‘Kahire 82, Şam 83, Bağdat 84…’: Bir Fatih Tezcan portresi

Adını ilk duyduğum günden beri kendi kendime sorarım. Fatih Tezcan kim? Neden sürekli bağırıyor? Eskilerin deyimiyle ‘Mala davara faydası ne?’ Ben okudum araştırdım bulamadım bir cevap. Bir de siz bakın. Belki benim göremediğim bir şeyler görürsünüz.

FİKRİ DOĞAN 30 Mayıs 2021 PORTRE

‘’Kahire bizim 82. vilayetimizdir, Şam 83, Bağdat 84, Mekke 85, Medine 86….’’ (Umarım sıralamayı doğru yapmışımdır. Alimallah buna da takar muhatap olmak zorunda kalırız)

Bu videodan sonra insanların ‘kim bu deli?’ diye sormasına sebep olup hayatımıza bodoslama giren arkadaşı hatırladınız mı? Fatih Tezcan yahu yabancı değil. Atanamayan Rasim Ozan hani. Bugünkü konuğumuz kendileri olacak nasipse. Aslında Fatih Tezcan’ı yazmak yoktu aklımda ama Sedat Peker’in izlenme rekorları kıran videoları sebep oldu onu yazmaya karar vermeme.

PEKER’İN ÖZIŞIK PAYLAŞIMI TELAŞLANDIRDI

Hani Peker’in görüntülü konuşmaları kaydettiği ortaya çıktı ya. Sonra da Hadi Özışık’la yaptığı görüşmeyi yayınlayıp ortalığı karıştırdı. O görüntüler ortaya saçılınca Fatih Tezcan’da bir sancı peydah oldu. Bir iki gün kıvrandıktan sonra ‘Ben de Sedat Peker’le görüntülü konuştum. O yayınlamadan ben söyleyeyim’ dedi de rahatladı. Sonra bir yayına katılıp, ‘Fitneyi önlemek için görüştüm’’ falan diye toparlamaya çalıştı ama Peker tarafından hamle gelmedi. Sedat Peker konuşursa mevzuyla ilgili, göreceğiz Tezcan kardeşimiz fitnenin önüne geçmek için ne kahramanlıklar yapmış.

İLGİNÇ BİR KİŞİLİK: FAHRİ FATİH TEZCAN

Fatih Tezcan adını ilk adını duyduğum günden beri kendi kendime sorarım. Bu arkadaş kim? Neden sürekli bağırıyor? Fatih Tezcan diye bir neden var? Eskilerin deyimiyle ‘Mala davara faydası ne?’ Ben okudum araştırdım bulamadım bir cevap. Dökeyim şuraya nereden gelir nereye gider bir de siz bakın. Belki benim göremediğim bir şeyler görürsünüz.

Şimdinin asabi yandaşı Fatih Tezcan, 1976’da Bakırköy’de gelmiş dünyaya. Balkan göçmeni bir ailenin çocuğu. Liseyi bitirdikten sonra üniversite sınavlarına girmiş ama bir yer tutturamamış. O da askerliğini yapıp geldikten sonra bir daha denemiş şansını. İstanbul Üniversitesi’nde Bilgi ve Belge Yönetimini kazandığı 2. sınıfta da okulu bıraktığı yazıyor CV’sinde. Birkaç arkadaşa sordum. Nedir bu okul olayı diye, ‘Abi bizden duymuş olma ama hiç kazanamadı okulu’ dediler. Vebali onların boynuna.

‘SABİT FİKİRLİYDİ’ DİYOR ONU TANIYANLAR

Gençliğinde aktif, sinirli ve dik başlıymış söyleyenlere göre. Bir de sabit fikirliydi diyor tanıyanlar. Şimdi de öyle duruyor gerçi. O kadarını biliyoruz yani. 2000’li yılların başında arkadaşlarıyla Online İslami Platform adını verdikleri bir oluşma gitmişler. 2003’te Güniz hanımla evlenip 2007’de olaylı bir şeklide boşandığını biliyoruz. Nereden biliyoruz? Fatih Tezcan’ın attığı bir twit sonrası Güzin hanımın birazdan bahsedeceğim tepkisinden.

