Fransa’da İslamofobi tehlikesine dikkat çekenler kripto-islamcı mı?

Fransa'da ırkçılık, yabancı/göçmen düşmanlığı ve İslamofobiye karşı savaşan bireyleri İslamo-solculuk ya da 'kripto İslamcılık'la suçlayan Macron yönetimi, Gilles Kepel gibi İslamofobik “İslam uzmanlarına” dayanarak politika belirliyor. Charlie Hebdo, ifade özgürlüğü için verilebilecek en iyi 10 örnekten ilk 5'e giremez.

MELİKE ÜLKER 11 Kasım 2020 YORUM

Paris’te Samuel Paty’nin, derste ifade özgürlüğü anlatırken Charlie Hebdo’da yayımlanan Muhammed (peygamber) karikatürünü göstermesi üzerine, sokak ortasında boğazı kesilerek öldürülmesi ve ardından gelen terör saldırıları Fransa’da sonu gelmeyen İslamcılık ve İslamofobi tartışmalarını yeniden alevlendirdi.

Tartışmanın Türkiye’ye yansıması ise Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, Fransız Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un akıl sağlığını sorgulaması ve Müslüman çoğunluklu başka ülkelerde de dile getirilen boykot çağrısını tekrarlamasının ötesine gidemedi.

İSLAMOFOBİ İLE SAVAŞAN ÇEVRELER ‘KRİPTO İSLAMCILIK’LA SUÇLANIYOR 

Artan İslamcı terör saldırıları sadece Fransa’da, ya da genel olarak Avrupa’da yaşayan Müslümanları değil, onların haklarını savunabilecek siyasi ve entelektüel oluşumları da tartışmaların ve saldırıların odağı haline getirdi. 22 Ekim günü Fransız Milli Eğitim Bakanı Jean-Michel Blanquer üniversitelerin islamo-solcular (islamogauchiste) tarafından kontrol edildiğini söyledi.

Sol eğilimli siyasi çevrelerde ırkçılık, yabancı ve göçmen düşmanlığı ve dolayısıyla da İslamofobiye karşı savaşan bireylerin sol çehresine bürünmüş kripto İslamcılıkla suçlanmaları yeni bir durum değil.

İslamo-solculuk nitelemesi 2002 yılından beri Fransız siyasi hayatının önemli bir parçası. Hatta Gilles Kepel gibi İslam dünyasını iyi tanımasıyla bilinen Orta Doğu araştırmacılarının da ağzına sakız olmuş bir ifade. Yeni olan, görünür çoğunluğunu Orta Doğu üzerinde çalışan akademisyenlerin oluşturduğu, İslam dünyasını iyi tanıyan ve aynı zamanda Müslümanları toplumun dışına iten eylem ve söylemlere karşı çıkan araştırmacıların ve aktivistlerin Fransa tarafından hedef haline getirilmeleri.

‘HOŞUNUZA GİDER YA DA GİTMEZ, FRANSIZ DEVLETİ İSLAMOFOBİKTİR’ 

Bu isimlerden biri de feminist ve ırkçılık karşıtı gazeteci ve aktivist Rokhaya Diallo. Geçen haftalarda Fransız-Alman televizyon kanalı Arte’de yayınlanan bir tartışma programının davetlilerinden birisi Diallo’yu “siyahi ve Müslüman bir kadın olarak söylemeyi kendisine hak gördüğü bazı şeylerle” 2015’te gerçekleşen Charlie Hebdo saldırılarını tetiklemekle suçladı.[1] İlerleyen günlerde Türkiye’yi de içine alan araştırmalarıyla tanınan Jean-François Bayart, Le Monde gazetesinde yayımlanan yazısında “Hoşunuza gider veya gitmez, Fransız devleti İslamofobiktir” dedi.[2]

Devletin köklerine kadar işlemiş göçmen, yabancı, Müslüman düşmanlığı ve ırkçılığın son örneği de 10 yaşındaki 4 çocuğun sabah saatlerinde operasyonla evlerinden alınmaları. Hepsi Türk asıllı olan bu çocukların evlerinin aranmasının ve yaklaşık on saat boyunca gözaltında tutulmalarının sebebi ise, ders esnasında Samuel Paty anılırken, öldürülmesini meşrulaştırmak olarak yorumlanabilecek şeyler söylemiş olmaları. 10 yaşında dört çocuğun polis zoruyla evlerinden alınmaları Fransız Milli Eğitim Bakanlığı’nın öngördüğü yaptırımlar arasında en sert olanı.[3]

