Rasim Ozan ve Nagehan Alçı için bir portre denemesi

Nasıl diyorlardı: Denizler mürekkep, ormanlar kalem olsa Rasim Ozan Kütahyalı’yı ve muhterem eşi Nagehan Alçı'yı anlatmaya yetmez. Onlar bilerek, isteyerek seçtikleri rollere girip hayatlarını yaşadı ve yaşıyor. Size tavsiyem...

FİKRİ DOĞAN 07 Mart 2021 PORTRE

Portreleri okuyan okur-yazar takımından arkadaşlardan bir eleştiri geldi. Dediler ki, “Neden hep dalga geçer gibi yazıyorsun? Biraz ciddi yazsan daha iyi olmaz mı?” Olur tabii de… Ciddi bir Hilal Kaplan portresi mi yazayım gerçekten! Emin misiniz? Neşet Ertaş’ı, Abdürrahim Karakoç’u yazdık işte… Siz de âlemsiniz.

Bugün de Rasim Ozan Kütahyalı ile sevgili eşi Nagehan Alçı’yı yazacağım. Üstüme gelmeyin. Başlıyorum.

RABBİM BİRBİRLERİ İÇİN YARATMIŞ

‘Tencere kapak” mı desem, “hacı hacıyı…” tekerlemesiyle mi başlasam karar veremedim. Ama şöyle söyleyeyim, birbirine bu kadar uyan bir çift 83 milyon içinde az bulunur. Hatta sayısını tam olarak bilemediğimiz mülteciler içinde de yoktur. Hatta Ortadoğu, Balkanlar ve Kafkaslar’da da böylesini bulamazsınız.

Rasim Ozan, Nagehan Alçı’nın erkek hali, Nagehan Alçı da Rasim Ozan’ın kadın halidir. Hikmetinden sual olunmaz Rabbim bu ikisini yaratıp birbirini buldurmuş ki, diğer kulları ibret alsın…

DÜNYAYI ÇÖZÜP GÜNEŞ’TE YAZMAK

Şimdi bir gazeteci düşünün. Dünyayı yöneten ‘dış mihraklar’ı fark etmiş, ‘gizli güçler’in gizemini çözmüş. Rockefeller ailesini falan avucunun içi gibi biliyor. Ama Güneş gazetesinde yazıyor. Size de tuhaf gelmedi mi? Geldi sanırım. Gelmediyse de siz bilirsiniz yapacak bir şey yok.

Neyse efendim, gelelim bu güzide çiftimiz nereden ülkenin başına nasıl ömür törpüsü kesildi kısmına.

Rasim Ozan K., 1981 doğumludur. Nagehan Alçı ise 1977’li. Nagehan Hanım Rasim Bey’den’den haliyle 4 yaş büyüktür. Rasim Bey İzmirli, Nagehan Hanım ise İstanbulludur. İkisi de kendi deyişlerine göre ‘CHP kökenli’ ailelerden olmalarına rağmen AKP sağ olsun ikisinin de hidayete ermesine vesile olmuştur.

‘OKUYUP DA NE OLACAĞIZ KARRRDEŞİM!’

Anadolu Lisesi mezunu Rasim Ozan K., Bilgi Üniversitesi hukuk fakültesini kazanır. Ancak 3. sınıfta okulu bırakır ve bir milletin kabusu olmaya karar verir. Samimi bir ortamda okulu neden bıraktığı sorulan Rasim Ozan’ın ‘Okuyup da ne olacağız bu ülkede karrrdeşim!’’ çıkışını dün gibi hatırlar yakından tanıyanlar. Deyiş yerindeyse ‘yırtmaya’ karar veren Rasim Ozan K., çarenin okumakta değil medyaya girmekte olduğuna kanaat getirmiştir. Sosyaldir, konuşkandır, ataktır. İnsanlar kendini konuşsun, ünlü olsun, kameralar onu çeksin istemektedir. 2009’da Helin Avşar’a verdiği röportajı bulup okuyanlar ve verdiği fotoları görenler ne demek istediğimi anlar.

