Sahte fotoğraflarla sahte haber yapanları anlatan gerçek bir haber

Bir fotoğrafçı, Makedonya’nın küçük bir kasabasında “sahte haber” yaparak para kazananların hikayesini anlatmak için yola çıkmıştı. Sonunda fotoğraf sektörünün geldiği noktayı ve beklenmedik acı gerçekleri ortaya koyan bir kitaba ve habere imza attı.

EMİR KORKMAZ 10 Ekim 2021 FOTOĞRAF

Fotoğraf dünyasının önde gelen isimleri 1 Eylül’de Fransa’nın Perpignan kentinde yıllık Visa Pour l’Image foto muhabirliği festivalinde toplanmıştı. O gece, sokağa kurulan dev ekran, Sovyet dönemi apartmanlarında dizüstü bilgisayar kullanan insanların görüntüleri ve yıkık bir sanayi sitesinin sokaklarında gezen ayıların görüntüleriyle aydınlanıyordu. Görüntüler, 2016 ABD seçimleri sırasında büyük bir sahte haber endüstrisine ev sahipliği yapan Kuzey Makedonya’nın Veles izlenimlerini anlatan ödüllü belgesel fotoğrafçısı Jonas Bendiksen’e aitti. Ekranın karşısına dizilen onlarca foto muhabiri görüntüleri hayranlıkla izlerken, Bendiksen yaşananları midesi bulanarak takip ediyordu.

İŞİMİZ: SAHTE HABER

Veles, habercilerin gündemine 2016 yılındaki ABD başkanlık seçimleri sırasında girdi. Veles’te yaşayan bir Makedon, bir gün Donald Trump hakkında gerçek olmayan bir hikâye yayınladı. Habere göre, Kuzey Carolina’da bir seçim mitingi sırasında adayın biri, izleyicilerin arasındaki bir adamı kendisiyle aynı fikirde olmadığı için tokatlamıştı. Elbette böyle bir olay yaşanmamıştı. Ama haberi sitesine koyan Boris, ki gerçek ismi değil, linkini de Facebook’ta yayınladı. Amerikan siyasetiyle yatıp kalkan birkaç isim linki paylaşınca, haber bir günde 800 kez okundu. O ay – Şubat 2016 – Boris, web sitesindeki Google reklamlarından 150 dolardan fazla para kazandı. Aklında şimşekler çaktı. Benzer haberlerin de ilgi çekeceğini düşünerek, hergün gerçekle uzaktna yakından alakası olmayan haberleri sitesine doldurmaya başladı.

TÜM ŞEHİR SAHTE HABER ÜRETİYOR

Wired’ın aktardığına göre, Kuzey Makedonya’nın Veles kasabasında yaşayan onlarca insan, çok geçmeden bu işten “ekmek” kazanabileceğini anlamıştı. Bu sitelerin sahte haberlerine olan ilginin doğurduğu trafik, Google’ın AdSense gibi otomatik reklam motorları tarafından cömertçe ödüllendirildi. Böylece koca bir kasaba, sahte habercilikten geçinmeye başladı. Ancak seçimlere birkaç hafta kala The Guardian ve Buzzfeed, 43 bin kişinin yaşadığı bu Makedon kasabasında, çoğu sansasyonel ve sahte haberlerle dolu en az 100 Trump yanlısı web sitesinin kayıtlı olduğunu ortaya çıkardı. Bendiksen de, bu kasabaya gitmiş ve sakinleriyle foto-röportajlar yapmıştı. Ardından bunların yer aldığı Veles isimli bir kitap yayınlamıştı. Perpignan’daki sunum da kitaptaki fotoğraflardan oluşuyordu. Görüntüler herkesi çok etkilemişti.

SAHTEKARLIK İDDİASI

Sunumdan kısa süre sonra, Chloe Miskin adını taşıyan bir Twitter kullanıcısı Bendiksen’i sahtekarlıkla suçlayan bir tweet attı. Miskin, Veles’ten olduğunu iddia ediyor ve “tüm projenin bir yalan olduğunu” söylüyordu. Çünkü Bendiksen poz vermesi için yerli halka 50’şer dolar ödemişti. Bir saat sonra, fotoğraf endüstrisinin tanınmış eleştirmenlerinden olan İngiliz film yapımcısı Benjamin Chesterton iddiaları retweetledi.

