Saçlarını üfleyen efsane: Naim Süleymanoğlu’nun bilinmeyen öyküsü

Cep Herkülü... Kendi ağırlığının üç katından 10 kilo fazlasını kaldıran tek sporcu... Time'a kapak olan sekizinci Türk... Turgut Özal'ın manevi oğlu... Efsane halterci... Saçlarını üfleyen rekortmen...

NECATİ KOLA 18 Kasım 2020 PORTRE

1996 Atlanta Olimpiyat Oyunları’nda 64 kiloda mücadele eden milli haltercimiz Naim Süleymanoğlu.

Cep Herkülü… Kendi ağırlığının üç katından 10 kilo fazlasını kaldıran tek sporcu… Time’a kapak olan sekizinci Türk… Turgut Özal’ın manevi oğlu… Efsane halterci… Saçlarını üfleyen rekortmen…

Üç yıl önce bugün 50 yaşında vefat eden Naim Süleymanoğlu denince ilk bunlar geliyor akla. Efsane sporcumuz, siroza bağlı karaciğer yetmezliğine bağlı olarak İstanbul’daki özel bir hastanenin yoğun bakım ünitesinde tedavi görüyordu. 6 Ekim 2017’de Prof. Dr. Yalçın Polat ve ekibinin gerçekleştirdiği ameliyatla karaciğer nakli olan Süleymanoğlu, son olarak beyindeki kanama ve buna bağlı artan ödem nedeniyle 11 Kasım 2017’de acil ameliyata alınmıştı. Bir hafta yoğun bakımda kalan Cep Herkülü, bir cumartesi günü aramızdan ayrıldı. Arkada bir sürü başarı ve hikâye bırakarak…

NAİM’İ KİM KAÇIRDI?

O hikâyelerden en önemlisi, Türkiye’ye kaçırılışıydı. Peki, nasıl kaçırılmıştı? Kimler aracılık etmişti? Devlet mi organize etmişti yoksa bir grup milliyetçi Türk mü? Ya da o tarihlerde Bulgar basınının iddia ettiği gibi teröristlerce mi kaçırılmıştı?

2004 Atina Olimpiyatları meşalesi, dünya turunda İstanbul’a geldi. Meşaleyi taşıyan sporcular arasında dünya ve olimpiyat şampiyonu milli halterci Naim Süleymanoğlu da vardı.

Anlatacağım hikâyeyi, yıllar önce Frankfurt’ta ziyaret ettiğim merhum Ozan Arif’ten dinlemiştim. İşte, ayrıntılı bir şekilde efsane sporcumuzun Türkiye’ye kaçırılış öyküsü:

Aralık 1986’da Avustralya’nın Sydney kentinde Dünya Gençler Halter Şampiyonası vardı. Büyük bir halterci olacağı belli olan ve ismi Naum Shalamanov olarak değiştirilen Naim Süleymanoğlu, Bulgaristan kafilesiyle birlikte bu şehre gidecekti. O dönem, Bulgaristan’da camilerin yıkıldığı, isimlerin değiştirildiği, ileri gelenlerin zindanlara atıldığı günlerdi…

‘BİZİM BİR KÖYLÜ VAR, ÇOK BAŞARILI’

12 Eylül öncesi olaylara karıştığı için o yıllarda Türkiye’ye giriş izni olmayan ve Frankfurt’ta yaşayan Ozan Arif, Avrupa’nın çeşitli merkezlerinde toplantılara katılıyor, konuşmasının bir kısmını da Bulgar mezalimine ayırıyordu. Birgün Avustralya’ya konser için davet edildi. Orada da programının bir kısmını Bulgar zulmüne ayırdı. Ozan Arif’in bu hassasiyetini gören bir grup Bulgar göçmeni, kendisiyle tanışmak istedi. Ertesi gün durumu iyi olan bir göçmenin evinde toplandılar, yediler, içtiler, dertleştiler.


Bu haberler de ilginizi çekebilir:

dEn büyük rakibi Leonidis, Süleymanoğlu’nun cenazesinde tabutu öptü

dNaim, sinemada rekor deneyecek!

 

Programı biten Ozan Arif, Frankfurt’a döndü. Birgün bürosunda otururken telefon çaldı. Karşısındaki, evinde yemek yedikleri kişiydi. Şöyle diyordu: “En yakın arkadaşıma bile güvenemediğim ama size güvenerek açacağım bir mesele var, bana yardımcı olabilir misiniz?” Bu arada Bulgar kafilesi Sydney’e gelmiş, şampiyona için son hazırlıklarını yapıyordu.

