Harry Potter ve Drakula’ya komşu Newcastle’da bir şehir turu

Şehri ikiye ayıran boğazıyla, köprüleriyle, tarihi yapılarıyla, kozmopolit nüfusuyla, çok kültürlülüğüyle tam bir küçük İstanbul. Tam adı ‘Newcastle upon Tyne’ olsa da herkes Newcastle olarak biliyor. Peki, bir zamanlar Newcastle United forması giyen Emre Belözoğlu’nun da yaşadığı şehri merak ediyor musunuz?

NECATİ KOLA 03 Ocak 2021 YAŞAM

Köprüler şehri Newcastle, Tyne Nehri ve solda devasa konser salonu Sage.   FOTOĞRAFLAR: NECATİ KOLA

Futbolseverler, bu şehrin ismine Newcastle United’dan dolayı aşina. Efsane İngiliz futbolcu Alan Shearar, 1996’dan 2006’ya kadar 10 yıl bu takımın formasını giymişti. Milli futbolcu Emre Belözoğlu, bu şehrin sembolü olan siyah-beyaz çubuklu formayı 2005-2008 arasında 3 yıl sırtına geçirmişti. Emre ile Shearer, bir yıl birlikte oynamıştı. Emre’nin ismi halen St. James Park Stadyumu’nun önündeki hatıra duvarında.

2009’da hayata gözlerini yuman İngilizlerin efsane teknik adamı Sir Bobby Robson da kariyerinin son 5 yılında Newcastle United’ı çalıştırmıştı. İngiltere’nin Türkiye’yi 8-0 ve 5-0 yendiği dönemlerde İngiliz Milli Takımı’nı o çalıştırıyordu. St. James Park Stadyumu’nun önünde onun dev heykeli yer alıyor.

2009’da hayatını kaybeden efsane futbol adamı Sir Bobby Robson heykeli ve St. James Park Stadyumu.

St. James Park’ın önündeki hatıra duvarında Emre Belözoğlu ismi.

Ben de bir yıl öncesine kadar hep futbol yönüyle biliyordum Newcastle’ı. Kader treni, bundan tam bir yıl önce, yaşamak için bu şehre getirdi bizleri. Açıkçası çok da zorluk çekmedik bu güzel şehirde. Güzel bir sokakta çok güzel komşularımız oldu. Karşı komşumuz tiyatro ve sinema oyuncusuydu. Pandemi döneminde herkes evine kapanıp depresyona girerken; o, her gün komşularını saat tam 12’de kapı önüne davet edip şarkı söyleyip eğlendirdi, moral verdi. Bunu tam 100 gün ara vermeden ve dakika sektirmeden yaptı.

 

ÇOK KÜLTÜRLÜ BİR ŞEHİR

Güzel bir sokağın yanı sıra güzel bir mahalledeydik. Her kültürden insanların olduğu… Sokağımızın başındaki kocaman Saltwell Park’a her gidişimizde kibar İngilizlerle, farklı kültürden insanlarla karşılaştık. Yarısında Yahudilerin oturduğu mahallemizin çarşısındaki Arap marketlerinde Türk ürünlerine ulaşmakta zorluk çekmedik. Arap marketlerine Müslümanların yanı sıra İngilizlerin ve Yahudilerin de alışveriş için gelmesine şaşırmadık.

Ne de olsa bu ülkede herkes o, şu, bu değil, sadece insandı. Ana okulunda da, ilkokulda da, lise, kolej ve üniversitede de ilk öğretilen buydu: Siyah-beyaz yoktur, kadın-erkek yoktur, genç-yaşlı yoktur, inançlı-inançsız yoktur, engelli-engelsiz yoktur, sadece ve sadece ‘insan’ vardır… Biz de hiçbir ayrım yapmadan birçok insanla tanıştık, bazılarıyla dost olduk.

High Level Bridge üzerinden Swing Bridge (kırmızı-beyaz), Tyne Bridge (yeşil) ve şehir manzarası.

DİĞER NEWCASTLE’LARLA KARIŞMAMASI İÇİN…

Sadece sokağımız ve mahallemiz değil, şehrimiz de güzeldi. Gün geçtikçe yeni yerler keşfettik. Tarihi binalarıyla, modern yapılarıyla, alışveriş merkezleriyle, İstiklal Caddesi’ni andıran Norhumberland Street’iyle, köprüleriyle, İstanbul Boğazı’nı andıran Tyne Nehri’yle, kocaman parklarıyla, istediğiniz saatte istediğiniz kadar futbol oynayabileceğiniz yemyeşil sahalarıyla, İngiltere ve dünyadan birçok öğrenciyi kendine çeken üniversiteleriyle, güzel bir şehirdi Newcastle. Tam adıyla söyleyecek olursak, Newcastle upon Tyne (Tyne Nehri üzerindeki Newcastle)… İngiltere ve Kuzey İrlanda’da Newcastle ismiyle başka yerler var çünkü. Karışmaması için şehrin tam ismi bu şekilde.

