‘Dış güçlere’ en uygun ortamı ekonomi yönetimi sağladı’

Eski Borsa İstanbul Başkanı ve Gelecek Partisi Kurucusu İbrahim Turhan: Türkiye’ye zarar vermek isteyebilecek dış güçlere en uygun ortam bizzat ekonomi yönetimi tarafından sağlandı.

KRONOS 13 Eylül 2020 EKONOMİ

Eski Borsa İstanbul Başkanı ve Gelecek Partisi Kurucusu İbrahim Turhan, Türkiye’ye zarar vermek isteyebilecek dış güçlere en uygun ortam bizzat ekonomi yönetimi tarafından sağlandığını belirterek, “İzlenen politikalarla; finansal sistem saldırıya açık, ekonomi kırılgan, TL zayıf hale getirildi. ‘Tuzak kuruldu’ diye kıyameti koparanlar tuzağın ortasına atladılar”dedi.

Turhan, ekonomideki gelişmeleri Twitter hesabından twit dizisiyle değerlendirdi. Turhan’ın ekonomideki gelişmelerle ilgili mesajları şöyle:

“Bir an için ekonomide yaşanan sorunlarla ilgili ‘dış güçler, büyük oyun, saldırı’ iddialarını kabul etsek, şu soruyu sormamız gerekiyor: Bu büyük oyunu, dış güçlerin planlarını fark eden ekonomi yönetimi, bunları boşa çıkarmak için ne için ne yaptı?

MERKEZ BANKASI KOMUTLA ÇALIŞAN KURUM OLDU

Merkez Bankasını tamamen komutla çalışan bir kurum haline getirdiler. Önce faizi düşürüp aşırı parasal genişlemeye gittiler. İktisat kuramının öngördüğü üzere kurda yukarı yönlü hareket olunca bunu “TL’ye saldırı” olarak tanımlayıp kuru belli seviyelerde savunmaya kalktılar.

Merkez Bankası faizleri enflasyonun altında tuttu. TL’ye güven kalmadı, dövize yönelimi bastırmak için gevşek sermaye kontrolleri ve vergiler kullanıldı. Yabancı yatırımcı kovulmaktan beter edildi ama çıkarken ucuz fiyattan döviz alacağı ortam sağlandı.

Faiz düşük tutulduğu için tüketim arttı. Kredi genişlemesinin ve düşük tutulan kurun etkisiyle yüksek vergilerle sınırlanmaya çalışılsa da dış ticaret açığı kontrolden çıktı. Altın talebi tablonun daha da ağırlaşmasına sebep oldu. Bu da kur üzerindeki baskıyı artırdı.

İki yılda 100 milyara yakın rezerv yakıp Türkiye’yi kısa vadeli döviz yükümlülüklerini karşılayamaz hale Merkez Bankasını swaplarla kırmızı bakiyeye düşürdükten sonra, “eşekten düşmeseydim de zaten inecektim” diyen Nasrettin Hoca gibi “rekabetçi kur” söylemine sarıldılar.

BANKALARA KREDİ VERMELERİ İÇİN BASKI YAPTILAR

Bankaların kredi vermesi yönünde hem düzenlemeler hem sözlü yönlendirme ile baskı oluşturdular. Kredi verme konusunda temkinli davranan bankalara ceza uyguladılar. Faizi yapay olarak bastırdılar. Şimdi ise 180 derece dönerek kredi koşullarını sıkılaştırmaya yöneldiler.

Merkez Bankası faizi artırmıyormuş gibi yapıp fonlama maliyetini dolambaçlı yollardan artırdı. Kamu bankalarının, Hazinenin döviziyle Hazinenin ihraç ettiği döviz cinsi tahvilleri alarak açık pozisyon kapattıları dedikodu olmaktan çıktı. Arka kapı işlemleri alıp yürüdü.

DÖVİZ ÜZERİNDEKİ BASKILAR ALTINI PATLATTI

TL, böyle mantıksız ve tutarsız kararlarla, denetim ve zorlama ile korunmaya çalışıldıkça güven iyice sarsıldı. Döviz üzerindeki baskılar yüzünden bu defa altın talebi patladı. Giderek para sistem dışına çıkmaya, sermaye piyasasında irrasyonel yatırımlara yönelmeye başladı.

Düzenlemeler, kararlar, uygulamalar yaz-boz usulü sürekli değiştirildi. Politika tutarlılığı kalmadığı gibi öngörülebilirlik de tamamen yok oldu. En kötüsü, ekonomi yönetiminin durumun vahametini hâlâ anlayamadığı veya kabul etmemekte direndiği görüntüsü verildi.

TUZAĞIN ORTASINA ATLADILAR

Türkiye’ye zarar vermek isteyebilecek dış güçlere en uygun ortam bizzat ekonomi yönetimi tarafından sağlandı. İzlenen politikalarla; finansal sistem saldırıya açık, ekonomi kırılgan, TL zayıf hale getirildi. “Tuzak kuruldu” diye kıyameti koparanlar tuzağın ortasına atladılar.

HATALARI GÖSTERENLERİ SUÇLUYORLAR

Şimdi, hatalarını gösterenleri suçluyorlar. Hastalığa yol açan yanlış davranışlarda uyarılara rağmen ısrar edip sonra teşhis eden doktoru, tahlil sonuçlarını ortaya koyan laboratuvarı suçlamak gibi. Yarattıkları ağır tabloda kendi sorumluluklarını gizleyebileceklerini sanıyorlar.”

Abone Ol Google News