‘Navalni protestoları’ Rusya için tehdit mi?

Rus muhalif lider Aleksey Navalni destekçilerinin protesto gösterileri büyüyor. Bu gösteriler farklı mı ya da neden farklı? Batı basınının “şişirdiği” kadar farklı olmasa da bu kitlesel gösterilerin nereye evrileceği önemli bir soru olarak ortada duruyor. ABD’de Biden döneminin başlaması, Belarus’daki protestolar, Gürcistan, Ukrayna ve Ermenistan’daki geçmiş devrimler düşünülünce, Rusya hükümetinin sokakta olup bitenler hakkında endişelenmesi yersiz değil.

ALİN OZİNİAN 04 Şubat 2021 YAZARLAR

Rusya’da muhalif lider Aleksey Navalni hakkında verilen 3,5 yıl hapis cezasının ardından ülkede geçen haftalarda başlayan protestolar büyüyor. Rusya’nın görece bağımsız haber portalları şu ana kadar protestolarda yaklaşık bin kişinin gözaltına alındığını iddia ediyor. Protestolarda polis şiddeti ile karşılaşan eylemcilerin gözaltına alındıktan sonra maruz kaldıkları kötü muamele, yemek hakkından mahrum bırakılmaları gibi hak ihlallerine ilişkin haberlerin yayılmasıyla birlikte göstericiler eylemlerden vazgeçmeme kararı alıyor.

Bu eylemlerin nelere sebep olabileceğinden önce, nasıl ve neden başladığına bakmak gerekiyor.

Navalni, Rusya’da zehirlendikten sonra tedavi için Almanya’ya gitmiş, iyileşmesinin ardından “sürgünde” yaşayamayacağını açıklamış ve 17 Ocak’ta Moskova’ya geri dönmüştü. Döner dönmez gözaltına alınıp polis merkezinde Rusya için bile tuhaf olan bir şekilde alelacele hâkim önüne çıkarılarak 2 Şubat’a kadar tutuklu kalmasına karar verildi.

Bu polis merkezindeki hâkim kararı, ülkenin sosyal medyasında gündem oldu. Konu ile ilgili karikatürler, fıkralar yayınlandı. Aslında Navalni’nin gelir gelmez tutuklanmasının sebebi daha önce kendisi hakkında başlatılan bir ceza soruşturmasıyla ilgili olarak verilen adli kontrol şartı kararını ihlal etmesiydi. Kısacası, ülkeye dönerse gözaltına alınacağını çok iyi biliyordu. Navalni’nin bunu taraftarlarını konsolide etmek için kullandığını söylersek bir sırrı açık etmiş olmayız.

Navalni’nin bir yıllık ev hapsi süresi göz önünde tutularak 2,5 yıl cezaevinde kalması bekleniyor. Tüm bunlar yaşanırken Rusya’da gösteriler devam ediyor. Moskova başta olmak üzere birçok kentte yapılan eylemler esas olarak Navalni’nin serbest bırakılması talebine dayansa da altında Vladimir Putin’e büyük bir öfke var.

Son iki haftada ülke genelinde düzenlenen gösterilere katılan kişi sayısı 10 ile 40 bin arasında telafuz ediliyor. 40 bin diyenler eylemlere katılanlar ve destekleyenler. Net sayıyı bilemeyeceğimizden, iki tarafın ortalamasını bile alsak eylemlere en az 15-20 bin kişinin katıldığını söyleyebiliriz.

Lakin bu Batı basının ortaya attığı gibi “görülmemiş” bir protesto değil. 2012’de Putin siyasete geri döndüğünde ve 2017’deki Belediye seçimlerindeki yolsuzlukları protesto eden eylemleri sırasında çok daha büyük kitlelerin sokakta olduğunu hatırlıyoruz.

Navalni’yi destekleyenler, onun hakkındaki suçlamaların hukuki değil siyasi olduğunu söylüyor ve Rusya yetkililerini, yönetimin yolsuzluk ve zimmet gibi suçlarını ifşa ettiği için onu susturmaya çalışmakla suçluyorlar. Haklılar.

Kremlin Sözcüsü Dimitri Peskov ise Putin’e karşı düzenlenen protestolarda polisin şiddete başvurmasının meşru olduğunu savunuyor. Navalni’nin destekçilerinin “izinsiz” olarak düzenlediği gösterilerin “provokasyon” amacı taşıdığını öne sürüyor. Bunların yanı sıra, Kremlin’in Navalini’ye hitap şeklinin de değiştiğini görüyoruz.

Geçmişte Navalni’yi “Kimsenin tanımadığı bir blogcu” ya da “ ismi lazım değil aktivist” gibi küçümseyici ifadelerle tanımlayan yetkililer bugün adını telafuz ederek Navalni ile ilgili açıklamalar yapmak zorunda kalıyorlar. Önceleri Navalni’nin dikkate alınacak biri olmadığını, onu zehirlemek/öldürmek isteseler şimdiye kadar çoktan ölmüş olacağını ima eden açıklamalar yapan yetkililer şimdi alarmdalar.

Bu gösteriler farklı mı ya da neden farklı? Batı basınının “şişirdiği” kadar farklı olmasa da bu kitlesel gösterilerin nereye evrileceğinin arkasında bir rahatsız edici soru işareti olduğu açık.

Katılımlarının yüksekliğine ek olarak, sadece Moskova ve St. Petersburg gibi büyük kentlerde değil, Rusya’nın farklı bölgelerine mesela Yakutsk gibi -50 santigrat derece ile dünyanın en soğuk köşelerinden birinde insanları sokağa çıkarması açısından önemli bu eylemler. Ama yine de bu eylemler Rusya’nın her köşesine yayılmış, Rusya’yı baştan aşağı sarsan eylemler değil.

