‘Kral’lıktan ‘uzun boylu santrfor’luğa: Yaşayan Hakan Şükür efsanesi

Hakan Şükür, Türk futbolunda boy göstermeye başladığında takvimler 1987’yi gösteriyordu. O günden bugüne yaşadıklarıyla Türk futbolunun en sıradışı ve başarılı isimlerinden biri oldu. İstatistiklere bakıldığında Türk futbol tarihinde Hakan Şükür'ün başarılarının yanına yaklaşan bile yoktur.

FİKRİ DOĞAN 17 Ocak 2021 PORTRE

Hakan Şükür, Türk futbol tarihinin gelmiş geçmiş en başarılı futbolcusudur ve muhtemelen yakın gelecekte de öyle kalacaktır. Çok kitabi bir cümle oldu, kabul! Ama bu cümleyi kurmadan Hakan Şükür’ü anlatmak mümkün değil. ‘Neden?’ diye soranlar için Hakan Şükür istatistiklerini yazının sonuna sakladım. Göreceksiniz o istatistiklerinin yanına yaklaşan bir isim bile yoktur.

‘HAKAN ŞÜKÜR’ DİYEMEYEN SPOR YORUMCUSU

Ama oraya gelmeden, şu ‘uzun boylu, topu yere indirebilen santrfor’ konusuna değinelim. Malum, Hakan Şükür’le ilgili bugüne kadar kurulmuş en ilginç cümleyi, bir spor programı yayınında ‘beyaz saçlı yorumcu’ söyledi canlı yayında. Galatasaray’ın golcü sıkıntısı konuşuluyordu ve o ‘beyaz saçlı yorumcu’ Hakan Şükür diyemedi bir türlü. ‘Uzun boylu, topu indirebilen bir santrfor’ dedi durdu. Sağında oturan Tugay Kerimoğlu’na döndü, ‘Tugay kaptan da hatırlayacaktır. Sizin oynadığınız dönemde uzun boylu olan santrforun sakatlığı mı vardı, başka bir şeyi mi vardı’ deyiverdi. ‘Beyaz saçlı yorumcu’ böbrek taşı düşürür gibi kıvranırken anladık Hakan Şükür’den bahsettiğini. Ama ‘demokrasinin tüm kurallarıyla işlediği’ ülkemizde ifade özgürlüğünün geldiği nokta gözlerimizi de yaşartmadı değil. Malum iktidar baskısı, linç edilme telaşı ve işini kaybetme korkusu…

GALATASARAY’A 1992’DE TRANSFER OLDU

Biz Hakan Şükür’e dönelim. Kimdir Hakan Şükür? Neden ve nasıl ‘Kral’ken birden ‘terörist’ ilan edilivermiştir?

Hakan Şükür, Türk futbolunda boy göstermeye başladığında takvimler 1987’yi gösteriyordu. Bu ‘uzun boylu santrfor’ Sakaryaspor ve Bursaspor’un ardından dönemin yöneticisi Yurdaşen Karahasan’ın çabalarıyla Galatasaray’a imza atmıştı. Ne internetin ne sosyal medyanın olduğu dönemlerdi. Maçları CINE 5 yayınlar, TV kanallarındaki spor haberleri ve spor programları nefes almadan izlenirdi. Çünkü takımlar ve futbolcular hakkında sadece bu mecralardan haber alınabiliyordu.

HAYATI BBG (BİRİ BİZİ GÖZETLİYOR) GİBİ TAKİP EDİLİRDİ

Bugünkü gibi sosyal medyada görüntülü sohbetler yoktu o zaman. Hakan Şükür o kısıtlı iletişim döneminin süper starıydı. Attığı her adım takip edilir, kameralar, muhabirler evinin önünde beklerdi günlerce ‘çıksın da bir mikrofon uzatalım’ diye. Şimdi Türkiye’de star futbolcuyum diye dolaşanlar o zamanki isimlerin getir-götürünü yapardı amiyane tabirle.

