Nazi diktatörlüğünden kaçırılan çocukların büyük göçü

“Kindertransport” hareketiyle Nazilerden kaçırılan Yahudi çocuklar, bundan 83 yıl önce tek bir bavulla, yanlarında aileleri olmadan İngiltere’ye doğru yola çıktı. Yaklaşık 20 bin çocuk, bir daha ne ülkelerine döndüler ne de ailelerini görebildiler.

NİHAL KAYA 21 Mart 2021 YAŞAM

Çocuklar heyecanla etrafına bakıyor, kimi ağlıyor, bebekler yabancıların kucağında çığlık atıyor. Korku dolu, üzgün yüzlerce çocuk trenlere ve gemilere bindiriliyor, yanlarında sadece tüm eşyalarının olduğu küçük bir bavul var. Ailelerinin kısa bir süre sonra toplama kamplarına gönderileceklerinden habersizler. İstasyonda ailelerine doğru dürüst veda bile edemiyorlar. Sonra trenler buharların içinde, gemiler ufuk çizgisinde kayboluyor. Çocuklar tek başına kalıyor. Onlar, “Kindertransport” hareketinin Nazi Almanyası’ndan kurtarabildiği Yahudi çocuklar…

Nazi Almanya’sında, 9 Kasım 1938 gecesi yaşanan pogrom, Alman tarihinin en kara günlerden biri ve Yahudiler için bir dönüm noktasıydı. “Reichskristallnacht” (Kristal Gece) olarak anılan pogrom, Paris’te bir Yahudi gencin Alman yetkilisini öldürmesi sonucunda öfkeli Almanların sokağa çıkmasıyla sözde planlanmadan meydana gelmişti ama o geceye kadar zaten Yahudilere karşı sinsi bir politika yürütülmüştü. Nasyonal sosyalistlerin başarısız darbesinden 10 yıl sonra, 1933 yılında Hitler’in yasal yollardan iktidara gelmesiyle birlikte Naziler, Yahudilere karşı düşmanca politikalarını adım adım hayata geçirmeye başlamıştı. Sonuçta Kristal Gece, Holokost’a bir başlangıç niteliğindeydi: Almanya’da 250’nin üzerinde sinagog yakıldı, 7 binden fazla Yahudi işletmesi yıkıldı ve yağmalandı. Yağmalanan yerler arasında Yahudi mezarlıkları, hastaneleri, okulları ve evleri de vardı. Mağaza vitrinleri ve evlerin camları kırılmış, sokaklara milyonlarca cam parçası yayılmıştı, bu nedenle o geceye “Kristal Gece” denildi.

ÜLKEYİ TERK ETMEK İSTEDİLER AMA…

Ertesi sabah, 30 bin Alman Yahudisi erkek tutuklanarak toplama kamplarına, Yahudi kadınlarsa yerel hapishanelere gönderildi. Yahudilerin iş yerlerini açması yasaklandı, evlerinden dışarıya çıkabilecekleri saatler sınırlandırıldı. Kristal Gece’den sonra Yahudiler artık hayatlarının Almanya’da tehlike altında olduğunu biliyordu. Binlerce Yahudi Kristal Gece’nin hemen ardından ülkeyi terk etmek istedi ama diğer ülkeler göçmen almak konusunda isteksiz, ülkelere giriş prosedürleri katı ve bekleme listeleri uzundu. Yahudilerin ülkeden çıkması giderek zorlaşıyordu. Hayat Alman ve Avusturyalı Yahudi çocuklar ve gençler için çok daha zor hale gelmişti. Bu nedenle Almanya, Avrupa ve ABD’deki Yahudi örgütleri hiç olmazsa çocukları dışarı çıkarmak için çalışmaya başladı. Kristal Gece’den birkaç gün sonra, bir grup nüfuzlu Yahudi ve Quaker (“Dostların Dini Derneği” adında bir Hristiyan mezhebi), dönemin İngiltere Başbakanı Neville Chamberlain’i Yahudi çocukların geçişine izin vermeye çağırdı. Bu harekete dâhil olan yardım kuruluşları arasında İngiliz Alman Yahudileri Komitesi ve Almanya’dan Çocukların Bakımı Hareketi de vardı.

