HDP Milletvekili Erol Katırcoğlu: İktidar blokunda kırılma var

KronosTV YouTube yayınına katılan TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu Üyesi, HDP Milletvekili Prof. Dr. Erol Katırcıoğlu, iktidar bloku içerisinde bir kırılma olduğunu, 2023 seçimlerine olağanüstü hal koşullarında gidilebileceğini söyledi.

MEHMET ŞAHİN 30 Ekim 2021 SÖYLEŞİ

Prof.Dr. Erol Katırcıoğlu

 

Plan ve Bütçe Komisyonu görüşmelerinden Sayıştay’a, Cumhuriyet Bayramı kutlamalarında bazı medya mensuplarının maruz kaldığı ayrımcılıktan tezkere konusunda güncel konuları KronosTV YouTube yayınında değerlendiren Türkiye Büyük Millet Meclisi Plan ve Bütçe Komisyonu Üyesi, Halkların Demokratik Partisi İstanbul Milletvekili, Prof. Dr. Erol Katırcıoğlu, komisyon çalışmalarının canlı yayınlanmasını istediklerini ama özellikle Adalet ve Kalkınma Partisi milletvekillerince bunun istenmediğini belirtti. Katırcıoğlu, kendi imkanlarıyla bu görüşmeleri halka aktarmaya çalıştıklarını anlattı:

“Katılımcılık esas itibarıyla yok denecek kadar az ama sadece Plan ve Bütçe Komisyonu çalışmalarında değil, bence genel olarak Meclis’in çalışmalarında böyle. Tabii komisyonlar özellikle katılımın imkanlı olduğu toplantılar. Bir kanun geliyor diyelim, o kanunun tarafları oluyor doğal olarak. Şehircilikle ilgiliyse uzmanların katıldığı veya o konudaki sivil toplum kuruluşlarının katıldığı bir çerçeve olması gerekiyor fakat bunu yapmıyorlar. Hiç yapmadıklarını söylemek yanlış olur belki ama bunu minimum seviyede tutuyorlar. Biz özellikle bu bütçe görüşmelerinde geçen yıllarda da aynı taleplerde bulunduk. Biz dedik ki, bu bütçe görüşmeleri sonuç olarak halktan toplanan vergilerin nasıl harcanacağıyla ilgili olarak hükümetin tercihlerinin beyan edildiği ortamlar. Dolayısıyla da bu toplantıların canlı yayınlanmasında büyük yarar var, buna izin vermediler. Biz de kendi konuşmalarımızı kendi teknolojik imkanlarımızla, yani telefonla alarak yayın yapmaya çalışıyoruz. Esasında savunduğumuz ilkeleri, değerleri ve talepleri toplumla buluşmasını sağlayabilmeye yönelik olarak kişisel ve partisel bir davranış olarak çaba içinde oluyoruz. Bütçe, bir yıl boyunca kamunun harcamalarının büyük ölçüde belirleneceği, vergilerin büyük ölçüde belirleneceği ve hangi miktar kaynağın hangi alana aktarılacağıyla ilgili olarak önemli tartışmaları içeriyor. Dolayısıyla katılımcı olması veya şeffaf olması bizim tercihimiz olurdu ama maalesef bunu sağlayamadık.

“KORİDORLARDA ‘HOCAM HAKLISIN’ DESELER BİLE İÇERİ GİRDİKLERİNDE BUNUN AKSİNE OY KULLANIYORLAR”

Doksanlı yıllardaki deneyimiyle bugünü kıyaslayan Prof. Katırcıoğlu, parlamentonun kıymetinin çok düşük olduğuna dikkat çekti:

“Ben üç yıldır Parlamento’dayım fakat benim daha önce doksanlı yıllarda Erdal İnönü-Demirel hükümetinde ekonomi danışmanlığı yapmışlığım var. Dolayısıyla o dönemde plan, bütçe komisyonu toplantılarının nasıl cereyan ettiğini, oradaki düzeyi de bilen bir insan olarak, karşılaştırma yaparak söylüyorum: Şu anda gerçekten hem düzey düşük hem de ortak bir iş yapıyor hissi vermiyor oradaki varlığımız. Bir ortak akıl üretmeye çalışıyoruz. Bir konu var, farklı partiler farklı yaklaşımlar sergileyecektir muhtemelen ama en azından konuşabilmek, bir diyalog içinde olmak, birbirini anlamaya çalışmak ve sonunda da ortak bir aklın ürünü bir şey üretmek, yapılması gereken bu ama maalesef böyle bir şey yok. Hatta şunu söyleyebilirim ki, parlamentonun görece olarak şu anki kıymetiharbiyesi çok çok düşük. Tamamen iktidarın manipülasyonuna çok açık olan bir zeminden söz ediyoruz. Her konuyu el kaldırarak geçiriyorlar. Koridorlarda hocam haklısın, sen doğru söyledin deseler bile içeri girdiklerinde bunun aksine oy kullanıyorlar ve açıkça da söylüyor bunu bazıları, biz başka türlü davranamayız diyorlar. Özellikle Adalet ve Kalkınma Partisi milletvekillerinden çok duyduğum bir şeydir bu. Türkiye’de demokrasi zaten sıkıntılı bir durumdaydı benim gördüğüm kadarıyla çok daha sıkıntılı bir hale gelmiş vaziyetteyiz.”

“KANUNLA BAĞIMSIZ, ÖZERK OLAN KURUMLARI, DENETÇİ KURULLARI BAKANLIKLARA BAĞLAYARAK MERKEZİLEŞTİRDİLER”

“Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi denilen sistemin ne olduğuyla ilgili yeterince tartışılmadığını” dile getiren HDP Milletvekili Katırcıoğlu, özerkliğini yitiren kurum ve kurulların inandırıcılıklarını da yitirdiğini söyledi:

“Parlamenter sistemde devlet sonuç olarak bütün vatandaşlarına belli ölçüde, yapabildiği ölçüde eşit mesafede davranırdı. Dolayısıyla devletin herhangi bir konunun içine girmiş olması bir anlamda tarafsızlığı ima ederdi. Fakat şimdi böyle bir şey kalmadı. Bugün devlet dediğimiz şeye doğrudan hükümet demek lazım gelir. Plan ve Bütçe Komisyonunda yaptığım görüşmede de bunun altını çizme ihtiyacı hissettim. Mesela bugün TRT bir devlet kurumu mudur yoksa hükümet kuruluşu mudur? Bence hükümet kuruluşudur, çünkü hiçbir muhalif sese yer vermiyorlar. Kanunlarında bağımsız, özerk olduğu söylenen kurumların, denetçi kurulların hemen hemen tümünü bakanlıklara bağlayarak merkezileştirmiş oldular. Merkez Bankası’nın hikayesi de bu aslında. Siz bugünün dünyasının iktisadi anlayışlarına karşı olabilirsiniz ama çalışan mekanizmalarını tümüyle değiştirme şansınız pek fazla yok. Siz böyle bir durumdayken Merkez Bankası’yla bu kadar oynamanız, onu tümüyle denetim altına almanız, ona ne olduğu belli olmayan bir fikri, yani enflasyon faiz arasındaki ilişkiyi empoze etmeniz ve sonuçta Merkez bankası başkanının sizin askeriniz gibi davranmış olması tabii ki yabancı yatırımcılar açısından bakıldığında kabul edilebilir bir durum değildir. Büyük ölçüde son günlerdeki sermaye çıkışının sebebi de budur aslında, doların 9.60’lara gelmesinin de sebebi budur. Merkez Bankası’nın bugünün dünyasında, bugünün ekonomik çerçevesinde özerkliğini koruyarak davranması gerekirdi, bunu yapmadı. Yapmadığı için de yaptığı işlere kimsenin inandığı yok. Benzer bir şey Türkiye İstatistik Kurumu için de geçerli. TÜİK enflasyon oranı açıklıyor, hiç kimse buna inanmıyor. Böyle bir devlet yönetimi, böyle bir iktidar olamaz gibi geliyor bana ama maalesef Türkiye’de çıplak güç elinde olduğu için, yani çoğunluğu parlamentoda sağladığı için ve de kendisi seçilmiş, tırnak içinde söylüyorum, nasıl seçildiğiyle ilgili olarak epey şaibelerin olduğunu da biliyoruz ama, sonuçta bir biçimde meşru kabul edilen bir güç var ve bu güç istediğini yapıyor Türkiye’de.”