PEMBE SÜVETERİ TAKİP ET

Sonra Chesterton, Miskin’in Twitter takipçilerinden birinin, Veles Kitabı’ndaki bir büfenin önünde fotoğraflanan bir kadınla aynı sıradışı pembe süveteri giydiğini fark etti. Şüpheleri artan Chesterton bulduklarını hemen tweetledi. Bendiksen’in görüntülerdeki insanların bilgisayar tarafından üretilmiş sahte görüntüler olduğunu açıklamasını beklediğini yazdı. Bendiksen ise hakkındaki sahtecilik iddialarını okurken, büyük bir rahatlama yaşıyordu. Bendiksen, görüntülerdeki insanları gerçekten yazılımla üretmişti.

MAGNUM AÇIKLADI

Ertesi gün, prestijli Magnum Fotoğraf Ajansı, Bendiksen’in Veles’e seyahat etmesine rağmen, görüntülerindeki her insanın ve sokaklardaki ayıların video oyunları yapmak için kullanılanlar gibi 3D modeller kullanılarak dijital olarak taklit edildiğini açıklayan bir röportaj yayınladı. Ayrıca, seyahat, hakkında bilgiler içeren kitabın tamamının da yapay zeka yazılımı ile oluşturulduğu açıklandı. Dahası, skandalı ortaya çıkaran ilk tiviti atan Miskin de, Bendiksen tarafından kendini teşhir etmek için üretilmiş sahte bir kimlikti.

AMACI DİKKATİ ORAYA ÇEKMEK

Bendiksen, fotoğrafçılıkta aldatıcı teknolojinin artan gücü hakkında bir tartışma başlatmak için bu işe girişmişti. Bu sanatın seçkinlerinden bazılarını bile kandırma kapasitesi, görüntü ve bilgiyi manipüle etme araçları daha yaygın olarak kullanılabilir hale geldikçe büyüyen bir sıkıntıya işaret ediyordu. Bendiksen, Wired dergisine verdiği demeçte, ”Dünya üzerinde görsel açıdan en kabiliyetli ve yetkili insanların bile bunun için düşmesi korkutucuyken, herhangi bir görsel okuryazarlığı olmayan insanları kandırmanın eşiği çok düşük” diyor.

ÖDÜLLÜ FOTOĞRAFÇI

Bendiksen aslında sıradışı bir fotoğraf “sahtekârı”. 2006’daki çığır açan kitabı ‘Uydular’da, yıllar boyunca eski Sovyet cumhuriyetlerinin çürüyen mirasını belgelemişti. O zamandan beri bir süre başkan olarak görev yaptığı Magnum’da uluslararası ödüller kazandı. 2018’de Yugoslavya sonrası kurulan Kuzey Makedonya’nın Veles şehrindeki sahte haber merkezini okuyunca, aklına bu proje geldi.

SAHTE ‘TANRI’ ÜRETTİ

Daha önce Uydular için fotoğrafladığı şehirlere benzer bir zamanlar komünist olan Veles’i ziyaret etmek, sahte haberlere kendi bakış açısını sunmak istedi. İnternette arama yaparak, şehrin sahteciliğini perçinleyecek bir buluşa imza attı. Şehirle aynı Veles adını taşıyan, uyduruk bir Slav tanrısı bile üretti. Projesi için Veles’e gidince başka zorlukların da olduğunu gördü. Sahte haber endüstrisi nedeniyle doğan ilgi, insanları korkutmuştu, bu yüzden fotoğraf çekecek insanları bulmak ve onlarla konuşmak da zordu. Sonra Bendiksen, sahte görüntüler hakkında okuduğu ilerlemelerin, habercileri kandıracak seviyede olup olmadığını merak etti. Bendiksen, “Cevabın ne olabileceğinden o kadar korktum ki ‘denemek zorundayım’ diye düşündüm” diyor.