PİYASAYA SİNAN ÇETİN’LE AÇILDI

Daha adı sanı bilinmeden Sinan Çetin’le tanışır bir ortamda. Sinan Çetin’in medyatik olduğu, gazetelerde ve TV’lerde boy gösterdiği dönemlerdir. Yapışır ‘Sinan abi’sinin eteğine. Plato Film’de bir süre metin yazarlığı yapar. Bu arada tanıdık sayısını da hızla artırmaktadır.

Şimdi burası çok önemli sevgili okuyucular: Yıl 2005-2006 civarı. AKP iktidardadır ama medya, çiçeği burnunda sayılan iktidarı çok hırpalamaktadır. Şaşırmayın o dönemde ‘hükümetimiz efendimiz’ aleyhine haber yapılabilmektedir. Doğan Grubu, Ciner Grubu falan yerden yere vurabilmektedir iktidarı.

İKTİDAR DERDİNİ ANLATAMIYORDU

Şimdi yandaş medya dediğimiz o dönemki adıyla muhafazakâr medya ise fikirleri iktidarda olmasına rağmen aynen bugünkü gibi etkisizdir. Zaten malumunuz ‘muhafazakârım’ diyen medyacılarımızın ‘insan’ yetiştirmek gibi derdi hiç olmamıştır. İktidarın icraatlarını anlatacak sözü dinlenir, güvenilir yazar-çizer takımı yok denecek kadar azdır. Sağdan sola saysanız Fehmi Koru, Nazlı Ilıcak, soldan sağa saysanız Fehmi Koru, Nazlı Ilıcak durumu yani.

SUÇLU SİZSİNİZ BAY N.!

Bir gün Tayyip Erdoğan’ın da olduğu bir toplantıda yine mevzu döner dolaşır bu konuya gelir. Dönemin başbakanı ‘icraatlarının’ anlatılamadığından yakınırken, şimdi buraya ismini yazamayacağım Bay N. (Artık çok sert bir muhalif kendisi, gözaltına bile alındı bir süre önce) bir muhafazakâr medya yöneticisi, Türkiye’yi ateşe atan dahiyane fikrini söyler. Malum yönetici, “Bizim yazarları karşı taraf ciddiye almıyor. Zaten yazdıkları da çok okunmuyor. Okunanlar da ‘Onlar zaten hükümet destekçisi’ diye inanmıyor. Biz yeni gençler bulalım ya da karşıdan (bu karşı muhalif basın oluyor) bize yakın isimlerle anlaşalım. İcraatları onlar yazsın. Daha etkili olur” diyor. Bu fikir çok tutuluyor. Erdoğan, “O zaman bu işi de siz organize edin” diye talimat veriyor.

AKP’Lİ YAPILAN PRENSİP SAHİBİ GAZETECİLER!

İşte bugün ekranda görüp, “Bu ne zaman gazeteci oldu arkadaş?” ya da “Bu azılı bir muhalif değil miydi?” diye şaşırdığınız onlarca ismi başımıza musallat eden proje böyle çıkıyor. Rasim Ozan K.’sından Nagehan Alçı’sına, Cem Küçük’ten eskinin Maocusu Fuat Uğur’a kadar onlarca isim teker teker AKP’li yapılıyor. Nasıl yapıldığını da anlayın artık.

Dönelim güzide ikilimize. Rasim Ozan Kütahyalı, o dönemlerde Sinan Çetin’le takılıyor dedik. Sinan Çetin yancılığı ona yeni kapılar açıyor tabii ki. Ortamlarda ekonomik liberalizmi savunuyor, Che’ye terörist demekten imtina etmiyor. Vicdani retçi olduğunu söyleyip ‘devlet’e verip veriştiriyor. Bu çıkışları dikkat çekince bizim aklıevvel ve ekibi bu arkadaşı alıp Taraf gazetesine köşeci yapıyor. Medyaya ilk adımını atan Rasim Ozan Kütahyalı, dönemin ruhuna uygun yazılar döşeniyor. Dönem statükoya, askeri vesayete karşı ‘savaş’ dönemi. Savaşta da ittifakta olan iki kesim var. AKP iktidarı ve Gülen cemaati. Rasim de daha erbaş olmasına rağmen en öne atıyor kendini. Kelle koltukta savaşıyor. Bu arada hem hükümet hem de Gülen cemaati ile iyi ilişkiler kurmayı da başarıyor. Ama tek gayesi var aslında aslan parçasının: Çok ünlü olup çok para kazanmak.

