Ölüm orucundaki avukat Timtik: Ne gülüyorsun, anlattığım senin hikayen

154 gündür ölüm orucunda olan avukat Ebru Timtik: Bu bir meydan okumadır. Canımı ortaya koyarak diyorum ki gerçeği biz söylüyoruz. İddianame değil. Lütfen irademizi ve ödediğimiz bedeli bu kadar ucuzlatmasın kimse. Son söz olarak söylemek isterim ki, ne gülüyorsun, anlattığım senin hikayendir....

KRONOS 04 Haziran 2020 SÖYLEŞİ

154 gündür ölüm orucunda olan avukat Ebru Timtik… Bu haldeyken bile ölüm oruçları konusunda gazetecilerin editöryal sansür ve oto-sansüre uygulaması canını yakıyor. Ebru Timtik, “Ne gülüyorsun? Anlattığım senin hikayendir” diyerek başlıyor anlatmaya ve “Bir kez daha gördüm ki’ diyor, ‘Bizde DREYFUS çok ama bir tane bile Emile Zola yok.”

Ölüm orucuna başladığınız gündem beri kamuoyunun iktidarın tavrını izleme fırsatınız oldu mu? 

Tutuklu olmam nedeni ile kamuoyunu takip etme imkanlarım oldukça sınırlı. Fakat gördüğüm kadarı ile yazıp çizmemeleri için gazeteciler editöryal olarak baskıya uğruyorlar, sansür uygulanıyor. Ancak daha da kötüsü otosansürü de görüyorum. Benim görüştüğüm ailem ve meslektaşlarımdan aldığım bilgiler kapsamında eylemle birlikte bir hareketlenme olduğunu gözlemledim.

İbrahim Gökçe, Mustafa Koçak ve Helin Bölek…istekleri kabul edilemdi ve can verdiler…

Çok uzun süre görmezden gelinen bir eylem süreci yaşadılar, aileleri meydanlarda yapayalnızdı. Çığlıklarını duyan, ses veren olmadı. Onlara ölümü kutsama gibi yakıştırmalar yapanlar; ancak öldükleri zaman haber oldukları gerçeğini gördüklerinde üzüldüler mi bilmiyorum. Fakat ben araştırmacı gazetecilik, özgür basın vb. sıfatlarla yayın yapan gazete ve ekranların ancak son safhada eylemi görmüş olmalarını ölü sevicilik olarak görürüm. Çünkü onlar için ölmeden haber değeri taşıyamadılar. Zaten işte bu yüzden insanlar ölüm orucu gibi bir eylem yapmak zorunda kalıyorlar.

Onların vefatı sizi nasıl etkiledi? Ne hisesttiniz?

Onların vefatı beni nasıl mı etkiledi? Aynı yolda ilerliyorum, arkalarından gözyaşı dökmeyi kendime yakıştırmam bu yüzden. Fakat ülkenin ortak değeri olduğuna kuşku duymadığım bu devrimci sanatçıların yaşadığı sansür ve tecrit nihayetinde ölüm sonucunu doğurdu. Bu yüzden ben de işi şairlere bıraktım. Bir şiir yazdım ve dedim ki ; “Sana şairler ağlasın, ben sana ağlayamam”

Ve bazı değerleri anladım bu süreçte. Ahh dedim Yaşar Kemal yaşasaydı, Ruhi Su yaşasaydı , CAN baba – Can Yücel yaşasaydı, Yılmaz Güney yaşasa idi…ve bir kez daha gördüm ki bizde DREYFUS çok ama bir tane bile Emile Zola yok. Kendimi ayırarak söylemiyorum; benim yaşamımın da dahil olduğu bu süreçte bir aydın zümresi yaratamamışız. Dahası milyonluk konserlerinde kitlenin kalabalıklığından ve yarattığı umuttan pay isteyenler, yöntem tartışması yaparak, taleplerin olağan ve karşılanabilir talepler olduğunu görmediler bile. Bundan ben de sorumluyum ve açlığıma devam ederek bu sorumluluğumu yerine getirmeye çalışıyorum. Hala onların avukatlığını yapmaya devam ediyorum.

Cezaevlerinde korona salgını da var? Size yönelik herhangi bir tedbir alındı mı?

Burada alınan önlemler herkese yönelik olup benim için alınan herhangi ekstradan bir önlem yok. Alınan önlemleri zaten Adalet Bakanlığı açıklıyor. Ancak salgın nedeni ile güvenlik şikayetim yok.

Taleplerinizin karşılanması için kamuoyunda yeterli duyarlık var mı sizce?

Bizim yaşadığımız adaletsizlik bize özel bir saldırı değil. Aslında çok büyük bir kesim bu adaletsizlikten şikayetçi ve dahası çok ağır mağdurları var. Kendi canımız hesabına bireysel veya grupsal bir hak arayışında değiliz. Eylemin önce büromuza (Halkın hukuk bürosu), derneğimize, devrimci avukatlığa ve buna bağlı olarak da avukatlık mesleğine ve barolara yapıldığını biliyoruz. Biz merhamet istemiyoruz. Sağda solda yazılıp çizildiği gibi ilgi çekmek de istemiyoruz. İstediğimiz adaletsizlik karşısında her zaman her koşulda yapılabilecek bir şeylerin olduğunun görülmesidir. Bu bir meydan okumadır. Canımı ortaya koyarak diyorum ki gerçeği biz söylüyoruz. İddianame değil.

Son olarak söylemek, eklemek istediğiniz bir şey varsa…

Son olarak çok mu sitem ettim? Durumun zaten farkında olanlar ve çabalayanlar beni bağışlasınlar. Ve bir rica;” yeter artık, kendinizi gösterdiniz, duyduk sesinizi, bırakın bu oyunu “ kavilinden söz ve davranışlar içine girilmesin. Lütfen irademizi ve ödediğimiz bedeli bu kadar ucuzlamasın kimse. SON SÖZ OLARAK SÖYLEMEK İSTERİM Kİ, NE GÜLÜYORSUN ? ANLATTIĞIM SENİN HİKAYENDİR.