NİKAHINI TAYYİP ERDOĞAN KIYMIŞTI

Şöhreti spor programlarını aşan Hakan Şükür, Allah’ın her günü bir sebeple ana habere de konu olurdu. Meraklısı Hakan Şükür’ün Polat Otel’deki ilk evliliğindeki davetli ve kamera sayısına baksın, ondan sonra konuşalım starlık hakkında. Nikâhını (şimdi Hakan’ı terörist ilan eden) dönemin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Tayyip Erdoğan kıyarken, şahitliğini Tansu Çiller ve Fethullah Gülen yapıyordu.

DEVİR ‘MARABA TELEVOLE’ DEVRİ

İşte o şan şöhret bile şımartmadı Hakan’ı. Hep mütevazı, saygılı olmayı başarabildi. Hakan Şükür’ün şöhretinin ve maddi gücünün çeyreğine bile sahip olmayanların neler yaşadığını dönemin gazetelerini açıp bakabilirsiniz. Şükür’ün adı ne gece âlemlerinde geçiyordu ne de futbolcu avcısı mankenlerle anılıyordu… Devir de sabah üzerine güneş doğan futbolcu-manken aşklarının akşamı görmediği devirdi. Eğlenceliydi Hakan Şükür. ‘Maraba Televole’ kültürünün zirve dönemleriydi. Onun yaptığı bütün haşarılık, mikrofonlara fıkralar anlatmak, o devir için komik sayılacak espriler yapmak, şarkı söylemekti. Çünkü Hakan Şükür çok satıyordu o dönemde. Ama elinde kadehlerle mankenlerle pozlar vermiyordu.

CUMA’YA GİDEN AYKIRI FUTBOLCU

Onun yerine takım arkadaşlarıyla Cuma namazına giderken görüntüleniyordu. İlk lincini de bu yüzden yedi zaten. Düşünsenize süper star bir futbolcusunuz ve gece kulüpleri yerine Cuma namazında yakalanıyorsunuz. E gece kulübü medya için de bitmez tükenmez malzemeydi haliyle, cumadan çıkan futbolcuya ne soracaklardı? Ne irticacılığı kaldı Hakan’ın ne örümcek kafalılığı… Süper laik spor köşe yazarlarımız yerden yere vurdu Hakan Şükür’ü. Galatasaray’da irticai bir yapılanma mı oluşturuluyordu ve bu oluşumun başını Hakan Şükür mü çekiyordu? Bütün yazılanlara rağmen ‘İnancımı yaşıyorum’ dedi. Onlarla da polemiğe girmedi. ‘Gülenci’ olmakla suçlanıyordu Hakan Şükür.

DGM’DE BİLE YARGILANDI

Devir 28 Şubat süreciydi. Devri bilenler bilir. Toplantılarda, kongrelerde, TV’lerde gece gündüz koro halinde ’10. Yıl Marşı’ söylemek pek modaydı. Büyük marketler kapılarına ‘İrticaya destek verdiği için mallarını satmadıkları’ firmaların listesini asıyordu. Muhafazakar olmak ‘tu-kaka’ bir durumdu. Şimdi nasıl insanlar eşinin başörtülü fotosunu, kendisinin umreden pozlarını paylaşıp bir yerlere şirin görünmeye çalışıyorsa, o zaman da elde kadeh ‘laik’ pozlar vermek makbuldü. İşte öyle bir devirde, ‘Fethullah Gülen fikirlerine değer verdiğim bir insan’ deme cesareti gösteren adamdı Hakan Şükür. Bu yüzden DGM’de ifade vermişliği bile vardı. Ama o inandığı değerleri inkâr etmedi. Göründüğü gibiydi yani.