Navalni, Devlet Başkanı Putin’e doğrudan meydan okuyor, onu ve çevresini iktidarlarını suistimal etmekle suçluyor; destekçilerinin en büyük ortak noktası bu suistimale olan tepkileri.

Eğer Navalni destekçilerinin “solcu mu, sağcı mı, liberal mi?” olduğu sorusuna cevap aramaya kalkarsak zorlanırız, aksine bu soruyu sormanın anlamı yok çünkü protestolar “ideolojik” değil.

Navalni’nin popülist tavırları, Putin’i aratmayan milliyetçi söylemleri düşünülürse, hedefinin Rusya devlet yapısını değiştirmekten ziyade siyasi eliti değiştirmek olduğunu söyleyebiliriz. Kısaca Navalni destekçileri devlet klanının yolsuzluğu, hırsızlığı ve hükümeti zapt etmesinden dolayı sokaktalar. 20 yılıdır değişmeyen hırsız, otoriter bir rejime tepki bu en başta.

Navalni, ülke yönetimindeki yolsuzluk iddialarıyla ilgili araştırmaları birçok Rus tarafından dikkatle izlenen bir muhalif. YouTube’da videolarını yayınladığı kanalının izlenme rakamları bir milyarı aşıyor. Navalni Rusya’da siyasi iktidarı elinde tutan ana güç olan Putin’in Birleşik Rusya Partisi’ni “dolandırıcılar ve hırsızlar partisi” diye tanımlıyor.

Diğer yandan Putin hükümeti Navalni’nin tüm bunları Batı finasmanı ile yaptığını, bir “vatan haini” olduğunu ima edip Rusya halkının milliyetçi damarına dokunuyor ve başarılı oluyor.

Navalni ifşaların dışında, Rusya siyasetinin daha şeffaf olması için mücadele ediyor ve seçimlerde muhalif adayların seçilmesi için çalışıyor. 2013 yılında Moskova belediye başkanlığına aday olup seçimi ikinci sırada bitirmesi bugüne kadar kazandığı en ciddi siyasal zafer.

Geçen yılki yerel seçimlerde Navalni destekçilerinin belirli pozisyonlara gelebilmeleri de önemliydi. Rusya’yı takip edenlerin birçoğu buna “izin verilmesini” Putin’in Lukaşenko’nun yaşadığı krizi de görerek, muhalefetin “gazını aldığı” şeklinde yorumladılar.

Navalni, daha önce devlet başkanlığına aday olmak istediyse de daha önce hakkında verilmiş mahkumiyet kararları olduğundan bu mümkün olmadı. Son olarak da bildiğimizi gibi 2020 yılının Ağustos ayında Sibirya’da yeni bir araştırması için çekim yaptığı, aynı zamanda da yerel bir seçimde muhalif adaylara destek verdiği bir seyahat sırasında zehirlendi.

Bugün Navalni’yi destekleyenler onun adil bir şekilde yargılanmasının mümkün olmadığını söyleyerek sokak gösterileri yoluyla hükümete baskı yapmaya çalışıyorlar. Diğer yandan tutuklanmanın sonrasında Navalni ekibi hız kesmeyerek şu ana kadar en çok izlenen yolsuzluk araştırmasını ve videosunu yayınladılar. Bu video Putin’in yakın çevresinin inşa ettirip ona hediye ettiği öne sürülen çok lüks bir “sarayı” ifşa ederek, onunla ilgili ayrıntılara yer verdi. “Putin’in sarayı” olduğu öne sürülen Karadeniz’deki bu yapıda kumarhane, buz hokeyi pisti ve bir şarap bağı olduğu anlatıldı.

Navalni’nin bu videoları 100 milyondan fazla izleyiciye ulaşırken, genç Ruslar arasında çok popüler olan TikTok’ta da viral oldu. Navalni 44 yaşında ama çevresindeki ekip daha genç. Farklı yaşlardan destekçileri olsa da Rusya’nın dört bir yanındaki genç, eğitimli ve Batı’ya sempati duyan kesimden destek alıyor.

Bugün Rusya’da Putin’e sadık “muhalefet” protestolara sıcak bakmıyor, çünkü onların vazifesi sakince muhalafet rolü oynamak. Fakat Navalni için sokağa çıkanlarının başlattığı gösterilerinin neye evrileceği konusu karanlık ve Rusya yetkililerinin başını ağrıtıyor.


Bu haberler de ilginizi çekebilir:

dNavalni destekçileri Rusya sokaklarında: Eşi de gözaltına alındı

dNavalni nasıl zehirlendiğini anlattı: Zehir otelde maden suyuyla verildi

 

Tutuklu bulunduğu süre içinde başına bir şey gelirse bunun gösterilerin daha büyümesine ve uluslararası yaptırımlara yol açması riski var. Fakat tüm bunlar, protesto gösterilerine karşı çok sert polisiye önlemler alınmasını engellemiyor. Kremlin’in muhalif liderin oluşturabileceği tehdidi gayet ciddiye aldığı bu agresif tavırdan da anlaşılıyor.

Asıl mesleği avukatlık olan Navalni’nin ekibi siyasiler ve oligarklar dışında büyük petrol şirketleri ve bankalara ait sırları da ifşa konusunda durmayacağa benziyor. Sorun sadece Putin’in güvenliği değil kısacası. Dolayısıyla, ABD’de Biden döneminin başlaması, Belarus’da 175. gününe yaklaşan protestolar, Gürcistan, Ukrayna ve Ermenistan’daki geçmiş devrimler düşünülürse, Rusya’nın sokakta olup biten hakkında endişelenmesi yersiz değil.