FRANSIZ HÜKÜMETİ İSLAMOFOBİK İSLAM UZMANLARINA GÖRE HAREKET EDİYOR

Bu olayın Fransız siyasetinde görece küçük yere sahip “İslamo-solcu” medyalar ve böyle bir meseleyi asla kaçırmayacak Anadolu Ajansı dışında kimsenin gözüne çarpmamış olması da ilginç. Fransız hükümeti “İslamo-solcu” diye nitelendirip değersizleştirdiği uzmanlar yerine, İslamcı olabilecek tüm oluşumların harekete geçmeleri beklenmeden “başlarının ezilmesi” gerektiğini savunan Gilles Kepel gibi İslamofobik “İslam uzmanlarına” dayanarak hareket ediyor gibi görünüyor.

İslamo-solcuların “faşist kutbun” (fachosphère) vazgeçilmez bir parçası olarak gördükleri Kepel’e göre, mesele sadece radikal İslamcı ve cihatçı ağları keşfedip onlara karşı savaşmakla çözülebilecek gibi değil. İslami ya da İslamcı “kutup” (islamosphère) olarak adlandırdığı çevrede çıkabilecek her sese dikkat edilmeli ve harekete geçmelerine olanak vermeden başları ezilmeli.[4]

Belki de 10 yaşındaki 4 çocuğun Samuel Paty’nin anılması konusunda yeterince heyecanlı olmadıkları için evlerinden silahlı operasyonla alınmalarının sebebi de budur: Harekete geçmeden başlarını ezmek. Mediapart’ın aktardığına göre çocuklar bu olaylardan beri okula gitmekten korkuyor ve geceleri kabuslar görüyorlar. İki kutbun da hakkında ağızlarını açmaya cesaret edemedikleri mesele ise, Fransız devletinin en büyük meşruiyet kaynaklarından ve en büyük silahlarından biri olan ifade özgürlüğü. Dünyaya ‘medeniyet getirmiş’ Fransa’nın en büyük kutsalı “İnsan Hakları” dolayısıyla ifade özgürlüğü.

İFADE ÖZGÜRLÜĞÜNÜN ÖNÜNDEKİ EN BÜYÜK ENGEL CİHATÇI TERÖRİSTLER Mİ?

Müslüman düşmanlığına karşı tavır alan akademisyenleri kripto İslamcılıkla suçlayan Milli Eğitim Bakanı’nın denetimi altındaki okullarda ifade özgürlüğü hangi örnek üzerinden anlatılıyor? Charlie Hebdo. Espri anlayışı Fransız toplumunun ötekileştirilmiş kesimleri, yani kadınlar, siyahlar, Müslümanlar, ya da daha doğrusu beş göbek Fransız “beyaz” erkekler dışında herkesle dalga geçmek olan bir mizah dergisi. İfade özgürlüğünü sınırlayan ne? Cihatçı teröristler. Peki, tarihsel olarak ifade özgürlüğünün karşısındaki en büyük engel cihatçı teröristler mi?

Charlie Hebdo, Charlie Hebdo adıyla yeniden doğmadan önce Hara Kiri ismiyle yayınlanıyordu. Charle de Gaulle’ün ölümünü “pornografik” bir şekilde yansıttığı için teröristler değil, devlet tarafından kapatıldı. Dolayısıyla Charlie Hebdo, katliamın bütün güncelliğine rağmen… Çizerlerinin ve savunucularının vahşice katledilmesinin hiçbir surette meşrulaştırılamayacağı akılda tutularak… İfade özgürlüğü için verilebilecek en iyi on örnekten ilk beşe giremez.

 

[1] https://twitter.com/RokhayaDiallo/status/1319002165810221058?s=20

[2] https://www.lemonde.fr/idees/article/2020/10/31/jean-francois-bayart-que-le-terme-plaise-ou-non-il-y-a-bien-une-islamophobie-d-etat-en-france_6057987_3232.html

[3] https://www.mediapart.fr/journal/france/091120/apologie-du-terrorisme-les-familles-d-albertville-disent-leur-stupefaction?utm_source=twitter&utm_medium=social&utm_campaign=Sharing&xtor=CS3-67

[4] https://www.lemonde.fr/idees/article/2020/10/20/gilles-kepel-la-loi-contre-le-separatisme-doit-traiter-les-causes-et-non-les-seules-consequences_6056644_3232.html

Takip Et Google Haberler
Takip Et Instagram