RTE HER DÖNEM TEVECCÜH GÖSTERDİ AMA…

Türk futbolunun starının abdestli-namazlı biri olması İslamcı camianın da dikkatini çekti. Yıllardır itilip-kakılan mütedeyyin kesim sarıldı Hakan’a. İBB Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’dı en büyük hayranı da. Fırsat buldukça görüşüyorlardı. O dönemde RTE’nin belediye tesislerinde ünlüleri de toplayıp yaptığı futbol maçları pek meşhurdu. Hakan Şükür de bu maçların baş konuğuydu haliyle. Şimdi terörist diye arkasından saydıranlar, ‘Reis’in teveccüh gösterdiği Hakan’la yan yana gelebilmek için birbirini eziyordu. İşin ilginci Hakan orada da mahcup ve mütevazıydı. Ne star gibi ne de ünlü gibi yaşıyordu.

TORİNO’DAN SONRA NELER YAZILDI NELER

1995’te dönemin Futbol Şube Sorumlusu Adnan Polat’ın oldu-bittisiyle Torino’ya transfer oldu Hakan Şükür. Çok yakından biliyorum ki gitmeyi hiç istemedi. Hatta uzun süre de direndi. Torino, transferi öncesinde İtalya Ligi’nde orta sıralara oynayan bir takımdı ve Hakan’ın aklında Juventus vardı. Ama Adnan Polat çoktan el sıkışmıştı Torino başkanıyla. Baskılara dayanamayan Hakan gitti İtalya’ya. Gider gitmez de Türk basını öfkesini kustu Kral’a. Ne Kaşıbeyaz’ı özlemediği kaldı ne de İtalya’ya lahmacun istemediği.

4 ay sonra geri döndüğünde devrik kral muamelesi gördü Hakan. Neler demediler ki… ‘İnek Şaban’ da dediler, ‘Torinolu Şaban’ da… Sanki Kemal Sunal’a benzemek kötü bir şeymiş gibi. Rakip tribünler yıllarca koro halinde hakaret etti. Ona da ses çıkarmadı Hakan. ‘Çıkardı’ diyen varsa arşivler orada duruyor.

‘BİR NUMARA’NIN ISRARIYLA SİYASETE

Sonra köprünün altından çok sular aktı. Türk futbolunda kırılmadık rekor bırakmayan Hakan Şükür efsanesi, formasını asıp ticarete atıldı. Ama iktidarın, özellikle de Başbakan’ın Hakan Şükür’e ilgisi bitmiyordu. Hakan Şükür şöhretti, Avrupa tanıyordu, dünya onu tanıyordu. Reis’in vitrine koyacak yıldızlara ihtiyacı vardı. Bakanlık sözleri sonrasında TFF Başkanlığı sözleri havalarda uçuyordu. Kafasında ‘futbol akademisi’ fikri vardı. ‘Türkiye’nin itibarı’ dediler, ‘Avrupa seni tanır, AB sürecinde bizim yüzümüz ol’ dediler. 2011 seçimlerinde aracı üstüne aracı, baskı üstüne baskıyla Hakan Şükür AKP’den milletvekili adayı yapıldı önce, sonra da milletvekili… Halbuki Hakan Şükür onlarca kez ‘Politika bana göre değil’ demişti.

3 TEMMUZ SÜRECİNİN ÖTEKİ YÜZÜ!

Sonradan anlaşıldı ki ‘Reis’in Hakan Şükür’ü istemesinin ardında başka planlar vardı. Yaşantı ve söylem olarak ‘yerli ve milli’ydi Hakan. Toplumda güvenilir bir ismi vardı. Ve devir 3 Temmuz şike süreci devriydi. Şike olayını kapatmak isteyen iktidar, ‘güvenilir yüz’ Hakan Şükür’ü sahaya sürmek istedi. UEFA’nın kararlarının aksine değişiklikler yapılıyordu TFF kurallarında. Ve bunu kamuoyuna Hakan’ın anlatması isteniyordu. İlk kopukluk burada yaşandı. Hakan Şükür, ‘Hayır, açıklamayı hukukçular yapsın. Benim işim değil bu’ deyince ipler gerilmeye başladı. ‘Kullanılmaya’ karşı çıkan Hakan, ‘Reis’te büyük hayal kırıklığı yaratmıştı.

