Sıradan kadın gardiyanlar nasıl birer işkence makinesine dönüştü?

Nazi Almanyası'nda kadınların tutulduğu tek toplama kampı olan Berlin’deki Ravensbrück'ten kurtulabilen 98 yaşındaki Selma van de Perre, yaşadıklarını kitaplaştırdı. Kitap, sıradan, yoksul ailelerden gelen kadın gardiyanların, nasıl birer işkenceciye dönüştüğünü anlatıyor.

KRONOS 20 Ocak 2021 DÜNYA

Hitler Almanyası’nın alamet-i farikalarından olan toplama kamplarından biri Ravensbrück. Ancak diğerlerinden farklı bir özelliği var. Çünkü bu kampın sakinleri Nazilerin başta Almanya ve Polonya olmak üzere birçok ülkeden getirdikleri kadınlar. Kamp, kadın gardiyanların yönetimindeydi ve işkencelerin “olağan” kabul edildiği” bir yerdi.

Berlin’in 80 kilometre kuzeyinde inşa edilen Ravensbrück toplama kampından geriye bugün pek bir şey kalmamış. Kadın çığlıklarının yükseldiği kışla yerle bir olurken, geriye sadece, Ortaçağ Alman yapılarının 1940’lardaki Nazi versiyonu olan ahşap panjurlu ve balkonlu sekiz sağlam konut kalmış. Bu konutlar orman ve hoş bir göl manzarasına sahip balkonlarıyla, kadın gardiyanların, çocuklarıyla birlikte yaşadıkları yerlerdi.

BBC Türkçe’nin yayınladığı habere göre; on yıllar sonra orada görev yapmış eski bir gardiyan, “Hayatımın en güzel yıllarıydı” diye anlatır o binaları. Ancak evlerin tek manzarası orman ve göl değildi. Yatak odalarından, mahkum zincirleri ve gaz odasının bacaları da görülebiliyordu. Ravensbrück’te hafıza müzesinin müdürü Andrea Genest, kadınların yaşadığı yerleri gösterirken, “Çok sayıda ziyaretçi hafıza müzesine bu kadınları sormak için geliyor. Bu alanda erkek işçiler hakkında sorulacak pek soru yok” diye anlatıyor ve ekliyor: “İnsanlar, kadınların da ne kadar zalim olabileceğini düşünmek istemiyor.”

EN AZ 30 BİN KADIN RAVENSBRÜCK’TE ÖLDÜ

Ravensbrück’te Avrupa’nın her yerinden 120 binden fazla kadın burada yattı. Pek çoğu direnişçi ya da politik muhaliflerdi. Aralarında Yahudilerin, lezbiyenlerin, seks işçilerinin veya evsiz kadınların yer aldığı kalan kısım ise Nazi toplumu için “uygunsuz” görüldüğü için mahkum oluyordu. Net sayı bilinmese de en az 30 bin kadının Ravensbrück’te öldüğü tahmin ediliyor. Bazıları gaz odalarında, bazıları asılarak. Kalanları da ya hastalıktan ya açlıktan ya da çok çalışmaktan. Gördüğü işkencelere dayanamayarak intihar edenler de vardı elbette…

“DÜŞMANLARA KARŞI MÜCADELE VERDİKLERİNİ DÜŞÜNÜYORLARDI”

Ravensbrück’te görev yapan kadınların çoğu, yoksul ailelerden, okullarını terk etmiş ve de gelecek hakkında çok az seçeneği olan kişilerdi. Toplama kampında sahip olunacak herhangi bir iş, yüksek maaş, konforlu konaklama ve ekonomik açıdan bağımsızlığı da beraberinde getiriyordu. Bu yüzden Nazilerin verdiği gösterişli ilanlara kadınlar büyük ilgi gösterdi. Dr. Genest, “Fabrikalarda çalışmaya göre çok daha cazibeli bir işti” sözleriyle anlatıyor bu koşulları. Pek çoğu da Nazi gençlik örgütünde Hitler’in ideolojisini benimsemiş kimselerdi. Dr. Genest kadınlar için, “Toplumun refahı için çalıştıklarını, düşmanlara karşı mücadele verdiklerini düşünüyorlardı” ifadelerini kullanıyor.