“SAYIŞTAY ÜYELERİ İÇİN ‘MÜLAKATA HAYIR’ DEDİLER”

Sayıştay’ın durumuyla ilgili ‘Ele geçirilmiş’ ifadesini kullanan TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu Üyesi Katırcıoğlu, üyelerin belirlenmesi sürecinde yaşananları anlattı:

“Ele geçirilmiş demek daha doğru olur. Çünkü Sayıştay üyeliklerinin seçimiyle ilgili Plan ve Bütçe Komisyonu’nun görevi var. Son seçimde ilginç geldi bana. Gerçekten hükümetin nasıl bir siyaset izlediğini açığa çıkaran bir şeydi. On bir müracaat vardı, biz dedik ki bu insanların CV’leri elimizde, haklarında ufak da olsa bilgimiz var ama biz bu insanları yakından da tanımak istiyoruz, kanun da bize müsaade ediyor, mülakat yapma şansına sahibiz. Fakat her konuda mülakatı öne çıkaran Adalet ve Kalkınma Partisi’nin yetkilileri bu konuda mülakata hayır dedi. Biz bu insanları tanımadık ve sonuçta ben oturdum tek tek baktım CV’lerine. Bu on bir arkadaştan yanılmıyorsam yedisi imam hatip mezunuydu, imam hatip mezunu da olunabilir, bir ayrımcılık olsun diye söylemiyorum bunu ama böyle bir kuruma yedi insanı imam hatipten getiriyorsunuz, birini Zeytinburnu Belediye Başkan Yardımcısı olarak oradan getiriyorsunuz ve biri Devlet Bahçeli’ye çok yakın bir hanım, oradan getiriyorsunuz. Şimdi Sayıştay bir devlet kuruluşu mu yoksa bir hükümet kuruluşu mu? Bence hükümet kuruluşu haline geldi. Sayıştay’ın herhangi bir kurumla ilgili soru sorması bile o kurumda çalışanlar için prestij kaybıydı bir bakıma. Şimdi ne oluyor? Bu giderek zayıfladı, ortaya konulan birtakım bulguların ciddiyetleri veya kapsamlarının çok dar olduğunu görüyoruz. Dolayısıyla Sayıştay bugün itibarıyla bence diğer kurumlar gibi sadece ve sadece hükümetin kontrolünde giden bir kurum haline gelmiş vaziyette. Maalesef Türkiye’de devleti denetlemesi gereken bir kurum olarak da işlevini yitirmiş veya yitirmekte olduğunu söyleyebilirim ben…

“EKONOMİNİN SORUNLARI HUKUKA UYMAMASINDAN KAYNAKLANIYOR”

Yaşanan ekonomik sıkıntının temelinde ekonomik koşullardan çok siyasetin yattığını savunan İstanbul Milletvekili Erol Katırcıoğlu, “Türk ekonomisin ithalata bağımlılığını azaltıcı işler” yapılması gereğine işaret etti:

“Bizim gibi ülkeler için genelleştirdiğimiz bir düşüncedir bu, Türkiye’de ekonominin sıkıntıları var ama ekonominin sorunları büyük ölçüde ekonomiden kaynaklanmıyor. Aksine siyasetin ekonomiyle ilişkisinden kaynaklanıyor. Merkez Bankası’nın bağımsız olması gerekiyor, bütün dünya böyle söylüyor ve bütün dünya Merkez Bankası atamalarında titiz davranıyor. Siz bunun tam aksi davranır, iki ayda MB başkanını değiştirirseniz, zaten sizin ekonomiyle ilgili olarak yabancı sermaye ihtiyacınız var mekanizmanın işlemesi için, o zaman siz yabancı sermayeye gelmeyin diyorsunuz bir bakıma. Zaten enflasyon yüzde 19-20 civarında, 200 baz puan düşürdü faizi. Negatif bir getiri oranı ortaya çıktı. Şimdi niye yabancı sermeye gelsin Allah aşkına? Ekonominin en temel sorunlarından biri hem finansal istikrarsızlığı üretmesi bakımından hem fiyat istikrarsızlığını üretmesi bakımından önemli olan şey ekonominin yapısal olarak dış ticarete, ithalata bağımlı olmasıdır. İthalata bağımlı olmak esasında hem bir yandan fiyatların enflasyonist bir ortama girmesine sebep oluyor diğer yandan da doları kurunun Türk lirası karşısındaki değerini zıplatan ve değiştiren bir etki üretiyor. 20 yıldır iktidarda olan bir hükümetten söz ediyoruz. Hükümet gerçekten Türkiye’nin ekonomik gerçeklerini anlamış olsaydı, ilk yapması gereken şeylerden biri, bu Türk ekonomisin ithalata bağımlılığını azaltıcı işlerdi. Fakat böyle yapmadılar ve sürekli bir cari açık sorunu yaşadık. Cari açık sorunu borç meselesini gündeme getirdi, CDS primlerinin yüksek olmasına sebep oldu dolayısıyla kredi faizlerimiz yükseldi. Bütün bunlar siyasetten kaynaklandı, ekonomiden değil bence. Ekonominin kendisinden kaynaklı kısmı, yapısal olanı. Tarihsel olarak getirdiğimiz çarpık bir yapı vardı, bunun düzeltilmesi gerekiyordu. Zincir marketlerle ilgili kararı kim verdi Rekabet Kurumu. Bakın kanuna bağımsız bir kurumdur, hatta öyle bir bağımsızdır ki, kaynağını bile kendisi temin eder. Devletle bir bağlantısı olmaması lazım ama öyle değil. Şimdi bakıyorum Ticaret Bakanının arkasında oturuyor Rekabet Kurumu başkanı, çünkü onun denetimine tâbi hale getirilmiş vaziyette. Dolayısıyla çok açık söyleyeyim, evet ekonominin sorunları var ama ekonomiden daha fazla sorun yaratan siyasettir. Türkiye’deki siyasetin gerçek anlamda hukuka, kurallara uyan bir biçimde oluşmamış olmasının bir sonucudur. Bu daha fazla gidebilecek gibi değil. İktidardaki bakanların ve arkalarındaki bürokratların zaman zaman bizim eleştirilerimize cevaben başlarını salladıklarını görüyorum ilginç bir şekilde. Yani onlar da farkında, ne yazık ki ülkeyi yöneten bir Saray rejimi’ var ortada bakanlıklar bile saraydan yönetiliyor. Bakanlıklar ve bakanlık bürokratlarının çok bir kıymeti kalmadı son zamanlarda.”

