Savaşı kaybeden Paşinyan seçimi kazanır mı?

Koçaryan ve Dzarukyan’ın “kesenin ağzını” açmaları, çevrelerine büyük taahhütlerde bulunmaları kuşkusuz oy oranlarını belirli bir ölçüde arttırıyor, Paşinyan ise tabanını yeniden eskilerinin dönebileceği gerçeği ve korkusu ike konsolide etmeye çalışıyor. Ermenistan'ın demokratik bir hukuk devleti olmasını isteyenler ise şaşkının,kime oy vereceğini kestiremiyor. Ermenistan’ı sıcak bir yaz bekliyor.

ALİN OZİNİAN 10 Haziran 2021 YAZARLAR

Ermenistan’da 20 Haziran’da düzenlenecek erken seçimler için haftalar önce seçim kampanyası startı verildi. Kampanya 18 Haziran’da sona erecek, bu tarihe kadar seçimlere katılacak 22 parti ve 4 ittifak halkın oyunu alabilmek için “dil dökecek”.

Geçen yıl Dağlık Karabağ’da yaşanan savaşın yenilgisi ile başlayan ciddi bir siyasi krizi sona erdirmeyi amaçlayan 20 Haziran seçimlerinin bu krizi bitirip bitirmeyeceğinin yanı sıra yeni krizlere yol açıp açmayacağı da henüz belli değil.

Paşinyan’ın Sivil Sözleşme partisinin ana rakipleri; üç eski cumhurbaşkanı (sırasıyla Levon Ter-Petrosyan, Robert Koçaryan ve Serj Sarkisyan) tarafından yönetilen bloklar ve halihazırdaki parlamentonun iki muhalif parti ve liderleri; Aydınlık Ermenistan Partisi’nin (LHK) lideri Paşinyan ile eskiden yan yana duran Edmon Marukian ve Müreffeh Ermenistan Partisi (BHK) lideri, oligark, sporcu, renkli sima Gagik Dzarukyan.

Tüm muhalifler, Ermenistan’ın Rusya arabuluculuğunda imzaladığı 3. ateşkes anlaşmasıyla en sonunda durdurulan savaşın yenilgisinden Paşinyan’ı sorumlu tutuyorlar. Sadece ilk cumhurbaşkanı Levon Ter-Petrosyan bu yenilgide ve ordunun zayıflığında eski liderlerin de sorumluluğunun altını çiziyor.

Paşinyan’ın “siyasi babası” ve eski yoldaşı olan Ter-Petrosyan ayrıca, Karabağ sorunun 30 yıl boyunca masada çözülmesi gerektiğini bilen ama gerekli adımları atmayan, “tek bir avuç toprak vermeyeceğiz” diyen Koçaryan-Sarkisyan ikilisinin, halkı konunun çözümünden uzaklaştırdıklarını, Ermenistan’ın güçlü olduğu zaman geri verilmek üzere aldığı rayonları kademeli olarak vermesi gerektiğini söyleyip, soruna göreceli de olsa akılcı ve tarafsız bir şekilde yaklaşıyor.

Koçaryan ve yönetimi 10 sene boyunca devr ettiği (2008-2018) Sarkisyan’ın gözünde ise Paşinyan bir hain. İki liderin konuşmalarıda Paşinyan’a endekselenen savaş mağlubiyetinde, ordunun zayıflığına, siyasi iradesizliği, tecrübesizliği değil hainliğine vurgu yapılıyor.

Seçim öncesinde Ermenistan’da en kaygı verici durum bana göre siyasi atmosferdeki kalitesizlik ve düşmanlık. Yaklaşık 2 yıldır daha önce görülmemiş şekilde kutuplaşan Ermenistan siyasi güçleri ve halkı, dış ve iç politika üzerinden değil kişisel saldırı ve hakaretler üzerinden bir savaş dönüşen bir mücadeleye girişmiş durumda.

Paşinyan’ın geçen hafta, ABD seçimlerinden alışık olduğumuz münazara tarzı bir televizyon programına davet teklifine verilen cevaplar bunun en basit ve net örneği olabilir.

Paşinyan’ın koltuğundan ettiği Sarkisyan’ın “Benim onla konuşacak bir şeyim artık yok.” cevabı ya da Ter-Petrosyan’ın “Ben onun karşısında konuşursam, Paşinyan intihar etmek zorunda kalır.” çıkışının herhangi bir siyasi karşılığı yok.