Tyne Bridge üzerinden tarihi şehrin manzarası.

NEWCASTLE’IN GEZİLECEK YERLERİ

İngiltere’nin kuzey-doğusunda yer alan Newcastle’ın en popüler mekanlarından biri tabii ki İstanbul Boğazı’nı andıran Tyne Nehri’nin kenarı. Manzarasını gören evlerin kirasını ve fiyatını artıran nehir, şehri ikiye ayırıyor. Bir tarafında İstanbul’un Avrupa Yakası diyebileceğimiz Newcastle şehir merkezi, diğer tarafında da Anadolu Yakası diyebileceğimiz Gateshead… Biz Gateshead tarafında yaşıyoruz. Yürüyerek 20-25 dakikada, bisikletle 10 dakikada nehir kenarına ulaşabiliyoruz.

Nehir üzerinde 1800’lü yılların ortalarından 2000’li yıllara kadar yapılmış ve birbirine çok yakın 7 tane köprü bulunuyor. Bu köprülerin kiminden trenler, kiminden metro, kiminden arabalar, kiminden de sadece yayalar ve bisikletler geçiyor. Pazar günleri nehrin kenarında panayırı andıran çadırlar kuruluyor ve burada hediyelik eşyadan tutun, her kültürden yiyeceğe kadar birçok şey satılıyor. Günün her saatinde spor yapan insanlara rastlayacağınız nehir kenarında çok uzun yürüyüş ve bisiklet yolları bulunuyor.

Swing Bridge’ten (önde) arabalar ve yayalar, High Level Bridge’ten (arkada) trenler, yayalar ve belediye otobüsleri geçiyor.

Nehrin döküldüğü sahilde günde iki kez gelgit olayı görüldüğü için okyanus suları 20 kilometre içeriye kadar geliyor ve Tyne Nehri günde iki kez normal, iki kez de tersine akıyor. Okyanus suları 5 metre kadar yükseldiğinde nehir de yükselip yukarıya doğru akmaya başlıyor. Yükselme durup alçalma başlayacağı zaman su hareketsiz kalıyor. Bu sırada şehir ve köprülerle ilgili daha güzel yansıma fotoğrafları çekmek mümkün oluyor. Yükselme ve alçalma, ortalama 6 saat arayla tekrar ediyor.

Tyne Bridge’in karşısından yukarıya doğru yürüdüğünüzde, tarihi binalar arasından şehir merkezine ulaşıyorsunuz. Bu güzergâhta hemen her yer görülmeye değer. St. Nicholas Katedrali, Newcatle Tren İstasyonu, Dean Street, Grey Strett, Grainger Market (halk pazarı), Gray’s Monument, Newcastle Kalesi (Yeni Kale anlamına gelen Newcastle, ismini bu kaleden alıyor), Norhumberland Street, St. James Park Stadyumu… Buralara yürüyüş güzergâhı üzerinde kolayca ulaşabilir, iki saat içinde hepsini gezebilirsiniz.

ŞEHRİN BULUŞMA NOKTASI GRAY’S MONUMENT

Şehrin buluşma noktasının Gray’s Monument (Gray’in Anıtı) olduğunu söyleyebiliriz. Hemen herkes biriyle buluşacağı zaman burayı öneriyor. Aynen İstanbul’daki Taksim Anıtı gibi… Gün içinde burada birilerini bekleyen birçok insan görebilirsiniz.

Köprüler şehri Newcastle’dan bir başka görünüm.

Buraların haricinde Newcastle hinterlandı içinde yer alan North Shields, South Shields gibi sahil kasabaları da görülebilir. Özellikle yazın buralar çok hareketli oluyor. Günde iki-kez gelgit olayının görüldüğü bu kasabaların sahillerinde harika manzaralar oluşuyor. Bu sahillerde piknik yapabileceğiniz, keklerinizi yiyip yuvarlanabileceğiniz(!) devasa çayırlar yer alıyor.

Ayrıca, Harry Potter’ın çekildiği Alnwick Şatosu, ünlü Drakula efsanesinin geçtiği Whitby Abbey Manastırı ve harabeleri, yüzlerce yıl önce kaçakçılıkla ün yapmış Robin Hood’s Bay sahil kasabası gibi tarihi mekanlar da Newcastle’a ortalama birer saat uzaklıkta.

