Sabahattin Ali 114 yaşında!

Bugün, Türk yazar ve şair Sabahattin Ali'nin doğum günü. 25 Şubat 1907'de doğan ve 2 Nisan 1948'de faili meçhul cinayete kurban giden Sabahattin Ali, Türk edebiyatının efsaneleşen isimlerinden biri oldu.

GÜLDEN KARA 25 Şubat 2021 KÜLTÜR

Bugün, Türk yazar ve şair Sabahattin Ali’nin doğum günü. 25 Şubat 1907’de doğan ve 2 Nisan 1948’de faili meçhul cinayete kurban giden Sabahattin Ali, Türk edebiyatının efsaneleşen isimlerinden biri oldu. Yazarın 1943 yılında yayınlanan eseri Kürk Mantolu Madonna (YKY) 80’den fazla baskı yaptı. Dünyada ve Türkiye’de çok satar roman olarak ilgi gördü. Yirmiden fazla dile çevrildi.

Sabahattin Ali’nin eserlerini yayımlama hakkı bugüne kadar Yapı Kredi Yayınları’nın elindeydi. Sabahattin Ali’nin ölümünün ardından 70 yıllık süre geride kaldığı için kitapları telif kanunu gereği artık farklı yayınevlerince basılabilecekti. Öyle de oldu. Birçok yayınevi peş peşe Sebahattin Ali kitapları yayınladı.

Peki Sabahattin Ali niçin bu kadar çok sevildi? Bu soruya cevabı A’dan Z’ye Sabahattin Ali (YKY) kitabının girişinde yazar Sevengül Sönmez cevaplıyor:

“Sabahattin Ali’nin –usta bir yazar olarak– kendi zamanının çok ötesine seslenebilen dili, okurun onu anlamasını ve sevmesini sağladı. Öte yandan, okurların dünya görüşlerinden bağımsız olarak bir kitapta buluşma isteği, klasik arayışı ve “aşk” Kürk Mantolu Madonna’yı herkesin kitabı haline getirdi. Romanın güçlü olan dış hikâyesini geride bırakan “aşk” kitleleri buluşturan en önemli unsur oldu. Kitaptan yapılan alıntılar, hakkında düzenlenen soruşturmalar, internette yüz binlerce kez paylaşılırken, kahveli kitap fotoğraflarının vazgeçilmezi haline gelen Kürk Mantolu Madonna, herkesin kitaplığında yer edindi böylece. Türkiyeli okuru bir romanda buluşturmayı başaran ve eserleri bugün çok satan Sabahattin Ali’nin yaşamına duyulan merak da arttı. Hakkında biyografik romanlar yazılmaya başlandı. Şiirlerinden bestelenen şarkılar yeniden popüler oldu, öykülerinden sinema uyarlamaları yapıldı. Sabahattin Ali hakkında Türkiye’de ve dünyada yapılan akademik çalışmaların sayısında da gözle görülür bir artış oldu.”

Bu popülerliğin Sabahattin Ali için yeni bir kimlik inşa ettiğini belirten Sevengül Sönmez okurun dikkatini şu noktaya çekiyor:

“Sabahattin Ali, çok satan bir yazar olarak konumlanırken siyasi görüşü nedeniyle görevinden alınmış, Türkiye’nin en çok satan siyasi mizah gazetesi Markopaşa’yı Aziz Nesin ve Rıfat Ilgaz’la birlikte çıkarmış, buradaki yazılarından dolayı onlarca kovuşturmaya uğramış, hapis yatmış ve yurtdışına kaçmaya çalışırken öldürülmüş çok yönlü bir sanatçı olduğunun unutulduğunu –görmezden gelindiğini– onu, dünya görüşünden ve ideallerinden koparılmış olarak eksik tanımamıza yol açacağını düşünüyorum. Sabahattin Ali’nin büyük ve önemli bir yazar olduğu kadar, sosyalist dünya görüşüne sahip, ezilenin hakkını koruyan, kendisini ve çevresindekilerini susturmaya çalışan güçlerle savaşan, iyi ve adil bir dünya için mücadele eden bir aydın olduğunu, yaşarken susturulmaya, baskılarla yıldırılmaya çalışıldığını, ölümün-den sonra ise eserlerinin uzun yıllar yayımlanmadığını, ölümünün de hâlâ aydınlatılmadığını unutmamalıyız.”

 

-Doğumundan ölümüne Sabahattin Ali-

ZAMANDİZİNİ

1907 Gümülcine’ye bağlı Eğridere’de dünyaya geldi. (25 Şubat)

1914 İstanbul’da Üsküdar Füyuzat-ı Osmaniye’de ilköğrenime başladı.

Çanakkale ve Edremit iptidailerinde okudu.

