KHK’lı Platformlar Birliği, tüm dünyaya yayılan koronavirüs salgınının yol açtığı sağlık sorunlarına dikkati çekerek İtalya, Norveç gibi ülkelerin bu hususta önlemler alarak cezaevindeki tutukluları tahliye ettiğini hatırlattı ve tutuklular arasında ayrım yapılmaksızın eşit koşullarda infaz indirimi yapılmasını istedi.

Platform, Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu’nun ‘Türkiye’deki cezaevlerinde kapasitenin 4 katı kadar insanın olduğunu ve infaz indirimi gibi düzenlemelerle acilen boşaltılması gerektiği’ söylemini hatırlatan açıklamasında ‘eşit infaz talebini’ şöyle niteledi;

“Ciddi sağlık riski altında yaşayan mahpuslar arasında herhangi bir ayrım olmaksızın eşit koşullarda infaz indirimi düzenlemesi yapılmalıdır. Anayasamızın 10. maddesindeki “eşitlik” ilkesi uyarınca; tüm mahpuslara, özellikle terör kılıfı ile yargılanan şiddete bulaşmamış siyasi mahpuslara eşit hukuk uygulanmalı ve bu kişiler de infaz indirimi kapsamına alınmalıdır.”

Platformun konuya ilişkin tam metni şöyle;

“Dünyada ve ülkemizde büyük boyutta sağlık sorunlarına yol açan ve birçok can kaybına sebebiyet veren yüzyılın en büyük küresel salgını Korona konusunda birçok ülkede çok ciddi ve sert tedbirler alınmaktadır.

Bu çerçevede, sosyal mesafeyi korumanın imkansız olduğu ve temel hijyen koşullarının bile sağlanamadığı cezaevlerinin salgın riskine karşı büyük bir tehdit altında olduğu açıktır. Bu nedenlerle; İtalya, Norveç, İran, Bahreyn, Filistin ve Suriye ile ABD ve Hindistan’ın bazı eyaletlerinde birçok mahpus için önlem olarak tahliye kararı verilmiştir.

Barolar Birliği Başkanı Sayın Metin Feyzioğlu, geçen hafta yaptığı açıklamasında, ülkemizdeki cezaevlerinde olması gereken kapasitenin 4 katı kadar insan olduğunu söyleyerek, cezaevlerinin infaz indirimi gibi düzenlemelerle acilen boşaltılması çağrısında bulunmuştur.

Baroların çağrısı ve kamuoyunda oluşan talepler doğrultusunda hazırlanan yeni yargı paketinde infaz sürelerinde indirim ve denetimli serbestlik süresinin uzatılmasının öngörüldüğü belirtilmektedir. Bununla birlikte terör yargılamalarının kapsamda olmadığı söylenmektedir.

Oysa ki, ülkemizde özellikle son yıllarda fikir ve eleştiri hakkı dahil birçok yasal ve şiddet içermeyen söz ve eylem; AB hukuku, Evrensel Hukuku ve Objektif Hukuka aykırı olarak terör faaliyeti sayılabilmektedir. ” Suç ve cezada kanunilik” ilkesi birçok yargı uygulamasında açıkça çiğnenmektedir. Son yıllarda adalet terazisi ile çok oynandığı, yargılamaların adil yapılmadığı da herkesin malumudur. Zira, Terörle Mücadele Kanunu, her türlü muhalif görüş ve düşünceye karşı bir sopa olarak kullanılmaktadır.

Böyle bir ortamda, terör yargılamalarını yeni yargı paketinde kapsam dışında tutmak, bu hukuksuz uygulamalara onay vermek anlamına gelecektir. Terör örgütü üyeliği gibi soyut ithamlar bahane edilerek ve hukuksuz bir terör kılıfı geçirilerek yargılanan siyasi mahpusların diğer “adli mahpuslar gibi eşit koşullarda infaz indirimi” koşullarından faydalanması gerekir. Aksi durum zaten mevcut olan hukuksuzluğu daha da derinleştirecektir.

Talebimiz; ciddi sağlık riski altında yaşayan mahpuslar arasında herhangi bir ayrım olmaksızın eşit koşullarda infaz indirimi düzenlemesi yapılmasıdır. Anayasamızın 10. maddesindeki “eşitlik” ilkesi uyarınca; tüm mahpuslara, özellikle terör kılıfı ile yargılanan şiddete bulaşmamış siyasi mahpuslara eşit hukuk uygulanmalı ve bu kişiler de infaz indirimi kapsamına alınmalıdır.”

“Eşit infaz indirimi” adaletin gereğidir.

Meclise gelecek 3. yargı paketinde bu konuda desteklerinizi bekliyoruz.”