Çözüm süreci neden bitti? HDP’li vekillerin 4 Kasım’da tutuklanması ‘siyasi darbe’ miydi?

Demirtaş başta olmak üzere, 4 Kasım 2016 tarihinde tutuklanan HDP'li siyasetçiler, "siyasi darbe' devam ediyor ama faşizme boyun eğmedik" mesajı verdi. Peki 'siyasi darbe' olarak nitelendirilen süreçte neler yaşandı, çözüm süreci nasıl bitti?

KRONOS 04 Kasım 2020 GÜNDEM

4 Kasım 2016’da tutuklanan HDP eski Eş Genel Başkanları Figen Yüksekdağ ile Selahattin Demirtaş, milletvekilleri Çağlar Demirel, İdris Baluken, Gültan Kışanak, Sebahat Tuncel ve Abdullah Zeydan’ın cezaevinde 4 Kasım’ın yıl dönümüne ilişkin kaleme aldıkları mesajları paylaştı. Halkların Demokratik Partisi (HDP) Basın Bürosu tarafından paylaşılan mesajlarda tutuklu siyasetçiler, “‘4 Kasım 2016 Siyasi Darbesi’ devam ediyor ama faşizme boyun eğmedik” mesajı verdi. Peki 4 Kasım 2016’da ne oldu? ‘HDP’li seçilmişlere siyasi darbe’ olarak nitelendirilen bu süreçte neler yaşandı Dolmabahçe Mutabakatı ve çözüm süreci nasıl bitti, HDP milletvekilleri 4 Kasım 2016’da neden tutuklandı?

1 Mayıs Diyarbakır kutlamasından.

Kürtler ve HDP, 4 Kasım 2016’da seçilmiş milletvekillerinin tutuklanmasını “siyasi darbe” olarak tanımlıyor. HDP’ye ve seçmenlerine göre, 6 milyondan fazla oyu bulunan Kürt siyaseti üzerindeki baskılar hiç dinmedi. 2 Mart 1994’de DEP’li vekillerin tutuklanması ve 14 Nisan 2009’da “KCK yapılanması” adı altında başlatılan operasyonlardan sonra Kürt siyasetine yönelik üçüncü siyasi darbe olarak görülüyor. 4 Kasım tutuklamaları, Ekim 2014’de toplanan Milli Güvenlik Kurulu’nda (MGK) alınan “Çöktürme Planı” kapsamında değerlendiriliyor.

DOLMABAHÇE MUTABAKATI ARDINDAN ‘440 VEKİL’ ÇÖZÜMÜ

Kürt sorununun çözümü için önemli bir adım olan 28 Şubat 2015 tarihinde İmralı ile hükümet heyetinin ortak açıkladığı Dolmabahçe Mutabakatı’nın ardından Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, 7 Haziran 2015 seçimlerinden önce 7 Mart’ta Antep mitinginde, “Kardeşlerim, 400 milletvekilini verin ve bu iş huzur içinde çözülsün” dedi.


Bu haber de ilginizi çekebilir: 

d Davutoğlu ekibi ‘Defterleri’ açtı: Oturma planını bile Erdoğan çizdi

d ‘Dolmabahçe Mutabakatı’ nedir? AK Parti ile HDP arasındaki mutabakatın maddeleri nelerdi?

 

Ancak Dolmabahçe Mutabakatı, 7 Haziran 2015 Genel Seçimleri’nde ise Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) yüzde 13 bandına ulaşması ve AKP’nin tek başına iktidardan düşmesi ardından Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan tarafından reddedildi.

SURUÇ KATLİAMI VE CEYLANPINAR’DA POLİSLERİN ÖLDÜRÜLMESİ

Erdoğan’ın 17 Temmuz 2015 tarihinde “Dolmabahçe Mutabakatı’nı tanımadığını” söylemesinin ardından 20 Temmuz 2015’te IŞİD’in, Urfa’nın Suruç ilçesindeki Amara Kültür Merkezi’ndeki gençlere dönük canlı bomba saldırısından iki gün sonra, 22 Temmuz’da Urfa’nın Ceylanpınar ilçesinde iki polis öldürüldü ve devlet yetkilileri bu olayın “çözüm sürecini bitirdiğini” bildirdi.

HDP, parti tüzüğü gereği eşbaşkanlık ile yönetiliyor.

28 Temmuz 2015 tarihinde ise Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Esenboğa Havalimanı’nda şu açıklamayı yaptı: “Dokunulmazlık zırhından bunları sıyırmak suretiyle, terör örgütünün kendi arkasında görünler ‘Biz sırtımızı şuraya buraya dayıyoruz’ diyenler, bu ifadelerin bedelini ödemelidir… Parlamento gerekli değerlendirmeyi yapmalı, dokunulmazlık zırhından sıyrılmalı.”