1918 Ailecek İzmir’e göç ettiler. Kısa bir süre sonra Edremit’e döndüler.

1921 Edremit İptidaisi’ni bitirdi.

Balıkesir Öğretmen Okulu’na girdi. (Aralık)

1924 Balıkesir Öğretmen Okulu gazetesinde ilk yazıları yayımlandı.

1926 Balıkesir Çağlayan dergisinde ilk şiirleri yayımlandı. (Mart)

1927 İstanbul Muallim Mektebi’ni bitirdi.

Yozgat Cumhuriyet İlkokulu’na atandı. (1 Ekim)

1928 Açılan sınavı kazanarak Maarif Vekâleti tarafından Almanya’ya öğrenci olarak gönderildi. (Kasım sonu)

1930 Almanya’dan döndü. (İlkbahar)

 

Yaz maaşını alabilmesi için Bursa’nın Orhangazi-Orhaneli ilçesine atandı.

Gazi Eğitim Enstitüsü’nde yapılan Almanca yeterlilik sınavını başarıyla geçti.

Aydın Ortaokulu Almanca öğretmenliğine atandı. (24 Eylül)

Resimli Ay dergisinde düzeltmen ve sekreter olarak çalışan Nâzım Hikmet’le tanıştı.

İlk toplumsal gerçekçi öyküsü “Bir Orman Hikâyesi” Resimli Ay’da yayımlandı. (Eylül)

1931 İhbar sonucunda öğrenciler arasında yıkıcı propaganda yaptığı gerekçesiyle tutuklandı. (Mart)

Aydın Hapishanesi’nde üç ay tutuklu kaldıktan sonra aklandı. (Mayıs)

Konya Ortaokulu Almanca öğretmenliğine atandı. (30 Eylül)

1932 “Kuyucaklı Yusuf” Yeni Anadolu gazetesinde tefrika edilmeye başlandı. Yarım kaldı. (Haziran)

Bir eğlence sırasında okuduğu şiirle Atatürk’e hakaret ettiği gerekçesiyle Cemal Kutay ve Mehmet Emin Soysal tarafından ihbar edilince tutuklandı. (26 Aralık)

1933 Konya Asliye Ceza Mahkemesi tarafından on iki ay hapse mahkûm edildi. (7 Ocak)

Temyiz için verdiği dilekçeye olumsuz yanıt verildi. Cezası on dört aya çıkarıldı. (3 Mart)

Memuriyet kaydı silindi. (29 Nisan)

Sinop Hapishanesi’ne gönderildi. (12 Mayıs)

Cumhuriyet’in onuncu yılı dolayısıyla çıkarılan afla cezasının bitimine birkaç ay kala hapisten çıktı. (Ekim)

Eski görüşlerini değiştirdiğini bildirmesi koşuluyla devlet görevine atanmasına karar verildi. (Kasım)

1934 Atatürk’ü öven “Benim Aşkım” adlı şiiri Varlık dergisinde yayımlandı. (15 Ocak)

Milli Eğitim Bakanlığı Neşriyat Müdürlüğü büro şefliğine, ardından da Talim ve Terbiye Dairesi mümeyyizliğine atandı. (Eylül)

Dağlar ve Rüzgâr adlı şiir kitabı yayımlandı.

1935 Hüseyin kızı Aliye ile evlendi. (16 Mayıs)

Milli Eğitim Bakanlığı Neşriyat Müdürlüğü kalembaşılığına getirildi. (25 Haziran)

Ek görevle Ankara İkinci Ortaokulu’na Almanca öğretmenliğine başladı. (Kasım)

Değirmen adlı öykü kitabı yayımlandı.

1936 Babasının adı Ali’yi soyadı olarak kullanmak istedi. Özel adların soyadı olamayacağı söylendiği için “Alı” soyadını aldı ama bu soyadını hiç kullanmadı.

“Kuyucaklı Yusuf”, Tan gazetesinde tefrika edilmeye başlandı. (9 Kasım-21 Ocak 1937)

1937 Kuyucaklı Yusuf yayımlandı. (Şubat)

Askere alındı. Saffet Arıkan’ın yardımıyla teğmen oldu. (Mayıs)

Kuyucaklı Yusuf, aile hayatı ve askerlik aleyhinde olduğu gerekçesiyle toplatıldı. (Haziran)

Kızı Filiz doğdu. (30 Eylül)

Ses adlı öykü kitabı ve Kuyucaklı Yusuf yayımlandı.

1938 Teğmen olarak Eskişehir’e gönderildi. (Nisan)

Ankara Musiki Muallim Mektebi’ne atandı. (3 Aralık)

Devlet Konservatuvarı’nda Carl Ebert’in çevirmeni, öğretmen ve dramaturg olarak çalışmaya başladı. (10 Aralık)

1939 “İçimizdeki Şeytan” Ulus gazetesinde tefrika edildi. (3 Nisan- 29 Haziran)

1940 İçimizdeki Şeytan yayımlandı. (Şubat)

Savaş nedeniyle bir kez daha askere alındı. İstanbul’da Büyükdere’de ekmekçi kolunda görevlendirildi.

