İlham verici bir hayat: Niki Lauda

“Birçok insan Formula 1’i gereksiz bir risk olduğu için eleştiriyor. Sadece gerekli şeyleri yapsaydık hayat nasıl bir şey olurdu?” sözleri ile spor hayatına şekil veren, tutkulu ve bir o kadar azimli sıra dışı bir pilot Niki Lauda artık hayatta değil.

SENA GÖKÇE 25 Nisan 2021 PORTRE

Formula 1 pistlerinin efsanevi Avusturyalı pilotu Niki Lauda 70 yaşında hayata gözlerini yumdu.

Pazar günü, bizim evde yıllardır Formula 1 yarışı demektir. İyi bir F1 izleyicisi olan babam yarış saatinde akan suları durdurur televizyon karşısına geçerdi. Ne kadar ilgi alanıma girmese de maruz kaldığım motor sesi bir süre sonra beni de içine çekti. Babamın “Montoyaaaa!” çığlıkları hâlâ kulağımdayken bir başka efsane F1 pilotu Niki Lauda’nın hayatını merak ettim. Start verildi, buyurun Avusturyalı Lauda’nın hayatı ve kariyerine…

Andreas Nikolaus Lauda, takvim yaprakları 22 Şubat 1949’u gösterirken Viyana’da dünyaya geldi. “Birçok insan Formula 1’i gereksiz bir risk olduğu için eleştiriyor. Sadece gerekli şeyleri yapsaydık hayat nasıl bir şey olurdu?” sözleri ile spor hayatına şekil veren, tutkulu ve bir o kadar azimli sıra dışı bir pilot Niki Lauda. Üç kez F1 Dünya Şampiyonu unvanı alan sporcu, kararlılığı ve disiplini ile güzel bir rol model.

İLK YILLAR F1 OLMA YOLUNDA

Varlıklı bir aileden gelen Lauda’nın aile şirketinin başına geçmesi beklenirken, hayalleri bambaşkaydı. Ailesi onun F1 pilotuna olmasına karşı çıkmıştı. Fakat Lauda kararlıydı. Niki Lauda’nın inanılmaz kariyeri 20’li yaşlarında bankadan kredi çekip kendini finanse ederek 1971’de March takımında F2 pilotu olmasıyla başladı. Lauda, 1972’de March için hem Formula 2’de hem de Formula1’de yarıştı. 1973’te ise BRM takımı ile yoluna devam etti. Burada ikinci pilot olsa da hızı, tekniği ve motor bilgisiyle birinci pilot olan takım arkadaşı Clay Regazzoni’nin dikkatini çekti. Regazzoni 1974’te önceden çalıştığı Ferrari’ye geri döndü. Fakat Ferrari’nin ikinci pilotu yoktu. Başkan Enzo Ferrari, Formula 1’de adını duyurmaya başlayan Lauda’yı sporcusu Regazzoni’nin referans vermesi ile Ferrari’ye aldı.

FERRARİ’DE GELEN ŞAMPİYONLUK

Son şampiyonluğunu 1964’te yaşayan Ferrari takımı, Başkan Enzo Ferrari önderliğinde ve takıma katılan iki yeni pilotu ile yeniden şampiyonluk hayalleri kurmaya başladı. 1974 yılı, Niki Lauda’nın ilk şampiyonluğunun habercisi gibiydi. Lauda, Ferrari serüvenine 1974 yılının ilk yarışı Arjantin Grand Prix’sinde ikinci olarak gösterişli bir başlangıç yaptı. İlk zaferi ise üç yarış sonra İspanya Grand Prix’sinde geldi. Lauda 1974 sezonunu iki galibiyet ve sezon sonu sürücüler sıralamasında dördüncü olarak kendine inananları yanıltmayacak, inanmayanları da şaşırtacak bir şekilde bitirdi. 1975 yılına şampiyonluğun en büyük adaylarından biri olarak başlasa da ilk yarışlarda iyi bir performans gösteremedi. İlk dört yarışın sonunda kazandığı en iyi derece beşincilikti. Sonraki beş yarıştan ise dördünde birinci olurken birini ise ikincilikle tamamladı. Sezonun son yarışı ABD GP’sini de kazanarak kariyerinin ilk şampiyonluğuna ulaştı. Ayrıca bu şampiyonluk ile Ferrani’nin 11 senelik şampiyonluk hasretini dindirdi.

