Kıbrıslı gazeteci Kişmir: Türkiye için tehdit olduğum söylendi, terörist muamelesi gördüm

İstanbul Havaalanı’nda PCR testi için geçmesi gereken bölüme alınmayan Basın-Sen Başkanı, Kıbrıslı gazeteci Ali Kişmir, Türkiye’ye giriş yasağı olduğunu burada öğrendiğini söyledi.

MEHMET ŞAHİN 14 Ekim 2021 KRONOS ÖZEL

 

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde hükûmetin istifasını, Türkiye’ye giriş yasağı konulan isimler listesine ilişkin iddiaları ve Ada’da çözüm arayışı konularını Kronos TV YouTube yayınında değerlendiren Basın-Sen Başkanı, gazeteci Ali Kişmir, “Türkiye’de ne varsa bizde de o oluyor ne yazık ki.” dedi.

Başbakan Ersan Saner’in istifası üzerine, “Kendi içinde tartışan, bölünen, parti içlerinde bölünen, sürekli bir şekilde eleştiri odağında olan, tüm sendikaların, sivil toplum örgütlerinin hedefinde olan bir hükümetti. On aylık hükümet döneminde büyük şaibeler vardı.” ifadelerini kullanan Kişmir şunları söyledi:

“Düşünün, on aylık sürede sadece ama sadece altı yasa meclisten geçirilirken 78 kanun hükmünde kararname geçirildi. Türkiye’de ne varsa bizde de o oluyor ne yazık k, benzer haller bizde de yaşanıyor. Sadece bu açıdan bile baktığımızda aslında hükümetin ne kadar başarısız olduğunu ne kadar despot bir yapıda olduğunu görebiliriz. Hak ve özgürlükler konusunda da bu hükümet döneminde inanılmaz geriye gitti Kıbrıs Türk toplumu. Oysa Kıbrıs Türk toplumunun en büyük özelliği çağdaşlık, özgürlük konularında bayağı ileride olmasıydı ama bu dönemde gerçekten bunlar da yara aldı.”

‘CUMHURBAŞKANI’NIN EN YAKININDAKİ ÖZEL KALEM MÜDÜRÜ DAHİL TEHDİT EDİLDİ’

Son cumhurbaşkanlığı seçimine dair ilginç bilgiler paylaşan Kişmir, “1974 yılından itibaren sürekli bir şekilde seçimlerimize müdahale ediliyor ama AKP’nin yaptığı gibi, özellikle son seçimdeki müdahale kadar sert bir müdahale ben hatırlamıyorum.” Diyerek sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bizler bir mekana götürüldük, orada bizimle tehditvari konuşmalar yapıldı. Birçok gazeteci arkadaşımıza da yine aynı şekilde Cumhurbaşkanı’nın en yakınındaki özel kalem müdürü dahil tehdit edildi bu süreçte. Elbette bu müdahale sonrasında Ulusal Birlik Partisi’nin kendi içinde yaptığı genel kurula dahi AKP’nin müdahale ettiğini ve bazı kimseleri adaylıktan çektirttiğini gördük. Bu da bütün siyasete yansıyan, siyasetin dalgalı olmasına yol açan, partilerin özellikle karar alırken tedirginlik yaşamasına, sürekli bir şekilde bir gözünü Ankara’ya çevirmesine, ‘Hükümette kalabilmek için Ankara’yla iyi geçinmek zorundayım, onun hayır dediğine hayır demeliyim evet dediğine ben de evet demeliyim.’ modunda bir siyasete dönüştü Ada’nın kuzeyindeki siyasi yapı. Sayın Saner oraya seçilerek değil, AKP tarafından atanarak, başka adaylar seçimi kazanmışken o adaylar ikinci turda çektirilerek başkan olmuş bir kişiydi, atanmış başbakan olarak da tarihimize geçmiş bir isim. Koltuğu sallanırken tek yapabileceği şey hükümeti bozmak ve erken seçime gitmekti. Bunu yaptı, bana göre bu bir taktiksel oyundu. Fakat bu tutar mı tutmaz mı, bir iki gün içerisinde netleşecek. Benim öngörüm, altmış gün içinde yeni bir hükümet kurulacağı değil de erken seçime gidileceği. Bu süreçte de bir teknokrat hükümet kurulacağı… Kulislerden de bu yönde bilgiler geliyor ama daha sağlıklı değerlendirebilmek için sanırım 48 saatin geçmesi gerekiyor.”

TÜRKİYE’YE GİRİŞİ YASAKLANMIŞ KKTC’Lİ İSİMLER LİSTESİ DOĞRU MU?

