Altun’dan neden Goebbels olmaz?

Bakıyorum da, Fahrettin Altun’u pek çok insan yanlış değerlendiriyor. Altun sadece Saray'ın iletişim başkanı değil artık. Pelikan çetesi dağıtıldıktan sonra başıboş kalan trol çetesinin de yeni lideri o. Troller başıbozukluktan düzenli orduya geçti Fahrettin Altun'la...

FİKRİ DOĞAN 25 Nisan 2021 PORTRE

Üşenmedim baktım. Bir insan günde ortalama 21 bin kere gözünü kırpıyormuş. Bu da herhalde 2-3 saniyede bir kez göz kırpmak anlamına geliyor. Bu bilimsel açılışı niye yaptım? Şimdi bir insan getirin gözünüzün önüne. Kocaman yüzünün yarısını kapatan gözlüklerinin ardından, hiç göz kapağı yokmuş gibi, gözünü hiç kırpmadan dik dik size bakıyor. Ya da baktığı duygusuna kapılıyorsunuz. Ürperti verici değil mi? Her basın toplantısında Erdoğan’dan çok dikkat çekmeyi başaran danışmanı  bu duyguyu uyandırıyor. Evet Erdoğan’ın gönüllü ‘Goebbels’liğine soyunan Fahrettin Altun’dan söz ediyorum.

Fahrettin Altun’u görünce aklıma nedense Saddam’ın enformasyon bakanı Es Sahaf geliyor. Hani Amerika Irak’a saldırdığında, ‘ABD’yi şöyle perişan ettik, böyle perişan ettik’ diye atıp tutuyordu. İki hafta geçmeden ABD askerleri elini kolunu sallayarak Bağdat’a girmişti. Hah işte Altun bende tam o çağrışımı yapıyor. Çünkü Fahrettin Altun iletişim başkanı ama zannımca kendisi de dahil kimseyle iletişemiyor. Sonra devletin maaşlı bir elemanısın. Senin neyine siyasetçi gibi Erdoğan’cılık oynamak. Çok eğreti duruyor. Sanırım fikren Goebbels’i örnek alıyor ama pratikte sıkıntı var.

KUZGUNCUK’TA VAKIF ARAZİSİNE ÇÖKÜŞ

Fahrettin Altun ve eşi Fatmanur Hanım’ın ismini Kuzguncuk’taki ev işiyle ya da çifte ballı maaş haberleriyle duydunuz muhtemelen. Neydi konu? Altun ve eşi Kuzguncuk’ta milyonlarla alınamayacak bir vakıf arazisini 258 (yazıyla iki yüz elli sekiz) liraya kiralamış, üzerine de kanuna uymayan bir şeyler inşa etmeye çalışıyorlardı. Konu gündeme düşünce Fahrettin Altun ve Fatmanur hanım pençelerini çıkardı. Altun, şahsında TC hükümetine ve Cumhurbaşkanına darbe yapılmaya çalışıldığına hükmedip, ‘topunuz gelin topunuz’ diye meydan okudu. Sonra da haberi yapanların kendisi ve eşini teröre hedef gösterdiğini iddia edip, paylaşım yapanların bile ‘terör’den yargılanacağını savundu.

BALLI MAAŞLAR KADAYIF ÜSTÜ KAYMAK!

Sonra ikinci bomba patladı. Çiftimizin 4 yerden birden maaş aldıkları ortaya çıktı. Fahrettin Altun aynı zamanda borsa İstanbul’dan maaş alıyordu. Fatmanur Altun kocasının bir adım önüne geçip, aldıkları çift maaşları ‘Daha fazlasını kazanabilecek kabiliyetteyiz. Fedakarlık yapıyoruz. Sabrımızı sınamayın’ diye tehditler savurarak savundu. TÜRGEV’in başkanı olan Fatmanur Altun, kurucuları arasında Erdoğan’ın küçük kızı Sümeyye Erdoğan’ın bulunduğu KADEM’in Yönetim Kurulu Üyesi. THY Yönetim Kurulu üyesi de olan Altun, Marmara Üniversitesi’nde de öğretim üyeliği yapıyor.