ÖLÜMDEN DÖNDÜ, TEKRAR PİSTE ÇIKTI

Niki Lauda 1976 yılına da en büyük favori olarak başlar. Ayrıca 1976 yılı, filmlere konu olan Niki Lauda-James Hunt kapışması demekti. Sezona fırtına gibi giren Lauda ilk altı yarıştan dördünü kazanmış diğer ikisinde ise ikinci olmuştu. Yılın beşinci zaferi olan İngiliz GP’sinde en yakın takipçisinin iki katı puana sahipti. Formula 1 severler Lauda’ya artık şampiyon gözüyle bakıyordu. İngiltere’den sonra sezonun en zorlu yarışı Almanya GP’si geliyordu. F1 camiası tarafından ‘yeşil cehennem’ olarak adlandırılan Nürburgring’deki pist 22,8 km uzunluğunda ve 185 adet virajdan oluşmaktaydı. Yağmurlu bir günde başlayan yarışta korkunç bir olay yaşandı. Niki Lauda yarışın henüz ikinci turunda yoldan çıktı ve aracı toprak bariyerlere çarptıktan sonra Brett Lunger’in aracıyla çarpıştı. Kaza sonucunda Lauda aracında sıkıştı ve aracı yanmaya başladı. Adeta alev topuna dönen araçta kalan Lauda’nın ciğerleri zehirli dumanla doldu, kafasının ve yüzünün büyük bir bölümü yandı. Komaya giren ve yoğun bakıma kaldırılan Lauda’nın hayatta kalması mucize olarak görülürken tekrar pistlere dönmesi ise neredeyse imkansızdı.

Niki Lauda içindeki yarış tutkusuyla imkansızı başardı. Kazadan tam altı hafta sonra (sadece iki yarış kaçırarak) ayağa kalktı ve Monza’daki İtalya GP’sinde pisteki yerini aldı. Kafasındaki bandajın tamamı kan içinde olan Lauda yarışı dördüncü bitirdi. 2 haftalık yokluğunda rakibi McLaren pilotu James Hunt aradaki farkı kapatmıştı. Sezonun son yarışı Japonya GP’sinde şampiyon belirlenecekti. Fiji’deki yarış, aşırı yağmur sebebiyle iptal edilip edilmeme tartışmalarının gölgesinde başladı. Henüz yarışın ikinci turunda Niki kenara gelerek yarıştan çekildi. Ferrari takımı motor arızası yaşandığı şeklinde açıklama yapsa da Lauda kendi isteği ile yarıştan çekildiğini açıkladı. Göz kapaklarını tam kullanamadığından terinin gözlerine gelmesini engelleyemiyordu. Yağmurda yarışmak onun için intihara teşebbüs olacaktı. Sezonun şampiyonu 1 puan fark ile McLaren pilotu James Hunt oldu. Bu şampiyonluk Hunt’ın kariyerindeki tek F1 şampiyonluğu.

Lauda’nın şampiyonluk yarışından çekilmesi nedeniyle Ferrari ile arasına soğukluk girdi. Niki Lauda 1977’ye bu soğukluğun gölgesinde başladı. 1977 yılını 1976’nın öcünü alırcasına şampiyon olarak tamamladı ve Ferrari’den ayrıldı.

FORMULA 1’DEN KOPAMADI

1978’de Brabham’a katıldı. Buradaki ilk sezonunu dördüncü tamamladı. 1979 sezonuna daha kötü başlayan Niki Lauda, sezonun Kanada ayağında kendi ifadesiyle ‘daire çizmekten sıkıldığını’ söyleyerek F1’i bıraktığını açıkladı. Niki Lauda, F1’den ayrı kaldığı 3 yılda kendi hava yolu şirketi Lauda Air’ı kurdu. Lauda yuvarlak çizmeyi özlediğini ve biraz da maddiyata ihtiyacının olduğunu fark edince 1982’de 3 milyon dolar gibi uçuk bir rakamla McLaren ile anlaştı. 1984 sezonunda bir kez bile pole pozisyonu kazanmadan Alain Prost’un yarım puan önünde üçüncü dünya şampiyonluğuna ulaştı Lauda. Böylece Formula 1’in en başarılı iki takımı Ferrari ve McLaren ile şampiyonluk yaşayan tek pilot olarak tarihe geçti. 1985’te ise ikinci kez F1’i bıraktı. Kendi hava yolu şirketi olan Lauda Air’e geri döndü. 1999’da şirket Austrian Airlines’a satıldı. Niki Lauda hiçbir zaman F1 tutkusunu bırakmadı, F1’de onu bırakmadı. Süre gelen yıllarda Ferrari, Jaguar ve Mercedes’te çalıştı. Mercedes en görkemli dönemlerini onun zamanında yaşadı.

Hayatının son yıllarında çok sayıda rahatsızlık geçiren Lauda’ya, 2018 yılında akciğer nakli yapıldı. Ancak rahatsızlıkları devam eden Lauda, nakil işleminden 8 ay sonra 20 Mayıs 2019 günü Zürih Üniversitesi Hastanesi’nde hayata gözlerini yumdu.

Geride bıraktığı bu ilham verici spor hayatı, Ron Howard’ın yönettiği Zafere Hücum filmi ile de ölümsüzleştirildi. Netflix’te de gösterimi olan film, pazar keyfi için güzel bir seçim olabilir…

Takip Et Google Haberler
Takip Et Instagram