O fotoğraftaki askerlerden Gülerce: Beraat güzel bir duygu ve evet, sanırım göreve dönmek istiyorum

Darbe suçlamasından beraat eden ihraç Teğmen Gülerce: "Göreve dönme konusuna gelince... Bunu istediğimi düşünüyorum. Çünkü cenazeye giden insanlara kelepçe takılması, hasta insanları yatağa kelepçeleme.. bir jandarma subayı olarak beni kahrediyor. İstiyorum, çünkü bir şeylerin değişmesini istiyorum."

SELAHATTİN SEVİ 31 Ekim 2020 KRONOS ÖZEL

15 Temmuz darbe girişimi sonrası gözaltına alındıktan sonra bir ahırda işkence edilen ve elleri arkadan kelepçelenen askerlerin yargılandığı Jandarma Okullar Komutanlığı davasında bu hafta önemli bir gelişme yaşandı. Mahkeme sanıkların tümüne ‘darbeden’ beraat verdi.

Kararı o fotoğraf karesinde yer alan askerlerden biri olan; 2011 ile 2015 arasısında Kara Harp Okulu’nda eğitim gören Mutlu Gülerce bütün Türkiye’ye duyurdu. Kursiyer askerlerden Gülerce, ‘o ahırı’, yaşadığı hukuksuzlukları ve hak ihlallerini; beraat kararını ve Saadet Partili avukat Ali Aktaş’la girdiği tartışmayı anlattı. Söz “Darbeci eşekleri ahıra kapatmışlar” sözleri ile hedef gösterilen ve toplumsal linç için davetiye çıkarılan askerlerden Mutlu Gülerce’de…

– O geceden, 15 Temmuz’dan başlayalım mı?

15 Temmuz gecesi Ankara Beytepe’de bulunan Jandarma Okullar Komutanlığı’nda sınıf eğitimi üzerine kurs görmekte olan teğmen rütbesinde bir Türk subayıydım. 16 Temmuz sabahı okula dışarıdan gelen Albay Veli Tire ve ekibince “sadece ifade vereceğimiz” bilgisiyle ahır olarak adlandırılan Gaffar Okkan Atlı Spor Tesisleri’ne götürülerek polislere teslim edildik. Buraya bizden önce giden askerlerin sadece iç çamaşırı kalacak şekilde bırakıldığını gördüm. Sonrasında kendi otobüsümde bulunan bir devre arkadaşımın tokatlanmasıyla birşeylerin iyiye gitmeyeceğini anladım.

– Size nasıl davrandılar, ne yaptılar?

Bizlerin de telefonu ve cüzdan gibi değerli eşyaları çöp torbalarında kayıt altına alınmadan atıldı. İç çamaşırımıza kadar soyularak ters kelepçe yapıldı ve bizden önce oraya getirilen askerlerin yanına götürüldük. Fotoğraftan da anlaşılacağı gibi sıralı bir şekilde dizlerimizin üzerinde bekletildik. İçeride annemize ve onurumuza sürekli hakaret ediliyordu ve bizden önce oraya getirilen askerlerin dayak yediğini işitiyorduk.


“BİZİ TUVALETE GÖTÜREN POLİS DE OĞLU İÇİN ENDİŞE EDİYORDU”

– O ahırda kaç saat tutuldunuz?

Ahırda 36 saat kaldık. Fotoğrafta görüldüğü şekildeydi durumumuz ve asla yemek verilmedi. Su bir hortumla ve sıraya geçerek içiriliyor ve keyfi olarak kesintiye uğratılıyordu. Çok sık bir şekilde sayım yapılıyor, boşluk bırakmamaya çalışılıyordu. Bir kaç arkadaş bayılmasına rağmen hiçbir sağlıkçı gelmediği gibi sadece hakaret ediliyordu. İlk gecenin akşamında içeriye giren bir özel harekatçı kendisine baktığını iddia ettiği bir arkadaşımıza tokat attı. Burada küçük tuvalet için ahırın köşelerini kullanmamız söyleniyor, büyük ise bir polis eşliğinde çıplak ayak bir tuvalete götürülüyordu.
Bir hatıra olarak anlatayım, büyük tuvalete giderken yanımdaki polis, “Abi bana benim oğlum askeri okulda okuyor, onlara bir şey yaparlar mı?” diye endişesini paylaşmıştı. Enteresandır ki abiyi teskin etme görevi düşüyordu böyle bir ortamda.