ÇOCUKLAR ‘KRİZ BİTTİĞİNDE’ GERİ DÖNECEKTİ

İngiliz devleti, kendi üzerine mali bir yük almak istemiyordu. Kişi veya kuruluşlar her çocuğun bakımı, eğitimi ve İngiltere’ye göçü için ödeme garantisi vermek zorundaydı. Kuruluşlar, her çocuk için 50 sterlinlik bir teminat yatırılacağına, çocuklara kalacak yer bulacağına ve çocukların eğitim alacağına söz verdi. Buna karşılık İngiliz hükümeti, belirli Yahudi mülteci kategorileri için göç kısıtlamalarını hafifletti; Almanya’dan ve Almanya’nın ilhak ettiği Avusturya, Polonya ve Çekoslovakya’dan 17 yaşın altındaki çocuklar Büyük Britanya’ya girebilecekti. Anlaşmaya göre, “kriz bittiğinde” çocuklar ailelerine dönecekti.

Anlaşma sonunda “Kindertransport” (Çocuk Nakli) başladı. “Kindertransport” İkinci Dünya Savaşı öncesinde 1939 ile 1940 yılları arasında binlerce çocuğu güvenli bir yere götüren misyona verilen isim olarak tarihe geçti.

SON NAKİL SAVAŞIN BAŞLADIĞI GÜN YAPILDI

Çocuklar Berlin, Viyana, Prag ve Orta Avrupa’daki diğer büyük şehirlerden trenle yola çıkıyordu. Küçük kasaba ve köylerden gelen çocuklar İngiltere’ye gitmek için önce bu büyük şehirlere getirildi.

İlk nakil, 2 Aralık 1938 tarihinde yapıldı. Kristal Gece’de yıkılan Berlin’deki bir Yahudi yetimhanesinden yaklaşık 200 çocuk trenlerle çıktıkları yolun sonunda, gemiyle ulaştıkları İngiltere’de Harwich limanına indi. Kindertransport için seçilen çocuklar, trenle önce Belçika ve Hollanda’daki limanlara, oradan da gemilerle Harwich’e götürülüyordu.

Viyana’dan ilk tren aynı yıl, 10 Aralık’ta kalktı. Alman ordusu, 1939’un Mart ayında Çekoslovakya’ya girdiğinde, buradan da hızlı bir şekilde nakil trenleri ayarlandı, Mart ve Ağustos ayları arasında Çekoslovakya ve Polonya’dan alınan çocuklar İngiltere’ye götürüldü. Transfer sırasında ebeveynleri veya velileri çocuklara eşlik edemedi, hatta bu programa dâhil olan az sayıdaki bebeğe nakil sırasında diğer çocuklar bakmak zorunda kaldı.

Çocuklara yardım eden kuruluşlar genellikle ebeveynleri öldürülen veya toplama kamplarına alınan çocuklara öncelik veriyordu. Ailelerini ve arkadaşlarını geride bırakmaları gerektiği söylendiği için bu göç, çocuklar için son derece zor bir deneyimdi; sevdiklerini bir daha asla göremeyeceklerdi. Üstelik çocuklar İngilizce bilmiyordu, çoğu bu nedenle zorluklar yaşadı. İngiltere’de çocukların çoğu pansiyonlara yerleştirildi, çok sayıda Yahudi çocuk da Yahudi olmayan koruyucu ailelerin yanına verildi.

