Sarıyer sendromu

Yeni Malatyaspor şu anda bir Sarıyer sendromu yaşıyor. Oynadıkları son 13 maçta sadece bir galibiyet alabildiler ve sadece 5 puan toplayabildiler. 30. hafta itibariyle de 29 puanla düşme hattındalar.

NECATİ KOLA 07 Temmuz 2020 YAZARLAR

1997 yılının ilk günleriydi. Süper Lig’de beklenenden daha başarılı bir performans gösteren Sarıyer’in teknik direktörü Yılmaz Vural ile röportaj yapmak için Yusuf Ziya Öniş Stadı’nın hemen yanındaki antrenman tesislerinin yolunu tutmuştum.

Antrenmanı ne bir taraftar ne de bir gazeteci takip ediyordu. Tek izleyen bendim. Bir dönem Galatasaray’ın kalesini koruyan Stauche, Bulgar oyuncular Todorov ve Donev, Sarıyer’in üç yabancısıydı. Takım yağmurla birlikte balçığa dönen toprak sahada antrenman yapıyordu. Her şutta bir o tarafa bir bu tarafa atlayan Litvanyalı kaleci Stauche çamurdan adama dönmüştü adeta. Diğer oyuncular da pek farklı değildi aslında.

Antrenmanda bir ara sinirlenen Yılmaz Vural, Bulgar oyunculardan birini gözümün önünde tokatlamıştı. O zaman buna şaşırmıştım ama daha sonra benzer hareketleri maçlarda, kameraların önünde yapınca tüm ülke Yılmaz Vural’ın bu tür hareketlerine alışmıştı.

Antrenmanın sonlarına doğru, o dönemler Beşiktaş’ta Alman teknik direktör Christoph Daum’un yardımcılığını yapan Bülent Albayrak gelmişti. Antrenman bitince de Yılmaz Vural, ben ve Bülent Albayrak, Vural’ın odasına geçmiştik. Yılmaz Vural, duştan uzun süre çıkmazken; biz de Bülent Albayrak ile sohbet etmiştik kaloriferleri yanmayan o buz gibi odada.

Aksiyon Dergisi için yaptığım röportaja başladığımızda Yılmaz Vural sürekli kıymetinin bilinmediğinden, görev verdikleri takdirde büyük takımları şampiyon yapacağından filan söz ediyordu. Bir taraftan Sarıyer’i çalıştırırken bir taraftan da büyük takımlardan telefon bekliyordu.

1996-97 sezonunun 20. haftasının ardından Vural, ‘Nasıl olsa bu saatten sonra Sarıyer düşmez’ deyip Beşiktaş’a İstanbul’da 3-0 yenilen ve Şenol Güneş ile yollarını ayıran Trabzonspor’un yolunu tuttu. 20. hafta sonunda Beşiktaş ile Trabzonspor’un puanları (42) eşitlenirken; ikinci Fenerbahçe’nin 44, lider Galatasaray’ın da 47 puanı vardı. Yani Trabzonspor ile lider arasındaki puan farkı sadece 5’ti. Başkan Mehmet Ali Yılmaz, Fenerbahçe ile de anılan Yılmaz Vural’ı bir an evvel takımın başına getirip şampiyon olmak istiyordu.

Ama olmadı. Trabzonspor, Vural ile çıktığı ilk maçta Zeytinburnuspor’u şehrin plakasını çağrıştıran bir skorla (6-1) yense de sezon sonunda Trabzonspor (72) ile şampiyon Galatasaray (82) arasında 10 puanlık fark oluşmuştu. 20. hafta sonunda 27 puanla 9. sırada yer alan Sarıyer ise Vural gittikten sonra sadece bir kez galip gelebilmiş ve küme düşmüştü. Sarıyer, 33. haftada kendisi gibi kümede kalmaya çalışan Çanakkale Dardanel ile final niteliğinde bir maça çıkıp kaybetmişti. O maçı kazansa ligde kalacaktı. O Sarıyer bir daha Süper Lig yüzü göremedi. İstanbul ekibi şu an 2. Lig’de.