ALTUN AİLESİ NEREDEN NEREYE?

Bu girizgahtan sonra Altun ailesi hangi yolardan geçti de buralara geldi bir bakalım da şu hayattan umudumuzu kesmeyelim isterseniz! Alamanya’da doğup sonradan anavatana kesin dönüş yapan Fahrettin Altun’un buralara geleceği kimin aklına gelirdi ki? Gençliğinden beri medyaya meraklıydı Fahrettin Altun, amma puanı yetmemiş İstanbul sosyolojiyi tutturabilmişti üniversitede. Sosyoloji okurken bile gazeteci olma hevesindeydi kendisi.

HEY GİDİ 90’LI YILLARIN MUHAFAZAKAR MEDYASI

Medya dediysem yanlış anlamayın. O zaman böyle medyanın yüzde 90’ı ellerinde değildi tabii ki. Bakmayın şimdi analarından ‘Medya Grup Başkanı’ doğmuş gibi kasıla kasıla gezinmelerine, o zaman ‘muhafazakar medya’ vardı. Bir elin parmakları kadar bile yoktu sayıları. Sonradan terörist ilan edip el koydukları Samanyolu TV, Zaman Gazetesi başta, Yeni Şafak, Kanal 7, Milli gazete… Hepi topu bu…

Kanal 7 Reşitpaşa’da 5 ayrı müstakil binada konar göçer aşiretler gibi dağınık, Yeni Şafak Topkapı’da yıkıldı yıkılacak bir binada, Milli Gazete de yine Topkapı’da eski bir binada ayakta kalma savaşındaydı. O zamanki muhafazakar medyada eli ayağı düzgün, kurumsallaşmış, modern binası olan, ‘insani ölçülere’ en yakın yerler ‘cemaat’ kurumlarıydı. O yüzden de şimdi terörist ilan ettikleri o kurumlar İslamcılar için çok önemliydi. Öyle ya ilk kez eli ayağı düzgün muhafazakar medya kuruluşu vardı. (Şimdinin ağaları-beyleri şu yazdıklarımın birine ‘yalan’ derse size söz haftaya noktası noktasına yazarım 90’lı yılların.)

STV’NİN MÜDAVİMİ ZAMAN’IN YAZARI

Neyse biz dönelim Fahrettin Altun’a. İşte o yıllarda gazeteci ya da televizyoncu olmak isteyen pek çok genç gibi Fahrettin Altun da bir elin parmağını geçmez medya kuruluşunda çokça vakit geçirirdi. Bir gün Yeni Şafak’ta başka bir gün Kanal 7’de…. Ama en çok da Samanyolu TV’de ve Zaman Gazetesi’nde… Neden derseniz? Oraların ortamları daha nezihti ve yemekleri daha lezzetliydi. (Yazar burada gülüyor)

Mesela altını çizerek tekrar yazıyorum. Samanyolu TV’ye çok uğrardı Fahrettin Altun. Arkadaşları vardı ve onları çok sık ziyaret ederdi. Hatta arkadaşlarıyla STV’nin içinde hatıra olsun diye çektirdikleri fotoğraflar ve videolar vardı. Kim bilir ne oldu onlara? Güzel günlerdi anlayacağınız.

AKADEMİ DE YÜRÜDÜ GİTTİ

Bu arada Fahrettin Altun, akademik tarafını da boş bırakmadı tabii ki. Mimar Sinan Üniversitesi’nde yüksek lisansını tamamlayıp koluna bir altın bilezik daha taktı. 2006’da da İstanbul Üniversitesi’nde ‘’McLuhan ve Baudrillard’ın Medya Kuramlarının Karşılaştırmalı Çözümlemesi’’ başlıklı teziyle sosyoloji doktoru oldu. Tezi erişime açık bu arada. Ben biraz göz attım. Çok fazla ‘McLuhan şunu dedi, Baudrillard bunu dedi’’ cümlesi görünce hepsini okumaktan vazgeçtim ama siz merak ediyorsanız bir göz atın.

FATİH ÜNİVERSİTESİ’NDE HOCALIK YAPTI

Burada ilginç bir durum var sevgili okuyucu. Fahrettin Altun doktorasını da yapınca soluğu nerede aldı? 15 Temmuz’dan sonra el konulan Fatih Üniversitesi’nde. 27 bine yakın mezun verdikten sonra kayyıma devredilen Fatih Üniversitesi! Binaları ‘İslamcı’ üniversitelere peşkeş çekilen Fatih Üniversitesi! Hani şu önünden geçenin gece yarısı kapısı kırılarak ‘terörist’ diye gözaltına alındığı üniversite var ya, işte ondan bahsediyorum. Fahrettin Altun burada sosyoloji dersleri veriyor uzun süre.

2008’DE ZAMAN’DA YAZILAR YAZARDI

Hatta o yıllarda Zaman Gazetesi’nde yazılar yazıyor ara ara. Mesela bir yazısı var 2008’de yazdığı, ‘Muhafazakar Demokrasiye ne oldu?’ başlıklı. Hadi tam tarih de vereyim. 26 Ocak 2008’de yazmış. Bir kere Erdoğan’ın en hassas olduğu konuda oltaya takılıyor Fahrettin. Azıcık politik gündemi takip edenler Erdoğan’ın partisine AKP denilmesine ne kadar öfkelendiğini bilir. Fahrettin Altun yazının başından sonuna kadar AKP diye bahsediyor şimdiki velinimetinden. Efendim muhafazakar siyaset kavramı falan anlatıp, AKP’nin muhafazakar siyaset uygulamadığını, uyguladığı siyaseti muhafazakar diye lanse etmeye çalıştığını falan anlatıyor. Daha uzatıp başınızı şişirmeyeyim şimdi.

Eşi Fatmanur Altun da 2010’larda paralel bir yürüyüş yapıyor. Fatmanur hanım da zaman zaman Zaman Gazetesi’nde köşe yazıları yazıyor. Hatta bu yazıları kendi Twitter adresinde takipçileriyle de paylaşıyor.

CV’LERDE STV-ZAMAN-FATİH ÜNİVERSİTESİ YOK

Yıllarca Fatih Üniversitesi’nde çalışan Zaman Gazetesi’nde yazılar yazan, Samanyolu TV’de vakit geçiren Fahrettin Altun, güncel CV’lerinin hiçbirinde bu dönemden bahsetmiyor. E be güzel kardeşim ‘Aslını inkar eden…’ diye bir atasözü de mi duymadın? Ama hanginiz o kurumların kapısında dolanmadınız ki? Hanginiz ‘iş’ diye ‘aş’ diye gelmedi ki? Ve sor şimdi -yine el konulmuş bir mülk olan- bilmem kaç katlı ‘İletişim Başkanlığı’ kulesinden kafanı çıkartıp, kim eli boş döndü!

Mesela SETA’daki özgeçmişte, ‘’Fahrettin Altun 2002-2003 yılları arasında Utah Üniversitesi Siyaset Bilimi Bölümü’nde misafir araştırmacı olarak bulundu. İstanbul Şehir Üniversitesi’nin kurucu akademik kurulunda yer aldı ve İletişim Fakültesi’nin kurucu koordinatörlüğünü yaptı. Bu görevlerinin yanı sıra 2008-2014 yılları arasında İstanbul Şehir Üniversitesi’nde İletişim Bölüm Başkanlığını ifa etti.’’ diye yazıyor. 2003-2008 arası boş yani. Allah muhafaza bir bilmeyene denk gelse, çocuk o kadar uğraşmış okumuş, doktora yapmış 5 sene işsiz güçsüz dolaşmış diye üzülür. Yapmamak lazım böyle şeyler.