Bu teklife Koçaryan’ın verdiği “O format bölge ve halkımız açısından kabul edilebilir bir format değil, bence düello yapalım, ne silah kullanacağımızı Paşinyan seçsin, bana haber versin…” cevabı Ermenistan’da siyasette gelinen noktayı ve çıkmazı anlatmaya yeterli.

Bu tarz ne yazık ki Paşinyan tarafından kabul görüyor. Paşinyan da altta kalmayacak şekilde “Gelirim, silah yerine halkı getirim, seni yere sererim!” tarzı popülist ve çığırtkan bir tarzda cevaplıyor bu siyasetten uzak tehditleri.

Halkın hatırı sayılır bir kesimi için yolsuzluk ile adları bütünleşen ve ne kadar de seçime ayrı ayrı katılsalar da aralarındaki bağdan şüphelenilmeyen Koçaryan-Sarkisyan ikilisini bir daha görmek istemeyenler, Paşinyan’ın devleti ve kritik rolü olan orduyu yönetemediğini de görüyor ve dolayısı ile onu da istemiyorlar.

Diğer yandan kutuplaşan kesimler seçim öncesi dönemde şekillenen – karşı bloğu tehdit eden “asarız keseriz” söylerinden çok hoşlanıyor. Özellikle Paşinyan’ın tabanı, Paşinyan’ı her gün yeni bir “vatan hainliği” ile suçlayan Koçaryan-Sarkisyan ikilisinin eski suçlarını, yolsuzluklarını, halkı mağdur etme hikayelerini anlatan Paşinyan’ı elleri kanayıncaya kadar alkışlamak istiyor.

Tabanlarının neyi sevdiğini anlayan 3 lider de, karşı tarafı ve hatta ailesini malzeme yapıp, onun tabanına zevkle hakaret ediyor ve alkış topluyor. Bir mahalle kavgasına dönüşen ve eril dilin zirve yaptığı seçim öncesi bu dönemde Ermenistan’ın iç siyaset sorunlarının başında gelen demokratikleşme, ekonomik açılımlar, adalet mekanizmasında reform konularından ya da ülkenin dış siyasetteki olası yönelimlerinden hemen hemen kimse bahsetmiyor.

En büyük ayrıştırıcı işaret Paşinyan’ın bu hafta başından beri Yerevan dışına yaptığı şehir ve köylerde büyük ilgi ve sevgi ile karşılanması. Paşinyan’a genel olarak “Biz senin arkadayız, yine seni seçeceğiz ama sen de bunları (eski rejim ve kalıntılarını) temizleyeceksin artık ve “Kadife Devrim’e” son vereceksin!” diyorlar.

Paşinyan’ın köylerde ve Yerevan dışındaki şehirlerde daha büyük desteği var. Halkın orta ve alt sınıfına hitap ettiği açık. Koçaryan ve ekibi de bunun farkında, sosyal medyada ekonomik durumu kötü insanların Paşinyan’ın mitinglerindeki fotoğraflarını paylaşıp, halkı aşağılayarak “Bakın Paşinyan’ı isteyen işte bunlar!” paylaşımları “önceki rejimin” hala halkı anlayamadığı, onla bir olamadığının en büyük göstergesi.

Son 25 yılda yaratılan haksız zenginliğin ve siyasi elitin ortaklarının büyük kısmı Paşinyan tabanına “zombiler” diye sesleniyor. “Koçaryancılar “ savaşın yenilgisin ardından Paşinyan’a hala oy vereceklerin kör olduğunu söylüyor, onları cahillik ve vatan hainliği ile suçluyor. Bu sataşmalar bazen “Karınızı da Türklere verin!” söylemlerine kadar inebiliyor.

Bu ithamlar ile suçlanan “Paşinyancılar” ise Sarkisyan ve Koçaryan’ı ve onların döneminde adı yolsuzluğa karışanları Paşinyan’ın “yargılatamadığı”, susturamadığı ve siyaset dışına atamadığı için suçluyor. Tam da bu yüzden son bir haftada Paşinyan mitinglerinde, eski rejimin öncülerine daha önce duyulmayan hakaret ve tehditler savuruyor.

Paşinyan’ın temizliğine, cesaretine ve iyi niyetine hala inanların belirli bir kısmı Paşinyan’ın ülkeyi yönetemediğinin ve gerekli adımları atamadığın farkında, dolayısı ile bir dönem daha Paşinyan yönetimin haklı olarak Ermenistan’a olumlu bir etkisi olmayacağını düşünüyor.

