Omicron varyantı: ‘Rüzgar eken’ küresel kapitalizm ‘fırtına biçmeye’ başladı

Altı ay önce uzmanların uyarıları çerçevesinde özetlediğim öngörüler, Omicron gibi tehlikeli bir varyantın ortaya çıkışıyla tamamen gerçekleşmiş oldu. Aşıların fikri mülkiyet hakkında gevşemeye gitmekte direnerek "rüzgar eken" küresel kapitalizm "fırtına biçmeye" başladı.

ÖMER MURAT 29 Kasım 2021 HABER ANALİZ

Küresel ilaç şirketlerinin kar maksimizasyonu hırsından vazgeçmemeleri dolayısıyla dünyada özellikle Afrika gibi az gelişmiş bölgelerde aşılama oranları çok düşük seviyede kaldı, bu da yeni varyantların oluşabileceği bir vasatın doğmasına yol açtı. Altı ay kadar önce kaleme aldığım, bilim insanlarının uyarılarını özetlediğim “Aşı milliyetçiliği, küresel kapitalizmin Çernobil’i olabilir” başlıklı yazımda şöyle demiştim: “Gelişmiş ülkelerin sadece kendi halklarını aşılayarak bu salgından kurtulmalarının mümkün olmadığı da başından beri bellidir. Güney Afrika, Hindistan gibi ülkelerde ortaya çıkan yeni varyantların Batılı ülkelerde oluşacak sürü bağışıklığı üzerinde yıkıcı etkilerde bulunacağı ve küreselleşmenin mevcut yapısıyla bu varyantların çok kısa sürede yayılmasının önlenemeyeceği iyice anlaşılmış durumdadır.”

Maalesef her şey o yazıda özetlediğim öngörüleri doğrular şekilde gerçekleşti. Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) bugün yaptığı açıklamayla salgının küresel çapta artış göstermesine yol açabilecek “çok yüksek risk” taşıdığını duyurduğu Omicron adı verilen koronavirüs varyantı, aşılama oranlarının çok düşük olduğu güney Afrika ülkelerinde ortaya çıktı. Orada ilk kez sağlık otoriteleri tarafından tespit edilebildiği sırada Omicron çoktan dünyanın hemen her köşesine yayılmış durumdaydı. Aşı meselesine “kar maksimizasyonu”, “patent hakkı” gibi oldukça bencil perspektiflerden bakmakta ısrar eden küresel kapitalizm ve onu dizginlemekte başarısız kalan uluslararası kuruluşlar böylece ektiğini biçmiş oldu.

Oysa DSÖ “Herkes güvende olana kadar hiç kimse güvende değildir” sözünü defalarca vurgulamıştı. Bilim insanları, aşı milliyetçiliğinin, zengin ülkelere hedefledikleri korumayı sağlayamayacağı gibi, daha da tehlikeli varyantların ortaya çıkmasına zemin hazırlayarak tam tersi bir neticeye yol açmasını kaçınılmaz görmektedir. Yüksek ve yoğun nüfuslu yerlerde enfeksiyonların kontrolsüz şekilde artış göstermesi, yeni varyantların oluşması için en uygun ortamlardır. Afrika’da aşılama oranı bu kadar düşük kaldığı müddetçe tehlikeli yeni varyantlar çıkmaya devam edecektir, nitekim Omicron da bunun bir ispatı olmuştur.

Gelişmiş ülkelerin tümünde aşılama oranları en az yüzde 60 ve üzerindeyken, 1,2 milyar nüfuslu Afrika kıtasında bu oran yüzde 6 civarındadır. Sahra Altı Afrika’da ise bu oran yüzde 4’e kadar düşmektedir. Uluslararası Para Fonu (IMF) Direktörü Kristalina Georgieva “Sahra Altı Afrika’nın aşılanmasına yardımcı olunmaması, hepimizi yeni, daha öldürücü bir covid varyantı riskine maruz bıraktı. Omicron’dan gelen haberler, dünyayı aşılamak için neden daha fazlasını yapmamız gerektiğinin acil bir hatırlatıcısıdır.” diye yazdı.

Edinburgh Üniversitesi’nde halk sağlığı profesörü Linda Bauld, Omicron’un daha bulaşıcı bir varyant gibi göründüğünü, bunun ciddi bir endişe kaynağını olduğunu belirtti, Afrika ülkelerinin pek çoğundaki düşük aşılama oranlarına dikkat çekerek virüsün geniş şekilde yayılmasının, bireyler arasında her geçişinde birçok genetik değişikliğe uğrayabileceği anlamına geldiğini hatırlattı. Bauld bu nedenle “aşı eşitliğinin gerçekten önemli bir konu olduğunu düşündüğünü” vurguladı.

Harvard Üniversitesi’nden viral bağışıklık uzmanı Kizzmekia Corbett, “bir varyantı tespit ettiğinizde, bir başkası radarın altında bir yerlerde zaten dolaşıyor” diyerek ülkelerin adaletsiz aşı erişimine bir çözüm bulunmadığı müddetçe “Varyantları takip edip duracağız” tepkisini gösteriyor.

İngiltere eski Başbakanı Gordon Brown, DSÖ’nün küresel sağlık finansmanı büyükelçisi unvanıyla, Omicron’ın çıkışına ilişkin yazdığı yazıya şu başlığı uygun görmüş: “Zengin ülkeler aşı biriktirirken yeni bir covid varyantı çıkması sürpriz değil.”