“Allah bize o kudreti vermişse neden olmasın.” dedi Ozan Arif. Karşısındaki “Bizim köylü bir dünya şampiyonu halterci var. Birkaç kere kaçmaya teşebbüs etti ama başaramadı. Bunu kaçırmak istiyoruz.” diye devam etti.

BULGAR MEZALİMİNİ DUYURMAK İÇİN…

Ozan Arif şaşırmıştı: “Ne şampiyonu gardaş! Ne halteri!” Naim ismini de duymamıştı hiç. Zaten o zamana kadar hiç kimse bilmiyordu. Sonra devam etti: “Ben Frankfurt’tayım. Avustralya ise 20 bin kilometre ötede. Ama güzel gardaşım, bana nasıl güvendiyseniz, aynı şekilde güvenebileceğiniz bir arkadaş tavsiye edeceğim size. Hiç çekinmeden durumu anlatabilirsiniz.”

Tavsiye ettiği kişi, daha önce Samsun Ülkü Ocakları Başkanlığı yapan ve eş durumundan Avustralya’ya göç eden Ali Durnaoğlu’dur. 80 öncesi kader birliği ettiği Durnaoğlu’na telefon açıp durumu anlatır: “Bak Ali, şampiyonmuş. Biz bunu niye kaçıracağız? Şampiyonmuş mampiyonmuş bizi pek ilgilendirmez. Ama arkadaş stratejik önemi olduğunu vurguluyor. Zaten yürüyüş yapıyoruz, miting yapıyoruz, Bulgar mezalimini dünyaya duyurabilmek için envai çeşit yol deniyoruz. Bu bizim için reklam aracı olabilir mi? Esas gayemiz bu olmak şartıyla bu işe girişelim mi, ne dersin?”

OZAN ARİF: 2 BİN MARK TELEFON PARASI ÖDEDİM

Durnaoğlu, Ozan Arif’in beklediği cevabı verir: “Ozan’ım, zaten burada küflenmişiz! Memnuniyetle. Hemen bu işin icabına bakacağız!” Bu işe girişirken maceracılık gibi bir gayeleri de yoktur. Ozan Arif’in kendi deyimiyle, 80 öncesi ağızlarının payını alacakları kadar almışlardır zaten!

Ali Durnaoğlu, Ozan Arif’e telefon açan Naim’in köylüsüyle tanışır önce. Şampiyona programına ve Naim’in kaldığı otele göre planlar yapılır, fırsatlar kollanır. Ozan Arif de devamlı telefonla arayarak gelişmeleri takip etmektedir. Ozan Arif, ekonomik sıkıntı çektiği bir dönemde 2 bin Mark telefon parası öder.

Şampiyona başlar. Ozan Arif, hiç ilgilenmediği haltercileri takip etmektedir artık. Hakikaten Naim rekor kırar, Bulgaristan da takım halinde şampiyon olur. Daha önce birkaç kez kaçmaya teşebbüs eden Naim’e müthiş bir gözaltı vardır. Ozan Arif’in arkadaşları kesin kararlıdır. Gerisini Ozan Arif’ten dinleyelim: “Şampiyon olunca hepsi zil zurna sarhoş olmuş. Köylülerinin birini göndermişler yanına. Naim, tuvalete gidiyorum diye salondan dışarı çıkmış. Allah’tan tuvaletin oradan mutfağa çıkan bir yol varmış. Mutfaktan bahçeye, otelin arka duvarından caddeye… Bizimkiler silahla bile kaçırmayı göze alırken en ufak bir şeye bile gerek kalmadan olayı bitirmişler. Tamamıyla Allah yardım etmiş.”

Milli halterci Naim Süleymanoğlu, 1992 Barcelona Olimpiyat Oyunlarında 60 kg.da altın madalya kazandı. (Nikolai Peshalov (Bulgaristan) ve Yingqiang He (Çin) ile birlikte…)

50 BİN DOLAR TEKLİF ETTİLER

Naim’i eve götürürler. Daha önce kaçmaya teşebbüs edip başarılı olamayan Naim, bunda da bir şey olursa beni asarlar, keserler diye korkmaktadır. Hatta ‘Beni gerçekten Türkler mi kaçırdı’ diye endişelenmektedir. Ama işin içinde köylüsü olduğu için içi biraz olsun rahattır. Ozan Arif de gelişmeleri saat saat takip etmektedir: “Artık Naim’i bizimkilerin kaçırdığı anlaşıldı. Avustralya televizyonu beş dakikalık görüntü için 50 bin dolar teklif ediyor. Beni aradılar, ‘Ne yapalım?’ dediler. Bütün Demirperde ülkelerinin ajanları Naim’in peşinde. Boş verin dedim elli bin doları, melli bin doları. Bir iş yapmaya kalkıştık, ağzımıza yüzümüze bulaştırmayalım.”