“Kürk Mantolu Madonna” Hakikat gazetesinde tefrika edilmeye başlandı. (18

Aralık- 8 Şubat 1941)

1943 Kürk Mantolu Madonna yayımlandı. (Mart)

Yeni Dünya adlı öykü kitabı yayımlandı. (Mart)

Ignazio Silone’nin Fontamara adlı romanını Türkçeye çevirdi. (Kasım)

1944 Kendisine hakaret eden Nihal Atsız’ı mahkemeye verdi. (7 Nisan)

Atsız, suçlu bulunup dört ay hapis cezasına mahkûm edildi. (Mayıs)

Üçüncü kez askere alındı. Çankırı’ya gönderildi. (Kasım)

1945 Cami Baykurt’la birlikte Yeni Dünya gazetesini yayımladı. (1 Aralık)

Tan gazetesi ve kimi yayınevleri saldırıya uğradı. (4 Aralık)

Bakanlık emriyle etkin görevlerine son verildi. (11 Aralık)

1946 Aziz Nesin’le birlikte Markopaşa’yı çıkarmaya başladı. (25 Kasım)

1947 Markopaşa’da yayımlanan “Topunuzun Köküne Kibrit Suyu” (16 Aralık 1946), başlıklı yazıdan dolayı Cemil Sait Barlas’a hakaretten dört ay (10 Mart), “Biliyor musunuz?” başlıklı yazıdan dolayı Falih Rıfkı Atay’a hakaretten üç ay (25 Haziran) mahkûmiyet cezası aldı. Yargıtay’a başvurdu.

Markopaşa’da yayımlanan “Ali Baba ve Kırk Haramiler: Divanhanede Bir Röportaj” (3 Şubat) başlıklı yazıda Büyük Millet Meclisi ve Bakanlar Kurulu’na “Kırk Haramiler” denerek hakaret edildiği gerekçesiyle aleyhinde dava açıldı, mahkemede beraat etti. (Mart)

Markopaşa sıkıyönetim tarafından kapatılınca (16 Mayıs) Merhumpaşa’yı (26 Mayıs), Malumpaşa’yı (8 Eylül), Alibaba’yı (25 Kasım) yayımladı.

“Hasan Âli-Kenan Döner Komedisi” başlıklı yazıdan dolayı (Merhumpaşa, 26 Mayıs) Nihal Atsız’a hakaretten dava açıldı. (Mayıs)

Cemil Sait Barlas’a hakaret davasında cezası kesinleşince Sultanahmet Tevkifhanesi’ne kondu. (Mayıs)

Üsküdar Paşakapısı Hapishanesi’ne nakledildi. (Haziran)

Hapisten çıktı. (Eylül)

“Adalet Koridorlarında” (Merhumpaşa, 26 Mayıs) başlıklı yazı nedeniyle adliyenin manevi şahsiyetini tahkir davası açıldı ve tutuklama kararı verildi. (14 Kasım)

Bir süreliğine İzmir’e gitti.

Bulunduğu yerin adresini bildirerek teslim oldu. (19 Aralık)

Sultanahmet Tevkifhanesi’ne kondu. On iki gün yattı, duruşmadan sonra serbest bırakıldı. (30 Aralık)

Sırça Köşk adlı öykü kitabı yayımlandı. Kısa zaman sonra Bakanlar Kurulu kararıyla toplatıldı. (Ağustos)

1948 Zincirli Hürriyet’teki “En Büyük Tehlike” başlıklı yazısı nedeniyle (5 Şubat) kovuşturmaya uğradı.

Bir kamyon satın alarak nakliyeciliğe başladı.

Hapisteyken tanıştığı Berber Hasan Tural’ın bulduğu Ali Ertekin aracılığıyla yurtdışına kaçmaya çalıştı. (31 Mart)

Cesedi Kırklareli’nin Sazara köyü yakınlarında bulundu. (16 Haziran)

İstanbul polisi, Bulgaristan’a adam kaçıran bir şebekeyi izlediği sırada Ali Ertekin’i tutukladı. (28 Aralık)

1949 Sabahattin Ali’nin cesedi gömüldüğü yerden çıkarılarak Kırklareli Memleket Hastanesi’nde muayene edildi. (11 Ocak)

Ali Ertekin’in Sabahattin Ali’nin katili olduğu açıklandı. (12 Ocak)

Ali Ertekin cinayeti milli duygularla işlediğini söyledi. (2 Nisan)

Ali Ertekin Kırklareli Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanmaya başladı. (30 Nisan)

1950 Ali Ertekin dört yıl ceza aldı. (15 Ekim) Aynı yıl çıkarılan af yasasından yararlanarak salıverildi.

1965 Sabahattin Ali’nin bütün eserleri yayımlanmaya başlandı.

(Bu “Zamandizini” Sevengül Sönmez’in “A’den Z’ye Sabahattin Ali” kitabından aynen alınmıştır.)

Takip Et Google Haberler
Takip Et Instagram