İlk yazımda bahsettiğim, DSÖ önderliğinde fakir ülkelerin aşıları ücretsiz almasını hedefleyen COVAX ortak girişimine bağışlanacak aşı sayısı önce 2 milyar doz olarak belirlendi, sonra bu hedef 1,4 milyar doza düşürüldü. Kasım sonu itibariyle COVAX’a bağışlanan aşı sayısı 537 milyonda kaldı.

Brown’un verdiği bilgilere göre, ABD Başkanı Biden başkanlığında Eylül’de düzenlenen zirvede, en yoksul 92 ülkede Aralık ayı itibariyle %40 aşılama hedefine ulaşılması planlanmıştı. Üzerinden iki buçuk ay geçti ve o ülkelerin en az 82’sinde bu hedefe ulaşma ihtimali çok düşük. Aşıların yarısını bağışlamayı vadeden ABD bunun yalnızca yüzde 25’ini teslim edebildi. Diğer ülkeler için de durum parlak değil: Avrupa Birliği taahhüt ettiklerinin sadece yüzde 19’unu, İngiltere yüzde 11’ini ve Kanada yüzde 5’ini verdi. Çin vaat ettiğinin yarısından fazlasını yerine getirdi ama onun da taahhüdü 100 milyon dozla sınırlıydı.

DSÖ Genel Direktörü T. A. Ghebreyesus bu ay yaptığı açıklamada, aşılama oranlarının en yüksek olduğu ülkeler daha fazla aşı stoklamaya devam ederken, düşük gelirli ülkelerin aşıdan mahrum kaldığını, halihazırda düşük gelirli ülkelerde günlük yapılan aşı sayısının, gelişmiş ülkelerde uygulanmaya başlayan üçüncü (güçlendirici) dozların altıda biri oranında olduğunu kaydederek “Bu, artık durdurulması gereken bir skandal” dedi.

COVAX girişiminin ortaklarından, yoksul ülkelerin aşılamaya erişimini arttırmak amacıyla 2000 yılında kurulmuş uluslararası bir kamu-özel ortaklığı olan Gavi İttifakının CEO’su Seth Berkley “Omicron hakkında daha fazla bilgiye ihtiyacımız olsa da, dünya nüfusunun büyük bir bölümü aşısız olduğu sürece, varyantların ortaya çıkmaya devam edeceğini ve pandeminin uzayacağını biliyoruz.” uyarısında bulunuyor.

Sorunun gelişmiş ülkelerin aşı bağışlamasıyla çözülemeyeceği çok açık. Asıl yapılması gereken ve uzun vadede etkili olacak strateji, ilaç şirketlerinin aşıların fikri mülkiyet haklarında gevşemeye gitmesi, böylece bölgesel aşı üretiminde artış sağlanmasıdır.

Oysa bu konuda Dünya Ticaret Örgütü’nde yürütülen müzakerelerde bir ilerleme sağlanamamıştır. Biden Yönetimi aşıların fikri mülkiyet haklarında gevşemeye gidilmesini desteklediğini açıklamakla birlikte, müzakerelerin ilerletilmesine yönelik ciddi bir liderlik göstermedi. Keza Avrupa ülkelerinin de bu seçeneğe olumlu yaklaşmadığı biliniyor. DTÖ’nün konuya ilişkin Cenevre’deki merkezinde bu hafta düzenlenmesi planlanan toplantı Omicron’un yol açtığı kısıtlamalar nedeniyle heyetlerin İsviçre’ye gidişinde sıkıntı yaşanacağı anlaşılınca ertelenmek zorunda kaldı. Uluslararası örgütlerin ve işbirliği mekanizmalarının acil müdahale gerektiren vahim sorunlara çözümler üretmek konusunda ne denli ağır işlediğini ortaya koyan daha manidar ve sembolik bir gelişme gösterebilmek sanırım zordur.

Omicron’un çıkışıyla bu kış yeniden uygulanmak zorunda kalınacağı artık muhtemel hale gelen “tam kapanmaların” (lockdown) uluslararası ekonomi üzerinde yapacağı tahribatlarla kıyaslandığında, altı ay önce aşıların fikri mülkiyet haklarından vazgeçilerek geniş çaplı üretimlere izin verilmesinin doğuracağı “maliyetin” ne denli düşük kalacağı bellidir.

Tüm dünyayı kasıp kavuran genel bir salgından, sadece kendini, kendi milletini koruyarak kurtulmayı başarmak insanı nasıl sevindirebilir ki? Başka bir millet pandeminin ağır etkileri altında yaşarken huzur bulabileceğini sanmak hodbinlikten başka ne olabilir ki?

Bunu diğer kronik sorunlara da teşmil etmek tabiatıyla mümkündür. Bir başka ülkede halkın yarısı açlıkla, fakirlikle boğuşurken veya gelişmiş ülkelerin sattığı silahlarla tahrip gücü artan iç savaşların etkisi altında acı çekerken, zengin ülkelerin mutlu, mesut hayatlarını sürdüreceklerini sanması ne büyük yanılgıdır. Yüz binlerce mülteci sınırlara yığıldığında yaşanan kızgınlık ve çaresizlik, başta gösterilen kayıtsızlığın müstahak olduğu acı fatura değil de nedir?

Tanpınar’ın bir yazısında belirttiği gibi “Bugünün insanlığı ancak bütün halinde mesut olabilir.” Bunu öğreneceği ana kadar, sadece “kendini” kurtarmaya odaklanarak yanlış yollara sapması, maalesef, kaçınılmaz gözükmektedir.