Irak seçimlerinin galibi Sadr değişim getirebilecek mi?

Her ne kadar 2018’deki 600 kişinin ölümü ile sonuçlanan halk ayaklanmalarına bir cevap olarak düzenlense de seçimde yarışanlar Irak yönetiminde başarısız olan geleneksel partiler. Dolayısı ile buradan siyasi krizin köklü bir değişikliğe uğramayacağı anlamı çıkıyor.

ALİN OZİNİAN 13 Ekim 2021 HABER ANALİZ

Irak’ta 10 Ekim pazar günü yapılan parlamento seçimlerinin sonuçlarına göre, Mukteda es-Sadr‘ın partisi sandıktan birinci çıktı. Sadr Hareketi, meclisteki sandalye sayısını 54’ten 70’e yükseltti. Şii din adamı Sadr’ın partisinin ülkede kurulacak koalisyon hükümetinde önemli bir rol oynayacak ama bu süreç oldukça uzun sürebilir. Yeni hükümetin kurulmasının birkaç ay süreceği söyleniyor.

Bu yapılan bir erken seçimdi, son seçim 2018 yapılmıştı ve Ekim 2019’daki gençlerin öncülük ettiği ve 600 kişinin öldürüldüğü protestoların ardından 2022 yılında yapılması planlanan parlamento seçimleri erkene çekilmişti.

Halk protestoları sonrası Adil Abdulmehdi başkanlığındaki hükümet istifa etmek zorunda kaldı. Irak İstihbarat Servisi Başkanı Mustafa el-Kazımi’nin başını çektiği hükümet, göstericileri sakinleştirmek ve protestoların yaygınlaşmamasını önlemek için erken seçimleri 10 Ekim’de yapma kararı almıştı.

Yolsuzluk ve kötü yönetime karşı gençlerin önderliğindeki bir halk ayaklanması karşısında, yönetim taviz olarak planlanandan aylar önce seçime gitti. Ancak güç dengeleri, katılan partiler ve adayların yerini yenileri alamadı, tam da bu sebeple halk seçimler ile bir değişim geleceğine inanmadığından sandığa gereken önemi vermedi. Halkın hatırı sayılır bir kesimi, “Ne değişecek ki” diye düşünerek oy kullanmadı.

Tüm bu sebepler seçimler, 2003’ten bu yana en düşük katılımınla gerçekleştirildi. Üstelik seçimlere beklenildiği gibi hile de karıştırıldı. Saddam’ın ardından yüzde 80’leri bulan katılım seneler içinde azaldı, 2018’de düzenlenen seçim, önceki dönemlere göre katılımın en düşük olduğu seçim olsa da yüzde 44 katılım sağlanmıştı. Geçen haftaki seçimler ise en düşük katılım yüzde 31 ile yüzde 34 arasında bir oranla başkent Bağdat’ta gerçekleşti. Ülke genelinde ise katılımın yüzde 40 olduğu açıklandı.

167 siyasi parti ve oluşuma bağlı 3 bin 249 adayın yarıştığı seçimlerde, Irak’taki bazı uzmanlar gerçek katılımın yüzde 20-25 arası olduğunu, sahte oy kullanıldığını, ölenlerin ve yurt dışında olanlar adına da “başkalarının” oy kullandığını belirtiyor.

Seçim öncesi gerçekleşen karanlık olaylar, tehditler, suikast, geçen yıllardaki gençlik hareketi öncülerinin seçimi boykot çağrısında bulunmasına sebep oldu. Boykot çağrısı halkta karşılık bulsa da seçimlerin iptaline yol açmadı. Yasalara göre katılımın yüzde 50’den düşük olduğu durumlarda, seçimlerin tekrarlanması gerekiyor, ancak anlaşılan o ki, yeni bir seçimin ülkeyi kaosa sürükleyeceği “sebebi” ile bu seçim sonuçları ile Irak yola devam edecek.

Resmi olmayan seçim sonuçlarından anlaşılan o ki, 2006’dan 2014 yılına kadar Irak’ın başbakanı olan Nuri el Maliki’nin lideri olduğu Kanun Devleti Koalisyonu, Şii partiler arasında ikinci sıraya geriledi. Ülkenin Şii çoğunluğuna dayanan Fetih Koalisyonu ile Sadr Grubu arasında yoğun bir rekabet bulunuyordu, bu rekabet Sadr’ın hakimiyeti ile seçimlere yansıdı.

İki grup da İran’a yakın olmakla birlikte, Fetih Koalisyonu İran’ın Irak’taki etkinliğini bir sorun olarak görmüyor, oysa Sadr Tahran’ın Irak’ın iç siyasetine karışmasını istemiyor.

