‘Gölge’ Ecevit’in ardından…

97 yaşında tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybeden Rahşan Ecevit, şüphesiz siyasi tarihimizin en ‘etkin’ kadınlarından biriydi. Üstelik bu kimliği milletvekili,

YAVUZ GENÇ 18 Ocak 2020 PORTRE

Bülent ve Rahşan Ecevit çiftinin fotoğrafını bir seçim gezisi sırasında usta foto muhabiri Kadir Can çekmişti.

97 yaşında tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybeden Rahşan Ecevit, şüphesiz siyasi tarihimizin en ‘etkin’ kadınlarından biriydi. Üstelik bu kimliği milletvekili, bakan, ya da başbakan olmadan elde etti. Eşi Bülent Ecevit’in milletvekili seçilmesiyle, ressam kimliğini bir kenara koyarak siyasette çok etkili bir figür haline geldi. Bülent Ecevit’in başbakanlığının son döneminde ‘gölge başbakan’ olarak anılan Rahşan Hanım, parti teşkilatları ona bağlıymış gibi hâkimdi ortama. Milletvekili adayları belirlenirken onun sözü geçerli oluyordu, zaman zaman ‘Demir Lady’ olarak da anılıyordu. Onun beğenmediği ya da onaylamadığı partiler koalisyonlara dahil olamıyordu, ya da ‘etkili birilerinin’ devreye girmesiyle ancak koalisyon ortağı olabiliyordu. Sezgileriyle hareket eden bu güçlü kadın, kendince ‘tehlikeli gördüğü’ kişileri de eşinden uzak tutuyordu. Bülent Ecevit’in hastalığının son döneminde onu bir hastaneden apar topar ‘kaçırması’ yıllarca en çok konuşulan siyasi konulardan biri oldu.

ŞAİR BÜLENT VE ROMANCI RAHŞAN’IN AŞKI

1944’te İstanbul Robert Kolej’de tanışıp evlenmeye karar verdiklerinde resim ve şiirle dolu bir yaşam hayal etmişlerdi. Rahşan Hanım’ın yazdığı ‘Pülümür’de Aşk’ adlı roman, 2002 yılında tiyatroya da uyarlandı. Bülent Ecevit’in şairliği ise artık herkesin malumu. Ama tarih Bülent Ecevit’i şair, Rahşan Ecevit’i de ressam ya da romancı olarak kaydetmedi. Siyaset baskın çıktı, ikisi de kendilerini yanlışıyla doğrusuyla bir ülkenin tarihine damga vuran siyasetçiler olarak kaydettiler.

SADE VE MÜTAVAZI BİR TARZ

İsraftan kaçınan, mütevazı bir kadındı Rahşan Ecevit. Eşinin hastalandığı döneme kadar evinde bulaşık makinesi dahi bulundurmadığı biliniyor. Üzerinde hiçbir zaman pahalı giysi, takı, çanta ya da ayakkabı görülmedi. Sade ve şık olmayı tercih etti her zaman. Bugünkülerin aksine, son 50 yılına damgasını vurduğu ülkede hiçbir zaman ‘çantasının fiyatıyla’ ya da elbisesinin ‘ünlü modacısıyla’ anılmadı! Gömlek, etek, üzerine hırka ya da ceketle oluşturduğu ‘tarzı’ son nefesine kadar korudu. Bülent Ecevit’le zaman maddi zorluklar yaşadıklarını anlattılar yıllar sonra, parmaklarındaki yüzükleri sattıklarını da… Devletin tüm ‘malı’ önlerinde deniz gibi dururken ona göz diktiklerini hiç kaydetmedi ‘yolsuzluk dosyası’ hafiyeleri!

KÜRSÜDE KARAOĞLAN, SOKAKTA RAHŞAN

Bülent Ecevit, 1961 yılında Çalışma Bakanı, 1972’de ise CHP Genel Başkanı olduğunda, onun en büyük destekçisi Rahşan Hanım’dı. Siyasi kavganın içine öyle bir daldılar ki bu yoğun tempoda çocuk yapmayı dahi istemediler. Seçim meydanlarına birlikte gittiler, sokaklara birlikte çıktılar. Bülent Ecevit kürsülerde ateşli ‘Karaoğlan’ nutukları atarken Rahşan Hanım, halkın arasına giriyor, hem sokakta hem de devlet daireleri koridorlarında konuşulanları not alıyordu. Bugün tüm partilerin kullandığı ‘seçim otobüsü’ uygulamasını ilk kez Rahşan Ecevit akıl edip hayata geçirdi. İlk seçim otobüsünün giydirmelerini bizzat kendisi yaptı. Eşinin güçlü desteğini arkasına alan Bülent Ecevit siyaset sahnesinde çok hızlı yükseldi. Milletvekili, Bakan, 1972’de de ilk Başbakanlık deneyimini yaşamış oldu. Öldüğü güne kadar da gerek ülkedeki gelişmelerle ilgili gerekse de partisindeki gelişmeleri her zaman Rahşan Hanım’la istişare etti, gerektiğinde Rahşan Hanım’ın sözünü dinledi, onun istemediği işlerden vazgeçti. Bülent Ecevit’in mesajlarını halka daha etkili bir biçimde duyurmak için Umut adında bir gazete bile çıkardı.