– 36 saatin sonunda ne oldu?

36 saatin sonunda Polis Akademisi’ne götürüldük. Burada bir spor salonunda aynı vaziyette çok yetersiz bir beslenme de olsa besin verilmeye başlandı. İfadeler imiz alındı böyle bir ortamda.

– Polis Akademisi’nde hakaret, kötü muamele veya işkence oldu mu?

Burada çok ciddi bir hakaret olmadı fakat olmaması gereken işkence düzeni sürdü. Burada ilk mahkemeye çıkanlar oldu okulumuzdan ve kışla dışına çıkmayan devre arkadaşlarım serbest bıraklı haberi verildi oradaki polislerce. Fakat sonrasında mahkemelere giden talimatla herkesin tutulanması emri verilmiş olacak ki hepimiz tutuklandık.

“GELSİN SİZİ BURADAN PEYGAMBERİNİZ KURTARSIN”

– Tutuklanınca hangi cezaevine götürüldünüz? Tutuklanmadan önce Sincan Cezaevi’nde kurulan toplanma bölgesine götürüldük. Burada yaklaşık 700-800 civarı asker vardı. Ne acıdır ki yarısı kursiyer olan devre arkadaşlarımdı. Özellikle burada çok ağır hakaretler edildi. Fethullah Gülen’i kastederek bir polis, “Gelsin sizi buradan peygamberiniz kurtarsın, hepiniz vatan hainisiniz başlarınızı öne eğin” dedi. 7 günlük gözaltıdan sonra tutuklandık. Açıkçası, tutuklandığımız için sevindik bu süreç bitti diye.

– Bitti mi peki? Gittiğiniz cezaevinde durumunuz nasıldı?

Cezaevi sürecinde devre arkadaşlarım ve bir kısmı üyelik sebebi sayılan suçlamalarla müebbet verilen kara harp okulu subay temel kursiyerleri (SUTASAK) öğrencileriyle 34 kişi kalmaya başladık. Çok sorunlu bir süreç sonrasında girdiğimiz cezaevinde aynı derde sahip bizler burada ne kalabalık kalmayı ne de başka bir şeyi sorun etmedik.


Bu haberler de ilginizi çekebilir:

d Ahırda çekilmiş işkence fotoğrafındaki tüm askerler ‘darbeden’ beraat etti

d Cemal Yıldırım ‘Geri döndüğünüzde kafanıza sıkacağız’ diye tehdit mesajları atan Avukat Ali Aktaş’ı baroya şikayet etti

 

Sonrasında koğuş değişikliği oldu ve birkaç sivil haricinde asker koğuşuydu koğuşumuz. Cezaevi ailelerimiz için acı verici olsa da ben 9 ay kaldığım zamanı değerli ve iyi bir rehabilitasyon olarak değerlendiriyorum.

– İddianameniz ne zaman yazıldı, ne vardı sizinle ilgili suçlamalarda?

Dokuzuncu ayda iddianamenin kabulüyle mahkeme neredeyse tüm kursiyerleri 2017’nin nisanında tahliye etti. Mahkeme ve sonrasında rütbelilerimize ve bir kursiyer arkadaşımıza şikayet üzerine müebbet ceza verildi. Bizlerin dosyası ayrıldı ve süreç 27 ekim 2020de tüm kursiyerleri ‘darbeden beraat’ ettirirken sayısını tam bilemediğim arkadaşlarımdan bazıları üyelikten ceza aldı. Ben ve çoğu arkadaşım hem darbeden hem üyelik suçlamasından beraat ettik.

SAADET PARTİLİ ALİ AKTAŞ HAKKINDA YASAL SÜREÇ BAŞLATACAK

– Saadet Partisi Milletvekili Ali Aktaş’ın ‘’darbeci eşekleri ahıra kapatmışlar’’ twitini de çıkınca mı gördünüz?

