Sibel Hürtaş, Artı Gerçek: Geçmişteki af yasalarında da aynısı olmadı mı? İkinci yargı paketinin bu haliyle çıkması durumunda, Ana Muhalefet Partisi tarafından Anayasa Mahkemesi’ne götürülmesi büyük bir olasılık. Anayasa Mahkemesi, bazı suçların kapsam dışında bırakılması nedeniyle Anayasa’nın eşitlik ilkesi kapsamında bir adım atabilir. Bu adım, yasanın iptali değil, lehe hükümlerden herkesin yararlanabilmesi için genel affın kapısını açacak mahiyette olabilir.

Sedat Ergin, Hürriyet: Aslında tutuklularla ilgili bir yasal düzenleme gerekli de değildir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) ve Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) içtihatlarının esas alınması ve yürürlükteki yasal çerçevenin layıkıyla uygulanması soruna zaten çare olacaktır. AİHM ve AYM içtihatlarından vazgeçtik, sulh ceza hâkimlerinin belli suç kategorilerinde alacakları kararlarda Ceza Muhakemesi Kanunu’ndaki ‘adli kontrol’ sistemini uygulamaya koymaları bile yeterlidir. Evrensel hukukta esas olan tutuksuz yargılamadır. Ceza hukukçusu avukat Fikret İlkiz, “Yargı Reformu Strateji Belgesi uygulansın, tutuklularla ilgili meseleye çare bulunmuş olur” şeklinde konuşuyor.

İbrahim Kaboğlu, Birgün: Sonuç olarak, infazda iyileştirme adına AKP’nin gündeme getirdiği ve MHP’nin desteklediği yasa öneri taslağının adalet ve eşitlik gerekleri doğrultusunda düzeltilmesi için CHP/HDP ve İYİ Parti, uyanık ve dayanışma içinde olmalı.

Murat Yetkin, Yetkin Report: Milletçe önümüzü görme gayreti içindeyiz ve yapılan açıklamaların kimsenin aklındaki sorulara tam olarak yanıt vermediği yolunda bir algıya sahibiz. Gerçeğin bu olup olmadığı ikinci plandadır, çünkü siyaset yaşanan gerçeklik üzerine değil, algılanan gerçeklik üzerinde inşa edilir. Devlet yönetimi yeterince şeffaf değilse, ya da öyle algılanıyorsa, kimi söylenti çıkarır, karşı-propagandaya başvurur, boş atıp dolu tutturmaya çalışır, kimisi de işte böyle eldeki bilgi kırıntılarını olabildiğince değerlendirip anlam çıkarmaya çalışır.

Ahmet Altan, P24: Yöneticilerin düşünceden korktuğu toplumlarda siyasi iktidarlar dehşet verici bir kaba güce, buna karşılık acınacak derecede zayıf entelektüel donanıma sahiptir. Kaba güçlerini geliştirdikçe entelektüel güçleri zayıflar. Bir zamanlar, body building yapan bir gencin anılarını okumuştum. Kaslarını geliştirmek ve vücudundaki yağları yakmak her gün biraz daha bağımlı hâle geldiği bir tutkuya dönüşmüş. Muhteşem kaslar geliştirmiş ve vücudunda neredeyse bir gram bile yağ kalmamış. Ayak tabanındaki, yere sağlam basmasını sağlayan yağ tabakası da eriyip yok olmuş. Çok güçlü, çok gelişmiş kaslara sahipmiş ama tabanlarında yeterince yağ olmadığı için şöyle hafifçe ittiğinizde bile yıkılıyormuş. Bütün toplumu denetim altına almak, hiçbir muhalif sese izin vermemek, her düşünceyi ezmek, yargıyı cezalandırıcı bir sopa gibi kullanmak isteyen her siyasi iktidarın, aynen o “vücutçu” genç gibi kaslarını geliştirdikçe tabanlarını eritip zayıfladığını düşünüyorum. Sonunda kendilerini en güçlü sandıkları, görünüşte en güçlü oldukları an, onların en zayıf olduğu ve bir itişte yıkıldıkları duruma dönüşüyor.

Günün öne çıkan yorumları Kronos Podcast yayınında: