‘Ötekine’ nazik konuşmak da artık suç

Neden kimseyi sevmiyor Türkiye’nin muktedir çoğunluğu ve devlet aklı? Neden kendinden saymadığı dışladığı her “grup” insandan nefret ve hatta yok için etmek bahaneleri var?

ALİN OZİNİAN 23 Mart 2021 YAZARLAR

18 Mart Çanakkale Zaferi’ne ilişkin bir paylaşımda bulunan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu “Biz birbirimizi gözlerimizden tanırız, binlerce yıl yan yana olmuşuz, hep birlikte koca bir Vatan. Türkü Kürdü, Alevisi Sunnisi, Lazı Çerkesi.. Çanakkale’yi geçilmez kılmışız. Dün gibi bugün de biriz. Kimsesizlerin kimsesiyiz, hep birlikte Cumhuriyetiz” dedi.

Bu tweeti okurken benim de içim burkuldu, çünkü aynı günlerde Türkiye’de andımız ve üst kimlik “Türklük” konuları hararetle tartışılıyordu. Madem o üst kimlik hepimizi, Ermenileri bile kapsıyordu, neden Çanakkale’ye vatan savunması için giden gayrimüslimlerin hikâyeleri, tarihin özenle gizlenmeye çalışılan Ermeni yüzlerini unutmuştu İmamoğlu? 1918’e kadar Çanakkale’de şehit olan 215 tabibin 82’sinin gayrimüslim olması bile tek başına bir şeyler anlatmaya yeterken, neden hiçbir yıl Ermeni şehitler, hele Yüzbaşı Torosyan anılmıyordu?

Şalom yazarı Karel Valansi de benzer şeyler hissetmiş olacak ki İmamoğlu’nun bu tweetini “Yine düğüne davetli değiliz” eleştirisi ile rt etti. Buna cevap veren İmamoğlu ise “Karel Hanım, hassasiyetinizde haklısınız. Musevi vatandaşlarımız gibi Çanakkale Cephesi’nde yer alan ve bağımsızlığımız için mücadele etmiş bütün inanç ve kimliklerden herkes bu vatanın asil vatandaşıdır, ev sahibidir. İyi günler dilerim” yanıtını verdi.

İmamoğlu’nun geçmişteki söylemleri, duruşu ve her şey bir yana, sözünün yanlışlığını kabul etmesi ve ev sahibi vurgusu önemliydi.

Bu “normalite” ve haklıya hakkını teslimden rahatsız olan iktidara yakınlığıyla bilinen Takvim gazetesi, yaptı yapacağını, İmamoğlu’nu hedef aldı. İmamoğlu’nun törende bir gazi yakınını tehdit ettiğini öne süren gazete, Valansi’nin eleştirisine verilen yanıtı suç gibi gösterdi.

Valansi’nin dediği gibi “Yahudiye nazik konuşmak” hakaret oldu, suç oldu…

“Gazi yakınını tehdit eden Ekrem İmamoğlu’nun, Türkiye’de çalışan Yahudi gazeteci Karel Valansi’ye aşırı saygı duyması dikkat çekti” diyen gazete yeni bir kepazeliğe imza attı böylece.

Birkaç gün sonra, 21 Mart Dünya Down Sendromlular Farkındalık Günü’ne ilişkin açıklamalarda bulunan AKP Genel Başkan Yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya’nın “İnanıyoruz ki Allah insana aşamayacağı hiçbir yükü vermez” sözü içimize taş gibi oturdu.

Devlet “farklıyı” normal görmediğini bir kez daha dillendirdi. Bu insanların, anne-babaları, kardeşleri, akrabaları ve toplum için yük olduğunu söyledi aslında AKPli Sayan. En acısı da, bu sözleri söylerken, özel gereksimli çocuk ve erişkinler için hale sosyal bir devlet olamamanın ailelere gerekli desteği verememenin sorumluluğunu taşımadı bile.

22 Mart ise Suriyeli nefreti ile geldi. Irkçıların müslüman hedeflerinden olan Suriyeliler Türkiye gündemi bu kadar yoğunken bile unutulmuyor, nefret hafiflemiyor.

Antalya’da 3 kişinin, hurda kâğıt toplayan Suriyeli bir genci darbedip, motosikletini kamyonetle ezdikten sonra yaktığı anlara ilişkin görüntüler ortaya çıktı.

Hurda kağıt toplamak için motosikleti ile birlikte çöp konteynerinin yanına yaklaşan sığınmacının motosikletine çarpan kamyondan, kaza sonrası inenler, tartışmanın ardından Suriyeli’yi yumruk, taş ve sopa ile darp etti. Suriyeli genç başına aldığı darbelerle baygınlık geçirirken, şüpheliler ise gencin motosikletinin üzerinden kamyonetle geçip, ardından yaktı. Suriyelinin durumu hala ağır.

Hatırlayanlar olacaktır olayın geçtiği Antalya’da, 2019 yılında Gazipaşa ilçesi meclis toplantısında ‘Sığınmacı Suriyelilerin halka açık plaja alınmaması ve Suriyelilerin Zabıta Müdürlüğü’nün belirleyeceği bölgede denize girmeleri’ yönünde aldığı karar görüşülmüş ve şükür reddedilmişti.

23 Mart ise Ermenilere hakaretin ve nefret suçunun yine cezalandırılmadığı bir gün olarak tarihe geçti. Sosyal medya hesaplarından yayınladığı videolarla ün kazanan Murat Övüç, Ermenilere hakaret ettiği gerekçesiyle yargılandığı davada beraat etti.

Övüç’e bir videoda “Seni pis Ermeni seni… Siz Ermeniler pisliksiniz!” demesinin ardından dokuz aydan bir buçuk yıla kadar hapis istemiyle dava açılmıştı. ‘Halkın bir kesimini ırk temelli aşağılamaktan yargılanan Övüç, “Videonun tamamı incelendiğinde Türkiye’deki Ermenilerin benim kardeşim olduğunu, onlara yönelik bir söylemim olmadığı anlaşılacaktır. Sözlerim Kim Kardashian isimli televizyon yıldızına yöneliktir. Bu şahıs köklerimize ve Osmanlıya hakaret ettiği için böyle bir tepki verdim. Suçlamaları kabul etmiyorum.”

Hakaret denilen Kardashian’ın 1,5 milyon Ermeni’nin öldürülüşünün dünya genelinde anıldığı, 24 Nisan Ermeni Soykırım’ını anma günüde, attığı anma mesajıydı.

“Pis Ermeniler” diyerek suç işleyen, iddia ettiği gibi “Kardashian pistir’ demeyen Övüç, mahkeme heyeti tarafından “üstüne atılı suçla ilgili kastın bulunmadığına” yer verilerek beraate hükmetti. Daha önce Türkiye’de Ermeni öldürenlerin, Ermeni yaralayanların gerekli cezaları almadıkları gibi.

Tabi ya, sonuçta devlet ideolojisini savunmuş, “Soykırım vardır” diyen uluslarası yıldıza hakkını bildirmişti Övüç. Birkaç gün önce çılgınca Talat paşa güzelleyenleri düşünürse, Övüç kutlu bir görev peşindeydi…

Geçen haftalarda, Türkiye’deki” ötekilere” layık görülen ayrımcı uygulamaları, nefreti, hakaretleri, saldırıları ve hatta aydınlatılamayan cinayetleri göz ardı etmek konusuna, “AKP, AKP tabanı ve Ömer Çelik Harikalar Diyarın’da” yazısında detaylı olarak değinmiştim.

Sadece son bir haftada yaşanan, sadece 4 nefret suçunu anlattım size. Sözlü olanlar var, fiziksel olanlar, ortak noktası cezalandırılmayacak olmaları…

Arasak tarasak bu son 7 günde Kürtlere, Alevilere, Cemaat’e, LGBTİ+ bireylere, Ateistlere, Boğaziçililere, daha kimleri kimlere kusulan kinden kesitler buluruz, hem de çok kolaylıkla, ben sadece öne çıkanlardan bahsediyorum. Öne çıkan dediysem, ana akımda falan değil, takip ettiğimiz “alternatif basında”.

Neden kimseyi sevmiyor Türkiye’nin muktedir çoğunluğu ve devlet aklı? Neden kendinden saymadığı dışladığı her “grup” insandan nefret ve hatta yok için etmek bahaneleri var?

Neden gerçekleri olduğu gibi göremiyor, neden bize dokunmayan yılan bin yaşasın diyor? O yılan bir gün dibinde bitecek, hiç mi anlaşılır değil bu gerçek?

Son yıllarda Türkiye kontrolü kaybetmiş saldırgan bir rejimdir diyor birçok yorumcu, gazeteci ve yazar. Kimse oralı değil, hayaller peşinde insanlar. Bugün hala HDP kapatma davasından çıkacak mahkeme kararını bekleyenler var. Mahkemelerden tarafsız kararlar çıkabileceği kanaatindeler. Hala.

Bu “tarafsız” kararı HDP’li Gergerlioğlu, milletvekilliğinin düşürülmesinin ardından Meclis’te gözaltına alınmasının ardından bekliyorlar. Gergerlioğlu’nun abdest aldığı sırada gözaltına alınmasına ilişkin AKP’li bir il yöneticinin “Sizin kıldığınız namazı Allah kabul etmez” dedi günlerde mahkemeden adalet bekliyorlar.

Ama o da ne! Bir gece dolar yükselince herkese bir aydınlanma geliyor; feryatlar, figanlar, küfürler. “Olmaz olsun böyle hükümet, batıyoruz!!!” sesleri…

İnsanlar hukuksuzca ceza evinde yıllardır, onlar için seslerini çıkaranlar ise terörist, bölücü, hain. Evet, batıyoruz, günaydın.