TARAF’TA  YAZARLIK ÖNÜNÜ AÇTI

Taraf’ta adı duyulunca ekranlar da açılıyor ROK’a. Hükümete yakın kanalların da muhalif kanalların da gözdesi oluyor. Nasıl olmasın? Bilenin de bilmeyenin de ekranlarda ahkâm kestiği dönem. Kimin ne dediği değil ne kadar bağırdığı para ediyor medyada. En çok ilgiyi de en çok bağıranlar çekiyor haliyle. Rasim de bunu keşfedip stüdyoları inletiyor hırıltılı sesiyle. Ekranlardaki konuk dönemini çabuk atlatan Rasim Ozan, Kanaltürk televizyonunda program yapmaya başlıyor. Artık tanınan ve aranan bir ‘fikir adamı’ oluyor kendisi.

Derken Taraf’taki entelektüel hava boğuyor Rasim Ozan Kütahyalı’yı. Daha popüler, daha gözde olmayı kafasına koyan Rasim, kendisini ‘köşeci’ yapan arkadaşlara ‘daha büyük, en azından daha popüler bir  gazetede’ yazmak istediğini söylüyor.

‘DAHA BÜYÜK GAZETEDE YAZMALIYIM’

Projelerinin ‘yürüdüğü’nden memnun olanlar ‘hayhay’ diyor. Çok satan çok popüler bir gazetenin tepe yöneticisine götürüyorlar Rasim Ozan’ı. Diyorlar ki “Sizde yazsın!” “Hayır” diyor o yönetici, “Daha bizde yazacak kadar olmadı.” Tam da bu günlerde aynı grubun bir başka gazetesinin yöneticisine ulaşıyor proje sahibi arkadaşlar. Randevular alınıyor. Bir gün yanlarında Rasim’le birlikte ‘kahve’ içmeye gidiliyor. Proje sahibi arkadaşlar ROK’un ne kadar bilgili, ne kadar memleket sevdalısı olduğundan dem vurup “Sende yazsın. Yukarının haberi var,” diyor.

HATIRA FOTOSU SULTANAHMET’TE!

Gazete yöneticisi, “Bir bakalım” deyip başından savarken, Rasim Ozan Kütahyalı içindeki ‘ünlü olma’ hırsını tutamayıp “Müdürüm,” diyor, “Ben manken ve oyuncu falanla çıkıyorum. Şöyle Reina’nın kapısında senin magazin muhabirlerine yalandan yakalansam. Bizi haber yapsanız ‘Ünlü yazar falanla görüntülendi’ diye. Kıyak olmaz mı?’’ Gazete yöneticisi teklife sinirlenip, “Hatıra resmini Sultanahmet’te çekiyorlar. Orada çektir” diye münasip bir dille kapı dışarı ediyor ekibi. Proje sahibi çıkarken, “Ayıp ettin Rasim Bey’e başın ağrıyacak demedi deme” diye tehdit sallamayı da ihmal etmiyor.

Büyük medya grubundan umduğunu bulamayan ROK, mecburen yelkenleri suya indirip KANAL T ile anlaşıyor. Sonranın hükümetçisi Mahmut Övür’le birlikte ‘Politik Performans’ diye bir programla yetinmek zorunda kalıyor. Ardından aynı güç onu CNN Türk kanalına danışman yapıyor.

GÜÇLÜNÜN SAZINI ÇALMAYI ŞİAR EDİNDİ

Bu arada ‘cemaat medyası’nın da gözdesi oluyor Rasim Ozan. Allah’ın her günü ya programlara konuk ediliyor ya da ana haberde yorumlar yapıyor engin bilgisiyle. Aynı zamanda Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı’nın başta ‘Abant Platformu’ olmak aşağı yukarı bütün organizasyonlarında baş köşede tutuluyor. ROK o dönemde yükselişin nereden olacağını kestiremeyecek kadar tıfıl aslında. O yüzden güçlü gördüğü herkesin ve her kesimin sazını çalıyor. 2010 yılına kadar böyle devam ediyor ROK’un hayatı.

