Koronavirüs pandemisi günlerinde arkadaşlık: Bu krizi aşar mıyız?

Dijital iletişim olanaklarına rağmen uzun vadede hayat ve arkadaşlık analog olarak yaşanır. Çünkü doğru atmosfer için fiziksel mevcudiyet gereklidir, karşılıklı olarak artan enerji hissedilir, duygular karşınızdakine geçer.

NİHAL KAYA 21 Şubat 2021 YAŞAM

Yaklaşık bir yıl önce ortaya çıkan Covid-19 salgını hayatımızda pek çok değişikliğe neden oldu. Çalışma yaşamından aile yaşamına kadar farklı alanlarda düzenimizi değiştirmek zorunda kaldık, haliyle ilişkiler de küresel sağlık krizinden nasibini aldı. Kısıtlamaların başlamasından bu yana, arkadaşlıklar da büyük bir sınavdan geçiyor. Artık eskisi gibi arkadaşların bir araya gelebildiği masalar kurulmuyor, kafeler ve restoranlar kapalı, sosyalleşme imkânı kalmadı. Evlerde üç kişi bir araya gelse hastalık bulaştırma endişesi yaşanıyor. Çocuk sahibi olan veya hasta aile fertlerine bakmak zorunda kalanlar, bu süreçte hem hastalık kapıp yakınlarına taşıma endişesiyle hem de sırtlarındaki aşırı yükle iyice eve kapandı.

‘HAYAT ANALOG YAŞANIR’

Peki, pandemi sağlığımıza olduğu kadar arkadaşlıklarımıza da mı zarar veriyor? Filozof Wilhelm Schmid, temeli sağlam arkadaşlıkların koronavirüs krizinden etkilenmediğini söylüyor: “Bazı arkadaşlarınızla yıllarca birbirinizi görmezsiniz ama buluştuğunuzda sanki aradan yıllar geçmemiş gibi kaldığınız yerden devam edersiniz.”

Günümüzde arkadaşlıkları sürdürmenin her zamankinden daha kolay olduğunu vurguluyor Schmid. Sonuçta iletişimi sağlayan akıllı telefonlar ve sosyal ağlar gibi dijital seçeneklerimiz var. Schmid, bu süreçte yüz yüze iletişim ve temasın ne kadar değerli olduğunu öğrendiğimizi hatırlatıyor: “Dijital iletişim olanaklarına rağmen uzun vadede hayat analog olarak yaşanır. Çünkü doğru atmosfer için fiziksel mevcudiyet gereklidir, karşılıklı olarak artan enerji hissedilir, duygular karşınızdakine geçer. Sadece analog karşılaşmalarla bazı duygular artar.”

Bununla birlikte Schmid, bu krizde ciddi bir sınavdan geçen arkadaşlıkların da olduğunu ekliyor: “Karşılıklı anlayış eksikliği olan arkadaşlıklarda koronavirüs ilişkileri sonlandırabilir.”

“MUTLULUK İÇİN TEMASA İHTİYAÇ VAR”

Öyleyse anlayış eksikliği nasıl aşılır? Uluslararası iletişim bilimcisi, çatışma uzmanı ve arabulucu Dr. Andrea Hartmann-Piraudeau, koronavirüs nedeniyle kişiler arasında çıkan tartışmaların aslında “tek taraflı” olduğunu söylüyor:

“İnsanlar pozisyonları düzeyinde iletişim kurarlar. Örneğin bir kişinin pozisyonu şöyle olabilir: ‘Maske takmak istemiyorum.’ Bir diğeri, ‘fiziksel mesafeyi korumamız gerekiyor’ diyebilir. Bu iki pozisyon karşılaşırsa, taraflar duygusallaşır. Buradaki anlaşmazlık noktası aslında pozisyonlar değil, bunların arkasında yatan yaşamlardır. Örneğin, arkadaşının aşırı temkinli olduğunu düşünen kişi bu temkinin nedenini bilmiyordur. Belki arkadaşı, kanser teşhisi konulan 80 yaşındaki annesiyle yaşıyordur. Kişilerin yaşam koşullarının yanı sıra ihtiyaçlarını da göz önünde tutmamız gerekiyor. Korunma bir ihtiyaçtır. Korunma ve güvenlik ihtiyacının psikolojik olarak daha derinine inebilirsiniz; orada ilkel korkulardan, yalnız kalma korkusundan bahsedebiliriz. Maske takmak istemeyen ve fiziksel mesafe kuralına uymak istemeyen taraf ise belki de arkadaşlığın ve yakınlığın son derece önemli olduğunu düşünüyordur. Mutlu olmak için yoğun temasa ihtiyacı vardır.”

Hartmann-Piraudeau, farklı ihtiyaçlar ve bunlarla ilişkili korku, gerginlik, tehdit altında hissetme, yalnızlık gibi duyguların anlaşılmamasının çatışmaya neden olduğunu belirtiyor ve “Artık çatışmayı biz kontrol edemeyiz, çatışma bizi kontrol eder. Bu arada, algının nasıl değiştiği ilginç. Daha önce arkadaşımızı birçok yönden algılar ve nüansları görebilirken çatışmada görüşümüz daralır” diyor.

Peki, bu sarmaldan kaçmak, çatışmayı sonlandırmak mümkün mü? Hartmann-Piraudeau’ya göre mümkün: “Burada anahtar pozisyonlar, ihtiyaçlar ve duygular hakkında konuşmaktır. Başkaları tarafından anlaşılabilmemizin tek yolu budur. Diyaloğa girmek için empatiye ihtiyacımız var ve empati kurmak için de karşımızdakini dinlemeliyiz. Pozisyonlara bağlı kalmamız ise dinlemeyi, konuşmayı, anlamayı engeller.”

Takip Et Google Haberler
Takip Et Instagram