Naim’i kaçırmışlardır kaçırmasına ama şimdi ne yapacaklardır? Camberra ve Melbaurne’deki konsoloslukları ararlar: “Naim bizim elimizde. Dünya ayağa kalktı, bir şeyler yapmamız lazım.”

Konsolosluklar ise kararsızdır. ‘Siz bizi bir daha arayın’ diyerek olay geçiştirilmektedir. Türkiye ile yoğun telefonlaşmalar ve fakslaşmalar sonucunda Naim’in önemi anlaşılır, konsolosluk da almayı kabul eder. Naim’i Melbourne Konsolosluğu’na teslim eden Ozan Arif ve arkadaşları rahatlar.

TÜRKİYE ADINA SAYISIZ BAŞARI

Ozan Arif, görüşmemizde “Basın tarafından çarpıtılan kısım buraya kadardı.” demiş ve eklemişti: “Naim bundan sonra Naim oldu. Naim uçağa biniyor, Ali Durnaoğlu’nun ceketine yapışıyor. Ali abi, sen gelmezsen ben gitmem. Şimdi orada, 12 Eylül’ün ülkücü harekete vurduğu darbeden olsa gerek, bizim bir talebimiz oldu. Dedik ki ‘Naim, Allah’ın sevgili kuluymuşsun. Yardım etti, hürriyetine kavuştun. Uçakta basın mutlaka soracak nasıl kaçtın, kim kaçırdı diye. Diyeceksin ki beni ülkücüler kaçırdı. Senden başka bir şey istemiyoruz. Çocuğun Türkçesi o kadar kıt ki ‘Ben bunu aklımda tutup da söyleyemem. Bir kağıda yazın, verin’ dedi. Yazdık, verdik. Naim Türkiye’ye vardı, biz öyle bir cümle bekliyoruz, yok.”

Başbakan Turgut Özal, Türkiyeye gelen Dünya Halter Şampiyonu Naim Süleymanoğlu’nu basına ve halka tanıttı.

Başbakan Turgut Özalın özel uçağı Naim Süleymanoğlu’nu Londra’dan Ankara’ya getirdi.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Dönemin başbakanı Turgut Özal tarafından karşılanan ve daha sonra Bulgaristan’a örtülü ödenekten para verilerek Türkiye adına yarışması sağlanan Naim Süleymanoğlu, ay-yıldızlı formasıyla onlarca rekor kırdı. 1988 Seul, 1992 Barcelona ve 1996 Atlanta Olimpiyatları’nda altın madalya kazandı. Daha önce olimpiyat altın madalyalarını sadece güreşte kazanabilen Türkiye, Naim ile halterde de çığır açmıştı.

Başarıların ve ismin hiçbir zaman unutulmayacak efsane şampiyon. Sen her zaman halterin 1 numarası olarak anılacaksın.

NAİM SÜLEYMANOĞLU’NUN TARİHE GEÇEN BAŞARILARI

İlk dünya rekorunu kırdığında 15 yaşındaydı.

-1984, 1985 ve 1986 yıllarında dünyada ‘yılın haltercisi’ seçildi.

-1988 Seul, 1992 Barcelona ve 1996 Atlanta’da üç kez olimpiyat şampiyonu oldu.

-8 kez dünya şampiyonu oldu, 46 dünya rekoru kırdı.

-Kendi kilosunun üç katından 10 kilo fazla (190) kaldırarak ‘efsane’ oldu.

-Spor otoritelerine göre ‘tüm zamanların en iyi haltercisi.

-1988 yılında Time dergisine kapak oldu.

-60 kiloda koparmada 200 kg kaldırarak dünya rekoru kırdı.

-1988 Seul Olimpiyatları’nda 9 dünya, 6 olimpiyat rekoru kırarak büyük bir zafer kazandı.

-Türkiye’ye olimpiyatlarda güreş dışında ilk altın madalyayı kazandıran sporcu.

-1992’de Uluslararası Halter Basın Komisyonu tarafından ‘Dünyanın En İyi Sporcusu’ seçildi.