MUTABAKAT TANINMADI, ÇÖZÜM SÜRECİ “BUZDOLABINA KALDIRILDI”

Türkiye’de tekrardan çatışma ve savaş politikalarına dönüldü. Yaklaşık üç yıl süren ve barış ortamının sağlandığı çözüm süreci, Erdoğan’ın 11 Ağustos 2015 tarihinde dönemin Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet Özel’e Devlet Şeref Madalyası töreninde yaptığı, “Bunlar çözüm sürecini filan anlamadılar, anlamak istemediler. Öyleyse, şu anda bu buzdolabındadır” sözleriyle bitti.


Bu haber de ilginizi çekebilir: 

d 10 Ekim Katliamı’nın 5. yılı: Kamu görevlileri neden yargılanmadı?

d 10 Ekim katliamını 8 gün önceden bilen emniyet göz yummuş

d 10 Ekim Katliamı avukatlarından Davutoğlu’na: Bildiklerini anlat

Bu konuşmadan yalnızca birkaç gün sonra Kürtlerin yaşadıkları kentlere askerî operasyonlar düzenlendi ve 16 Ağustos 2015 tarihinde sokağa çıkma yasakları başlatıldı. Hızla ilerleyen çatışmalı süreçte, IŞİD’in gerçekleştirildiği Suruç Katliamı, 10 Ekim günü katliamıyla devam etti.

Dönemin başbakanı Ahmet Davutoğlu ile HDP Eş Genel Başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ.

DAVUTOĞLU’NDAN KÜRTLERE BEYAZ TOROS’LA TEHDİDİ

20 Ekim 2015 günü, CNN Türk’te Ahmet Hakan’ın Tarafsız Bölge programındaki konuşmasından dolayı gözaltına alunan Diyarbakır Baro Başkanı Elçi ifadesinin ardından adli kontrol şartıyla serbest bırakılırken, aynı gün dönemin Başbakanı Ahmet Davutoğlu, katıldığı Van Mitingi’ndeki konuşmasını yapıyordu.


Bu haber de ilginizi çekebilir: 

d Çözüm süreci neden bitti? HDP’li vekillerin 4 Kasım’da tutuklanması ‘siyasi darbe’ miydi?

d Önder: Efkan Ala ‘Kobani beni aşar’ dedi, Davutoğlu huzurunda görüştük

 

Davutoğlu, sokağa çıkma yasaklarıyla savaş koşullarına itilen Kürt halkını, 90’lı yıllarda JİTEM’in işlediği faili meçhul cinayetleri hatırlatırcasına, “AK Parti iktidardan indirilirse buralarda terör çeteleri dolaşacak, beyaz Toroslar dolaşacak” diyerek tehdit etti.

1 KASIM SEÇİMLERİ VE SOKAĞA ÇIKMA YASAKLARI

1 Kasım 2015 tarihinde ülkenin yeniden seçime gitmesiyle çatışmalı süreç yeniden başlatıldı. İnsan Hakları Derneği (İHD) ve Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) verilerine göre, 15 Ağustos 2015 ile 26 Haziran 2016 tarihleri arasında uygulanan yasaklar boyunca bin 425 insan hayatını kaybetti, 2 bin 583 insan yaralandı.

İşkence ve kötü muamele iddiasıyla TİHV’e 807 kişi başvuruda bulundu; İHD’nin tespit ettiği işkence ve kötü muamele vakası ise 6 bin 167’yi buldu.

İki milyondan fazla insanın en temel yaşam ve sağlık haklarının ihlâl edildiği yasaklarda, öğretmenlerin görev yerlerinden uzaklaştırılmasıyla eğitim hayatına da ara verildi, boşaltılan okullar karargâha çevrildi.


Bu haber de ilginizi çekebilir: 

d HDP ilk değil: Belediyelere kayyım atanması ne zaman, nasıl başladı?

d 108 HDP’li yargılanıyor: Kobani olayları nedir? Kobani’de ne olmuştu?

 

15 Temmuz’un arından 20 Temmuz 2016 tarihinde ilan edilen Olağanüstü Hal (OHAL), Türkiye’de yasaların bir kenara bırakıldığı dönemin başlangıcı oldu. Çıkarılan Kanun Hükümünde Kararnameler (KHK) ile binlerce insan ihraç edildi, cezaevine gönderildi, sürgüne çıkmak zorunda kaldı.

Bu sürede MHP, Erdoğan ve ekibine tam destek verirken, yeni iktidar politikaları AKP-MHP-Ergenekon ekseninde gerçekleşti.

DOKUNULMAZLIKLARIN KALDRIRILMASI: 55 VEKİL HAKKINDA 511 FEZLEKE

12 Nisan 2016’da ise Meclis’e sunulan “Dokunulmazlıkların kaldırılması” teklifi, “Anayasa’ya aykırı ama evet” açıklaması yapan CHP’nin de desteğiyle geçti. Anayasa değişikliği, 20 Mayıs 2016 tarihinde 376 oyla kabul edildi.

