KHK mağdurlarının yüzde 98,2’si ilk kez adli soruşturma geçirmiş

OHAL kapsamında çıkarılan KHK'larla mesleklerinden ihraç edilenlerin yüzde 98,2’si daha önce adli/cezai soruşturma geçirmediğini belirtildii. OHAL/KHK mağdurlarının yüzde 91,2’si ise ‘yabancı bir ülkeye gitmek ve orada yaşamak istediklerini’ beyan etti. KHK'lıların yüzde 99,1’i ise üniversite mezunu.

YAVUZ GENÇ 13 Temmuz 2020 KRONOS ÖZEL

Mağdurlar İçin Adalet Topluluğu’nun hazırladığı “Üçüncü Yılında OHAL’in Toplumsal Maliyetleri Raporu” açıklandı. Raporda binlerce KHK/OHAL mağduruyla yapılmış araştırmanın çarpıcı sonuçlarına yer verildi. Araştırma, 2748 ‘OHAL /KHK mağduru’, 332 ‘mağdur yakını’ ve 225 ‘doğrudan mağduriyeti olmayan birey’ kategorilerinde toplamda 3305 kişiyle yapıldı.

Raporda KHK/OHAL yetkileriyle işlerinden atılan mağdurlarının yüzde 98,2’sinin 15 Temmuz 2016 öncesinde ve sonrasında muhatap oldukları adli/cezai soruşturmalardan herhangi birisine 15 Temmuz 2016 öncesinde muhatap olmadıkları vurgulandı. Raporda bu durum ‘konjoktürel’ olarak ifade edilerek, “Yani, 15 Temmuz sonrası mağdurlar aleyhine açılan adli/cezai soruşturmaların tamamına yakınının konjonktürel gerekçelerle açılmış, geçmişteki olaylarla ilintileri olmayan davalar olarak görülmektedir” denildi.

KHK MAĞDURLARI GELİRLERİNİN YÜZDE 70’İNİ KAYBETTİ

Raporun çarpıcı bir sonucu da adli soruşturmaların adil olup olmadığıyla ilgili. Buna göre KHK/OHAL mağdurlarının yüzde 92,6’sı OHAL’de geçirdikleri adli soruşturmaların adil yürütülmediğini belirtti. Katılımcılar OHAL mağduriyetleri öncesine göre ortalama aylık (4600 TL) gelirlerinin yüzde 70’ini kaybettiler. Mağdur yakınları da çeşitli sebeplerle yüz 50 gelir kaybına uğradı. Ayrıca hem mağdurların hem de mağdur yakınlarının hane halkı gelirlerinde ortalama yüzde 60’lık gelir kayıpları oluştu. Mağdurların yüzde 50’si de yaşadıkları sonra bulundukları şehirlerden göç etmek zorunda kalmış.

KHK MAĞDURLARININ YÜZDE 99,1’İ ÜNİVERSİTE MEZUNU

Rapora göre; KHK mağdurlarının yüzde 99,1’i bir yüksekokul /fakülte /yüksek lisans veya /doktora mezunu. Yüksek öğrenim derecesine sahip KHK mağdurlarından, yüzde 22,1’inin yüksek lisans ve de yüzde 8,5’inin doktora mezunu. Raporda bu sonuç, “Bu iki yüksek eğitimli grubun toplam oranı %30,6’ya ulaşmaktadır. TÜİK’e göre Türkiye’de, toplam nüfus içerisindeki, Yüksekokul / Fakülte / Yüksek Lisans ve / Doktora mezunları toplamının genel nüfusa oranının %17 civarında olduğu dikkate alındığında, KHK’ların Türkiye için ne kadar büyük bir nitelikli insan kaynağı kaybına yol açtığı görülebilmektedir” şeklinde yorumlandı.

KENDİNE “MUHAFAZAKÂR DEMOKRAT” DİYEN MAĞDURLAR “SOL”A KAYIYOR

KHK/OHAL mağdurları, kendilerini etnik olarak, yüzde 56,7 oranında Türk, yüzde 13,4 oranında Kürt olarak tanımlıyor. Mağdurların yüzde 26,9’u ise kendilerini “Herhangi bir etnik aidiyet hissetmeyen” olarak tanımlıyor. Rapora göre; ‘mağdurların kendilerini etnik olarak tanımlamadaki 3 yıllık araştırma trendi belirli etnik tanımlamalarda azalma ancak ‘Herhangi bir etnik aidiyet’ ten uzaklaşma yükselmeler yaşandığı yönünde’. Araştırmanın bir diğer çarpıcı ve ilginç noktası da KHK/OHAL mağdurlarının ağırlıklı olarak kendilerini ‘Muhafazakâr-Demokrat’ olarak tanımladıkları ancak, mağduriyetleri sonrası, sol, sosyalist, sosyal demokratlık ve seküler/hümanist partilere yönelme yönünde artan bir trend görülüyor.

EN BÜYÜK SIKINTI EKONOMİK, İKİNCİ SIRADA PSİKOLOJİK SORUNLAR GELİYOR

Araştırmaya katılan “mağdur yakınları” yüzde 97,9 ile çektikleri sıkıntıların en büyüğünün ekonomik olduğunu belirtiyor. İkinci sırada, psikolojik sorunlar (yüzde 88,6); üçüncü sırada itibarsızlık ve sosyal dışlanma (yüzde 83,7); dördüncü sırada sosyal çevrelerinin dağılması (yüzde 83,1), beşinci sırada işsizlik/iş bulamama (yüzde 80,4), altıncı sırada ise sosyal güvencesizlik sorunları (yüzde 73,2) geliyor.

“HUKUK DEVLETİNİN ACİLEN İHYASI VE İNŞASI GEREKLİDİR”

Raporun sonuç kısmında şu değerlendirmede bulunuldu: “OHAL uygulamalarının Türkiye’deki sosyal sermayeyi, sosyo-kültürel sermayeyi, üretimi, ticareti, ekonomiyi ve finansı, kısaca ülkenin tüm ekonomik, sosyal ve kültürel varlık kaynaklarını tükenmenin eşiğine getirmiştir. Örneğin, Türkiye’de, OHAL öncesi dünyada ilk 300’e girebilen 3 tane üniversite varken, artık ilk 400’e girebilen bir tane bile kalmamıştır. Ayrıca, dünya ile rekabet edebilecek bir ekonominin de kalmadığı ortadadır. Çünkü, hukukun ve adaletin olmadığı ülkelerde huzur, güven ve refahın da olamayacağı tarihsel, sosyolojik ve siyasal bir gerçekliktir. Bu çıkmaz yoldan çıkış için ilk adımı olarak, OHAL hukukuna son verilerek, “Hukuk Devleti”nin acilen ihyası ve inşası gereklidir. Aksini düşünmek dünyanın sosyal, siyasal ve tarihsel birikimini reddetmek anlamına gelir ki dünya kendi çağına anakronik olarak yaşayan tüm devlet, millet ve toplumları tarihin tozlu sayfalarına göndermiştir.”

Takip Et Google Haberler
Takip Et Instagram