DERSHANE MESELESİ İPLERİ KOPARDI

Ardından dershaneler meselesi patladı. Hükümet, dershanelerin kapısına kilit vurma kararı almıştı. Büyük tartışmalar yaşanırken Hakan Şükür, yerlerine iyi bir alternatif koymadan dershanelerin kapanmasını doğru bulmadığını açıkladı. Bu aynı zamanda safını belli etmek anlamına geliyordu. Reis bunu da yazmıştı bir kenara. Vekil yapabilmek için aylarca uğraştığı Hakan Şükür, istediği gibi çıkmamıştı resmen. Bu Erdoğan’ın tahammül edemeyeceği bir şeydi.

KAHRAMANLIKTAN TERÖRİSTLİĞE

17-25 yolsuzluk operasyonlarından bir gün önce gerilim yaşadığı partisinden istifa etti Hakan Şükür. Bu istifanın ardından ‘Hakan’ın operasyonlardan haberi olduğu için istifa ettiği’ iddiaları bile ortaya atıldı. Artık bağımsız milletvekiliydi Kral. Hakan, AKP’den istifasını sunduğu an ‘kahramanlık’tan ‘teröristliğe’ evrilen sürecin de fitili ateşlenmişti. ‘Ayakkabı kutularında bulunan paralar Hakan Şükür ve kardeşinin’ dediler önce. ‘Hakan koydu o paraları oraya’ dediler. Herkes ‘Pardon’ derken, paraları faiziyle geri almıştı bile Hakan’ı suçlayanlar.

NELER YAZILMADI Kİ YANDAŞ MEDYADA!

Hakan Şükür, kendisine büyük umutlar bağlayan Reis’ten yana tavır almamıştı. Bunun cezasını elbette çekmeliydi! Önce ‘yandaş’ medyada başladı atışlar. Eski defterler karıştırılıyordu Hakan’a ‘çakmak’ için. Ama ne yazıktı ki bir şey bulamıyorlardı. İçki yok, kumar yok, çapkınlık yok, al gülüm-ver gülüm ilişkiler yok, kaçak Mercedes olayı yok, at yarışı tutkunluğu yok, mafyayla al takke ver külah yok. Ne yazacaklarını bilemediler. Yukarıdan da baskı üstüne baskı geliyordu.

‘Paralel’ dediler önce dönemin ruhuna uygun olarak. E Hakan Şükür, Gülen’in fikirlerine değer verdiğini söylememiş miydi? 7 Haziran 2015 seçimlerinde bağımsız adaydı, ancak seçilemedi. Bu arada attığı twitler gerekçe gösterilerek ‘Tayyip Erdoğan’a hakaretten soruşturma’ açıldı Hakan Şükür’e. O sırada ABD’deydi Hakan iş görüşmeleri için. Memlekette hukuk ‘iki dudak’ arasında emanet edilince de dönmedi geriye.

ADINI HER YERDEN SİLDİLER

Sonra 15 Temmuz süreci yaşandı. Hakan Şükür de milyonlarca insan gibi ‘Paralel’likten ‘FETÖ’cülüğe terfi etti. 15 Temmuz’un planlayıcılarından olmakla bile suçladılar onu. Halbuki Hakan Şükür, 15 Temmuz günü eşi ve çocuklarıyla Universal stüdyolarında turistik gezideydi. İktidarın Hakan Şükür öfkesi dinecek gibi görünmüyordu. Önce törenle açtıkları ‘Hakan Şükür Stadyumu’ndan adını sildiler. Yetmedi, 14 Temmuz 2017’de çıkardıkları KHK ile Hakan Şükür’e verilen bütün madalya ve ödüller geri alındı.

Hakan Şükür, Galatasaray kongre üyesiydi aynı zamanda. Kulübe üyelikten atılması için çağrı yapıldı. Galatasaray Genel Kurulu’nda yapılan oylamada üyeler ihraca karşı çıkınca sosyal medyada linç kampanyası başlatıldı. Alelacele toplanan Galatasaray Yönetim Kurulu, Arif Erdem ile birlikte ünlü yıldızı ‘oy birliği’ ile kulüp üyeliğinden attı. Gerekçe olarak da Galatasaray’a tarihinin en büyük başarılarını kazandırmış bu iki ismin üyelik aidatlarını ödememeleri gösterildi.

