaç.

ÇOCUKLARA NEFRETLE MÜCADELEYİ ANLATIYOR

Biriktirdiği fotoğraflarından “Nefret lekeleri fotoğraflandı ve yok edildi” (Hassschmierereienfotografiertundvernichtet) isimli bir sergi düzenlenmiş. Almanya ve bazı Avrupa ülkelerinde 528 kez ziyarete açılmış. 14 yıldır okullarda “Kahverengi (kötü) şifrelere renkli boyalar” konulu atölye çalışmaları yapıyor. Irkçı, anti-Semitik ve ayrıca neo-Nazi yanlısı mesajların olduğu fotoğrafların siyah beyaz kopyalarını öğrencilere dağıtıyor. Onun eylemini bu kez çocuklar gerçekleştiriyor. Renkli kalemleriyle bu nefreti ‘püskürtüyor’ ve kendi duygularıyla yeniden boyuyorlar.

“YABANCILAR ARASINDAKİ SUÇLULAR DEĞİL, YABANCILAR ‘SUÇLU’ OLARAK GÖRÜLÜYOR”

Toplumsal gözlemleri de var. Irkçı ifadelerin geçmişle bugün arasında bir değişim gösterdiği görüşünde: “Bir dönem özellikle Yahudi ve Türkler hedefteydi. ‘Türk karşıtlığı’nın yerini ‘İslam nefreti’ aldı. Şimdi Müslümanlar, Yahudiler ve ‘Siyahiler’ düşman. ‘Yabancılar defolun!’ yerine ‘Suçlu yabancılar defolun!’ deniliyor. Burada yabancılar arasındaki suçlular hedef gösterilmiyor; yabancılar ‘suçlu’ olarak görülüyor.”

En tehlikesi bütün bu düşünceler, duvar yazısında kalmıyor. Ona göre bu ırkçı ifadeler ve psikolojik baskı hızlıca fiziksel şiddete dönüşebiliyor.

TEHDİT EDİLİYOR, SALDIRIYA BİLE UĞRUYOR!

Mücadelesi öyle göründüğü kadar basit ve eğlenceli değil. Tehditler alıyor hatta saldırıya bile uğramış. 2016 yılında hakkında ilk kez dava açılmış. Sebep, deforme ederek boyadığı ayrımcı siyasi söylemler! Başsavcının kararına göre örnek alınacak hiçbir davranışı olmadığı gibi pişmanlık da göstermediği için 2400 euroluk para cezasına çarptırılmış.

Hiçbir şey onu vazgeçiremiyor. Eve döndüğünde bitkin olmasına rağmen nefret zincirini kırmak için elinden geleni yapabildiği için huzurlu. Şimdi yeni seyahatler için plan yapıyor. Haritası elinde. Rotasını “toplumsal barış” için yeniden çiziyor.

Takip Et Google Haberler
Takip Et Instagram