Atlas Okyanusu’na (Kuzey Denizi) dökülen Tyne Nehri, Newcastle’ı ikiye ayırıyor.

NEWCASTLE’DA YEME-İÇME

Kozmopolit bir şehir olan Newcastle’ın yeme-içme konusunda zengin bir kültüre sahip olduğu söylenebilir. Dünyanın birçok ülkesinde bulunan zincir restoranların yanı sıra değişik kültürlere ait mekanlar bulunuyor. Şehrin birçok noktasında İran, Pakistan, Hindistan, Kürt, Arap, Çin ve Türk yeme-içme mekanlarını görebilirsiniz. Öyle ki St. James Park Stadyumu’nun hemen yanında Çin Mahallesi olarak bilinen ve çok sayıda Çin lokantasının olduğu sokak bulunuyor. Lezzet, Pınar ve Ottoman adlı restoranlar ile Miami Pizza’yı şehirde ünlü olan Türk mekanları arasında sayabiliriz.

NEWCASTLE’DA TÜRKİYE VE TÜRKLER

Newcastle’da helal ürün satan bütün marketlerde Türk markalarını görmek mümkün. Diğer Müslüman ülkelerden ithal edilen ürünlerle Türk ürünlerini karşılaştırdığınızda, gerçekten gurur duyuyorsunuz. Türk olmayan nüfus da Türk ürünlerini tercih ediyor. Herhangi bir helal markete girdiğinizde Ülker, Eti, Pınar, Koska, Yayla, Aytaç ve Kurukahveci Mehmet Efendi gibi markaların yanı sıra Türkiye’den gelmiş meyve ve sebzelerle karşılaşmak mümkün

Pandeminin ilk günlerinde sokağımızda her gün şarkı söyleyerek komşularına moral veren oyuncu Eilidh Talman.

İngiliz olsun veya olmasın, tanıştığınız birçok insan Türkiye’ye gittiğini ve çok beğendiğini söylüyor. İstanbul, Antalya, Bodrum, Fethiye ve Marmaris, en çok gidilen ve beğenilen yerler. Türkiye, kur farkından dolayı İngilizlere çok ucuz geliyor ve tatil planlarında ülkemiz mutlaka yer alıyor. Tanıştığımız bir İngiliz, her yaz geniş aile olarak (yaklaşık 50 kişi) Marmaris’e tatile gittiklerini, geçen yaz pandemiden dolayı gidemedikleri için çok üzüldüklerini söyledi mesela. Hatta çok önceden rezervasyon yaptırmışlar ve iptal etmek durumunda kalmışlar. Kişi başı fiyatı çok merak ettim tabii. Sordum. Gidiş-geliş uçak bileti, havaalanı transferi, 5 yıldızlı otelde 10 gün her şey dahil toplam 450 pound (yaklaşık 4 bin 500 TL) olduğunu söyledi. 450 pound, burada insanların bir haftalık kazancı demek.

Newcastle’de birçok Türk yaşıyor. Çoğunu üniversitesi eğitimi için gelen öğrenciler oluşturuyor. Ankara Anlaşması ile gelip restoran ve berberlik gibi işlerle uğraşanlar da epey fazla. Ayrıca, son dönemde Türkiye’de yaşanan politik ve ekonomik sıkıntılar nedeniyle gelen eğitim seviyesi yüksek birçok insan da dikkat çekiyor.

Okyanunusun her gün iki kez 200 metre kadar çekilip yükseldiği South Shields sahili.

NEWCASTLE’IN HAVASI NASIL?

İnternette şehirle ilgili arama yaparken, İngiltere’nin en az yağış alan bölgesi şeklinde bir bilgiye rastlıyorsunuz. İngiltere genelde havası kapalı ve yağışlı bir ülke olarak biliniyor. Bir yıllık tecrübeme dayanarak Newcastle’ı çok soğuk olmayan, kışın bile güneşi görebildiğiniz, yazın hava sıcaklığının ortalama 25 derece olduğu ılık bir şehir olarak tarif edebilirim. Yağmur da öyle uzun uzun yağmıyor. Yağmurdan hemen sonra çıkıp yürüyüş yapmak harika. Bu arada, senede birkaç kez yarım saatte eriyen kar yağıyor. Bu yazı yazıldığı gün öyle oldu mesela.


Bu haberler de ilginizi çekebilir:

dOyuncu Eilidh Talman: Karantinada her gün sevgi dağıtıyorum

dZeytinburnu’ndan Fenerbahçe Sportif Direktörlüğü’ne: Emre Belözoğlu


Sonuç olarak, Newcastle gezmek için de, yaşamak için de güzel bir şehir.