HÂLÂ HER GÜN YAZIYORLAR

Yeni hayatında restoran da işleten, UBER şoförlüğü de yapan Hakan’la ilgili haberler hâlâ bitmiyor yandaş medyada. Düzenli olarak ‘battığı, dolandırıldığı, deport edileceği’ yazılıyor. Oradan tutturulamazsa ‘eşinin başını neden açtığı’ sorgulanıyor. Velhasıl yazacak bir şeyler bulunuyor. Ancak kim ne derse desin 34 yıldır hayatımızda olan Hakan Şükür, (şimdi sesli olarak söyleyemeseler de) milyonlarca insanın kalbinde ‘Kral’ olarak sevgisini sürdürüyor.

Son söz de karakterine, inancına demedik şey bırakmayan ancak bir şey tutturamayınca Hakan Şükür’ün futbolculuğuna dil uzatan ‘yandaş’lara gelsin, futbolcu Hakan Şükür’ün kariyer istatistiğini buraya bırakalım, ibret olsun diye.

SAKARYASPOR

Türkiye Kupası (1987-88 Sezonu)

BURSASPOR

Başbakanlık Kupası (1992 Sezonu)

GALATASARAY

Süper Lig Şampiyonluğu (8 kez)

Türkiye Kupası (5 kez)

TSYD Kupası (4 kez)

Cumhurbaşkanlığı Kupası (3 kez)

Başbakanlık Kupası (1 kez)

UEFA Kupası (1 kez))

PARMA

Coppa İtalia (1 kez)

MİLLİ TAKIM

1991 – Olimpik Milli Takım ile Akdeniz Oyunları İkinciliği

1993 – Olimpik Milli Takım ile Akdeniz Oyunları Şampiyonluğu

2002 – A Milli Takım ile Dünya Kupası Üçüncülüğü

BİREYSEL BAŞARILARI

1999-2000 – Avrupa Kupaları Gol Kralı: 10 gol

1998-1999 – Türkiye Ligi Gol Kralı: 19 gol

1997-1998 – Türkiye Ligi Gol Kralı: 32 gol

1996-1997 – Türkiye Ligi Gol Kralı: 38 gol

1998 – Gümüş Ayakkabı ödülü

1997 – Bronz Ayakkabı ödülü

1997 – IFFHS Dünya Gol Kralı ödülü

1997 – IFFHS Dünyanın En İyi Golcüsü ödülü

Dünyanın en çok gol atan Türk futbolcusu: 395 gol

Süper Lig: En çok gol atan futbolcu: 249 gol

Süper Lig: Galatasaray adına en çok gol atan futbolcu: 228 gol

Süper Lig: 200 gol barajına ulaşan 5. futbolcu

Süper Lig: Bir sezonda penaltıdan en fazla gol atan futbolcu: 13 gol (1996-1997 sezonu)

Süper Lig: Sezon açılış maçlarında Galatasaray adına en çok gol atan futbolcu: 10 gol

Süper Lig: Sezon açılış maçlarında Galatasaray adına hat-trick yapan ilk ve tek oyuncu: 2 kez

Süper Lig: Galatasaray adına ligde iç sahada 6 maç üst üste en çok gol atan futbolcu: 15 gol

Avrupa Kupaları’nda en çok gol atan Türk futbolcusu: 38 gol

Avrupa Kupaları’nda Galatasaray adına en çok gol atan futbolcu: 37 gol

Şampiyonlar Ligi’nde en çok gol atan Türk futbolcusu: 22 gol

Şampiyonlar Ligi’nde Galatasaray adına en çok gol atan futbolcu: 22 gol

Millî takımda en çok gol atan futbolcu: 63 gol

Dünya Kupası tarihindeki en hızlı golü atan futbolcu: 10.8 saniye (Güney Kore – 29 Hizaran 2002)

