Mızıka sustu, Route 66 yolu bitti: Edward Keating veda etti

65 yaşında hayata veda eden Edward Keating Türkiye'de de bulundu. Route 66'daki koleksiyonunu 2011'deki Bursa Fotofest'te sergileyen sanatçı Türkiyeli fotoğrafçılara ilham kaynağı oldu.

MEHMET ARDA DURU 28 Eylül 2021 FOTOĞRAF

Edward Keating'in otopartresi.

1981’den bu yana iş seyahatleri hariç New York’ta yaşayan fotoğrafçı Edward Keating 65 yaşında hayata veda etti.

Kendinden önceki kuşağın sokak fotoğrafçıları gibi, New York’luların gündelik yaşamını sıra dışı tarzıyla kayıtlara geçirerek önemli bir ün edinen Keating, The New York Times’ın ulusal ve uluslararası haberlere yer verdiği Sunday New York Times Magazine’e düzenli olarak katkıda bulunmaya başladı. Gazetenin Vows köşesindeki düğün fotoğrafları ise onun başka bir yönünü gösteriyordu. 2002’deki 11 Eylül saldırılarını çarpıcı bir şekilde yansıttığı için Pulitzer Ödülü’ne layık görüldü. Ayrıca Time Magazine, Rolling Stone, “W” Magazine ve New York Magazine’de çalışmaları yayımlandı.

Keating’in çalışmaları New York City’taki Modern Sanat Müzesi ve Florida West Palm Beach’teki Norton Sanat Müzesi’nin daimi koleksiyonlarında yer aldı. Amerika’dan Avrupa’ya sayısız kişisel sergi açtı.

YOLU BURSA’DAN GEÇTİ, GENÇ FOTOĞRAFÇILARA İLHAM VERDİ

Türkiye’de bulunan Edward Keating, Route 66’daki koleksiyonunu 2011’deki Bursa Fotofest’te sergiledi ve Türkiyeli fotoğrafçılara ilham kaynağı oldu.

Fotoğraf editörü Carrie Boretz ile evli olan Keating geride Caitlin ve Emily adında iki kızını bıraktı.

“SESİNDEKİ BLUES İLHAM VERİCİYDİ”

Saygın fotoğrafçı Edward Keating’in vefatını duyuran fotoğrafçı Burcu Göknar, “Bugün değerli fotoğrafçı Edward Keating ‘i kaybettiğimizi öğrendim. Bursa’da tanıştiktan sonra benim hayatıma bir melek gibi dokunmuştu, on sene önce annemin sağlık problemiyle uğraşırken her gün arayıp güç vermişti,yoldaş olmuştu, zihnimi açmıştı! Zor bir dönemde her gün gelen telefonun hakkı hiç bir zaman ödenmez! İstanbul’da yaptığımız vapur yolculuğunu, Kadıköy sokaklarında mızıka çalışını hiç unutmayacagim. Ben tanıdığıma şükrediyorum Ed’i! Sesindeki blues, ilham vericiydi! Uğurlar olsun! Huzur içinde uyu,dostluğun için sonsuz teşekkürler!” ifadelerini kullandı.

“MIZIKASIYLA AMERİKAN RÜYASI’NI ARIYOR”

Sanat kitapları yayımlayan Espas Yayınevi’nin sahibi Hüseyin Yılmaz ise, “2012’de BursaFotofest’te tanıştığım kabına sığmaz, çocuksu ve bir o kadar da inatçı bir adam olan fotoğrafçı Edward Keating’i kısa adıyla Ed’in sonsuzluğa doğru yola çıktığını öğrendim.” diyerek duygularını şöyle paylaştı:

“O çok sevdiği ve idolü ve abisi gibi gördüğü Robert Frank’ten çok etkilenerek başladığı bir yol hikayesi olan The Lost Dream of Route 66 projesinin fine art baskılarını festivaldeki Espas standının üzerine yayarak, Hüseyin bunları benim için satarmısın dediğinde çok şaşırmış ve garipsemiştim ve onunla dayanışmam gerektiğini düşünerek ilk fotoğrafını ben almıştım. Biz fotoğrafçılar olarak için aynı zorluklardan ve yollardan geçerek hayatta kalmaya çalıştığımızı göstermek açısından benim için önemli bir ders olmuştu. Zaman zaman kitapevinde zaman zaman da loş sergi salonlarında cebinden çıkardığı mızıkası ile Amerikan ezgilerini dinletmesi unutulmazdı. Ed’den geriye birlikte yaşadığımız güzel anlar ve dostluklar ve Route 66’dan (sonra kitaplaştı) değerli fotoğrafları kaldı. Hayat da böyle birşey değil mi. An’lar ve anılar toplamı. Güzel ve değerli ne biriktirebildiysek O… Ed eminim şimdi Route 66 karayolunda mızıkasıyla kaybolmuş Amerikan Rüyası’nı arıyor. Yolun açık olsun Ed…”