Tanıdık birilerinin hazırladığı izlenimi veren CV’sinde İslami okumalar, hadis ve Kur’an üzerine çalışmalar yaptığı yazıyor. Eğitimi nerede almış, okumaları nerede yapmış çok bilemedik. Ama bu konuda 2000’li yıllardan sonra seminerler falan verdiğini biliyoruz. Bir de gençliğinden itibaren gazeteciliğe merak salan Tezcan, 3 kez denemesine rağmen gazeteciliği tutturamamış. O da birazdan irdeleyeceğimiz gibi tepeden yorumcu ve yazar olarak inmiş medya dünyasına.

FORUM YÖNETİCİSİ ÜNLÜ GAZETECİ!

CV’sinde 2006’da kurduğu haberanaliz.com adlı sitede ‘sayısız ilke, gazetecilik başarısına ve özel habere’ imza attığı yazıyor. Açtım baktım. Sitede yazar olarak bir tek Fatih Tezcan var. Haberlerin çoğu da yoruma dayalı gibi geldi bana. Benim kısa gezintiden anladığım memleketteki bütün kötülüklerin anası CHP ve Gülen Cemaati. Bunlar dünyadaki bütün karanlık güçlerle iş birliği halinde hükümeti devirmeye çalışıyor. Tek kişilik ölüm timi sanki arkadaş. Asmış, kesmiş, tehdit etmiş. İlginç bir kişilik anlayacağınız.

MAVİ MARMARA EYLEMLERİNDE ROL ÇALIYORDU

Fatih Tezcan’ın aklı hayali İslamcı camiada söz sahibi, kanaat önderi falan olmaktadır bu yıllarda. Mavi Marmara döneminde İHH’nin eylemlerinde herkesten çok bağıran, herkesten çok kameralar önünde görünen kendisidir. Bu dönemde İHH Başkanı Bülent Yıldırım’ın ‘özel kalemi’ gibi davranan Fatih Tezcan, İHH ve bağlantılarıyla ilişkilerini de derinleştiriyor. Bu ilişkiler ileride onun ‘gazeteci’ ve ‘Ortadoğu’ uzmanı olmasında (!) çok etkili olacaktır.

DERNEĞİN ADI VAR KENDİ YOK

Neyse 2007’de Boğaziçi İlim Erdem Eğitim Ve Yardımlaşma Derneği diye bir dernek kurmuş. Ne hikmetse iletişimin, internet dünyasının bu kadar içinde olan Fahri Fatih Tezcan, bu derneğe bir web sitesi yaptırmamış. Dernekle ilgili webte bulduğum tek şey bir adresi olduğu. Ama Tezcan’ın CV’sinde bu dernekle ilgili, ‘’500 seneden beri Ortaköy’de ilk İslami çalışmaya sahne olacak bu dernekte çeşitli araştırma ve seminer faaliyetlerinde bulundu.’ yazıyor. Ne yaptılar ne ettiler bilemiyoruz tabii.

İHH İLE OMUZ OMUZA SURİYE’DE

2011’e kadar böyle analizler yapıp (!), çalışma grupları kurup, seminerler vererek yürümüş Fatih Tezcan. 2011’de Arap baharı başlayınca sahneye çıkıyor. Yine CV’sinde 2011’de BAAS rejiminin bombaladığı Hama ve İdlip’e gittiği, burada El Nusra ve ÖSO ile ‘yakın ilişkiler’ kurduğu yazıyor. Yakın ilişkiler kurma sebebi de ‘Hanif’ olmasıymış yazılana göre. Bölgeye giden ilk Türk gazeteci ve dünyadan da giden ilklerden olduğu yazıyor CV’sinde.

İşin aslı ne? İşin aslı şu, Fahri Fatih Tezcan İHH ile yakın ilişkileri üzerinden bölgeye geçiyor. Bölgede İHH’cılar ve El Nusra-ÖSO ilişkisini bilmeyeniniz yoktur sanırım. İHH kontenjanından Nusra ve ÖSO’nun üst düzeyleriyle röportajlar (!) yapıp, ‘özel’ haberler gönderiyor (!) Neden habire ünlem koyuyorum? Çünkü işin garibi Suriye’den ve Mısır’dan El Cezire ve AP’ye canlı bağlantılar yaptığı ve Türk medyasına haberler geçtiği yazıyor. Ama ben aradım taradım o dönemde yapılan canlı bağlantı ile ilgili bir kayıt bulamadım. Bir tek yandaş TV 24’e yaptığı bir bağlantı bulabildim. Demek ki diğer kanallar ‘Fahri Fatih Tezcan’ın yorumları çok kıymetli herkes ulaşamasın’ diye kaldırdılar zahir!