Millî takımda 2 defa bir maçta en çok gol atan tek Türk futbolcusu: 4 gol

1992-1993 sezonunda UEFA Kupası’nda Galatasaray adına en çok gol atan futbolcu: 3 gol

1992-1993 sezonunda Türkiye Ligi’nde Galatasaray adına en çok gol atan futbolcu: 19 gol

1993-1994 sezonunda Türkiye Ligi’nde Galatasaray adına en çok gol atan futbolcu: 16 gol

1994-1995 sezonunda Şampiyonlar Ligi’nde Galatasaray adına en çok gol atan futbolcu: 5 gol

1995-1996 sezonunda Türkiye Ligi’nde Galatasaray adına en çok gol atan futbolcu: 16 gol

1996-1997 sezonunda Kupa Galipleri Kupası’nda Galatasaray adına en çok gol atan futbolcu: 4 gol

1996-1997 sezonunda Türkiye Ligi’nde Galatasaray adına en çok gol atan futbolcu: 38 gol

1997-1998 sezonunda Türkiye Ligi’nde Galatasaray adına en çok gol atan futbolcu: 32 gol

1998-1999 sezonunda Şampiyonlar Ligi’nde Galatasaray adına en çok gol atan futbolcu: 6 gol

1998-1999 sezonunda Türkiye Ligi’nde Galatasaray adına en çok gol atan futbolcu: 19 gol

1999-2000 sezonunda Şampiyonlar Ligi’nde Galatasaray adına en çok gol atan futbolcu: 4 gol

1999-2000 sezonunda UEFA Kupası’nda Galatasaray adına en çok gol atan futbolcu: 6 gol

1999-2000 sezonunda Türkiye Ligi’nde Galatasaray adına en çok gol atan futbolcu: 14 gol

2003-2004 sezonunda Şampiyonlar Ligi’nde Galatasaray adına en çok gol atan futbolcu: 6 gol

2003-2004 sezonunda Türkiye Ligi’nde Galatasaray adına en çok gol atan futbolcu: 12 gol

2004-2005 sezonunda Türkiye Ligi’nde Galatasaray adına en çok gol atan futbolcu: 18 gol

2005-2006 sezonunda UEFA Kupası’nda Galatasaray adına en çok gol atan futbolcu: 1 gol

2007-2008 sezonunda Türkiye Ligi’nde Galatasaray adına en çok gol atan futbolcu: 11 gol

EURO 1996 Grup Eleme maçlarında Türkiye adına en çok gol atan futbolcu: 7 gol

FIFA Dünya Kupası 1998 Grup Eleme maçlarında Türkiye adına en çok gol atan futbolcu: 8 gol

EURO 2000 finallerinde Türkiye adına en çok gol atan futbolcu: 2 gol

FIFA Dünya Kupası 2002 Grup Eleme ve Play-off maçlarında Türkiye adına en çok gol atan futbolcu: 6 gol

EURO 2004 Grup Eleme ve Play-off maçlarında Türkiye adına en çok gol atan futbolcu: 3 gol

EURO 2008 Grup Eleme maçlarında Türkiye adına en çok gol atan futbolcu: 5 gol

Cumhurbaşkanlığı Kupası maçlarında en çok gol atan futbolcu: 5 gol

Şampiyonlar Ligi’nde İtalyanlara deplasmanda gol atan ilk Türk futbolcusu (Juventus – 16.09.1998)

Avrupa Kupaları’nda en çok maç yapan 2. Türk futbolcusu: 94 maç

6 kez Dünya Karması’na çağrılan tek Türk futbolcusu

Toplamda (tüm kategorilerde) en çok millî olan Türk futbolcusu: 161 defa

Bir sezonda en çok maç yapan Türk futbolcusu: 54 maçta 4 bin 697 dakika

 

Takip Et Google Haberler
Takip Et Instagram