FOTOĞRAFLAR: HÜSEYİN YILMAZ

ED KEATİNG VE ROUTE 66

Fotoğrafçı Edward Keating, Route 66 kitabının önsözünde yaşamı ve mesleğine ilişkin önemli ip uçları veriyor. İşte o yazıdan bir bölüm:

FOTOĞRAF: EDWARD KEATING (edwardkeating.com)

“Önemli olan gidilecek olan yer değildir, seyahatin kendisidir”. Serbestlik ve yirminci yüzyıl; bu sözü söyleyenin tekrar düşünmesinde fayda var. Eğer Amerika’nın güneyindeydiyseniz sadece bir şehirden diğerine yürümekle bile özgürlüğünüzü, hatta hayatınızı riske atıyor olabilirdiniz. İşlememiş olduğunuz bir suç için, ya da serseriler gibi dolaştığınız için gözaltına alınmanız mümkündü. Hızlı bir şekilde yargılanarak ceza alıp, ardından da kefaletinizi karşılayan kişiye olan borcunuzu ödeyebilmek için bir çalışma kampında çalışmaya zorlanabilirdiniz-sadece bir siyah olduğunuz ve o an yanlış yerde bulunduğunuz için. Ya da eğer bir hippiyseniz, Georgia eyaletine hiç yaklaşmamanız gerekirdi. Uyuşturucunuzu yedek lastik içerisine saklamak, arabanızın camlarını kapalı tutmak ve uzun saçlarınızı da şapkanızın altına gizlemek zorundaydınız. Ama ne olursa olsun Amerika’ya özgü olan bu vazgeçilemez uzun yol yolculukları vardı. Connecticut’tan 1977 yılının sonbaharında ayrıldım ve zikzaklar yaparak California’ya kadar seyahat ettim. Koltuğumun altında bir şişe içki ve aklımda bir ya da iki gece yanında konaklayabileceğim arkadaşlarımın listesi ile yola çıktım. İlk durak Washington DC’ydi. Ardından batıya yöneldim (Virginia’ya girmedim, çünkü arabamda Arlington’daki sahte bir adresi göstererek alınmış ve tarihi geçmiş bir Virginia plakası takılıydı), önce Fayetville, Arkansas ve ardından aşağı doğru Galveston’a. Altmış altı nolu yol üzerindeki Flagstaff’da arabamı ve eşyalarımı bir günlüğüne kaybedecek kadar sarhoş olduktan sonra, Los Angeles’a kadar tek parça olarak gitmeyi başardım. California’ya çeyrek mil kala yolun kenarında süt ve balla dolu bir bölgeye girip burada bir mucizenin gerçekleşmesini bekledim, ancak bu asla gerçekleşmedi. Onun yerine daha aydınlatıcı, yolculuk yaptığım bölgenin tamamen bir hata olduğuna dair daha gerçekçi bir mesaj aldım. Yolculuğa çıkarken tüm zorluklar da benimle gelmişti ve bundan kaçış yoktu. Gerçekte “California”diye bir yer yoktu. Hatta 66 nolu yol da gerçek değildi. Sadece ben vardım: Varoluşumla ilgili bir ikilem yaşayan ben; coğrafyanın canı cehennemeydi.

California’da bende bir değişim oldu ve belki yolun da bunda bir payı vardı. Devasa gökyüzü, sıcak ve kuru Mohave bölgesi, yüksek ve gösterişli, köknar benzeri zirveleri olan Arizona platosu. Açıklık ve boşluk; düşünmek, kıyaslamak ve tekrar kıyaslamak için sahip olunan zaman. Ve insanlar; hayatın güçlükleriyle benden çok daha başarılı bir şekilde başa çıkabilen sıradan insanlar. Bu kadar sert ve bu kadar güzel bir doğadan, böyle gerçeklerden etkilenmeden, önemli değişimlere uğramadan geçip gitmek ne kadar mümkün olabilir ki. Ve ardından, otuz yıldan fazla bir süre geçtikten sonra aynı bölgeye tekrar dönmek ve dolaştığım yerleri bulabildiğim kadarıyla tekrar gezmek, geçmişte attığım adımları takip etmek. New York Times tarafından Amerika’nın Otoyolu, 66 nolu yol, yolların anası üzerine hazırlanacak olan bir yazı dizisi için bir çalışma. Yeniden sayısız yolculuk ve binlerce mil… bu yolculuğu asla yapamayanlar için, yolculukları kısa ve hayal alemleri dar olanlar için, kendini kaybedecek kadar sarhoş olup arabasını kaybeden ve hala onu arayanlar için.”

Edward Keating’in çalışmalarını görmek için edwardkeating.com uzantısına tıklayınız.

Takip Et Google Haberler
Takip Et Instagram