Ermenistan halkının, binlerce gencin ölümü ile sonuçlanan, toprak kaybının yanı sıra halkta güven sorunu, panik ve hayal kırıklığına yol açan ve en önemlisi Karabağ sorunun çözümsüzlüğüne merhem olamayan bu savaş ve ateşkesten sonra hala, azalarak olsa da neden Paşinyan’ı istemesinin sebepleri çok da anlaşılmaz değil.

Oldukça sık popülizme teslim olmakla birlikte Paşinyan, şu ana kadar halkı anlayan, halktan olan, halkın dilini konuşan belki de tek lider. Serveti yok, zengin arkadaşları yok. Paşinyan onlardan, halktan biri. Dahası ne Halep’te doğan Ter-Petrosyan gibi Diasporalı, ne de Sarkisyan ve Koçaryan gibi Karabağlı. Paşinyan Ermenistanlı ve Ermenistan ilk kez Ermenistanlı’nın Ermenistan’ı yönettiğine şahit oluyor.

20 Haziran’da Paşinyan’ın siyasi geleceğine yön verecek seçimde siyasi güçler, Ermenistan parlamentosundaki en az 101 olması gereken sandalye için yarışacak. Partilerin Ulusal Meclis’te temsil edilmeleri için oyların en az % 5’ini almaları gerekiyor. Bloklar için yasal oy barajı ise % 7.

2018’deki son seçimlerdeki Ermenistan parlamentosu 132 sandalyeliydi. 83 hükümet, 45 muhalefet olmak üzere parlamentoyu oluşturanlardan 22’si bağımsızdı. Bu yıl tekrar seçimlere girecek

Edmon Marukian’ın öncülüğündeki Aydınlık Ermenistan Partisi’nin (LHK) 17, Gagik Dzarukyan’ın Müreffeh Ermenistan Partisi’nin (BHK) lise 23 sandalyesi vardı. Sarkisyan ya da Koçaryan parlamentoda temsil edilmiyordu.

Geçen seçimlerde 885 bin oy ile, oyların %71’ini toplayan Paşinyan’ın kuşkusuz oylarında azalma olacak, fakat kendisi meydanlarda %60 oy alacağına ümidi olduğunu söylüyor. Diğer yandan Anketlerde oyları %8 gözüken Koçaryan “Bunların (Paşinyan’ın partisi) seçime hile karıştıracak kadar bile gücü yok” derken, seçim sonunda beklenen başarıyı elde edemezse yine de yönetimde Paşinyan’ı bırakamayacağını ilan ediyor.

Bu gibi agresif açıklamalar halka gerginliğe yol açarken, belki de şu anda Paşinyan’a ciddi anlamda tek muhalefet eden Ter-Petrosyan bu gerginliğin seçim sonrası iç çatışmalara sebebiyet vereceğini düşünüyor.

Diğer yandan Koçaryan’ın benzer tehdit mesajları Paşinyan’dan ümidi kesenlerin tekrar Paşinyan’a dönmelerine de sebep oluyor. Son mitinginde Paşinyan “Oyların en az yüzde 60’ını bekliyoruz. Ermenistan’da iç savaş çıkarmak isteyen siyasi güçleri kökünden sökmeliyiz” diyerek aslında Koçaryan’ı bir anlamda kullanıyor.

Aydınlık Ermenistan Partisi başkanı Edmon Marukyan’ın seçimin Koçaryan ve Paşinyan kişisel savaşına dönüştüğünü, seçim kampanyasının birbirini yok etmek üzerinden şekillendiği söylerken oldukça gerçekçi lakin Marukyan’ın sandıkta büyük bir başarı elde etmesi zor gözüküyor.

Koçaryan ve Dzarukyan’ın “kesenin ağzını” açmaları, çevrelerine büyük taahhütlerde bulunmaları kuşkusuz oy oranlarını belirli bir ölçüde arttırıyor, Paşinyan ise tabanını yeniden eskilerinin dönebileceği gerçeği ve korkusu ike konsolide etmeye çalışıyor. Ermenistan’ın demokratik bir hukuk devleti olmasını isteyenler ise şaşkının,kime oy vereceğini kestiremiyor. Ermenistan’ı sıcak bir yaz bekliyor.