Evet, cezaevinden çıktıktan sonra gördüm ve ciddi bir şok yaşadım. Bir hukukçu böyle bir paylaşımı nasıl yapardı.Ne kadar onur kırıcı ve ordumuzu aşağılayıcıydı. O resimde bizzat bulunduğum için bunun hesabını sormamız gerektiğine karar verdim. 2020 yılının ocak ayında twitini alıntılayıp “Ne darbeciyim ne de eşeğim ama sen bir iftiracısın. Hukuk önünde hesabını vereceksin” yazdım. O paylaşımda gerçek ismiyle ilk kez bir asker bunun hesabını sorduğu için gündem olmuştu. Fakat Ali Aktaş özür dilemek yerine profilimi didik didik ederek yazdığım bazı twitleri ekran resmini alarak beni sürekli suçlamaya başladı. İhbarcılığı sebebiyle bu konuda ayrıca soruşturma geçirdim. Beraat ettiğimde de yine bu konuda bir twit attım ve “Bu resimdeki askerlerden biriydim. Devrelerimle birlikte 16 temmuz sabahında okuldan alınıp bu ahıra götürülmüş ve insanlık dışı muamele görmüştük. Sonrasında Ali Aktaş gibilerin linçine maruz kalmıştık. Bugün ben ve devrelerim darbeden beraat etti. Söyleyin bu utanmaz müfteriye.” Şeklinde bir paylaşım yaptım.

– Fakat Aktaş’dan bir özür gelmedi? Şaşırdınız mı?

Bütün bu açık gerçeklere rağmen kendisi tavrını korudu ve suçunu bastırmak için yine aynı psikolojiye girdi. Beni suçladı, “Nasıl beraat ediyor bu adam” diye yargıya hesap sordu. 15 temmuz edebiyatı yapmaya başladı.

– Bundan sonra nasıl biz yol izleyeceksiniz? Neler yapacaksınız?

Ne yapacağız? Bir hukukçuyla bu konuyu konuşacak ve nasıl bir dava açabiliriz değerlendirmesini yapacağız. Beraat… güzel bir duygu. Hayatımda şu an hiçbir şeyi değiştirmedi. Hiçbir zaman suçluluk hissi olmadı bende ve devrelerimde. Bence bir çok askerde de. Çünkü kışlamdan dahi çıkmadım, bir yaralama ve öldürme olayına karışmadım, hukuksuz bir iş yapmadım.

– Ama suçlamalar büyüktü size ve sizin gibi bir çok kişiye karşı…

Suçlama, “Anayasal düzeni yıkmak, kışlayı işgal etmek” gibi standart darbe suçlamalarıydı. Çok zorlama bir iddianame ortadaydı ve yaklaşık 300 sayfalık iddianamede bir satır suçlama vardı. Çok tabi olarak darbeden beraat ettik.

GÖREVE DÖNMEK İSTİYOR

– Bu süreçte sizi en çok üzen ve yaralayan ne oldu?

Bu süreçte en üzüntü verici olay ailemin sağlığının bozulmasıdır. Şahsi manada bu kadar acı süreçler yaşanırken şahsi olarak işimden atılmayı hiç sorun görmedim. 2 buçuk yıldır benzin istasyonlarında çalışıyorum ve çok sorun etmiyorum bunu. Hayatım bir çok insana göre iyi durumda.

– Bir gün görevinize döneceğinizi düşünüyor musunuz? Üniformayı tekrar giyebileceğinizi hayal ediyor musunuz?

Göreve dönme konusu… Bunu istediğimi düşünüyorum çoğunlukla. Sebebi bugün yaşanan cinnet durumuna bulunacağım makam itibariyle engel olabileceğime inanıyorum. Bugün cenazeye giden insanlara kelepçe takılması, insanları cenazeye güvenlik sebebiyle göndermeme, hasta insanları yatağa kelepçeleme gibi bir olaylar bir jandarma subayı olarak beni kahrediyor. Bu kesinlikle görevli askerlerin kötü insiyatif kullanması sebebiyle oluyor. İstiyorum, çünkü bir şeylerin değişmesini istiyorum. Hedefim daha yaşanılabilir bir topluma katkı sunmak.

Takip Et Google Haberler
Takip Et Instagram