SADECE ÜLKE TV İÇİN İZİN ÇIKTI

Dönüşte yandaş medyanın gözdesi olmayı hayal ediyor Fatih Tezcan. Ama gel gör ki ‘karışık’ geçmişi ve dengesiz tavırları yüzünden Ülke TV’den ileri geçemiyor. Haa pardon arada bir de A Haber’e çıkartılıyor. Ülke TV’de Ersoy Dede ve Turgay Güler’in en gözde konuğu olur. Ama dikkatinizi çekerim sadece ikisinin. Sonra hali tavrı birilerini rahatsız ediyor ki buradan da ayağı kesiliyor.

İlginç bir kişilik Fahri Fatih Tezcan. Uzaktan bakınca ‘meczubun teki’ deyip geçiştiriyor insan. Ama biraz yaklaşınca ortaya ‘kullanışlı bir operasyon elemanı’ çıkıyor ortaya. Üstelik öyle sıradan bir de değil.

Size bir dalkavuk hikayesi anlatayım da mevzunun nereye geleceğini anlayın siz. Bildiğiniz bir hikaye aslında. Ama tekrarda fayda var. Yok o patlıcanlı olanı değil. O başka yazının mevzusu. Vaktinde palavraya bayılan avcı bir padişah varmış. O kadar yüksekten palavralar atarmış ki dalkavuklar palavraları izaha yetişemez olmuş. Sonunda biri çıkıp gelmiş huzura. ‘Ben’ demiş ‘Her türlü palavraya bir kılıf uydururum’ merak buyurmayın. Padişah yine bir gün toplamış meclisi başlamış anlatmaya. ‘Ben şöyle avcıyım, ben böyle avcıyım…’ ‘Ben’ demiş padişah ‘Bir keresinde bir tüfekle bir ateş ettim, 12 bıldırcını da gözünden vurdum!’ Meclistekiler donup kalmış, 12 bıldırcın nasıl gözünden vurulur? Dalkavuk hemen atlamış, ‘Efendimiz ateş ettiği sırada takdiri ilahi, bıldırcınlar aynı hizada uçar idi. Bir saçma o yüzden gözlerine denk geldi!’’ Meclistekiler çok da ikna olmamış ama korkudan ses de çıkaramamış. Padişah bakmış ki dalkavuğu her palavrasına bir hikaye yazıyor. İşi abartmış salladıkça sallamış palavrayı. En son, ‘Ben bir keresinde havadaki kaza bir tüfenk attım. Kaz önümüze sarımsaklı yoğurtlu kebap olarak düştü’ demiş. Dalkavuk bakmış bu işin sonu yok. ‘Padişahım’ demiş. ‘Hadi ateş ettiniz kazı vurdunuz. O sırada saçmalardan bir yerdeki kuru otları tutuşturdu. Ateşin üzerine düşen kaz kebap oldu. Yahu el insaf ben dağ başında sarımsaklı yoğurdu nereden bulayım?’’

TV YORUMCULUĞUNDAN PADİŞAH TASDİKÇİLİĞİNE

Şimdi bunu neden anlattım? Gazetecilikte ve TV yorumculuğunda tutunamayan Fatih Tezcan gibi arkadaşlar, yeni bir kimlik edindi kendilerine. Padişahın tasdikçiliği! Bunların bir padişahı var. Bunları görevi padişahın her dediğini ölümüne savunmak ve bir izahat getirmek. Zaten ‘görevlendirilmelerinin’ sebebi de bu. Misal bunların padişahı Kürt açılımı mı yaptı? Bunlarda bir Kürt sevgisi peyda olur ki Kürtler bile kendini o kadar sevemez. Abdullah Öcalan’ın hümanistliğinden girerler, PKK’nın barış kulübü olmasına kadar varır iş. Hem sosyal medyada, hem yazdıkları yerlerde, hem TV’lerde çığırtkanlık ederler. Sonra padişahlarının canı sıkılır, ya da hesapları değişir, ‘PKK’nın terör örgütü’ olduğuna karar verir. Bizim ekip daha 3 vakit önce ‘Öcalan’a özgürlük’, ‘Türk bayrağı kaldırılsın’, ‘TC ibaresi ırkçı’ dememiş gibi milliyetçi muhafazakar posta girip padişahları efendilerinin ne kadar haklı olduğunu ‘höykürmeye’ başlarlar. İşin garibi önceki dediklerine de inanan takipçileri sora dediklerine de inanır.