Yılmaz Vural, Sarıyer’i bırakıp Trabzonspor’a gittikten 9 yıl sonra yine Aksiyon’a verdiği uzun röportajda şunları söylüyordu:

“1996-97 sezonunda Sarıyer’i çalıştırıyordum. Ligde 20. hafta oynanıyordu. Cuma akşamı Fenerbahçe İzmir’de Altay ile oynadı. Takımın hocası Lazaroni idi. Maç berabere bitti. Maçtan sonra Ali Şen aradı: ‘Bu iş tamam, bizim hocamız sen olacaksın’ diye. Pazar akşamı buluşmak için randevulaştık. Çünkü ben de Sarıyer’le birlikte Gaziantep deplasmanındaydım. Cumartesi günü Trabzonspor, Beşiktaş’a yenildi. Maçtan sonra bu kez Mehmet Ali Yılmaz aradı. Bana teklifte bulundu. Biz pazar günü Gaziantep’ten dönerken Nurdağı mevkiinde otobüsümüz kara saplandı. Uçağı kaçırdık. Akşam Galatasaray Vanspor ile berabere kalınca Fener yarıştan kopmadı. Ali Şen’le olan randevuma geç kalacağımı anlayınca kendisine telefon ettim. Bu sonuçtan sonra bana, ‘Lazaroni ile konuştum. Çarşamba Beşiktaş ile kupa maçı var. Onu oynayalım. Perşembe senle buluşalım’ dedi. Ben dedim ki ‘Ali abi, Mehmet Ali Bey de beni aradı. Bu iş olmayacaksa…’ O da ‘O zaman oraya git’ dedi. Öyle olunca da Trabzon’a gittim. Pazar gecesi yarımdan sonra Mehmet Ali Yılmaz’ın evinde anlaşmaya imza attık. Ama ben büyük takım seçimini çok yanlış yaptım Trabzonspor’a gitmekle.”

Evet, çok yanlış yapmıştı Yılmaz Vural. Ne bırakıp gittiği Sarıyer Süper Lig’e tutunabilmiş ne de Trabzonspor şampiyon olabilmişti.

Sarıyer’in yaşadığı sendromu günümüzde Yeni Malatyaspor yaşıyor. Ligin ilk yarısını 24 puanla 8. sırada tamamlayan Yeni Malatyaspor’un yönetimi, ‘Nasıl olsa bu saatten sonra düşmeyiz’ deyip teknik direktör Sergen Yalçın ile yollarını ayırdılar. Devre arasında takımın en skorer iki isminden biri olan Adis Yahovic’i Antalyaspor’a, Guilherme’yi de Trabzonspor’a verdiler.

Gerçi Guilherme’yi vermeyeceklerdi ancak Başkan Adil Gevrek’in açıkladığı gibi Trabzonspor’un şampiyon olmasını isteyen hatırı sayılır kişiler (akla ilk Trabzonsporlu damat Berat Albayrak geliyor) araya girip bu transferi bitirdi. Yeni Malatyaspor yönetimi de bu baskıya karşı koyamadı. Şu anki Türkiye şartlarında karşı koymak ne mümkün zaten!

Velhasıl, Yeni Malatyaspor şu anda bir Sarıyer sendromu yaşıyor. Oynadıkları son 13 maçta sadece bir galibiyet alabildiler ve sadece 5 puan toplayabildiler. 30. hafta itibariyle de 29 puanla düşme hattındalar.

Son 4 maçları da zorlu rakiplerle. Üçüncülük hesapları yapan Sivasspor’a konuk olduktan sonra Beşiktaş’ı ağırlayacaklar. 33. haftada kendileri gibi düşme hattında yer alan Rizespor deplasmanına gidecekler. Bu maç, tıpkı Sarıyer’in 33. haftadaki Çanakkale Dardanel karşılaşması gibi final niteliğinde olabilir. Son hafta ise Gaziantep FK ile evlerinde zorlu bir maça çıkacaklar.

Kayserispor ve Konyaspor’un son haftalardaki mücadelelerini gördükten ve Yeni Malatyaspor’un önce performansına, sonra da fikstürüne baktıktan sonra işlerinin çok çok zor olduğunu söyleyebiliriz.

Bakalım, Trabzonspor Guilherme ile şampiyon olabilecek mi ve Yeni Malatyaspor son dört haftada Sarıyer sendromundan kurtulup kümede kalabilecek mi?