“HDP OLARAK BİZ DUYGUSU ÜRETEBİLMEK İSTİYORUZ”

Cumhuriyet Bayramı törenleri sırasında bazı medya medya mensuplarının Anıtkabir’e kabul edilmemesi ve Siirt’te bir yurttaşın İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’le konuşmasından sonra gözaltına alınmasıyla ilgili de konuşan Prof. Katırcıoğlu, ‘Biz’ duygusunu üretmenin gerekliliğine dikkat çekti:

“Bu şu anda Türkiye’de etkin olan devlet aklının bir tür rövanşist bir çerçevede yürüdüğünü bana söylüyor. Siz Cumhuriyet gazetesini oraya almadığınızda ne yapmış oluyorsunuz ki? Böyle bir mantıkla 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı kutlanabilir mi? Ülkenin şu veya bu şekilde muhalif kanallarının bu törenlere katılmamasını düşünen akıl aslında bu ülkeyi yönetme hakkı olmayan bir akıldır. Bunu kabul etmemiz mümkün değildir. Maalesef Türkiye öyle bir yere geldi ki, Sayın Meral Akşener Siirt’te bir esnafla yaptığı konuşmada, esnafın burası Kürdistan demesi sonucunda adamcağızı sabah yaka paça gözaltına almışlar. Bu adam küfretmemiş, taş atmamış, kendi mahallesine gelen muhalefet liderine bir şey söylemiş. Bunu söylemeyecek mi, demokrasi bu kadar yok mu Türkiye’de? Maalesef bunlar olabiliyor Türkiye’de. Bunların olabilmesi, Türkiye’de şu andaki devlet aklının maalesef bir ayrımcı bir devlet aklı olduğunu söylüyor bana. Sayın Akşener’in o kişiyle yaptığı konuşmada söylediği, ‘Türk, Kürt, Sünni, Alevi hiçbir ayrım yoktur Türkiye’nin.’. Halbuki gerçek bunun tam tersidir, Türkiye’ye bakan bir siyasetçinin Türk Kürt ayrımını, Alevi Sünni ayrımını, başka ayrımları da görmesi lazım. Yokmuş gibi davranarak ayrımcılık devam ediyor. Dolayısıyla bir muhalefet lideri olarak Meral Akşener’in böyle bir amacı olabilir, benim de arzum bu ama, bir siyasetçi olarak bunun böyle olmadığını görmek zorundayım ve bunun böyle olması için bir şey yapmalıyım. Yokmuş gibi davranmak aslında yok olmasını talep edenlerin yanında yer almaktır bence. Kim bu? Bence ‘Saray rejimi’dir, Sayın Erdoğan’dır. İşte ‘Kürt sorunu yoktur.’ dedi çıktı işin içinden. Efendim ben işte 2015’teki yerimde duruyorum. Kardeşim tamam da o zaman Kürt sorunu vardır diyordun. Şimdi bize de söyle biz de anlayalım nasıl çözdün. Bir HDP milletvekili olarak rahatlıkla söyleyebilirim bunu rahatlıkla, biz de Türkiye’de ortak bir kimliğimiz olsun istiyoruz, biz duygusu üretebilmek istiyoruz. Fakat bu biz duygusu bütün o farklılıkları inkar ederek üretilebilecek bir şey değildir. Aksine farklılıkları kabul ederek yapılabilecek bir şeydir biz duygusu üretebilmek. Ayrımcılık, terör gibi bir şeylerle bizi suçluyorlar bir bakıma fakat, bizatihi kendilerinin yaptığı şey ayrımcılık. Bunu dilimiz döndüğünce anlatmaya çalışıyoruz. Ben Kürt değilim, Karadenizli bir vatandaşım ama görebildiğim kadarıyla başta Kürtler olmak üzere bu ülkede kimliğinden ötürü sıkıntı çeken kendini eşit olarak göremeyen, ötekileştirilmiş insanlar var ve bu insanların haklarına olan tecavüzün önlenmesi gerektiğini düşünüyorum. Tabii ki o Cemil Bey’in onurunu korumamız lazım, o bir Kürt, Kürtçe konuşuyor, gerçeği bu. Adamın şimdi oturup da ‘Ben Türküm’ dememesi lazım Türk değil, dolayısıyla bu ülkenin bir vatandaşıyım duygusunu üretebilmemiz lazım. Ben Cemil Bey’in böyle bir duygusu, düşüncesi olduğunu fark ediyorum konuşmalarından. Talihsiz bir tartışmaydı ama iyi oldu belki de…”