Kanun Devleti Koalisyon’unun gerilemesi bu seçimlerle beklenen değişikliklerin hayata geçmesi için yeterli değil. Öncelikle seçmenin siyasi güçlerle sorunu var ve bu sorun temelde güven ile ilgili.

Her ne kadar halk ayaklanmalarına bir cevap olarak düzenlense de seçimde yarışanlar, ülke yönetiminde başarısız olan geleneksel partiler dolayısı ile buradan siyasi haritanın köklü bir değişikliğe uğramayacağı anlamı çıkıyor.

2018 seçimlere katılan gözlemcilerden çok daha fazla sayıda yabancı gözlemcinin katıldığı seçimlerde uluslararası gözetimin olması, halk açısından olumlu bulunsa da, yüzde 50 katılım sağlanamadığı halde seçimlerin iptal edilmeyecek olması ve seçimin hemen ardından Mukteda es-Sadr‘ın “Irak’ın içişlerine karışmayan tüm büyükelçilikleri memnuniyetle karşılıyoruz” sözlerini sarf ettiği “galibiyet konuşması” Irak’ın yeni hükümetinin duruşu hakkında ip uçları veriyor.

Birçok uzman Irak’ın siyasi krizlerinin ana çözümünün şeffaf seçimler olduğunun üstünde dururken, parlamentodaki güçlü bir muhalefetin varlığının kritik önemde olduğunu düşünüyor.

Diğer yandan, hiçbir parti tek başına hükümeti kuracak güçte olmadığı için mevcut siyasi “iktidarın” değişmesinin beklenmeyeceğini, mezhep ve etnisite temelli siyasi partilerin varlığının hizipçiliği devam ettireceği görülüyor.

Irak’ta da seçimin “demokrasicilik oynanmasına” izin verdiğini ama ülkede demokrasi adına pek bir şey olmadığını gözlemlemek zor değil.

Irak’ın 2003 yılında Amerika Birleşik Devletleri (ABD) müdahalesinin ardından, güçlenen Şii din adamı Mukteda Sadr’ın hareketi, Irak’ta devlet içindeki nüfuzunu önemli ölçüde artırmış durumda.

Yabancı ülke ve istihbarat raporlarına yansıyan Sadr’ın destekçileri – Sadristler, devlet kademesindeki birçok kritik pozisyonda kontrolü ellerinde tuttuğu için ülkedeki en güçlü siyasi figürlerden biri olarak kabul ediliyor. Batılılara göre bu, Sadr’ın ülkede uzun süre hüküm süreceğinin işareti.

Sadr, Şii İslam dünyasının en önemli dini şahsiyetlerinden biri olarak bilinen Büyük Ayetullah Muhammed Sadık es-Sadr’ın oğlu. Muhafazakâr babasının düşüncelerinden ve 1980 yılında Saddam Hüseyin’e muhalefetten ötürü idam edilen İslami Dava Partisi’nin kurucusu Ayetullah Muhammed Bakır es-Sadr‘ın fikirlerinden büyük ölçüde etkilenen lider, Saddam’ın ardından kısa bir süre içinde Sadr Hareketi olarak bilinen ve Irak genelinde milyonlarca Şii destekçiyi kendine çeken bir hareketin başına geçti.


Bu haberler de ilginizi çekebilir:

 

Sadr’ın siyasi stratejisi yıllar içinde değişim yaşandı; Şii militanlığından Irak milliyetçiliğine evrilen yolda Sadr, şimdilerde destekçilerini mezhepçilikten uzak tutmaya çalışıyor. Şiileri, Sünnileri, komünistleri ve liberalleri içeren ortak bir milliyetçilik fikrine odaklanıyor.

Sadr hâlâ ABD’yi eleştirse de yıllar içinde ABD karşıtlığında da bir yumuşama gözlemlemek mümkün. İran ile iyi ilişkilere taraf olsa da, İran’ın Irak’a müdahil olmasından rahatsız olan Sadr, Irak devlet televizyonundan canlı yayınlanan konuşmasında zaferini, “Irak’a yapılaması planlan yabancı müdahalelere izin vermeyecek milliyetçi bir hükümet kurma” sözü ile taçlandırdı.

Irak’ta şubat ayında, Sadr’ın binlerce milisi, devlet güvenlik güçlerine aldırmadan, Bağdat ve Irak’ın güneyindeki şehirlerde ana caddelerde kamyonetler üzerinde silahlar ile geçit töreni yapmış, son 20 yıldaki en büyük gövde gösterilerini gerçekleştirmiş, yıllar sonra geri döndük mesajı vermişti.

Mesajı seçimle perçinlendi.

Irak’ta hükümet kurulduğunda bunu daha da net göreceğiz.