KİMSEYLE KONUŞMADAN YAPILAN RÖPORTAJLAR

Bendiksen, 2019 ve 2020’de Veles’e gittiğinde, kafasındaki projeyle ilgili endişeleri bir kat daha arttı. “Normalde böyle bir iş için zamanınızın çoğunu insanlarla tanışmaya çalışarak geçirirsiniz. Ama benim yapmak istediğim çok daha kolaydı. Kimseyle tanışma ihtiyacım yoktu.” diyor. Perişan sokakları ve fabrikaları gezerken, hangi tipik görüntülerin insanların beklentilerini karşılayacağını hayal etmeye çalıştı. Fotoğraf çektiği her yerde, ışık ve gölgeleri yakalamak için 360 derecelik çekim yapabilen bir makine kullandı, böylece daha sonra sahte insanları nereye nasıl yerleştirebileceğini çok daha iyi belirleyebilecekti.

ÇİZGİ FİLM DEĞİL BELGESEL ÜRETTİ

Koronavirüs nedeniyle herkes evlerine kapanırken, Bendiksen Norveç’teki evinin stüdyosuna yerleşti ve çalışmaya başladı. Genellikle video oyunu ya da film üretiminde kullanılan gerçek insan ve hayvan görüntülerini bilgisayarına indirdi. Karakterlerini her sahneye uyacak şekilde dikkatlice pozladı ve olay yerinde yakaladığı ışık ve gölgeleri taklit etti.

Bendiksen, diğer fotoğrafçılara ve editörlerine ürettiği görüntülerden birkaç tanesini gösterdiğinde kimse şüphelenmedi. Çünkü onun yaklaşımı, geleneksel fotoğraf manipülasyonu ve Hollywood özel efektleri değil, yeni bir hile olan makine öğrenimi ile oluşturulan sahte görüntülerden meydana geliyordu.

SOKAKLARDA KALPAKLI BEKÇİLER VE AYILAR

Bendiksen güven kazandıkça, kafasında yeni fikirler doğuyordu. Devasa bloklu Sovyet dönemi binaları, modası geçmiş bilgisayarlar karşısında sahte haberler yapan soluk benizli kadınları ve tombul erkekleri üretti. Başka bir yerde, silahlı sivri kalpaklı gardiyanlar dikenli tellerin arkasında dururken, bir kadın karanlık, kızıla boyanmış bir sokakta duran araba camının üzerine eğiliyordu. Aslında ürettiği tüm fotoğraflara bir sürü ipucu bırakmaya çalıştı. “Her yere çok fazla ekmek kırıntısı koydum, burada yanlış bir şey olduğunu ima ediyordum” diyor. Dahası, 43 bin kişinin yaşadığı Veles’i ayılar istila etmişti ve koca boz ayılar sanayi sitelerinde dolaşıyordu. Sokaklarda gezen ayılar ve sahte Veles tanrısı gibi bir çok sahte iz bıraktı.

METİNLER DE SAHTE

Bendiksen, kitabı yazarken de farklı bir sahtecilik biçimine yöneldi. New York Times ve BBC gibi yayınlardan Veles hakkında çıkmış haberleri toparladı. GPT-2 adlı açık kaynaklı metin oluşturma yazılımını kullanarak, Veles’teki sahte haber üretenlerle toplantılar, yerli halkla yapılmış mülakatlar ve sanayi sitesinide gezen ayılarla ilgili metinler üretti ama bir kelimesini bile kendisi yazmadı. Kitaptaki tüm metinler, yazılım aracılığıyla oluşturuldu.

BAŞTAN AŞAĞI SAHTE

Bendiksen’in Veles kitabı bu yılın Mayıs ayında yayınlandı. Bilgisayar tarafından oluşturulan metinler, üç boyutlu imgelerle zenginleştirilmiş 50’den fazla fotoğraf ve yine tamamen programla oluşturulmuş bir tanıtım metni. Yapılan sahtekarlık, Bendiksen dışında bazı Magnum yöneticileri ve kitabı yayımlayan Gost’tan sadece bir avuç insan tarafından biliniyordu. Magnum da, yayınevi de çıkan kitabı, geleneksel duyurularla tanıttılar.

SAHTE KİTABA PRESTİJLİ DEĞERLENDİRME

Fotoğraf makinesi üreticisi Leica’nın sahip olduğu LFI dergisi, Ağustos/Eylül sayısında bir takım görüntü de içeren haberine tam bir sayga ayırdı ve kitabı “akıllı ve eğlenceli” olarak nitelendirdi.