Anayasa değişikliğinin Meclis’ten geçmesiyle HDP’li 55 milletvekili hakkında 511 fezleke hazırlandı. HDP’liler değişikliğin yürürlüğe girmesinin ardından “ifadeye gitmeme” kararı aldı ancak zorla ifadeye götürüldü. İfade veren siyasetçiler, “Sizden hiçbir talebim ve beklentim yoktur. Siyasi faaliyetlerim nedeniyle ancak beni seçen halkım sorgulayabilir” şeklinde ortak savunma yaptı.

4 KASIM:’SİYASİ DARBE’

HDP’li milletvekilleri 2 Kasım 2016 gecesi yapılan ev baskınlarının ardından Diyarbakır’a götürülerek 4 Kasım 2016 tarihinde tutuklandılar. Kürt siyaseti, seçilmişlere olan ‘darbe’nin 2016 Eylül ayında Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) belediyelerine kayyımların atanması ve tüm belediye eşbaşkanların görevden alınmasıyla başladığını söylüyordu.

4 Kasım 2016 tarihinde gece saat 01.30’da HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, sosyal medya hesabından, “Diyarbakır’da evimde zorla gözaltına alınma kararı ile emniyet yetkilileri kapımdalar” mesajını yayımladı.


Bu haber de ilginizi çekebilir: 

d Demirtaş: Kobani soruşturması yargı tarihinin en büyük siyasi kumpası

d AKP iktidarı, ‘ulusal güvenlik’ gerekçesiyle istediği şirkete el koyabilecek

 

HDP Eş Genel Başkanları Figen Yüksekdağ ve Selahattin Demirtaş, Grup Başkanvekili İdris Baluken, milletvekilleri Selma Irmak, Leyla Birlik, Gülser Yıldırım, Abdullah Zeydan, Ferhat Encü, Nihat Akdoğan ve Nursel Aydoğan 4 Kasım gecesi tutuklandı. Ardından gelen süreçte 15 HDP milletvekili daha tutuklandı. Bu süreçte 30’dan fazla milletvekili, bir kısmı birden fazla olmak üzere toplam 67 kez gözaltına alındı. Milletvekillerinin büyük bir bölümü duruşmalara “güvenlik” gerekçesiyle getirilmedi.

AİHM’İN DEMİRTAŞ KARARINA ‘İÇ MÜDAHALE’

HDP’li vekiller için Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) yapılan başvurulara dair ilk karar 20 Kasım 2018 tarihinde çıktı. Selahattin Demirtaş’ın siyasi nedenlerle tutuklandığına karar veren AİHM, Demirtaş’ın derhal serbest kalması yönünde karar verdi. Ancak Demirtaş’ın aldığı 4 yıl 8 ay hapis cezası İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi tarafından onaylandı ve Demirtaş hükümlü konuma getirildi.

HDP, 7 Haziran 2015 seçimlerinde yüzde 10 barajını geçerek Meclis’e girdi.

Demirtaş’ın başvurusunun görüleceği AİHM Büyük Daire sürecinde ise ana davadan yargılandığı Ankara 19. Ağır Ceza Mahkemesi, Demirtaş ve avukatlarının dahi gelmediği duruşmada tutuksuz yargılama kararı verildi. Demirtaş şu an ana davasından tutuksuz yargılanırken ve hükümlülüğü sona ererken, Yüksekdağ’ın hakkında ise iki tutuklama ve toplamda 7 yıl 6 ay 15 gün hapis cezası bulunuyor.

6 YIL SONRA GELEN KOBANİ SORUŞTURMASINDA 25 TUTUKLAMA

Halkların Demokratik Partisi (HDP) mensubu 82 siyasetçi hakkında 6-8 Ekim 2014 yılındaki Kobani olayları gerekçe gösterilerek 25 Eylül 2020’de gözaltı kararı verildi.


Bu haberler de ilginizi çekebilir: 

d CHP: Bu sabah yapılan gözaltılar Saray’a düğün hediyesidir

d ‘Saray’a düğün hediyesi’: Kobani 6 yıl sonra mı aklınıza geldi

 

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü soruşturma kapsamında, 20 Eylül 2019 tarihinde eski HDP Eş Genel Başkanları Figen Yüksekdağ ve Selahattin Demirtaş, 2 Ekim 2020’de ise HDP’li Kars Belediye Eşbaşkanı Ayhan Bilgen, 12 Ekim’de eski DBP Eş Genel Başkanı Sebahat Tuncel ve eski HDP milletvekili Aysel Tuğluk, 17 Ekim’de DBP’li eski Diyarbakır Belediyesi Eşbaşkanı Gültan Kışanak olmak üzere 25 siyasetçi tutuklandı.

Takip Et Google Haberler
Takip Et Instagram