KKTC’den bazı isimlere Türkiye’ye giriş yasağı konulduğuna dair iddiaları da değerlendiren gazeteci Ali Kişmir konunun ayrıntılarını anlattı:

“Aslında iddianın çıkış kaynağı benim. 11 Ekim 2020 Cumhurbaşkanlığı seçimlerinden önce görüştüğüm Türkiyeli yetkililer benim adımın da dahil olduğu bir 50 kişilik listeden söz ettiler. Bu kişilerin Türkiye’ye giriş yasağı olduğunu, gerektiğinde tutuklanabileceklerini de söylediler. Sonrasında Ali Bizden ve Ahmet Cavit An’ın Türkiye’ye alınmamasından sonra gözler bizim üzerimize çevrilmişti, ne olacak diye. Tabii böyle bir listenin varlığı kesin, bu listede üç kişi belli. Diğerlerinin kim olduğunu bilmiyoruz. Afrika gazetesi bir liste yayınladı, ben bunu teyit edemem.”

‘TÜRKİYE İÇİN TEHDİT OLDUĞUM DİLE GETİRİLDİ’

Zagreb’den KKTC’ye geçmek üzere İstanbul Havalimanı’na indiğinde yaşadıklarını anlatan Basın-Sen Başkanı Ali Kişmir, burada kendisine ‘Türkiye için bir tehdit’ olduğunun söylendiğini aktardı:

“İstanbul Havaalanı’na indik ve sabah 07.15’teki uçağımı beklemeye başladım. Sabah 05.30’da kapılar açıldı. Saat 06.00 civarında check-in yapmak için son noktaya geldiğimizde bize PCR testlerimizin süresinin dolduğu, üzerinden üç saat geçtiği, test yaptırmadan uçağa binemeyeceğimiz bildirildi. PCR testinin nerede yapıldığını sorduğumuzda görevli bizi yönlendirdi. KKTC pasaportu ve kimliğimi sundum, iki arkadaşım sorun yaşamadan geçerken benim beklemem gerektiği söylendi. Daha sonra ülkeye giriş yasağım olduğunu dile getirdiler. Polis Türk vatandaşı olup olmadığımı sordu, beni ülkeye kabul edilmeyen yolcular bölümüne götürdüler. Orada sabıkalı bir kişiymişim gibi fotoğraflarım çekildi, parmak izlerim alındı, çantam arandı, daha sonra yine ülkeye kabul edilmeyen diğer yolcularla aynı yere koydular. Üç saatlik bir bekleyişin ardından Türk Hava Yolları’nın yetkilisi beni aldı, uçağa en son bindirdi. KKTC’de beni uçaktan en son indirdi. Bu arada kimliğime el konulmuştu, kimliğim bana verilmedi KKTC polisinden geçene kadar. Yani resmen bir terörist muamelesi gördüm. Çok saçma bir olay yaşadığımı düşünüyorum. Niçin Türkiye’ye kabul edilmediğimi bilmiyorum, konsolosluğa sormam söylendi. Soracağız ama bir şey çıkar mı çıkmaz mı, onu net bir şekilde takip edeceğiz. Bana sadece ülkeye giriş yasağım olduğu söylendi ve Türkiye için bir tehdit olduğum dile getirildi. Onun dışında hiçbir bilgi verilmedi.”

‘SAYIN TATAR, AKP’NİN POLİTİKASI DEĞİŞTİĞİ TAKDİRDE EN BÜYÜK FEDERALİST OLUR’

AK parti iktidarının son dönemindeki tavır değişikliği nedeniyle epeydir konuşulmayan Ada’da çözüm konusunu da ele alan Kişmir, Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’la ilgili ilginç bir düşüncesini ifade etti:

“Ne yazık ki Sayın Mustafa Akıncı’nın seçimi kaybetmesiyle Kıbrıs’ta bir çözüm hayali çok uzaklaştı bizden. Şu anda Türkiye’yle birlikte buradaki liderlik iki devletli bir çözümden bahsediyor, yani imkansıza ‘Amin’ diyorlar. Kıbrıs çok küçük bir ülkedir, iki toplumdan oluşan tek bir halka sahiptir, Kıbrıs halkına. Din, dil, ırk fark etmeksizin özgürce yaşamak isteyen bir toplum var, Güney’de de aynı şekilde. Ama şu anki havaya baktığımızda daha bir ayrılık rüzgârı esiyor. Yakın gelecekte bir gelişme görmüyoruz, aksine aradaki bağın daha da kopmasından endişe ediyoruz. AKP’nin politikası değişmediği sürece buradaki liderliğin başka bir pozisyonda duruş sergilemesini beklemiyoruz. AKP’nin politikasını değiştirme olasılığı var mı, var. Geçmişte bunu gördük, yeniden olur mu? AKP çıkarı için her şeyi yapabilecek bir parti. O nedenle herhangi bir gelişme olursa ancak o zaman çözümle ilgili umutlanabiliriz. AKP’nin politikası dışında şu anda Sayın Tatar’ın bir politika gütmesi mümkün değildir. Şu an iki devletli çözüm diyen, federasyon ölümdür neredeyse gözüyle bakan Sayın Tatar’ın, AKPnin politikası değiştiği takdirde en büyük federalist olacağının altına imza atarım.”