Padişahları ‘işi düştüğü’ için Gülen Cemaatine sempatik davranır. Fatih Tezcan ve türevleri ‘Fethullah Gülen’in vaazlarını dinlerken gözyaşlarım çorbama akardı’ diye twitler atar. Sonra aradan zaman geçer padişahları cemaate düşman olur. ‘Biz 1990’lardan beri bunlar terörist diyorduk’ diye efelenirler. Bir Allah’ın kulu da sormaz, ‘Yahu daha düne kadar TV’de, gazetenizde, sosyal medyada yere göğe sığdıramıyordunuz’ diye!

‘ATATÜRK’E KÜFREDEN BANA KÜFRETMİŞ SAYILIR’ YILLARI DA VAR 

Günde 10 defa Mustafa Kemal Atatürk’e hakaretler eder ki, videoları her yerde var. Muğla’da şikayet üzerine gözaltına alınınca, ‘Atatürk’e küfreden bana küfretmiş sayılır. Atatürk’e küfretmek bu ülkeye küfretmektir’ diye ifade verir.

Fatih Tezcan gibi onlarcası cirit atıyor meydanda, medyada. Sonra zaman geçti bunlar ‘verilenlerden’ tatmin olmadı vites büyütüp ‘daha çok’un peşine düştü. Kimi şantajla belediyelerden milyonlar aldı, kimi milyarlık ihalelere göz dikti. Sahiplerinin ilgilendiği tek şey kendilerini korumalarıydı çünkü. Çevreye verdikleri zarar umurlarında bile değildi.

Ağır mı yazıyorum? Yooo. Ben demiyorum. Bakın mesela yazımızın öznesi olan Fatih Tezcan açıklıyor. Takım arkadaşı olan Özışık kardeşlerle arası bozuluyor. Çıkıp canlı yayında, Özışık kardeşlerin tehditle, şantajla bir belediye başkanı ve bir otel sahibini nasıl ‘söğüşlediklerini’ anlatıyor. Özışık kardeşler de karşılık olarak Tezcan’ın ‘ilişkilerini’ açık ediyor.

‘BABA ÇOCUKLARINI GÖSTERMEYEN ANNEYİ ÖLDÜRSE DEVLET NE DİYECEK’MİŞ

Yıllar önce Tezcan’ın, ‘’Söz gelimi, bugün bayramda yasal hakkı olan bir baba yine kendisine çocuklarını göstermeyen anneyi öldürse, devlet bu konuda ne diyecektir?’ twitiyle ortaya çıkan rezillikten bahsediyorum.

Yakın tanıyanların ‘’Kendisi gibi düşünmeyen kimseye yaşam hakkı tanımayan biri’ dediği Fatih Tezcan, bir çocuğa cep telefonundan fotoğraflar gösterip, ‘Bu şerefsiz mi?’, ‘Bu şarlatan mı?’ diye sorabiliyor. Bir fotoğraf gösterip ‘bu geberince mezarını patlatsınlar değil mi? diyebiliyor. Psikolojisini anlayın…

Eleştirilmenin verdiği popülerlik ve güçle her geçen gün biraz daha azgınlaşan ve şımaran Fatih Tezcan, hakkında yakalama kararı veren ya da beğenmediği bir karara imza atan hakimlerin adını ve iletişim numaralarını sosyal medyadan paylaşacak kadar pervasızlaş(tırıl)an bir isim.

Hayat hikayesinde üniversiteyi bitirmediği ve kendini İslami ilimlere adadığı yazıyor. Bence hemen doğduğu topraklara geri dönmeli… ‘Vatanın ve milletin selameti için…’

Takip Et Google Haberler
Takip Et Instagram