ŞEHİR ÜNİVERSİTESİ’NİN KURUCULARI ARASINDA

2008’li yıllarda Ahmet Davutoğlu ve ekibi AKP’nin gözdeleri arasında. Altun, Davutoğlu ekibi ile temasta bulunuyor bir süre. Bu yakınlık ona Davutoğlu’nun gayretleriyle kurulan İstanbul Şehir Üniversitesi’nin kapılarını açıyor. Üniversitenin kurucu akademik kurulunda yer alıyor. Yetmiyor 2014 yılına kadar aynı üniversitenin iletişim bölüm başkanlığını yapıyor. Şehir Üniversitesi’nin mütevelli heyeti başkanı kim? Ülker’in sahibi Murat Ülker. Bu arada Sabah Gazetesi’nde köşe yazan SETA’nın İstanbul Koordinatörlüğü’nü yapan Altun’un yıldızı da parladıkça parlıyor.

Ekim 2015’te Şehir Üniversitesi’nin rektörlüğüne Ali Atıf Bir’in atanmasına tepki gösteren Fahrettin, SETA’dan çalışma arkadaşı 2 isimle birlikte üniversiteden istifa ediyor. Hiç ara vermeden İstanbul Medeniyet Üniversitesi’nde öğretim görevlisi olarak akademik kariyerine devam etti. Oradan da İbn Haldun Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanlığı’na yatay geçiş yaptı.

YERLİ MİLLİ’LİĞE HIZLI GEÇİŞ

Saray’daki yerini sağlamlaştıran Fahrettin Altun’un son bir sıçrayış için hamleye ihtiyacı vardı. ‘Yerli ve Milli’ olduğunu Reis’e göstermesi gerekiyordu. Altun, 5 Temmuz 2018’de sokakta satılan bir kısım kitapların fotoğrafını çekerek Twitter’da ‘’Artık yerli ve milli kültürün zamanı gelmedi mi?’ diye paylaştı. Fotoğrafta Selahattin Demirtaş’ın, Elif Şafak’ın kitapları ve KHK zulmünü anlatan bir kitap vardı. Mesaj yerine ulaşmakta gecikmedi. Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile Basın-Enformasyon Genel Müdürlüğü lağvedildi. Yerine Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı kuruldu. Tabii olarak Altun da kurumun ilk başkanı olarak atandı.

FİLDİŞİ KULE TABİRİ BURAYA UYAR MI?

Kendisine ve ekibine Ankara’nın göbeğinde bir gökdelen tahsis edilen Fahrettin Altun, o günden sonra ‘Amcasının bakkal dükkanına girmiş şımarık çocuk’ edasına büründü. Gebze’de zor şartlarda imam hatip okuyan genç gitti yerine astığı atık kestiği kestik bir militan geldi. Bakıyorum da, bu yeni Fahrettin Altun’u pek çok insan yanlış değerlendiriyor. Fahrettin Altun sadece iletişim başkanı değil artık. Pelikan çetesi dağıtıldıktan sonra başıboş kalan trol çetesinin de yeni lideri. Troller başıbozukluktan düzenli orduya geçti de diyebiliriz yeni duruma.

Şatafat konusunda kocasından hiç de aşağı kalmayan Fatmanur Altun’un geçmişte yaşadığı debdebe de bugünlerde patladı. 2014’te İBB’ye bağlı Kültür AŞ’de yöneticilik yapan Fatmanur Altun’a, Brüksel’de 229.800 euroya ofis kiralandığı ortaya çıktı. Altun’a tutulan ofisin 216 bin Euro tutarındaki tadilat masraflarının da ‘devlete’ ödetildiği belgelendi. Üstelik bu ofisin AKP’nin kurduğu Yunus Emre Vakfı’nın hizmetine sunulması ise işin tuzu biberi oldu.

Yazının başına demiştim ya ‘Siz eski Fahrettin’i bilmezsiniz’ diye. Yeniyi de biz tanıyamıyoruz itiraf edelim. O da devrini sürecek, sefasını sürecek, kesesini dolduracak, derebeyliğini yapacak diğerleri gibi. Konuyu merhum Ozan Arif’in meşhur bir dörtlüğü ile bağlayalım da söz yerine gitsin:

İyi alıştınız işrete meşke

Kiminiz saraya kiminiz köşke

Bilin ki Allah’a imandan başka

Zarardır her şeyin çoğu demişler

Takip Et Google Haberler
Takip Et Instagram