‘Korkmadan, otoriter rejimlere meydan okuyan sesleri yükseltmek istiyoruz’

Beni etkileyen, gerçekten dikkat çekici bulduğum şey şu: Dinlediğim hiçbir konuşmacı, tanıştığım hiçbir aktivist yaşanan acıları romantize eden bir dil kullanmadı. Çünkü duyguyu öne çıkaran insan hakları mücadelesi kısa vadeli etki yaratsa da aksiyona dönüşmüyor ve sonuç getirmiyor.

KRONOS 09 Ekim 2021 GÖRÜŞ

HAFZA GİRDAP*, MIAMI

New York merkezli İnsan Hakları Vakfı’nın (Human Rights Foundation) baskıcı ve otoriter rejimlerde yaşanan insan hakları ihlallerini gündeme getirdiği küresel konferanslar dizisi Oslo Özgürlük Forumu 4-5 Ekim’de Miami’de yapıldı.

Çerçevesi, ‘Hakikatin Ateşlenmesi’ (Truth Ignited) olarak belirlenen ve korkmadan, cesurca, ne istediğinden emin bir şekilde gerçekleri dile getirmeyi hedefleyen forumda, farklı ülkelerde insan hakkı ihlallerine maruz kalan isimler bir araya geldi.

Ülkesinde ya da sürgünde hak mücadelesi veren aktivistler, siyasiler, öğrenciler, sanatçılar, gazeteciler, hukukçular, dijital uzmanlar, akademisyenler, doktorlar, yazarlar ve LGBTQ+ bireylerin buluştuğu forum gazeteci Cemal Kaşıkçı’nın, Suudi Arabistan’ın İstanbul Konsolosluğu’nda öldürülmesini anlatan “The Dissident” (Muhalif) belgesel filminin gösterimiyle başladı. Kaşıkçı’nın nişanlısı Hatice Cengiz’in de katıldığı forumda cinayetin sorumlularının cezalandırılması için çağrıda bulunuldu.

HRF BAŞKANI KASPAROV: BİR DİKTATÖRE ‘SAYIN BAŞKAN’ DİYEMEZSİNİZ

Müzik dinletileri, grafiti ve karikatür sergileri ile sanatın dilini de insan hakları mücadelesine araç olarak sunan forumdan dikkat çeken diğer anekdotlar ise şöyleydi;

Sviatlana Tsikhanouskaya (Demokratik Belarus Lideri): Rejim baskı oluşturmak için tüm şiddet yöntemlerini kullandı, “halka karşı teröristler” fenomenini yarattı. Direniş ve devrim yenilmiş gibi göründü ancak yenilmedi. Sadece farklı bir forma ulaştı.

Gary Kasparov (HRF Başkanı ve Dünya Eski Satranç Şampiyonu): Sözler, sözcükler önemlidir. Bir diktatöre ‘Sayın Başkan’ diyemezsiniz.

Berta Valle (Gazeteci, Aktivist, şu an tutuklu olan Nikaragua başkan adayının karısı): Nikaragua rejimi kocam dahil 140 kişiyi kaçırdı, işkence etti ve parmaklıklar ardına hapsetti. En eski basın kurumunu kapattı, medyayı susturdu. Barışçıl direnişin başarılı olması için uluslar arası dayanışmaya ihtiyacımız var.

Tania Bruguera (Küba – Siyasi performans sanatçısı, aktivist): Bizi yöneten ve gücü elinde tutanlar kendi halkından korktuğunda, demokrasi yok olur.

‘İNSANLAR ÖZGÜRLÜK İÇİN HAYATLARI DAHİL HERŞEYİ FEDA EDİYOR’

Wai Hnin Pwint Thon (Burma – Aktivist ): Burma’da insanlar, özgürlük için hayatları da dahil her şeyi feda ediyorlar.