HAMZAKOY’DA KURULAN HAYAL: DSP

1980 faşist askeri darbesi geldiğinde Ecevitlerin kapısı askerlerce ilk vurulan kapılardan biri oldu. ‘Zorunlu ikamet’ adresi olarak Hamzakoy’daki askeri tesislerde ‘misafir’ edildiler. Yetmişli yıllar boyunca cenazede karşılaştıklarında bile el sıkışmayan Bülent Ecevit’le, sonradan ülkenin Cumhurbaşkanı rolüyle ‘baba’ lakabını alacak Süleyman Demirel, birbirine yakın odalarda, ‘aynı denize bakarak’ kaldılar. Ama bir araya gelmediler. Darbe bile onları bir araya getirmedi. Bülent Ecevit’in yanıbaşında onun en büyük destekçisi Rahşan Hanım vardı, her zamanki gibi. Buradaki ‘zorunlu’ ikamet boyunca ileride kuracakları partinin hayalini kurdular. Bu hayal Bülent Ecevit’in ‘siyasi yasaklı’ olduğu 1985 yılında hayata geçti: Demokratik Sol Parti (DSP) kuruldu ve onun ilk Genel Başkanı Rahşan Ecevit’ti. ‘Halk için hakça düzen’ sloganını birlikte bulmuş, partiyi iktidara taşıyan ilk adımları yine birlikte atmışlardı. Siyasi yasaklar kalkınca Genel Başkanlığı eşine bırakan Rahşan Ecevit Örgütlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı oldu. DSP hızla büyüyerek, Ecevit’i iki kez Başbakanlık koltuğuna taşıdı.

RAHŞAN AFFI: DOĞRU MUYDU YANLIŞ MI

Rahşan Ecevit, ülkede bir genel affa ihtiyaç varsa bunu sağlayabilecek pozisyonda güçlü bir siyasi aktördü. Kamuoyunda ‘Rahşan Affı’ olarak bilinen 4616 sayılı ‘Şartla Salıverme Yasası’, Ecevit çiftinin en çok konuşulan icraatlarından biri oldu. Bu yasa nedeniyle yeniden iktidar olma fırsatı bulan Ecevitler, yasanın kapsamının genişlemesiyle bu aftan yararlananların yükünü yıllarca taşıdı. Rahşan Ecevit’in “kader mahkumları” için çıkartılmasını istediği ancak kapsamının genişlemesi nedeniyle, katillerin, cinsel suçları işleyenlerin de yararlandığı af çok tartışılmıştı. 22 Aralık 2000’de çıkan yasayla cezaevleri adeta boşaldı. Afla çıkan birçok tutuklu, kısa bir süre içinde işledikleri suçlar yüzünden yeniden cezaevine döndü. Bu tutukluların işledikleri suçlar nedeniyle yeniden hapislere dönmelerinin haberleri yıllarca Ecevit soyadıyla birlikte verildi.

HAYATA DÖNÜŞ: KANLI MÜDAHALE, KANLI MİRAS

Sol kimlikli Ecevit’lerin en çok eleştirildiği konu ise ‘Hayata Dönüş Operasyonu’ adı verilen cezaevlerindeki ölüm oruçlarına müdahale edildiği operasyon olmuştu. Hayata Dönüş Operasyonu, cezaevlerindeki bazı tutuklu ve hükümlülerinin F tipi hücre sistemine ve tecrit uygulamasına direnmek için 20 Ekim’de başlattıkları açlık grevi ve ölüm orucu eylemlerine karşı, 19 Aralık 2000 tarihinde, 20 cezaevine birden yapılan, 2’si asker 30’u tutuklu 32 kişinin öldüğü, yüzlerce kişinin yaralandığı, yaklaşık 10 bin güvenlik görevlisi tarafından gerçekleştirilen operasyonlara verilen resmi addır. Dönemin Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk, ölümlerin ‘mahkûmların birbirini vurması’ nedeniyle gerçekleştiği öne sürse de da yıllar sonra ortaya çıkan gerçeklerde ölen askerlerin dahi yine ‘askerin silahıyla’ vurulduğunu ortaya koyuyordu. Göz yaşartıcı gaz ve sinir bombalarının çıkardığı yangınlarda siyasi mahkûmlar çok feci şekilde can verdi. Operasyon sonrası kömüre sönmüş koğuşlarda mahkûmlarda silah olduğuna dair bir ize de rastlanmadı. Bülent Ecevit de Rahşan Ecevit de adına ‘hayata dönüş’ denen ancak hayat karartan o operasyonun bakiyesi eleştirileri öldükleri gün de dâhil olmak üzere her zaman aldılar. Rahşan Ecevit’in ölümünün duyurulmasının ardından o operasyonlarda yaralanmış, uzuvlarını kaybetmiş kimi isimlerin ‘hakkımız helal değildir’ şeklindeki sosyal medya paylaşımları oldu. Ecevit’lerin izin verdiği o operasyon solcu Ecevitlerin en çok eleştiri konusu yapıldığı ‘hata’ olarak kayıtlara geçti.

ZAMAN ARŞİVİ

Eşi ve yol arkadaşı Bülent Ecevit’ten 14 yıl sonra hayata gözünü yumdu Rahşan Ecevit. Geride hem eleştirilen, hem de takdir edilen pek çok ‘iz’ bırakarak. Rahşan Hanım, vasiyeti yerine getirilerek Bülent Ecevit’in yanına, devlet mezarlığında defnedilecek.