‘Şahıs Rejimi’nin keyfî idare pratiği…

Gelmeyen barıştan felaket sonrası çay dağıtımına, muhalefetin yapması gerekenlerden ittifakın ortak aday tartışmalarına, Şehir Hastanelerinin maliyetinden ekonomideki keyfi idareye...

KRONOS 04 Eylül 2020 PODCAST

Nur Betül Çelik, Gazete Duvar: Savaş çığırtkanlığından oy devşirenler, barış isteyenleri “teröristlikle” yaftalayarak sindirmeye çalışıyor. Öyle bir ülke ki burası, uzunca bir süredir neredeyse bütün komşularıyla ilişkileri bıçak sırtı, politikasızlıkla malul, savaşın eşiğinde.

Arslan Tekin, Yeniçağ: Kütahya’da adam kendi çabasıyla iş bulmuş. Taşeron şirket, “Sen Ak Parti ilçe başkanından icazet almadın. İşin feshedildi.” demiş. İşini kaybeden, ilçe ve il başkanlarına gitmiş. “Ak Parti’ye üye ol, iş senin.” demişler.

Emre Kongar, Cumhuriyet: Muhalefetin yükselişi, Davutoğlu ve Babacan partilerinin ortaya çıkışı, geçmişte dini ve etnik çizgilerden gelen partilerin Demokratik Rejim üzerindeki ittifakı, Erdoğan/ AKP iktidarının başarısızlığından ve en sonunda da Demokratik Rejimi “Şahıs Rejimi” hale getirmesinden kaynaklanıyor.

Oral Çalışlar, Posta: Anlaşabildiğiniz konular eğer ortak bir siyaset geliştirmeye yetiyorsa, bir iktidar hedefi için yeterli ilkesel temel mevcutsa, buna göre hareket edersiniz. Veya bu temeli oluşturursunuz. Yani bir “ittifak çalışması” çerçevesinde ortak zeminler gelişebilir.

Çiğdem Toker, Sözcü: KÖİ modeliyle yapılan şehir hastanelerinde ise devletin yedi ayda ödediği 3 milyar TL. Basitçe, devlet şirketlere KÖİ modeli dolayısıyla sadece 7 ayda ödediği kira parasıyla, 21/b usulüne göre 3 şehir hastanesi yaptırabiliyor.

Yalçın Karatepe, Birgün: Ekonomi politikalarının başarılı olması için “3K” koşulunun sağlanması gerekir: Kurallar, kurumlar ve kurullar.