Bendiksen genelde yeni bir proje yapınca, önde gelen dergi ve gazetelere içinde fotoğrafların da olduğu bir tanıtım paketi yollardı. Bu kez editörlerden gelen talepleri reddetti ve onların yapılan hileleri ve sahtekarlıkları bulması bekledi. Bu arada kitabın tanıtımını kendi sosyal medya hesapları üzerinden yaptı ve burada üretilmiş fotoğrafları paylaştı. En azından birilerinin bu fotoğrafların gerçek dışı göründüğü için uyarmasının ya da ayıların Kuzey Makedonya kentinde ne aradığını sorgulamasının çok uzun sürmeyeceğini düşünüyordu. Ama beklediği olmadı aksine çok sayıda insandan projenin ne kadar da başarılı olduğuna dair övgü dolu sözler işitti. Bendiksen, ”O zaman başımızın belada olduğunu fark ettim. Bu yapılanları, ‘daha ne kadar uzağa gidebilir ki?’ diye düşünmek istiyorsunuz ama olmadı. Açıkçası yaşananlardan sonra ne yapacacağımı bilemiyordum.” diyor.

BOMBAYI PERPİGNAN’A KOYDU

Bendiksen, fotoğrafçılığın en prestijli sahnelerinden biri olan ve her yaz Perpignan’da gerçekleşen Visa Pour l’Image festivalinde kendini sabote etmeyi planladı. Kitabı 2021’in başlarında değerlendirilmek üzere festivale sunmuştu ve görüntülerinin kısa bir videosuyla sergilenmek üzere seçildiğinde şaşırmıştı. Etkinliğe hazırlıkları arasında Fransa’ya bir bilet satın almak ve Chloe Miskin adında uzun zamandır kullanılmış sahte bir Facebook hesabı için yaklaşık 40 dolar ödemek vardı.

 

FACEBOOK HESABI DA SAHTE

Uygun bir şekilde, Miskin’in hesabındaki profil fotoğrafı da yapay zeka tarafından üretilmişti ve gerçekliğini ya da sahteliğini kimsenin ispat etmesine imkan yoktu. Bendiksen haftalarca boyunca Miskin’in heabından fotoğraflar paylaştı. Ona, Makedonyalı amatör bir fotoğrafçı havası verecek izler bıraktı. Fotoğraf işi yapan yüzlerce kişiye arkadaşlık isteği gönderdi; müze küratörleri ve dergi fotoğrafçıları da dahil olmak üzere birçoğu karşılık verdi.

HAYRANLIKLA İZLENDİ

Bendiksen Perpignan’a vardığında yaptıklarının ağırlığını taşıyordu. “Midem ağrıyordu, ancak gösterimin gerçekten yapıldığını belgelemek zorunda olduğumu hissettim” diyor. İnsanlarla irtibat kurmaktan kaçındı, yemeklerini tek başına yedi, tanıdığı birisiyle karşılaşmamak için günlerinin çoğunu otel odasında geçirdi. Gösteriminin yapıldığı gece erkenden meydana geldi ve yüz maskesinin arkasına saklanmaya çalışarak tribünde yüksek bir yere oturdu. Veles’in videosu yayınlanmaya başlayınca ekranda sokaklarda gezen ayı görüntüleri vardı. Bendiksen, ”Kalbim hızla atıyordu. Ayıların en zayıf halka olduğunu sanıyordum ve birilerinin tepki göstermesini bekliyordum” diyor.