NAGEHAN ALÇI İLE EVLENDİ UÇUŞA GEÇTİ

2010 yılında gazeteci Nagehan Alçı ile evleniyorlar, biraz da sürpriz şekilde. Mesleğe Hürriyet Dış Haberler’de stajyer olarak başlayan Nagehan Hanım, Allah’ı var o günlere kadar ağzı var dili yok bir şekilde geçiriyor günlerini. Ya da tanıyanlar öyle diyor. Hürriyet’ten sonra bir süre yurt dışında staj yapan Alçı, sonra Akşam gazetesine geçiyor. Burada dış haberlerde hem haber yapıp hem de köşe yazmaya başlıyor. Nagehan’ı ROK’la evlenmeden önce tanıyan herkes, Alçı’daki değişimi “İnanılmaz, o kız bu hale nasıl geldi?” diye yorumluyor.

ERDOĞAN’A EN YAKIN İSİMLERDEN OLDU

2010’da muhteşem çiftimiz birbirini bulup güçleri birleştirince önleri de açılıyor. Rasim Ozan, artık ‘Bir numara’ ile direkt görüşen özellikli isimler arasına katılıyor normal olarak. Resepsiyonlarda, yurt dışı gezilerde Erdoğan’ın yanından ayrılmıyor. Erdoğan da memnun ki yanından ayrılmamasından, açıyor önünü bu cevval delikanlının. Hatta ROK-Nagehan Alçı ikilisinin ikiz çocuklarının adını bile Erdoğan koyuyor. Yakınlık o derece yani, varın gerisini siz düşünün. Reis’in de tam desteğini alan Rasim, en büyük hayalini de gerçekleştirip Sabah Grubu’na atıyor kapağı. Gazetede köşe, hafta sonu eklerine yazılar, televizyonlarda yorumculuk derken ününe ün katıyor ROK. Tabii ki parasına da para.

BEYAZ TV’DE 5 PROGRAM BİRDEN

2011’de Beyaz TV kurulunca ROK’un hayatında yeni bir sayfa açılıyor. Erdoğan’ın ROK’u çok sevdiğini keşfeden Melih Gökçek ve oğlu Osman Gökçek, Başbakan’dan ‘Allah’ın emri’ ile Rasim’i istiyor. Gökçek ailesinin ‘Bizde program yapsın’ ısrarını kıramayan Erdoğan, Rasim’e Beyaz TV’ye geçmesini ‘gönlünün de hoş edileceğini’ söylüyor. Tabii ki atlıyor bu işin üzerine Rasim. Beyaz TV’de aynı anda 2 tartışma, 3 spor programında yorumculuğa başlıyor. Ününe ün katan, kasasını dolarla dolduran Rasim bildiğiniz uçuşa geçiyor.

Dershane meselesinde hükümet ve cemaatin arası gerilince ‘arabuluculuğa’ soyunuyor Rasim Ozan. Art arda yazılar yazıp ‘savaş’ı bitiren adam moduna da giriyor. Hatta 17 Kasım 2013’te “Muhterem Fethullah Gülen’e açık mektup” diye gerilimi bitirmek için bir şeyler söylemesini istediği meşhur yazısını da yayınlıyor.

17-25’TE O DA GÜÇLÜ OLANI SEÇTİ

Gün geliyor 17-25  Aralık yolsuzluk operasyonları yapılıyor. Daha kimin kazanacağını tam kestiremiyor olmalı ki, Rasim operasyonlar olunca bir süre ‘denge’de yazılar yazıyor. Sonra bakıyor ki denge hükümet lehine değişiyor, o da hükümet safını tercih edip savaşa katılıyor. Bu süreç 15 Temmuz’a kadar devam ediyor. Malum 15 Temmuz’dan sonra diğer hepsi gibi gemi azıya alıp lince katılıyor. Süreç hâlâ devam ettiğinden kısa tutmakla iktifa ediyorum.