RAVENSBRÜCK’TE ‘EĞİTİLEN’ KADINLAR, ÖLÜM KAMPLARINA TERFİ ETTİ

Kamptan geriye kalan evlerin birinde, kadınların boş zamanlarda ne yaptıklarına dair fotoğrafların yer aldığı yeni bir sergi var. Çoğunluğu henüz yirmilerinde olan modaya uygun saçlarıyla çok güzel kadınlar… Ya evlerinde çay kahve eşliğinde keyifli vakit geçirdiği ya da kol kola girip ormanda köpekleriyle birlikte gülüşerek yaptığı yürüyüşler görülüyor. Kadınların üniformalarındaki Nazi armalarını ya da Alman köpeklerinin mahkumlara eziyetini görene kadar, bu manzara masumca görünebilir. Nazi toplama kamplarında 3 bin 500 kadar kadın çalıştı ve bu kadınların tamamı işlerine Ravensbrück’te başladı. Daha sonrasında pek çoğu da Auschwitz-Birkenau ya da Bergen-Belsen gibi ölüm kamplarında görev aldı.

“MAHKÛMLAR ÜZERİNDE ÇOK FAZLA YETKİLERİ VARDI”

Londra’daki evinde BBC Türkçe’nin sorularını telefonla yanıtlayan 98 yaşındaki Selma van de Perre, “Onlar korkunç insanlardı” diyor. “Muhtemelen ellerine verilen güçten dolayı işlerini sevdiler. Mahkumlar üzerinde çok fazla yetkileri vardı. Bazı mahkumlar çok fena muamele gördü, çok kötü dövüldü.”
Van de Perre, Nazi işgali altındaki Hollanda’da yeraltı işlerinde çalıştı ve Yahudi ailelerin kaçmasına yardım etti. Yaşadıkları hakkında İngiltere’de “My Name Is Selma” adlı bir kitap yayımladı. Anne babası ve kız kardeşi kamplarda katledilen Van de Perre, düzenlenen anma törenlerine katılmak için neredeyse her yıl Ravensbrück’e gidiyor.

“ZALİM BRYGYDA”, “REVOLVER ANNA” LAKAPLI GARDİYANLAR

Mahkum kadınlar, hemcinsleri olan gardiyanlar tarafından vahşice muamele gördüler. Dövüldüler, işkence edildiler ya da öldürüldüler. Mahkumlar, gardiyanlara “Zalim Brygyda” ya da “Revolver Anna” gibi lakaplar taktı. Savaştan sonra, 1945’te Nazi savaş suçları mahkemeleri sırasında, Irma Grese isimli gardiyan basın tarafından “güzel canavar” olarak adlandırıldı. Genç, çekici ve sarışın kadın, cinayetten suçlu bulundu ve idama mahkum edilerek asıldı.

Nazi üniformalı sarışın, sadist kadın klişesi daha sonra filmlerde ve çizgi romanlarda cinselleştirilmiş kült bir figür haline geldi. Ancak Nazi kampı gardiyanı olarak çalışan binlerce kadından sadece 77’si mahkemeye çıkarıldı. Ve çok azı gerçekten mahkum edildi.

ACIMASIZ ŞEYLER YAPAN SIRADAN KADINLAR…

Toplama kampında görev alan kadın gardiyanlar daha sonra kendilerini “cahil yardımcılar” olarak gösterebildiler. Ne yaptıklarının farkında olmadan, kötülüğe yardımcı olduklarını söylediler. Çoğu geçmişleri hakkında hiç konuşmadı. Evlendiler, isimlerini değiştirdiler ve topluma karıştılar. Korkunç şiddet eylemleri nedeniyle hapse giren Herta Bothe adında bir kadın daha sonra kamuoyuna bir açıklama yaptı. Sadece birkaç yıl hapis yatan ve sonra İngilizler tarafından affedilen Bothe, 1999’daki ölümünden önce verdiği röportajda yaptıklarından pişmanlık duymadığını anlattı: “Bir hata yaptım mı? Hayır. Hata toplama kamplarının olmasıydı. Ama oraya gitmem gerekiyordu, aksi takdirde ben de oraya konulurdum. Hatam sadece buydu.”


Bu haberler de ilginizi çekebilir:

d‘Naziler gibi, KHK’lılar koluna Davut yıldızı takacak deseler, şaşırmam’

d‘Nazilerden tek fark; Bugün Türkiye’de sadece gaz odaları yok’

dEski Yargıtay üyesine işkence yapan gardiyan, sahte tutanakla görüşleri engellemekle tehdit etti

 

Gardiyanların acımasız birer canavar olup olmadığı sorulan Van de Perre, “Bence onlar acımasız şeyler yapan sıradan kadınlardı. Bence bu pek çok insan için geçerli olabilir. İngiltere’de bile. Bence bu her yerde olabilir. İzin verilirse burada da olabilir.” Van de Perre, bunun bugün için ürpertici bir ders olduğuna inanıyor.

Takip Et Google Haberler
Takip Et Instagram