“İKTİDAR İÇİNDE BİR KIRILMA OLDUĞUNUN İŞARETLERİ ÇOK”

Hükûmete Suriye ve Irak topraklarında askeri operasyon yetkisi veren tezkerenin uzatılmasına dair daha önce geçen bir torba yasayı hatırlatan Katırcıoğlu, 2023’te seçime olağanüstü koşullarda gidilebileceğini söyledi:

“Sadece tezkere değil, ilginç bir şekilde bir torba yasa Meclis’ten geçti. Bu torba yasanın içinde üç madde vardı, Olağanüstü Hal Yasasıyla getirilmiş üç maddeydi ve bu üç maddenin üç yıl boyunca uzatılması talebiyle getirildi, böylece geçti. Biz de itirazlarımızı yaparken, 2023’te seçim olacağına göre, siz niye daha sonraki hükümetin elini kolunu bağlayacak bir kararı burada şimdi OHAL gibi bir mesele yapıyorsunuz diye… Cevap vermediler doğru dürüst ama, ortaya böyle bir sonuç çıkmıştı. Bu zamana kadar hep bir yıl olarak çıkarılan tezkere bu defa iki sene olarak çıkarıldı. Bu seçimlerin nasıl gideceğine büyük ölçüde bağlı olarak bir Türkiye tablosuyla karşı karşıya olduğumuzu düşündürüyor bana bu. Yani iktidardan düşme ihtimali karşısında iktidarın nasıl reaksiyon göstereceğini henüz bilmiyoruz. Sadece Sayın Cumhurbaşkanı’nın geçenlerde söylediği bir cümle bu bakımdan çok ilginçti. Muhalefete seslenen ve bir anlamda muhalefeti zapturapt altına almaya çalışan bir bakış açısıyla söylenmiş bir cümleydi. Bundan dolayı ben seçimlerin her zamanki gibi özgür bir ortamda yapılabileceğine dair kanaatlerimi doğrusu saklı tutmaya çalışıyorum ama bunun bir ihtimal olarak başka koşullarda, olağanüstü hal koşullarında da seçime gitme ihtimalimizin yaban atılamaması gerektiğini düşünüyorum. Fakat, Türkiye enteresan bir ülke. Son zamanlarda birtakım videolar yayınlanmaya başladı, cinsel içerikli videolar ama yetkili, etkili siyasetçilerin içinde olduğu kasetler çıkıyor. Bu ihtimaller mümkün. Demek istediğim şu; iktidar bloku içerisinde bir kırılma olduğunu düşünüyorum ben. Bu kırılmanın nereye kadar gideceğini bilmiyorum ama bir kırılma olduğunun işaretleri çok.”

Takip Et Google Haberler
Takip Et Instagram