Yönetme aracı olarak tehdit

İktidarın tehdit düzeneğinden muhalefetin üretebileceği çözüme, Ayasofya'yı 15 Temmuz'a yetiştirmekten AK Parti'nin üniversite tecrübesine...

KRONOS 02 Temmuz 2020 PODCAST

Dinçer Demirkent, Gazete Duvar: Erdoğan’ın gençlerden aldığı tepki nedeniyle bütün sosyal medyayı kapatmaya varan tehdit algısı, aslında büyük bir korkudan kaynağını alıyor. Özdeşliğe zarar veren her kurum, her mecra, her örgütlenme, her birey tehdit olarak düşünülüyor, tehdit ediliyor ve saldırıya uğruyor.

Ali Çatakçın, Ahval: Türkiye muhalefeti, eğer Türkiye’nin halkların boğazlaşma sahası haline gelmesini istemiyorsa, şayet Türkiye’de yaşayan farklı ırk, din, dil ve kültür mensubu insanların barış içinde bir arada yaşamasını istiyorsa, o zaman AKP-MHP’nin ırkçı, faşist ve sahte dinci ittifakı dışındaki bütün göçlerle, ‘eğersiz’ ve ‘amasız’ bir araya gelmek zorundadır. Diğer bütün denemeler çıkmaz sokak ve faşist sistemin bekasına hizmettir.

Baskın Oran, Agos: Bence, Ayasofya hemen cami yapılsın. Yapılsın ki, AKP-MHP iktidarı bu barutunu da harcamış olsun. Sadece Libya barutuna kalsın. Kalsın ki, emperyalizmden 1922’de Kurtuluş Savaşı’yla kurtulmuş olan Türkiye, Mülkiye’den atılan Prof. İlhan Uzgel’in geçen hafta yazdığı gibi , bir alt-emperyalist olarak tarihe kaydını yaptırsın.

Ahmet Battal, Yeni Asya: Bundan dört sene önce de Hükümet, 15 Temmuz ihanetini vesile ya da bahane ederek, biri hariç hepsini bizzat kendisinin Kanunla kurdurduğu 15 üniversiteyi “…öcülerle iltisaklı” damgasıyla ve bir KHK darbesi ile kapatmıştı. Ardından da tüm çalışanlarına ve tüm öğrencilerine “hepinizin nüfus cüzdanına re’sen sabıka kaydı koydum, temiz olduğunu ispat edeninizi adam yerine koyabilirim, haydi gayret” demişti.