PLAN İŞLEMEYE BAŞLADI

Ertesi gün Norveç’e dönen Bendiksen, festival bitmeden gerçeğin ortaya çıkması için planını uygulamaya koydu. Ürettiği sahte Miskin facebook hesabından iddialarını sıraladı. “Kendi kendisini” poz vermek için para ödemekle suçlayan bir yazı yazdı. Ama yazdıkları pek kimsenin ilgisini çekmedi. Bunun üzerine iddiaları özel bir fotoğrafçılık Facebook grubunda yeniden yayınladı. Katılımcıların çoğu Miskin’in iddialarını büyük ölçüde kabul etti, ancak fotoğraflardaki kişilere ödeme yapmanın yanlışlığı pek de taraftar bulmadı. Hedef büyüten ve sert bir tartışma çıkmasını hedefleyen Bendiksen, bu sefer Miskin için bir Twitter hesabı oluşturdu. İddasını ünlü İngiliz film yapımcısı Chesterton’u “tag”leyerek dikkatini çekmeyi başardı. Chesterton’un iddiaları ciddiye aldığını görmesinden sonra rahatladı ve hemen Magnum’un CEO’su Caitlin Hughes’u aradı. Ajanstaki neredeyse herkes gibi Hughes’in de olup bitenden haberi yoktu. Şirketin sahte fotoğraflarla dolu bir kitap yayınladığını ve bunları sattığını öğrendiğinde Hughes, kocasıyla yağmurlu bir Londra gecesinde sokakta yürüyordu. Hughes, ”Onun gizli bir şey üzerinde çalıştığını biliyordum, ama açıkçası bu kadarını beklemiyordum. Yaşananlar belgesel fotoğrafçılığın gücünü gerçekten sarsıyor.“ diyor. Ertesi gün Magnum, Bendiksen’in aslında baştan beri bir hesap içinde olduğunu ve onu aklayan bir röportajı yayınlayarak, fotoğrafçılık dünyasını uyardı.

“ALDATILDIK“

Uzun yıllardır Visa Pour L’ımage’ın direktörlüğünü yapan Jean-François Leroy, Bendiksen’in kendisine bu röportajın linkini gönderdiğinde prestijli festivalinin kandırıldığını öğrendi. Bu bilgi, Leroy’un damağında ekşi bir tat bıraktı. Leroy, ”Jonas’ı yıllardır tanıyorduk ve ona güvendik. Açıkçası tuzağa düştük“ diyor. Festival bazen fotoğrafçılardan işlenmemiş, düzenlenmemiş görüntüleri görmelerini istiyor, ancak çalışmaları yıllardan beri bilinen Bendiksen’den hiç şüphelenmedi. Leroy, ”Bence Jonas bana bunun sahte olduğunu söylemeliydi.” diyor.

SANATSAL BULANLAR DA VAR

Bendiksen’in kitabını para verip alan Buffalo, New York’ta bir sanatçı ve grafik tasarımcı olan Julian Montague, fotoğraflardaki grenli ve karamsar ışıklı görüntülerini çok beğendiğini söylüyor. Kitabın sahte olduğunu öğrendikten sonra ise aldatıldığını değil, başka projeler karşısında ne kadar dikkatli olmasını öğrendiğini düşünüyor.

Bendiksen’in sahtekarlığını ortaya çıkışını tetikleyen Chesterton, projeyi “muhteşem” olarak adlandırıyor, ancak farklı nedenlerden dolayı: Yapay görüntülerin artan gücünün bir göstergesi olarak değil, fotoğraf endüstrisinin zayıflıklarına tutulan bir spot ışığı olarak. Chesterton, belgesel fotoğrafçılıkta dolandırıcılık ve şüpheli etik örneklerini vurgulamak için sık sık ‘tweet’ler atıyor. “Foto muhabirliğinde hile yapmak istiyorsanız durdurulamazsınız çünkü kontrol yok.” sözlerini kullanıyor.

“İNSANLARI KORKUTTUĞUM İÇİN MUTLUYUM“

Bendiksen ise bir tartışma başlattığı için mutlu: “Sanırım kendimi korkuttuğum gibi birçok insanı korkuttum. Umarım bu, bunun hakkında konuşmamıza neden olan küçük bir şok dalgası üretir” diyor.

Magnum, kitabı satın alan kişilerle tam olarak ne için ödeme yaptıklarını anlatmak için iletişime geçip geçmeme konusunda hala kararsız, yine de kitap hala satışta. LFI dergisi, editörlerinin kitap hakkında yayınlanan makale konusunda nasıl bir açıklama yapacaklarını tartışmaya devam ettiği belirtiliyor. Bendiksen de her şeyi açıklamayacak. “Bütün insanlar sahte, bazı hayvanlar, arabalar ve diğer nesneler de öyle. Söyleyebileceğim tek şey, her görüntüde sıradışı gibi bir şey var. İnsanların yakalaması için. Ben de bu avın keyfini çıkarıyorum“ diyor.

Takip Et Google Haberler
Takip Et Instagram