Komplo teorilerine neden inanıyorlar?

Her zaman vardılar ama komplo teorilerinde, özellikle kriz zamanlarında tekrar tekrar patlama yaşanıyor. Korona krizi de yanlış ve yanıltıcı bilgilerin

KRONOS 18 Mayıs 2020 DÜNYA

Her zaman vardılar ama komplo teorilerinde, özellikle kriz zamanlarında tekrar tekrar patlama yaşanıyor. Korona krizi de yanlış ve yanıltıcı bilgilerin hızla yayıldığı bir dönem oldu. Komplo teorilerini yayan hesaplar veya YouTube kanalları binlerce kez tıklanıyor.

Örneğin, hükûmetin aldığı korona önlemlerine karşı Almanya’da düzenlenen gösterilerde sağcısı da solcusu da ezoteriği de Nazı yanlısı da – gazetecilerin aktardığına göre – tek bir noktada birleşiyor: Komplo teorilerine aşırı inanç.

Korona krizinde en çok dolaşıma sokulan komplo teorilerinin başında Bill Gates’in “dünyayı ele geçireceği” iddiası geliyor. Komplo teorisyenleri, Gates’in Dünya Sağlık Örgütü’nü “satın aldığını” ve böylece dünya çapında sağlık önlemlerini belirlediğini savunuyor.

Bu teorilere inananlar iddiaların doğru olup olmadığını genellikle kontrol etmiyorlar çünkü teorilere aşırı derecede inanıyorlar.

Peki, komplo teorileri neden özellikle kriz zamanlarında daha fazla artıyor ve insanlar bu teorilere neden bu kadar inanıyor. Pek çok uzman, bu günlerde bu sorunun yanıtını veriyor.

Kanada’daki Ottawa Üniversitesi’nden Heidi Oi-Yee Li liderliğindeki bir araştırma ekibinin, BMJ Global Health dergisinde yayınlanan araştırmasına göre, bu dönemde izlenen İngilizce Covid-19 videolarının dörtte birinden fazlası, dezenformasyon içeriyor. YouTube’da 69 videoyu analiz eden ekip, bu videoların 62 milyondan fazla kez tıklandığını belirtti.

Para-bilimler, ezoterizm, batıl inanç ve alternatif tıp gibi alanlarda üretilen teorileri ve iddiaları eleştirel olarak inceleyen bir kuruluşta uzmanı olan Bernd Harder ise ‘krizlerin komplo teorileri için iyi bir üreme alanı’ olduğunu söylüyor. “İnsanlar büyük olayların ardındaki büyük nedenleri aramayı severler” diyen Harder, sözlerine şöyle devam ediyor: “Şu anda aynı şeyi yaşıyoruz, küçük, görünmez ve kelimenin tam anlamıyla ‘anlaşılmaz’ bir virüs dünyayı baskı altında tutuyor. Bu durum hayal bile edilemezdi, o yüzden mutlaka arkasında somut bir şey olmalı; örneğin, bu virüsün çok spesifik hedeflere ulaşmak için laboratuvarda üretildiği gibi…”

Johannes Gutenberg Üniversitesi’nden sosyal psikolog Pia Lamberty ise derin sosyal kargaşa dönemlerinde insanların sık sık kendilerini güvensiz ve güçsüz hissettiklerini söylüyor. Lamberty sözlerine, “Komplo anlatıları tam olarak bu duygulara hitap ediyor. Komplocular, böylesi kriz dönemlerinde dünyayı daha anlaşılır hale getirdiği için komplo anlatısı da dünyalarını yapılandırmaya başlıyor” diye devam ediyor.