İHD: Cezaevlerinde Sabri Kaya gibi yüzlerce ağır hasta mahpus var

ANKARA – İnsan Hakları Derneği (İHD) Merkezi Hapishaneler Komisyonu, cezaevinde ağır hastalığına rağmen öleceği belli olduktan sonra ancak tahliye edilen

KRONOS 22 Mayıs 2020 GÜNDEM

ANKARA – İnsan Hakları Derneği (İHD) Merkezi Hapishaneler Komisyonu, cezaevinde ağır hastalığına rağmen öleceği belli olduktan sonra ancak tahliye edilen Sabri Kaya’yla ilgili açıklama yaptı. Kaya’nın, 2013 yılında cezaevinde iken ağır kalp rahatsızlığı nedeniyle 2 defa açık kalp ameliyatı geçirdiği ve Adli Tıp Kurumunun “cezaevinde kalamaz raporu” ile infazı durdurularak cezaevinden tahliye edildiği ancak ancak; 3 ay gibi kısa bir süre sonra tekrar cezaevine konulduğu hatırlatıldı. Adalet Bakanlığınca, re’sen idari ve cezai soruşturma açılmasını sağlama ve maddi gerçekleri ortaya çıkarması talep edildi.

Açıklamada, “Bu süre içerisinde Adalet bakanlığına, Sağlık Bakanlığı’na, Cezaevi Genel Müdürlüğüne, Osmaniye Cezaevi Savcılığına, Cezaevi idaresine, Kamu denetçiliğine ve Anayasa Mahkemesine; İnsan Hakları Derneği, Ailesi ve Avukatları tarafından acil kodlu başvurular yapılmış, hasta mahpusun tam teşekküllü bir hastanede yatışının yapılarak tedavi edilmesi talep edilmiştir. Ancak; ailenin ve avukatlarının tüm çabalarına rağmen hasta mahpusun durumu ağırlaştığı halde 2 ay boyunca KOVİD-19 bahanesi ile hastaneye yatışı ilk başlarda yapılmamış, Osmaniye Devlet Hastanesi sağlık kurulu toplanmamıştır” ifadelerine yer verildi.

Anayasa Mahkemesi’nin; infaz durdurma ve hastanede tedavi edilmesine ilişkin tedbir talebini; rutin işlemlerin yapıldığı, cezaevi kapısında ambulans olduğu bu nedenle tedbir talebine gerek olmadığına karar verdiği hatırlatılan açıklamada, “Savcılık, cezaevi idaresi, hastane yetkilileri bürokrasi diliyle sadece işlemler yapılıyor denilerek hasta mahpusun gerektiği zamanda hastaneye yatışını sağlamamışlardır. Son 1 hafta içerisinde hasta mahpus Sabri Kaya, cezaevinde mide kanaması geçirmiş olup, Osmaniye Devlet hastanesine kaldırılmıştır. Osmaniye Devlet Hastanesi artık yaşamsal fonksiyonlarını kaybetmiş hasta mahpusa “cezaevinde kalamaz raporu vererek hasta mahpusun, 20.05.2020 tarihinde Adana Balcalı hastanesine sevkini yapmış, Adana Balcalı hastanesi 21.05.2020 günü yaptığı tetkik ve tahlillerde hastanın yaşama şansının olmadığını belirtmiştir. Balcalı Hastanesinin, aileye bu açıklamayı yaptığı saatlerde Osmaniye Cezaevi Savcılığınca hasta mahpusun infazının ertelenmesine ve tahliyesine karar verilmiştir. Tahliye kararından 5-6 saat sonra ise Hasta Mahpusun yaşamını yitirdiği belirtilmiştir” denildi.

“YAŞAMA ŞANSININ OLMADIĞI AÇIKLANDIKTAN SONRA TAHLİYE VERİLMESİNİN HUKUKİ VE VİCDANİ BİR YÖNÜ YOK”

Açıklamada şu ifadeler kullanıldı: “Öncelikle belirtmek isteriz ki; hasta mahpusun artık yaşama şansının olmadığının Balcalı hastanesince açıklandıktan sonra Osmaniye Savcılığınca infaz durdurma ve tahliye kararı verilmesinin hiçbir hukuki vicdani yönü bulunmamaktadır. Beklenen bu sonun oluşması bizzat devletin yetkili kurumlarının tavır ve uygulamalarından kaynaklanmıştır. Hasta Mahpusun yaşamasının mümkün olmadığının anlaşılmasından sonra tahliye kararı verilmesi, ilgili yetkili kurum ve kişileri sorumluluktan hukuken ve vicdanen kurtulmasını sağlayamaz.”

“YAŞAMINI TEK BAŞINA İDAME ETTİREMEYECEK AĞIR HASTA MAHPUSLAR VAR”

İnsan Hakları Derneği Merkezi Hapishaneler Komisyonu olarak 2020 yılında hazırladıkları güncel hasta mahpus listesine göre 604’ü ağır olmak üzere 1605 hasta mahpusun cezaevlerinde bulunduğu belirtildi. Açıklamada, “Türkiye Cezaevlerinde yaşamını tek başına idame ettiremeyecek ağır hasta mahpuslar bulunmaktadır. Salt siyasi Saikler ve devlet aklıyla konuya yaklaşım gösterilmesi kabul edilemez. Cezaevlerinde hasta mahpus sorunu Hukuki yönü bir taraftan vicdani ve insani boyutu ile değerlendirilmesi gerekmektedir. Devletin kendi gözetiminde bulunan kişileri koruma yükümlüğü/pozitif yükümlüğü bulunmaktadır. Sabri Kaya’nın yaşamını yitirmesi ile Devletin pozitif yükümlülüğü anlamında yaşam hakkını ihlal ettiği açıktır. Ki; bugün yüzlerce ağır hasta mahpus aynı durumda olup yaşam hakkı ihlalleri bu yönüyle devam etmektedir” değerlendirmesi yapıldı.

“SORUNU GÖRMEZDEN GELME AKLI SORUNU KRONİK HALE GETİRMİŞTİR”

İnfaz yasasına da değinilen açıklamada şöyle denildi: “7242 sayılı yeni infaz yasanın hazırlanması sürecinde eşitlik ilkesine aykırı olarak belirlediğimiz birçok konuda yaptığımız itirazlarla beraber hasta mahpus sorununun aciliyetini ve yaşam hakkı çerçevesinde dile getirmemize rağmen siyasi iktidar bu konuda hiçbir adım atmamıştır. Sorunu görmezden gelme aklı maalesef sorunu kronik hale getirmiştir. İnsancıl evrensel insan hakları hukukunun temel değerleri ve uluslararası insan hakları mevzuatı, Türkiye’deki tüm toplumsal sorunların çözümünün temel rehberi olduğu gibi aynı zamanda ayrımcı infaz yasasının ve özelde hasta mahpus sorununu da çözecek temel rehber ve yoldur. Bu rehber ve irade ile Hasta mahpusların sorunun gündeme alınarak tam teşekküllü hastanelerde tedavilerinin yapılması, ağır hasta mahpusların infazlarının ertelenerek derhal tahliyelerinin sağlanması gerekmektedir.”