Alexey Naval (Putin rejimi tarafından zehirlenen, Yolsuzlukla Mücadele Derneği Başkanı, halen Rusya’da cezaevinde): Dünyada hemen tüm problemlerin kökeninde yolsuzluklar, yozlaşmalar var.

Dr. Essam Daod (Filistin – Çocuk Psikaytristi): Kendi mental travmam beni insan hakları aktivizmine yönlendirdi.

Masih Alinejad (İran’lı gazeteci & aktivist): Diktatörler birleştiğinde, özgürlük savaşçısı olan bizler de birleşmek zorundayız.

TÜM DİKTATÖRLERİN YÖNTEMİ AYNI: TOPLUMU AYRIŞTIR, ÖCÜLER YARAT

Coğrafyalar, renkler, diller, dinler, ideolojiler, aktörler, faktörler ne kadar farklı olursa olsun; diktatörün el kitabı analojisinde de gördüğümüz gibi tüm diktatör(lük)ler, otoriter rejimler aynı yolları kullanıyor, aynı zulmü yaşatıyor, aynı şeyi istiyor. Popülist (İslamist, aşırı sağcı, aşırı solcu, ırkçı, İslamofobik, anti-Semitik) söylemlerle toplumu polarize ediyorlar, medyayı susturuyorlar, yargıyı kontrol altına alıyorlar, her alan ve kurumda yolsuzluk yapıyorlar, halk içinde sözde teröristler, ötekiler, öcüler yaratıp “devletin bekâsı” için insanları tutukluyorlar, işkence ediyorlar, kaçırıyorlar.

Beni etkileyen, gerçekten dikkat çekici bulduğum şey şu: Dinlediğim hiçbir konuşmacı, tanıştığım hiçbir aktivist (her meslek grubundan, her cinsiyetten, her yaştan) yaşanan acıları romantize eden bir dil kullanmadı.

ACILARI ROMANTİZE ETMEK ETKİLİ OLSA DA AKSİYONA DÖNÜŞMÜYOR  

Ortak söylem ve kullanılan strateji tamamen yaşanan haksızlığı, hak ihlalini odak alıyor. İç hukuk ve uluslararası anlaşmalara dikkat çekerek somut aksiyon talebinde bulunuyor. Kişisel tecrübelerini paylaşanlar dahil hiç kimse duygusal boyuta odaklanıp romantize bir dil kullanmadı. Bu gözlemimi farklı fikirler görebilmek maksadıyla birkaç kişiyle paylaştım. Özellikle uzun yıllardır tecrübeli olan kişileri tercih etmeye çalıştım. Yine ortak bir düşünce çıktı karşıma bu diyaloglarda. Romantize edilen, duyguyu öne çıkaran insan hakları mücadelesi söylemleri muhataplarda kısa vadeli etki yaratsa da uzun vadede aksiyona dönüşmüyor ve sonuç getirmiyor.

Son olarak Masih Alinejad ve Berta Valle’nin sözlerine referansla belki de en önemli noktalardan biri şu: Farklı söylem ve yöntemleri de olsa dünyadaki tüm diktatörler hemen hemen aynı şeyi amaçlıyor. Gücünü artırmak, işledikleri suçlardan sıyrılmak, bu amacı da ne gerekiyorsa her tür baskıyı kullanarak gerçekleştirmek. Hem bir insan hakları kurumunda çalışan aktivist olarak, hem de sosyal adalet ve toplumsal cinsiyet eşitliği odaklı araştırmalarda bulunan bir akademisyen olarak altını tekrar çizmiş olayım: Adalet ve hak mücadelesi veren aktivistler, gazeteciler, hukukçular, dayanışma içinde olup birbirlerinden öğrenmeli, birbirlerini desteklemeli; global ve profesyonel dili temel almalıdır.

*Hafza Girdap – Kadın ve Cinsiyet Arastırmaları/Stony Brook Üniversitesi, Executive Director/AST

Takip Et Google Haberler
Takip Et Instagram