20 BİN ÇOCUK KURTARILDI

Almanya’dan son Kindertransport treni, Nazilerin Polonya’yı işgal ettiği 1 Eylül 1939’da Berlin’den ayrıldı. İkinci Dünya Savaşı başlamıştı. İngiltere, iki gün sonra Almanya’ya savaş ilan etti. Hollanda’dan son nakliye gemisi ise, 14 Mayıs 1940’ta, Hollanda ordusunun Alman kuvvetlerine teslim olduğu gün İngiltere’ye doğru yola çıktı.

Kurtarma operasyonunda 10 bin çocuk İngiltere’ye, 10 bin çocuk ise Hollanda, Belçika, Fransa, İsviçre ve İsveç’e yerleştirildi.

Kurtarılan çocukların çoğunun ailesi Yahudi soykırımında öldürüldü. İngiltere’ye getirilen çoğu çocuk bu nedenle ülkelerine geri dönmedi. Bazıları İngiltere’de kalmaya devam ederken, bazıları da ABD’ye göç etti.

‘BİR MACERAYA ÇIKTIĞIMIZI SANIYORDUK’

Bu büyük çocuk göçünün 80’inci yıldönümü olan 2018’de, çocuklardan hayatta kalanlar İngiliz The Guardian gazetesine konuştu.

Söyleşi verenlerden biri 93 yaşındaki Bob Kirk’ti. Bu ismi ona, İkinci Dünya Savaşı’nın sonuna doğru orduya katılan İskoç bir kaptan vermişti. İngiltere’ye gelmeden önceki adı Rudolf Kirchheimer’di. “Rudolf Kirchheimer’den geriye ne kaldı?” sorusuna, “Bir yerlerde bir şey kalmış olmalı” diye yanıt vererek, 14 yaşında çıktığı yolculuğu şu sözlerle anlatıyor: “Nereye gittiğimi gerçekten bilmiyordum. Yaklaşık 200 çocuktuk ve hepimiz biraz gergindik. Endişelisiniz, heyecanlısınız… Ailelerimiz çoğumuza bir maceraya çıktığımızı, evraklarını alır almaz peşimizden geleceklerini söylemişti. Ailem bu yolculuğu bir ayrılık gibi göstermemeye o kadar kararlıydı ki birbirimizi bir daha göremeyeceğimizi düşündürecek hiçbir şey yapmadılar.”

Bob Kirk, annesiyle babasını bir daha hiç göremedi. Soykırımda ailesinden 20 kişiyi kaybetti. “Bu acıyla nasıl başa çıktınız?” sorusunu, “Bu, ‘bunu aşmalıyım’ dediğiniz bir şey değil. Sadece bununla yaşıyorsun ve sonunda onu özümsüyorsun. Hayatta kaldığım için kendimi hiç suçlu hissetmedim. Aileme cesaretleri için minnettar oldum hep. Çocuklarını gönderen tüm ebeveynler muazzam bir cesaret gösterdi.”

Londra’daki Kindertransport anıtı.

Bob Kirk, 1940’ların sonlarında, kendisi gibi Kindertransport ile Almanya’dan İngiltere’ye gelen Hannah Kuhn’la tanıştı. Bob ve Hannah 1950’de evlendi. Hanna evlendikten sonra Ann Kirk adını aldı.

90 yaşındaki Ann, çocukluğunu Köln’de geçirmişti. Babası müzisyendi. Ann, söyleşide aradan yıllar geçtikten sonra bile babasının çaldığı çelloyu ağlamadan dinlemenin çok zor olduğunu anlatıyor. 90 yaşındaki Ann, 1938 yılında 10 yaşındayken nakil trenine bindiği günü, “Çevremizdeki herkes gözyaşları içindeydi” diyerek tarif ediyor: “Ama babam şaka yapmaya çalışıyordu. Büyük bir maceraya çıktığımı söylemişti, küçük bir kız için ne harika bir şanstı! Sonra bir taksiye bindiler ve bana gözden kaybolana kadar el salladılar, bu onları son görüşümdü.”

Takip Et Google Haberler
Takip Et Instagram