NAGEHAN ALÇI DA MİLLİYET’E ATTI KAPAĞI

Aynı zamanda Nagehan Hanım da boş durmuyor. CNN’de daimi program, Milliyet gazetesinde köşe açılıyor kendisine. Nasıl açılmasın? Başbakanın en gözde gazetecisinin biricik eşi değil mi? Açılacak tabii ki. O program senin bu program benim gün görmemiş fikirleriyle aydınlatıyor karanlık dünyamızı. 2017’ye kadar Milliyet’te yazmaya devam ediyor. Oradan ayrılınca da Habertürk kapılarını ardına kadar açıyor Nagehan’a.

YÜKSELDİĞİ KADAR HIZLI DÜŞECEK

Hülasa, Rasim Ozan’ın tükeniş grafiği de yükselişi kadar hızlı ve sert olacağa benziyor. Ağzının ayarını tutturamayan kahramanımızın Alperen Ocakları ile ilgili söylediklerinden sonra uğradığı saldırı ders olmuyor. Aklına geldiği gibi konuşan ROK, asıl skandal sözleri Beyaz Futbol denilen futboldan başka her şeyin konuşulduğu programda söylüyor. Boşnaklar’la ilgili rezil ifadelerinden sonra Boşnaklar ayağa kalkınca, Rasim Ozan kovuluyor. Meselenin unutulması için dinlendirilen Rasim’i aynı programa geri getirme çabaları tepki çekince, ROK 2020’ye kadar atıl vaziyette bekliyor. 2020 sonunda Beyaz TV yönetimi her türlü riski göze alıp ROK’u yeniden programa dahil ediyor. ROK şimdi aynı programda kaldığı yerden devam ediyor. Ancak Boşnakların haklı tepkisi de dinecek gibi görünmüyor.

‘PARAMI VERSİNLER MEDYAYI BIRAKIRIM’

Sabah gazetesinden de aynı dönemde ‘ilişiği’ kesilen Rasim Ozan, şimdi internette Güneş gazetesinde yazıyor. Ama ne eskisi kadar konuşuluyor ne de muhtemelen kazanıyor. Neden sürekli ‘kazanma’ üzerinde duruyorsun diyenlere de cevabı yine Rasim Ozan veriyor. ROK bundan birkaç sene önce verdiği bir röportajda, meseleye bakışını şöyle özetliyor: “Beş senelik benim şu an kazandığım parayı peşin versinler medyadan çekilirim. Umurumda falan değil. Gazeteci olayım televizyoncu olayım hiç öyle bir derdim yok.”

‘ÇOCUĞUNUZA SAHİP ÇIKIN’

Rasim Ozan’la ilgili bir sürü şey söyleyebilirsiniz. Her söylediğiniz de muhtemelen uyar ona. Tıpkı bir ekşi yazarının “neoliberalizmin herostratosudur kendisi” (sırf tarihe geçmek için Artemis tapınağını yakan kişi) dediği gibi. Ya da Kurtlar Vadisi dizisi için yazdıklarından sonra PANA Film’in Taraf gazetesi yöneticilerine hitaben açıklamasında dediği gibi, “Henüz donunu giymemişe köşe yazdırırsanız böyle olur, sadece kendi altına yapmaz ortalığı da berbat eder! Lütfen çocuğunuza sahip çıkın!”

Nasıl diyorlardı? Denizler mürekkep, ormanlar kalem olsa Rasim Ozan Kütahyalı’yı ve muhterem eşi Nagehan Alçı’yı anlatmaya yetmez. Onlar bilerek ve de isteyerek seçtikleri rollere girip hayatlarını yaşadı ve yaşıyor. Size tavsiyem onları her gördüğünüzde ellerinizi semaya kaldırıp, “Allah’ım bizi bunlar gibi yaratmadığın için ham dolsun” deyip yolunuza bakın.

Takip Et Google Haberler
Takip Et Instagram